amaaan, bir de başlık mı yazıcam şimdi?

Dün çocukların dağılımından sonra, -biri uykuya diğeri evine- kendimi önce ev işlerine sonra da yemeğe vurdum. Pazardan ertesi gün, ev tam bir harp meydanı şeklinde olduğundan ve birinin duruma el koyması gerektiğinden ve bu biri her zaman ki gibi ben olduğumdan, pöff, akşama kadar çalış babam çalış şeklinde geçti günüm. Pöff'e bakmayın şikayetçi değilim. Temizlik faslını bitirdikten sonra mutfağa daldım. Şu pizza pişirdiği iddia edilen aletlerden bir tane de ben de var, babacığım hediye etmişti. Pizza pişirmedim hiç onda, çünkü o kadar pizza dişimizin kovuğunu doldurmaz bizim. (dipçik not:Ben pizzayı büyük boy fırın tepsisinde pişiriyorum.)
Neyse, bari bi işe yarasın alet, durmasın mutfağın bir köşesinde diye sebzeli tavuk yaptım. Fena da olmadı hani, yok yok tevazu gösteriyorum, nefis oldu.
(kahretsin kadın becerikli, yapcek bi şi yok :])




Yazıvereyim içine ne koyduğumu da, canı çeken pişirsin, pişiremiyorsa pişirtsin yani...

tavuk baget, küp küp doğranmış iki patates ve bir domates, soyucuyla ince ince dilimlenmiş bir havuç, bol sarımsak, kimyon, pişmesine yakın haşlanmış bezelye ve mısır ( o da konserve değil ha, yazdan haşlayıp atmışım derine), bir de ince halkalar halinde doğranmış soğan. Tuz-karabiber. bitti.

Daha ne olsun, ne varsa koymuşum işte, bir tek biber koymadım, o da kikirik içinde biber gördüğü yemeği yemek istemiyor ondan, siz onu da ekleyin.

Dün ne kadar çalışkansam bugün de o kadar tembelim. Hiç bir şey yapasım yok. İçim fena sıkılıyo. Kuzucuğumun sesinin neredeyse tümüyle gitmek üzere oluşunun da sıkıntımda büyük payı var.

Yazasım da yokdu ya, yine de uzadı gitti bu yazı, bitsin artık. -bitti-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*