uragan/günlük
bir nev'İ anı deposu

Göç

6/29/2009 09:24:00 PM
göç

Göç oldu bir acıdan öbür acıya
oysa sağrısı kurumamıştı atımızın
daha dün sürüp gelmiştik buralara
bugün göründü yine yolların ucu

Devrildi kıl çadırlar seher vakti
usulca uyandırıldı çocuklar
ve kadınlar bohçası çözülmemiş
bir keder gibi gibi düştüler yola

Turnalar gitti biz gittik
bitmedi peşimizdeki nal sesleri
nerde konaklasak tedirgindik
kuruyordu ırmaklar ve göller

Bir yangın gibi taşıyıp durduk
kederi ve acıyı göğsümüzde
yer gök duman içindeydi sanki
genzimizi yakıyordu ayrılıklar

Zulüm bırakmadı peşimizi hiç
biz gittik o buldu izimizi
konar göçer olduk yedi iklimde
tanığımızdır dağlar taşlar

Yalnız bir öfke ışıltısı kaldı
gözlerimizin yorgun sularında
yaşamak bir inat oldu artık
yaşamak bir direnme oldu zulme

Ve işte devrildi yine kıl çadırlar
göç başladı bir acıdan bin acıya
Geride akşamın küllenen ateşi
ve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı


ahmet telli



Read On 1 yorum

Dilediğim en güzel hayat / Çöplerin içinde rüya aradım / Düştümse eğer sana bakarken düştüm

6/29/2009 01:29:00 AM




Başım Eğik Dilim kapalı Gözler

Asrımızın zarif düşünceli gençlerinden biri
Kederli elini
Temiz alnına koyarken fikretmek için
Çocukların susması
Kuşların ve kedilerin uzaklaşması
Haritaları üzerine bezlerin atılması
Lambaların kısılması
Kadınların bir vakit konuşmadan
Yaşaması gerekebilir
Ve açılabilir görüntümüz Sahnemiz perdemiz:
Hergün bir miktar kros boksit asit
Ve arenamız
Dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanabilir

Baş efendimiz
Görüntümüz
Sahnemiz
Perdemiz

Eğer dualanmasaydı sesimiz
Eğer yaradandan o güzel ağız
Açık ve seçik
Dilemesiydi demeseydi
'Allah
Sesinizi
Mağrıptan Maşrıka Kadar Duyursun'
Düşünmezdim üzerinde
Binmezdim deli deli koşan küheylan

Bildim Sensin Sen Sen
Diri Diri Diri Şahım
Diri Şahım Diri Diri
Dirilt Alemi Alemi Alemi Alemi

Çünkü dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanmıştır
Bunların üzerine ezan
Ucu sancılar vuran
Bir kırbaç olmalıydı
Her duyan
Bağrını açmalıydı akan kanı da sevdayı da yorumlamaya almalıydı
Hayır dokuzyüz
Milyon müslüman
Tarihin hülyalarından vazgeçmiş olabilir AMA BEN

Elim dizlerime Vur Kalk
Müslümanlar uyanın Eller Dizlere Vur Kalk
Yumruklar dizlere vur vur
AMA BEN Ama ben Ama ben Ama ben

Korku gerek tenlere etim kalbur
Deşer bakışın kıyar da kıyar

Korku gerek reca gerek
Yanlış anlaşılmış olabilir
Sesini duyuyorum kendimin/kelimeler kendinden emin değil

Yanlış anlaşılmış da olabilir
Aklım başımda mı! Değil

Ve sesimi duyuyorum
Kaburgalarımın gelip artık kavuşamadıkları iniltiden
-Kulun korktuk şerrinden
Ağzımız yerlerde kaldı gerçek dilimizden akmadı
Kuldan korkarken gel zaman git zaman
Bir hayat ki haşa korkmadan yaradandan
Ama elbet ruhumun vazgeçilmez akışı baş çarptığım kayalıklar

Irmaklarımın altından akan ırmak
Sandal sefalarım Marmara toprakları
Ama söyle olmuşsa yüzüme karşı söyle neyi inkar ettim

Dilediğim en güzel hayat
Çöplerin içinde rüya aradım
Düştümse eğer sana bakarken düştüm

Sen dinç zaman
İşte kuluçkan
Bereketle taşan yağ küpleri gibi
Parmaklardan akan çeşmeler gibi

İşte sinem kalabalık ve kendine zinde
Kullardan pervasız nesillerden biri

Aha Şeyhefendim Aha yüreğim
Göz kapanır akıl susar susar akıl
İstersen haydi haydi haydi
Yeryüzünün bütün gümbürtülerini çağır

Çehrenden o azgın maskeyi dök
O evleri kedere boğ
Nasıl olsa her kucaklandığın dalgada
Bir gemi kadavrası gibi ikiyüz yıl parçalandın

Mahşerinde uyanacaksın
Ağzının

Korkuyorum o nedenle
Başım eğik
Dilim kapalı


cahit zarifoğlu

ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Read On 0 yorum

Kayıt tamam / eşyaya puzzle muamelesi / düğün / altın hızma

6/28/2009 02:17:00 AM
  • Bugün elif hanımın kaydını yaptırdık babamla birlikte. Okula başlayacağına inanmak ne zor. Ev işi sevmeyen ve de zorda kalmadıkça yapmayan bi kadın olarak vaktimin büyük bi bölümünü elif'e ayırdığım düşünülürse, acayip bi boşluk hissedeceğim okullar açıldığında. Oh ne ala, sosyal kızım nihayet sosyal hayatını zirveye ulaştıracağı bir imkan buldu kendine. Sanırım Zeynep öğretmenin en büyük şikayeti gevezeliği ve aşırı hareketliliği olacak, Hayriceğimin benden şikayetleri gibi :)
  • Son bir aydır ev eşyalarına puzzle parçası muamelesi yapıyorum. Ordan oraya, olmadı şuraya derken denemediğim şekil kalmadı. Nıt olmuyor, ev küçük eşya büyük, istediğim huzur verecek atmosferi oluşturamıyorum bi türlü, bu benim huzursuz bi tip olmamdan kaynaklanıyorsa -ki kuvvetle muhtemel- yaşlandığımda ciddi bel ağrıları çekeceğim garanti.
  • Puzzle konusunda bugün kara kardeşimin de desteğiyle çığır açtım resmen. Antreye attığım gardrobumun ikinci parçasını yatak odasına taşıdık binbir zahmetle. Boyu kapılardan uzun olduğu için eğmek gerekti, alan da dar, ama pes etmedik. Değişik açı çalışmalarından sonra başardık. Bilo, geometrime sıfır verdi, ben de kötü olduğunnu biliyorum zaten hıh. Şimdi antreyi boyayıp, oraya kütüphaneyi taşımayı planlıyorum. Bir de mutfağı boyarsam, geniş çaplı bir temizliğe girişebilirim artık. Vay halime !!!
  • Tavla maceramız her akşam attığımız, beşi bulan kazanır, sistemiyle devam ediyor. Bi acemi için fena sayılmam, hatta 2 puanlık marslar bile yapıyorum, he he.
  • Ankara il halk kütüphanesine üye oldu kardeşcağızım, iki kitap getirmiş, İlber Hocadan. Gidecekler diye birine başladım ben de hemen. Hasan Cemal yarım yarım bekleyecek biraz daha, ne yapalım. İstediğim kitaplardan o kadar bahsetmiştim ama unutmuş kerata, yaz ver bana diyor, yaşı kaçsa daha. Okumadın di mi burayı oooolum:)


  • Elvankent'te açılan belediyeye bağlı merkeze gitmeyi planlıyorum önümüzdeki hafta, bağlama ve platese kaydolmak için. Küçük hanım için de etkinlik grubu varmış, takılırız beraber, tembelliğim tutmazsa. Benim sazım kısa sap(çöğür) gerçi ama, sorun olmaz inşaallah.
  • Bu hafta içi de kına - düğün filan geçecek, Ali'nin teyze kızı evleniyor. Ben hediyemi hazırladım ama Ali'nin siparişini yaptırmak Bilo'ya kaldı. Asker künyesine tebrik mesajı yazdıracak, ben de Ali'ye vekaleten onu takacağım M'ye :)
  • Sanki yazacak daha çok şey birikmiş gibi ama yeter be, uykum geldi aaaaa. İki yıl ismini bilmeden, son bir yıldır da adıyla sanıyla favori türkücüm olan Aysun Gültekin 'den güzel bir türkü ekleyeyim de, kulaklarımın pası silinsin. Ne kadar kendine has ve güçlü bi sesi var ya helal olsun. Süper uzun hava okuyor ama, ben bu sefer başka bir türküsünü ekleyeceğim, altın hızma. Sesine sağlık Aysun abla :)




videoyu göremeyenler için; http://ktunnel.com/index.php/1010110A/bca542350131936ed414b16d6c384d4acb9cc6605fb53bd50d848f5e195502d788e8a268a5ddf3294e024a9024fd265a35d8435c22a6d53118363
Read On 0 yorum

Cumanız, üç aylarınız ve gecikmeli de olsa Regaip kandiliniz mübarek olsun.

6/26/2009 12:49:00 PM
Bugün üç ayların başlangıcı ve Recep ayının ilk günü.

Bu güzel günlerin; blogun tüm takipçilerine, aileme, dostlarıma, bana ve alem-i islama iyilikler getirmesini diliyorum Mevla'dan. Hakkımızda hayırlı olanla muamele etsin yüce yaratıcı. Hepimiz için; sağlık, sıhhat, huzur, afiyet diliyorum. Kararmış kalplerimizi aydınlatmak için iman nuru, doğru insan olma gayreti ve ne olursa olsun tevbeden vazgeçmeyen kullar olmayı nasip etsin Mevla.

bu müzik bana iyi geliyor ayrıca


Cagri -
Read On 2 yorum

göç / okul / orman / tavla

6/23/2009 11:10:00 AM
  • Günlerim kah orda kah burda geçiyor. Bu yaz benim için göç yazı oldu. Akşamdan şuradaki çantayı üst-baş, kitap, ıvır zıvır doldurup kapının kenarına koyuyor, sabah da kikiriğimle birlikte çıkıp ya anneanneye ya babaanneye gitmek için düşüyoruz yola. Anneme giderken Bilo'da oluyor tabi yanımızda, eski günlerdeki gibi toplaşıyor sofra başında geyiğin dibine vurup annemi çıldırtıyoruz. Hatta dün sofra sonrasında b-b-e korosu olarak nemrudun kızını bağıra bağıra seslendirerek annemin ters bakışlarını üstümüze çekmeyi başardık :) Komşuları rahatsız etmemek lazım, diye kızdı bize :) Bu satırları da annemlerde yazıyorum. Bilo tek bütünlemesini vermeye gitti. Annemse kış boyu vakıfta hanımlara verdiği kur'an derslerini şimdi de çocuklara vermek üzere yola düştü. Babamsa okulda seminerleri oluyor ya öğretmenlerin, işte orada. O yemeğe gelmeden, Elif de kalem kağıdın başından kalkmadan ben de iki satır yazmayı deneyeyim, dedim. Deniyorum çünkü bu ara "yazamayasıca" bedduasına maruz kalmış gibiyim :)
  • Son iki hafta kikiriğe okul aramakla geçti. Mali durumumuz aslında bi özel okulu düşünmek için son derece riskli de olsa, okulla ilk tanışmasının; körelmeyeceği, destekleneceği, belli insani ve ahlaki değerlerin önemsendiği bir yerle olması adına bu riski almaya karar verdik A ile. Anaokulu için özel bi okul istememiz gereksiz bi teferruat gibi görünse de, ben çocuğumu biraz tanıyorsam hiç de öyle değil. Çünkü okulla tanıştığı an evle bağı çok azalacak, çevresiyle bütünleşip, ortama sonuna kadar ayak uyduracak ve duruma göre davranış geliştirecek. Ve oturduğumuz semt itibari ile çok da ortama göre davranış geliştirmesini istemiyorum. Başlangıçta belli değerleri taşıyan insanlarla yola düşerse, temel bu şekilde atılmış olursa evden ayrılışın ilk şoku daha az değişimle atlatılabilir diye düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur, eve dönersem bu hafta, dönmezsem önümüzdeki hafta yaptıracağım kaydını Allah'ın izniyle.
  • Çamlıdere gezisinden sonra orman ihtiyacım arttı çok fena. Bana çam altı lazım, püfür püfür. Yosunlu kaya diplerindeki kekiklerin ve orman çiçeklerinin birbirine karışan kokusu hala burnumda. Fotoğraf çekmek için yere her eğilişimde burnuma gelen o yoğun koku, nasıl bir şey yaaa, Allah'ım ne büyüksün. (Ben kibarcık bi tip olamadım hiç, belki çocukluktan ergenliğe kadar geçen süreyi kızılcahamam'da geçirmemden kaynaklanıyordur bu, dağlı oldum sanırım :) çünkü ailem nezaketten anlar ama bana pek az sirayet etmiş.) Deniz severim ama manzarada, ufukta ya da sahilinde gezip, yorulunca karşısına oturup bi çay içersem. Ama orman öyle mi, çektikçe içine çeker beni. Yeşilin tonlarınlarında kaybolmayı, bir çamın dibine serilip uyumayı, bir yayla kayasına sırtımı verip, uçsuuuz bucaksız ormanın ruhuna karışmayı yüz kere tercih ederim. Taşına, çiçeğine tek tek bakmayı, her yeni gördüğüm çiçeğe şaşırmayı, kuru pürlerden ateş yakmayı, başına oturup izlemeyi, pürün ve kozalağın yanarken çıkardığı çıtırtıyı, dumanını bile severim. Neyse bu mevzu bitmez, bana orman lazım en çamlısından ve en tiz vakitte.
  • Değişik bi perde yapıyorum kikiriğe bi de, aslında başında oturacak kadın gibi bi kadın olsa :) yarım günde başlar, yapar, bitirir asar da nerdeeeeeeee !!!
  • Elif'de benim için yeni yüzükler tasarlamaya devam ediyor, eve dönünce atacağız bloguna fotoğraflarını, ilk tasarımı görmeyenler için burada
  • Hasan Cemal'in "Kürtler" ine başladım bir kaç hafta önce, o da sürünüyor elimde. Aslında kitap sürünecek bi kitap değil ama, kalınlığı yüzünden taşıma sorunu çıkıyor, çocuksuz yıllarımdaki gibi; "defter, kalem, cüzdan, sigara-çakmak ve bunların dışında kalan her yeri kitaba tahsis edilmiş" bir çantam yok artık. Elif'in suyu, çubuğu; yedek giysileri, ev terliği ya da ayakkabısı, duruma göre tokası, tacı, tarağı, boyama kitabı, resim defteri, oyuncağı derken; telefonumla cüzdanıma zor yer buluyorum, Allah sizi inandırsın :)
  • Tavlaya sardık biloyla ayrıca, en son 95'te oynamıştım. Bi gün elinde tavlayla çıkıp geldi eve, gel abla hatırlatırım ben sana diye, pişman oldu yavrum. Benim zarım pek kuvvetlidir efenim, hep çift, hep düşeş. Bi de "kırıcı" oynayınca üst seviye heyecanlı oluyor oyun. Elif yatınca kuruluyoruz başına, çaylar da cabası. Şimdi annemdeyiz ya, oynayamıyoruz tabi, keşke getirseydik be abla diye hayıflanıyor kara oğlan.
  • Bunların dışında geçen hafta hapşırık, burun akıntısı ile başlayan, şimdi de yerini ciddi bir öksürüğe bırakan sinsi nezleyle boğuşuyorum. Geçiyormuş gibi yapıp, iki gün sonra nüksettiği için adını sinsi nezle koydum. Sanırım yatıp dinlenmediğim, hasta olduğumu kabullenmediğim için iyileşemiyorum :)
Bu da son zamanlarıma tercüman en güzel bi şarkı, tümünü dinleyemiyonuz ama ne yapalım, siteye giderek dinleyebilirsiniz. Video koyayım dedim ama ben de burada youtube göremiyorum, uğraşamadım şimdi ktunnel le filan.


07- Goc - Gulay

vesselam.
Read On 8 yorum

bi porsiyon laf salatası, en karışığından

6/15/2009 01:57:00 AM
ben geldiiiiim. (-oooo, oleeey, şak şak, şak, şak, yaşaaaaaaaaa, varoooool -ne demek efenim, uraganı sizler varettinisssss / ukelalıktan değil valla, pohpohlanmaya ihtiyaç hissettim sadece, pis nefis; öl nefis öl, kaç bininci kere e mi.)
Yazayım diye oturup, tonla blog teması
incelediğime göre pek tiz sıkılmış olabilebilirim bu temadan. Şu sıra netten de sıkıldığımdan hızlıca aktarıp unutmamak üzere, kaçayım hatta yatıp uyuyayım.
  • Geçtiğimiz pazar, haziranın 7'sine tekabül eder, uzun zamandır geçirdiğim en sakin, huzurlu ve dahi keyifli gün idi. Kalabalık bir grupla Çamlıdere'ye gittik. Grup kalabalıktı ama ben daha çok kuzucuğumla uzuuuun yürüyüşlere çıktım, ormanda kaybolmak ister gibi ama kızıma kıyamadım, sonunda hep döndük grubun yanında. Yürüyüş sopaları, su ve fotoğraf makinesinden mütevellit teçhizatla gezindik durduk dağlarda. Bi yemeğe, bi çaya indik düze. Bol bol fotoğraf çektim, bi kısmı şurada
  • Salı günü, haziran'ın 9'una tekabül eder, beni daha kısa ve daha şişman göstereceğini bile bile, ekose bi tunik aldım. Pamuklu, kot üstüne uuupuzun, çıkarmıyorum üstümden, tabi kotumu da. Biri çamaşırların belli aralıklarla yıkanması gerektiğini hatırlatsa ne iyi olacak. İğrencim bööööğ.
  • Çarşamba günü, haziran'ın 10'una tekabül eder, çok fena duygulandım, gözyaşlarına boğuldum çok pis. Kızıma, yakınlarıma, yüzünü görmediğim bloggerlara ya da filmlere duygulanmaktan kendimi unutalı çooook olmuştu, şaşırdım. Ya benim adamımın sahte şeyhliği gerçek olacak ya da mevla bana onun eliyle şamarı indirdi. Çok realist bir adamla evliyim ben, romantizmi ucundan yakaladığımız zamanların bile üzerinden çok sular aktı. Öyle ki şikayet etme safhasını bile aştım çoktan. Neyse efenim, adamım askere gittiğinden beri, telefon konuşmalarımızın büyük bi kısmı Elif ve onun atlattığı soğuk algınlıkları, hasta olma ihtimalleri, vitamini, ateşi, saçı, kıyafeti, okulu...vs etrafında dolaşırken, geriye kalan kısmı da kayınvalidemin şekeri, tansiyonu, morali.... vs. konularında geziniyordu. Pek nadir zamanlarda "ben iyiyim, merak etme"lerin dışına çıkıyorduk. İçerliyordum ben de ne yalan söyleyeyim. O gün kayınvalidemle sofrada çay keyfi yaparken şimdi hatırlamadığım bir nedenle , konu bu mevzuya geldi. Şakayla karışık, "A'nın orada iki derdi var; biri elif, biri sen başka bir şey sormuyor" mealinde bir cümle kurdum ve üzerine kapı çaldı. Kargo gelmiş, Kars'tan. Bekliyoruz kargoyu aslında ama kars kaşarı gelecek, diye. Israrla da soruyor bana, "bu hafta evde olacak mısın; ümitköy'e ya da keçiören'e gidecek misin, kaşar göndericem kızıma, nerede olacaksan oraya yollayayım" diye. Neyse uzattım lafı, paketi aldım elime, "bu pakette kaşar varsa 100 gramlık filan herhalde :)" diye kafa buluyorum, içimden kendimle. Uzunca bir mektup (realist adamımdan beklenmeyecek kadar edebi), yeni fotoğraflar ve bir kutu. Kutuyu açtım, içinde sedeften küçük bir sanduka. Sandukanın içinden, çok sevdiğim gümüş işlemelerle bezenmiş bi de yüzük çıkmaz mı? Çıkar, çıkabilir ama ben daha çok, "hediye aldım sandın di mi ama kutudan başka bir şey yok" diyen bir not olasılığı üzerinde durmuştum. Yanılmışım ve içimden geçen cümle "çaktı sillesini felek misali" oldu nedense.... Sonra bir de üzerine mektubu okuyunca....
  • Cumartesi günü, bildiniz evet, haziran'ın 13'üne tekabül eder, kikirik trambolin'le tanıştı. Tırsak kızım (sayemizde, onun suçu yok) önce küçük zıplamaları bile korka korka yaparken, sonra acayip keyif almaya başladı. Eve dönmeye ikna etmek epey zor oldu üstelik, o kadar çok terlemeseydi, ısrar da etmezdim ama hem terleyip hem de teri rüzgarla kuruyunca hasta olmasından çekindim.
  • Ve bugün, bugün ne oldu dersiniz? Akşamüstü yanımda elif, fotoğraf makinesi ve bir de havlu ile park yolunda buldum kendimi. Bunlar da yakalayabildiklerimin ikisi.



de haydi bitti, dağılın :)
Read On 4 yorum

"sıktım ama polat yüzünden be abi"

6/05/2009 01:00:00 PM
Dün yine Ali Kırca arası Vadi günüydü.
Ali Kırca show tv'ye geçtiğinden beri pek gülüyorum kendisine. Atv haberi sunduğu zamanlarda, epey bi süre, aralıklarla kutlar vadisi aleyhine haber yaptırıp duruyordu. Dizinin müzikleri ve görüntüleriyle. O zamanlar diyordum ki, ya bu adam vadi'nin reytinglerinden faydalanmak istiyor, ya da çok duyarlı !!!
(o görüntüleri prime time'da yayınlamak da ne duyarlılık ama)



Merak ediyorum şimdi, boşa-beşe silah çekip "polat'a özendim" diyen tiplere ne oldu acaba? Birden yeraltına mı indiler?
Ya Ali Kırca; Haber bülteninden "Siyaset Meydanı"na pas atarken "Kurtlar Vadisinden hemen sonra" demeyi neden ihmal etmiyor?

Demek ki diyorum duyarlılık bahane, reyting şahane...
Read On 4 yorum

don't say, do it!!! /okudum bi zahmet

6/05/2009 12:06:00 PM
Bi zahmet çünkü, epey uzun konuşmuş zat-ı muhterem.
Üstüne de bi çeşni yaptım, farklı farklı kalemlerden. Bazen bazı köşe yazarlarını okuyunca içimden ... diyorum. Neyse, Hulki Cevizoğlu'nun başlığı dikkatimi çekti.


Don't say, do it!!!

İfadeye katılıyorum, yazının bazı bölümlerine de katılıyorum, ben daha kimlere katılacağım acaba?

katıla katıla gülüyorum kendime :)
Read On 0 yorum

bu notlara uygun başlık bulamadım.

6/05/2009 01:14:00 AM
Obama Kahire'de konuştu dün (04.06.09), hem de günlerden perşembe.
İzledim canlı canlı, tuhaf ve karışık hislerle.
Hani gri gri diyorum ya durup durup, gri olmak çok kafa karıştırıcı olmaya başladı. Düşünmem lazım yeniden.

  • İslam dünyasına jest üstüne jest yaptı.
  • Konuşmasında ayetler havada uçuştu.
  • Benim gibi temkinli bi tipin bile tüylerini tiken tiken etmeyi başardı bazı bölümlerde.
  • Filistin'e devlet, dedi.
  • Kudüs de barış, dedi.
  • Barışçıl nükleer enerji, dedi. İran, dedi.
  • ABD İslamla savaşmayacaktır, dedi.
  • Guantanamo, dedi.
  • Irak'tan çıkıyoruz, dedi
  • Diplomasiyi kullanacağız, dedi.
  • "Hiçbir ülke bir başkasına zorla bir yönetim şeklini kabul ettiremez" dedi.
  • İslam'ın hoşgörüsünden ve medeniyete kazandırdıklarından bahsetti.
  • Yani dedi oğlu dedi.

Daha neleeer neleeer dedi dedi de, ben Elif'i öğle uykusuna yatırıyordum, çocukcağızım çevirmenin sesinden uyuyamayınca, gerisini dinleyemedim, okuyacağım bi zahmet.
Read On 0 yorum

iletişim

uragan3@gmail.com

son yorum

rastgele posta

geçen günler


Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

takip