güzel yüzlü sabahım.

- 7 sularında kızım tarafından uyandırıldıktan hemen sonra, kendi kendime dedim ki;
uyuMa! KalK! -uyu uyu yat yat uyu uyu yat- nereye kadar yani, kır şu zinciri. Biliyorum bir gün bir saat erken kalksam devamı geliyor. Tecrübeynen sabit! Ve kendime yenilmedim, gidip hemen yüzümü yıkadım, kuzucuğun 1. kahvaltısını verdim -tahıl gevreği- Dora the Explorer ile Elifciği ve gevreği baş başa bırakıp, çıktım. (baba evde ama uyuyor) Çıkarken ekmek almaya gittiğimi, biraz uzun süreceğini, kendine zarar verebilecek şeyler yapmamaya çalışmasını rica ettim. Saat 07:15 dışardayım.
- Yürüyüş parkuruna uğramayalı neredeyse 3-4 ay oldu. Bu arada ilginç ilginç spor aletleri yapmışlar, parkurun yanına. Bir de kayaklı-salıncaklı çocuk eğlenceliği eklemişler. İyi olmuş.

- Neyse ilk 500 metrede zorlandım, parkurun müdavimi olan iki teyze var 50-55 yaşlarında, aynı tempoda yürüdük neredeyse, o kadar hamlamışım yani! Neyse 1km'lik turu tamamladıktan sonra açıldı bacaklarım, nefesim onlar kadar açılamadı, o biraz sürer. Sigara sağolsun :) İlk gün için iyiydi yine de, 45 dakikada 4 km. Sonra köy ekmeği alıp, eve döndüm.

- Giderken çayı koymuştum, demledim, dolaptan karma-karışık için meyve çıkartıp, doğru arınmaya. Bugün karmakarışığa; portakal, greyfurt ve mandalinaların taze sıkılmış sularını, elma, armut, ceviz, tarçın ve bal koydum. Nefisti. İnce bellide azzıcık şekerli iyi demlenmiş çayımdan yudumlayarak kahvaltıyı hazırladım. Çay gözdem, ne içersem içeyim, sudan sonraki ilk sıra her zaman çaya ait.
Bu sabahı iyi değerlendirmiş olmanın ve halen içmekte olduğum caanım çayın verdiği keyifle yazdım yazımı, İYİYİM...

Yorumlar

solar dedi ki…
iyi olduğuna çok sevindim ve yazını okurken daha kahvaltı yapmamış olduğumu hatırladım:) hemen koşuyorum mutfağa..
(blog yazmaya başladım tekrar blogspotta:)
AYSUN dedi ki…
Okuyup ders almam gereken bir yazı... Ben de yürümek ve daha erken kalkmak istiyorum....
URAGAN dedi ki…
solarcığım; yap bi karmakarışık iç, al sana mis gibi kahvaltı. Bu arada bu içeceklere atom deniyormuş, öğrenci mekanlarında, kafelerde filan,yaşlandım tabi ben, kafe yüzü görmeyeli kaç sene oldu:)
bir de,reçeller de insanın canını yakar, çekirdeklerini çıkarsan da, çıkarmasan da...
aysuncuğum; verdiğim 8 kilodan sonra rahatladım tabi ben, bırakmıştım yürüyüşü filan, ama 8 koca kilo daha var. onlar için de bir şeyler yapmak lazım deyip yeniden başladım, yürüyüşlere. tavsiye ederim, verdikçe hafifliyor insan:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy