"Kabus geri döndü" demek isterdim ama ; "bi arkadaşa bakıp çıkcek" desek daha doğru olur kanaatindeyim :)
10/28/2009 02:40:00 PM- "Çivisi çıkmış dünya"yı bitirince aklıma bir soru geldi oturdu. Ben Amin Maaoluf'un romanlarını mı daha çok seviyorum yoksa makalelerini mi? Cümlelerinin tümüne katılmasam da onların tümünü sevme nedenim belki de, Maaoluf'un arada kalmışlığı ve arada kalmışlığın yarattığı bağlanamamanın getirisi olarak ortaya çıkan bağımsız bakış açısıdır... Zamanında "Ölümcül Kimlikler"i okurken de benzer duygulara kapılmıştım.
- 17 ekim gecesi yola çıkıp, sabaha karşı uyuyup yine de saat 10'da kahvaltı etmeyi başararak Pazar günümüzü, dolu dolu Bursa ve Mudanya 'da gezinerek geçirdik. Bursa'ya üçüncü gidişim bu ama kayınbrotherlar oraya taşındığından bunun son olmayacağı aşikar. En son 8 sene önce gitmiştim. Mudanya'da sahilde yeni betişin fanusu için taş toplayıp, ızgara balık kokusuna karışan yosun kokusunu içime çekerken, denizin bana ne kadar iyi geldiğini düşünüyor ve en son ne zaman gördüğümü hatıramaya çalışıyordum denizi. 6 yıl olmuş... Mevla lutfetti de her halini gördüm ama bir gün içinde; sakin gri ve yağmurlu halini, kayaları döven hırçın halini ve güneşe teslim masmavi neşesini. Yaratana ve Tekrar Gösterene, hamdolsun.
- Bu Pazar da İstanbul turu atıp gelecektim ama salı iznimi pazarla değiştirecek yüce gönüllü birini bulamadım maalesef.
Kuzenimin nikahı ve düğün yemeği vardı aslında, ama nasip değilmiş demek ki. Beşiktaş evlenme dairesinde nikahı kıyılmış ve Yıldız parkında bir restoranda fasıl eşliğinde yemekler yenmiş. Teyzemle görüştüm "çok güzeldi"dedi. Bana uzaktan sevinmek kalsa da mutluyum; bekarlığı müzminlik yolunda ilerleyen kuzenimin nihayet evlenmiş olmasına... Allah; mutluluklarını daim etsin.
- Dün bu saatlerde temizliğin yorgunluğunu atmak için ayaklarımı uzatmış balkonda çayımı ve sigaramı içerken; akşam 6-7 gibi gelmelerini beklediğim misafirlerimizin, saat 4'de yola çıkacaklarını öğrendiğim de Ali ile aramazdıkda geçen monologu andıran diyalog:
"yoooo"
"hadi canım olamaz, kesin tufaya getireceksin beni"
"şimdi aradılar, tekrar"
"Allah'ım şaşkın şaşkın etrafa bakıp, sağa-sola koşturmak istiyorum ama yorgunum."
"
""
"- Güzel bi akşam oldu ve gürültülü. Yaşına yeni girmiş bir kız, onun peşinde benim kız, onları anakucağından seyredip arada ağlamalarıyla onlara eşlik 4 aylık bi başka kız... :)
- Arkadaş muhabbetlerini artırmak lazım ve gelenlere hep balık pişirmek. Balıklar Ali bey'in elinden çıktığı için, bana kalan kısmı temizlik; önden bir çorba, salata, yeşillik bir iki meze hazırlığıyla sınırlı oluyor :) Ama ben yine de çok yoruldum sanki, sanırım geçen hafta evin zıvanadan çıkmış olmasıyla ilgili bir durum bu :)
- Ayrıca bu ne güzel bi müzik yaw, harika olan yeri girişindeki müzik, burda 20. saniyede giriyor ama doyurmuyor. Fulünü dinleyin, dinlemediyseniz, neşe doldu içim, gökselsever'im ben kesin :)
Bekleme Dönmem - Göksel
Brada'ya not: kozlarını buradan paylaşabilirsin, buyur. pişecek o boza, pi-şe-cek!!!
mezlaka-i akdam
10/12/2009 10:30:00 AM
Mezalik-i akdam, teolojik bir terim. Mecaz anlamı ve kelimenin söylenişi çok hoşuma gitti, elimdeki kitaptan öğrendim ve bazı konularda dilime pelesenk olacağına eminim : )
*
"Mezalik, mezlaka'nin cem'i (çoğul) hali. Mezlaka "kaygan yer" demektir.
Mezlaka-i akdam; ayakların kaydığı yer; mecazen ilmi bahislerde hata yapma ihtimali çok büyük olan, nazik, tehlikeli meseleler demektir. "
kaynak: Ali Ulvi Kurucu-hatıralar 2 / Ertuğrul Düzdağ / kaynak yay. / sf:178
*
"Mezalik, mezlaka'nin cem'i (çoğul) hali. Mezlaka "kaygan yer" demektir.
Mezlaka-i akdam; ayakların kaydığı yer; mecazen ilmi bahislerde hata yapma ihtimali çok büyük olan, nazik, tehlikeli meseleler demektir. "
kaynak: Ali Ulvi Kurucu-hatıralar 2 / Ertuğrul Düzdağ / kaynak yay. / sf:178
Okul'un -de hali...
10/08/2009 02:26:00 PMİlk günden bi kare ile başlayayım, Elif tören için sıra -da...
***
Biz de hanımefendinin klasöründeki sünger bob halin -de :)
Biz de hanımefendinin klasöründeki sünger bob halin -de :)
İlk ödev var sırada, elmalı rocco eşliğin -de...
Yaşasın ayarlanabilir ütü masasıııııııı !!!
İlk veli toplantısı -da çıktı aradan. Elif deyince, kararsız kaldı öğretmen gülümsedi, toparlamaya çalıştı kelimeleri...
Elif çetrefilli bir çocuk, diye başladı söze. Şöyle devam etti: "Çok zeki bir çocuk, kendini çok güzel ifade ediyor, dil gelişimi yaşının çok üstünde ama aynı zamanda çok zor bi çocuk, "ben her şeyi bilirim" edasında ve bana karşı bile böyle davranıyor, sonuna kadar direniyor biliyorum diye. Biraz bencil, istediğini istediği zaman yapmak istiyor, bu kurallar bana uygun değil, değiştirelim diyor..."
Eve gittiğimizde konuştum biraz kikirciğimle, toplu halde bulunduğumuz yerlerde uymamız gereken kurallar hakkında. Öğretmeni de Pazartesi okul çıkışında, elif'le konuşup konuşmadığımı sordu, çok farklı davrandığını söyledi, zamanla sınıftakilerle daha uyumlu olacağını düşündüğünü söyledi.
Ne deyim yorum yapamıyorum henüz, izlemeye devam...
sorum/nlu blogger uyarısı :)
10/08/2009 02:06:00 PM
Aaaah, nerde o eski günler, şunu da yazayım unutmayayım, dediğim her şeyi not edebiliyordum bir zamanlar blogcuğuma, epeydir ne kikirciğe yazı ekliyorum, ne u-foto'ya fotoğraf atabiliyorum, uraganik'in durumu ise içler acısı, buraya da kaydetmek istediğimin 20 de birini ancak yazabiliyorum. Başka bi plan vardı kafamda, o daha başlarken yarım kaldı...
Kikirciğin blogunu şifreledim yeniden, daha önceki maillerle girilebiliyor ama yazı atmayacağım. Yazabilirsem buradan devam ettireceğim kikiriğin günlüğünü de kikirik haber etiketiyle. Bir daha ki yıla kendi günlüğünü tutmaya başlar eminim. :) Uraganik'i de şifreleyeceğim ilk fırsatta, yarım yamalak yatmasındansa yok saymak daha iyi görünüyor gözüme, linkini de kaldırdım gitti.
Ve bir süreliğine -ne kadar olduğu belli olmayan bir süre- yoruma da kapatıyorum sayfayı. Yorumları görüp cevaplayamadığım için suçlu hissediyorum kendimi çünkü, yük oluyor kafamda ilgilenememek... Fırsat buldukça yorumları cevaplamaya çalışmak yerine; eksik gedik de olsa yazmayı ve sizin bloglarınızı okumayı sürdürebilmek niyetim.
Var mı itirazı olan?
İtirazı olan ya şimdi konuşmasın, ya da sonsuza dek sussun :))
Kikirciğin blogunu şifreledim yeniden, daha önceki maillerle girilebiliyor ama yazı atmayacağım. Yazabilirsem buradan devam ettireceğim kikiriğin günlüğünü de kikirik haber etiketiyle. Bir daha ki yıla kendi günlüğünü tutmaya başlar eminim. :) Uraganik'i de şifreleyeceğim ilk fırsatta, yarım yamalak yatmasındansa yok saymak daha iyi görünüyor gözüme, linkini de kaldırdım gitti.
Ve bir süreliğine -ne kadar olduğu belli olmayan bir süre- yoruma da kapatıyorum sayfayı. Yorumları görüp cevaplayamadığım için suçlu hissediyorum kendimi çünkü, yük oluyor kafamda ilgilenememek... Fırsat buldukça yorumları cevaplamaya çalışmak yerine; eksik gedik de olsa yazmayı ve sizin bloglarınızı okumayı sürdürebilmek niyetim.
Var mı itirazı olan?
İtirazı olan ya şimdi konuşmasın, ya da sonsuza dek sussun :))
nerde kalmıştık?
10/02/2009 12:51:00 PM
17.09/Muhabere onbaşımız döndü.
Elif babasını gördüğü an gidip boynuna sarıldı ve saatlerce kucağından inmedi.
Arabada başını babasının boynundan çekip yüzüne bakıp bakıp tekrar boynuna gömdü. İnanamadı, sanki hiç gelmeyecekmiş, bir mucize olmuş da gelivermiş gibi davrandı... Ağlamamaya çalıştı garibim, "döndü artık baban, giderken tutacaktık", dedim. Gözyşalarını bıraktı da rahatladı.
20.09/Ramazan bayramımız...
Bayram değişik oldu, bizim bayram 3 gün önce olduğundan, bu sene sönük geçti biraz Ramazan bayramı. İlk gün öğlene kadar, iki ve üçüncü günler de akşam altıdan sonra çalıştım. Aralarda bol bol akraba ziyareti yaptık. Dedim ya, sönüktü biraz...
24.09/ Şimdi okullu olduk / 31 yıl yaşayan ben miyim?
Okula başladık; bi heyecan, bi telaş. Ne yapacak bakalım küçük hanım?, beklediğimiz gibi kolay mı olacak,yoksa şaşırma ihtimali mevcut mu? Kafamızda sorularla bahçedeyiz, tören başlayacak, bi ara hakan albayrak'ı gördüm sanırım, sonradan hatırladım ama onun o olduğunu. Neyse Elif hemen ayrıldı yanımızdan, arkadaşlarının arasına daldı, çene çalmaya başladı, ürkek davrananları muhabbetin içine çekti, "biz olmasak da olurdu", gibi oldu... Beklemekten sıkıldı, öğretmene "sınıfa gidelim" dedi, biraz daha beklendi, diğerlerini de ayarttı, anaokulluların istekleriyle sınıfa gidildi. Öğretmen öğlene kadar her ihtimale karşı beklemelerini istedi velilerden. Yakında bi yerde çay- ankara simidi-sigara üçgenini tamamladık Ali beyle; evli ama çocuksuz günlerimizdeki gibi. En sevdiğim üçlülerdendir, bir de iki artı iki versiyonu var bunun ben de; simit-ayran arkasına çay-sigara versiyonu; onu da pek severim.
Doğum günümü ilk kutlayan kayınvalidem oldu. Sonra işe gitmeden önce ELif'e zetinyağlı fasulye pişirmek için fasulye ayıklarkeni Ezgicim aradı, akşamüstü ahretliğim ve gece de kardeşim ve annem babam kutladı doğum günümü. Elif unuttu, Ali kutlamadı. Sordum, geç kaldığı için kutlamamış. Bense yine bunca seneyi yaşayan ben miyim?, sorusuna yenik düştüm ama yine de geçen yıla göre daha kısa sürdü, yaşlanıyorum telaşı.
02.10/
Bugün de ahretliğin doğum günüsü, arayıp kutlayayım unutmadan. Hayat bilindik seyrine döndü; bilindik muhabbetler, bilindik gülüşmeler, bilindik tartışmalar ve bilindik akış işte...
Bir film tanıtımı gördüm, gitmek uzak bi ihtimal de olsa uzak ihtimal'e yine de heyecanlandırdı bu filmin sadeliği beni. Gizli bi plan yapıp sürükleyebilmeyi umuyorum Ali'yi de yanımda. Belki bi ihtimal...
Feride geçen bunca sürede, kendini ve yaşadığı hayatı sorgulamaktan aciz; paralı-softİNG-müslimleri, onların tüm ağır oklarına rağmen, eleştirmeye devam etti. Ben de onu okumaya. Yaşa, varol, azizim !!!
Dinlencedeki müziği değiştirdim, flemenko ve türk müziği karışımı süper bir müzik ekledim, meraklılarına duyurulur.
şimdilik bitti.
cümleten vesselam...
Elif babasını gördüğü an gidip boynuna sarıldı ve saatlerce kucağından inmedi.
Arabada başını babasının boynundan çekip yüzüne bakıp bakıp tekrar boynuna gömdü. İnanamadı, sanki hiç gelmeyecekmiş, bir mucize olmuş da gelivermiş gibi davrandı... Ağlamamaya çalıştı garibim, "döndü artık baban, giderken tutacaktık", dedim. Gözyşalarını bıraktı da rahatladı.
20.09/Ramazan bayramımız...
Bayram değişik oldu, bizim bayram 3 gün önce olduğundan, bu sene sönük geçti biraz Ramazan bayramı. İlk gün öğlene kadar, iki ve üçüncü günler de akşam altıdan sonra çalıştım. Aralarda bol bol akraba ziyareti yaptık. Dedim ya, sönüktü biraz...
24.09/ Şimdi okullu olduk / 31 yıl yaşayan ben miyim?
Okula başladık; bi heyecan, bi telaş. Ne yapacak bakalım küçük hanım?, beklediğimiz gibi kolay mı olacak,yoksa şaşırma ihtimali mevcut mu? Kafamızda sorularla bahçedeyiz, tören başlayacak, bi ara hakan albayrak'ı gördüm sanırım, sonradan hatırladım ama onun o olduğunu. Neyse Elif hemen ayrıldı yanımızdan, arkadaşlarının arasına daldı, çene çalmaya başladı, ürkek davrananları muhabbetin içine çekti, "biz olmasak da olurdu", gibi oldu... Beklemekten sıkıldı, öğretmene "sınıfa gidelim" dedi, biraz daha beklendi, diğerlerini de ayarttı, anaokulluların istekleriyle sınıfa gidildi. Öğretmen öğlene kadar her ihtimale karşı beklemelerini istedi velilerden. Yakında bi yerde çay- ankara simidi-sigara üçgenini tamamladık Ali beyle; evli ama çocuksuz günlerimizdeki gibi. En sevdiğim üçlülerdendir, bir de iki artı iki versiyonu var bunun ben de; simit-ayran arkasına çay-sigara versiyonu; onu da pek severim.
Doğum günümü ilk kutlayan kayınvalidem oldu. Sonra işe gitmeden önce ELif'e zetinyağlı fasulye pişirmek için fasulye ayıklarkeni Ezgicim aradı, akşamüstü ahretliğim ve gece de kardeşim ve annem babam kutladı doğum günümü. Elif unuttu, Ali kutlamadı. Sordum, geç kaldığı için kutlamamış. Bense yine bunca seneyi yaşayan ben miyim?, sorusuna yenik düştüm ama yine de geçen yıla göre daha kısa sürdü, yaşlanıyorum telaşı.
02.10/
Bugün de ahretliğin doğum günüsü, arayıp kutlayayım unutmadan. Hayat bilindik seyrine döndü; bilindik muhabbetler, bilindik gülüşmeler, bilindik tartışmalar ve bilindik akış işte...
Bir film tanıtımı gördüm, gitmek uzak bi ihtimal de olsa uzak ihtimal'e yine de heyecanlandırdı bu filmin sadeliği beni. Gizli bi plan yapıp sürükleyebilmeyi umuyorum Ali'yi de yanımda. Belki bi ihtimal...
Feride geçen bunca sürede, kendini ve yaşadığı hayatı sorgulamaktan aciz; paralı-softİNG-müslimleri, onların tüm ağır oklarına rağmen, eleştirmeye devam etti. Ben de onu okumaya. Yaşa, varol, azizim !!!
Dinlencedeki müziği değiştirdim, flemenko ve türk müziği karışımı süper bir müzik ekledim, meraklılarına duyurulur.
şimdilik bitti.
cümleten vesselam...
Bu gece dua zamanı / beni de hatırlayın.
9/15/2009 05:55:00 PMKadr suresi meali
1. Gerçek şu ki, Biz "o"nu (kur'anı) kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
3. Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
5. Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.
*****
uygun adam olmak için uygun adım / iki ileri bir geri
9/10/2009 11:45:00 PM- İstanbul'da yaşanan sel felaketini gözlerimi koca koca açarak izliyorum, hele insanların ortalara saçtıkları onur ve haysiyetlerini basit bir eşyayla değiş tokuş edip gitmelerini hiç anlayamıyorum. Hele ki daha yenile "şehir asla unutmaz" dan İstanbul'u okuyup İstanbul sevgimi tazeledikten sonra hiç. Allah'ım fukaralıktan değil, zelil olmaktan sana sığınırım.
- Açılım'da son durum ne bilemiyorum, diz üstüne çıktık mı haberim yok, doğrusu ya köxüz'e bile uğrayamadım çok merak ettiğim halde, "öc-alan ne demiş acep en son" deyi. İnternetle olan bağım her geçen gün azalıyor. Sonunda inceldiği yerden kopsun dermiyim ki...
- Haaaa inceldiği yerden kopsun deyince geldi aklıma, 7 eylül itibariyle 2 yılı doldurmuşum bu adres ve isimde. Epey istikrarlı davranmışım, şaştım. "Süreklilik ne zor bir iş" ne de olsa...
- Senede bi defa fuar için kocatepeye giden ben, son bir haftada iki-üç kez orada buldum kendimi. Kızılay üzerinden eve gidiyorum ya, bi yokuş değil mi çıkarım deyip, vurdum kendimi yollara. Ne iyi oldu, çok iyi oldu iyi. Dün cemaatle kılınan ikindi namazının ardından gözlerim dolu dolu, nefsime ve kalbime çok çok ağır gelerek bir konuda uzun uzun dua ettim. Dilerim hayırlısı olur.
- Otobüste gelirken bugün, kitabı açtım. Sonra bir şey oldu, bi çağrışım, kapattım kitabı. Müzik dinlemeye başladım. Ezginin Günlüğünden babamı anarken ile başladım, aşk hiç biter mi , papatya, sigaramın dumanına sarsam ve bekle beni ile devam ettim. Zorla acıttım canımı. Ama başlangıçta kendi geldi acı, o çağrışım neydi hatırlamıyorum şimdi ama kapıyı o araladı ilkin, ben peşinden koştum. Sonra bir baktım ağlamak üzereyim, dur dedim kendime. Hizaya gel!!! Hadsizliğin lüzumu yok deyip, zılgıtı çektim içimden nefsime. Bir an geçiyor, yok oluyor; bir hafta, bir ay, iki ay, iyiyim hamdolsun diyorum, iyileşmişim, normlara uygun adam olmak için uygun adım yoldayım, diyorum. Sonra bir yerde bi şekilde tesadüfen elinize batmış, siz çıkardığınızı sanırken derinizin altına inmiş bir dikenin bir gün bir yere takılıp zonklatması gibi elinizi, birden zonkluyorum, birden ama aniden. Sanki o an bir şeyler olmuş gibi... Tuhaf, daha pek çok şey yazdım aklımdan da üşendim deftere dökmeye, yanımdaki teyzenin kıpırtılarında da zordu ya hani. Ama asıl tefekkürün tadı kaçmasın aklımdan geçenleri kağıtta yakalamaya çalışırken, diye düşmedim üstüne, amaaaan boş geç dedim, iyi dedim...
- Bugün işyerinde tek çalıştığım ikinci gündü. İlk gün daha iyiydi doğrusu, çözümse çözüm, arızaysa arıza kaydı, tereyağından kıl çeker gibi. Ama bugün sorun çözmek neredeyse imkansız gibiydi, 20 dakika modem arayüzüne girmesi için uğraştım bir hanımla; kullandığı modemin ip'sini veriyorum, yönlendiriyorum aşama aşama, nıtt giremiyor. Neler yaptım neler, bi dos komutuyla modem ip'si buldurmadığım kaldı, onun yerine vista üzerinden tek tek tıklatarak varsayılan ağ geçidine ulaştırıp modem ip'siyle yüzleşmesini sağladım, kopyalayıp arayüze girmesini istedim, yine giremedi. Ya yanlış yazdı, ya da modem hatalı üretim, bilmiyorum. Aşamaları anlatıp, destek alması için modem firmasına yönlendirdim sonunda. Ama yine de mutlu ayrıldı görüşmeden, ilginç. Çözüm yok ama müşteri memnuniyeti sağlandı :)) Bu işin güzel yanı; senin yönlendirmenle sorunu çözülen birinin sesinde hissedilen değişim. "Aaa girdim bak gogle'ye, a-a valla açıldı sayfa, çok teşekkür ederim yaaaa, sizin dahili bi numaranız var mı ... hanım, bi dahaki sefere direk sizinle görüşsek...." tabi canım olma mı :)
- Uykum geldi ve dahi kikirik bekliyor beni.
- Bu yazı İmla ve dilbilgisi kontrolünden geçmemiştir, anlatım bozukluğu var ise kusura bakmayınız.
- eyvallah, vesselam.
"Bırak beklemekten usanmış dostlarım öldüğümü sansınlar benim" E.G.
bağırmayacaktın anton, artık ağzının yerini biliyorum / uykum vaaar!!!
9/06/2009 11:15:00 PM
Perşembe, cuma, cumartesi üç gün koçluk eğitimi aldım. Bu işi uzunca bir süredir yapan birinin yanına oturup, bir kaç saat boyunca aldığı çağrıları dinleyip, bilgisayarda yaptığı işlemleri izleme ve devamında onun gözetiminde çağrı alma durumu oluyor koçluk eğitimi.
Makine gibiler yaw, o kadar seri konuşuyorlar ki apışıp kalıyor insan. Ben bu süreçler sonunda bu kadar otomatik ve seri cümleler kullanıyor olursam; duruma en çok Ali Bey sevinir sanırım. Eve geldiğimde konuşacak halim kalmayacağından, onun sessizliğine iştirak etmiş olurum ki; bu da onun 8 senedir arayıp da bulamadığı bir durum olur :)
Yoğun ve çok stresli bir işmiş, bu üç günde onu farkettim. Bünyem altüst oldu, vücut denge ibrelerim sürekli titreme durumunda. O kadar az uyuyabildim ki bu süreçte(3-4 saat), uykuya teslimden sonra uyanmamı sağlamak neredeyse imkansız, resmen sızıyorum. Kabusa çevirdim beni sahura kaldırmaya çalışan annem ve kardeşimin hayatını.
Neyse ki Pazartesi değerlendirme sınavından sonra parttime olarak devam edeceğim, değerlendirmeyi geçtiğimi varsayıyorum tabi. Geçen 24 günün ardından kendimi savaştan çıkmış gibi hissediyorum, rahata fazla alışmışım ben.
Bu sürecin en güzel yanı belediye otobüsünde geçirdiğim zamanı kitap okuyarak değerlendirebilmem oldu sanırım. Henüz istediğim hıza ulaşamadım, çünkü 20-25 sayfadan sonra algım kapanmaya başlıyor ve beraberinde göz kapaklarımda:) O zaman şöyle en gürültülüsünden bir iki metal şarkı dinleyip, uykuyu dağıtıyorum da ineceğim durağı kaçırmaktan kurtuluyorum şükür.
Kikirik beklediğimden daha kolay alıştı sürece, bir de okul heyecanı başladı tabi.
Fuardan aldığımız elif-ba'yı çalışıyorlar babamla evde.Yine fuardan aldığım origami kitabından hayvancıklar katlayarak eğlenceli hale getiriyor geçirdiği zamanı. Tabi yumurcak tv''nin çizgi filmleri ve oyunlar 1.com'un hayvan bakımı oyunları da bir kaç saatini alıyor keratanın.
Teravih diye başımın etini yiyor ama ben bir kere götürebildim daha. İnşaallah Pazartesiden sonra daha rahat olacak durumlar, ondan sonra parksa park; teravihse teravih yani...
Geri sayımda da son 10 güne indik bu arada. Etrafında yaşananlardan sonra nasıl biri olarak dönecek Ali bey , yeniden uyum sağlaması ne kadar sürecek meraktayım. Neticede ayrı geçirilen bu süreçte değişimler yaşadığımız muhakkak. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler; diyorum. Dahasını da yaşayıp göreceğiz. Bu arada geçen gün birader facebook'una eklemiş bu videoyu pek bi beğendim. Kan görmeye dayanamayanlar izlemesin, uyarıyorum bak :))
Makine gibiler yaw, o kadar seri konuşuyorlar ki apışıp kalıyor insan. Ben bu süreçler sonunda bu kadar otomatik ve seri cümleler kullanıyor olursam; duruma en çok Ali Bey sevinir sanırım. Eve geldiğimde konuşacak halim kalmayacağından, onun sessizliğine iştirak etmiş olurum ki; bu da onun 8 senedir arayıp da bulamadığı bir durum olur :)
Yoğun ve çok stresli bir işmiş, bu üç günde onu farkettim. Bünyem altüst oldu, vücut denge ibrelerim sürekli titreme durumunda. O kadar az uyuyabildim ki bu süreçte(3-4 saat), uykuya teslimden sonra uyanmamı sağlamak neredeyse imkansız, resmen sızıyorum. Kabusa çevirdim beni sahura kaldırmaya çalışan annem ve kardeşimin hayatını.
Neyse ki Pazartesi değerlendirme sınavından sonra parttime olarak devam edeceğim, değerlendirmeyi geçtiğimi varsayıyorum tabi. Geçen 24 günün ardından kendimi savaştan çıkmış gibi hissediyorum, rahata fazla alışmışım ben.
Bu sürecin en güzel yanı belediye otobüsünde geçirdiğim zamanı kitap okuyarak değerlendirebilmem oldu sanırım. Henüz istediğim hıza ulaşamadım, çünkü 20-25 sayfadan sonra algım kapanmaya başlıyor ve beraberinde göz kapaklarımda:) O zaman şöyle en gürültülüsünden bir iki metal şarkı dinleyip, uykuyu dağıtıyorum da ineceğim durağı kaçırmaktan kurtuluyorum şükür.
Kikirik beklediğimden daha kolay alıştı sürece, bir de okul heyecanı başladı tabi.
Fuardan aldığımız elif-ba'yı çalışıyorlar babamla evde.Yine fuardan aldığım origami kitabından hayvancıklar katlayarak eğlenceli hale getiriyor geçirdiği zamanı. Tabi yumurcak tv''nin çizgi filmleri ve oyunlar 1.com'un hayvan bakımı oyunları da bir kaç saatini alıyor keratanın.
Teravih diye başımın etini yiyor ama ben bir kere götürebildim daha. İnşaallah Pazartesiden sonra daha rahat olacak durumlar, ondan sonra parksa park; teravihse teravih yani...
Geri sayımda da son 10 güne indik bu arada. Etrafında yaşananlardan sonra nasıl biri olarak dönecek Ali bey , yeniden uyum sağlaması ne kadar sürecek meraktayım. Neticede ayrı geçirilen bu süreçte değişimler yaşadığımız muhakkak. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler; diyorum. Dahasını da yaşayıp göreceğiz. Bu arada geçen gün birader facebook'una eklemiş bu videoyu pek bi beğendim. Kan görmeye dayanamayanlar izlemesin, uyarıyorum bak :))
Ana baashaq el bahr / أنا بعشق البحر
9/01/2009 10:56:00 PMel mana: "denize sevdalıyım" mış.
Kaynağım son derece güvenilir :)
Kaynağım son derece güvenilir :)
http://www.yeniresim.com/img4804.htm
Uronot: Üstteki gibi bir manzarayı dünya gözüyle görebilen şanslıların manzaraya karşı; benim gibi denizi gönlünde olanların da fotoğrafa bakarak dinlemesi tavsiye olunur.
ana bashak el bahr - Mohamed monir
Nagat_El_Saghira_-_Ana_Baashaq_El_Bahr.mp3 -
Şarkının sözlerinin türkçe çevirisi de burada
Bu güzel sesin güzel yüzlü sahibesi
necat el sagirah
(küçük kurtuluş)
necat el sagirah
(küçük kurtuluş)

