adaptasyonun daniskası

Dün akşam balkonda, 10 dakikada tonla şey düşündüm.
Önce rahmetli postacı dedem geldi aklıma. Üniversitede okurken, "sınav dönemi, nasıl olsa gelemeyecek," diye ailemin haber vermediği, ölümünü sonradan öğrendiğim dedem. İzlerini bulmaya çalıştım içimde, ne kadar silikti. Bir kaç şey hatırlayabildim onunla ilgili sadece.
Her zaman oturduğu divanın köşesini (tahtıydı orası kimse oturmazdı), gittiğimde oturduğu köşeyi bana devretmesini, 6 tane 6 yı çevirdiğimizde çıkan masal hattını, yeleğinin cebinden çıkarıp verdiği çerezleri ve bir iki şey daha.
Bu kadar, hepi-topu hatırladığım bu kadar. Öldü gitti işte, dedim kendi kendime. Paylaşacaklarımızı paylaşmaya gayret etmeden, hep o köşede dururmuş gibi geldiğinden belki; ya da okulumuz, derslerimiz, işimiz ve her daim yapacak bir şeylerimiz olduğundan hatırlamaya bile vakit bulamadığımız aklıma geldi.
Sonra amcamı kaybedişimiz geldi bu defa aklıma, bir gece aniden kalp kriziyle dünyayı terk eden amcam. En son ölümünden 2 sene önce gördüğüm amcam. Dedemle paylaştığım kadarını bile paylaşamadığım amcam. Keşke bayramda ziyaretine gitseydim, ölmeden önce. Ama gitmedim işte. Ve artık hiç bir bayramda ziyaretine gidemeyeceğim amcam.
Ardından sıra bana geldi, ölümü kendim için düşündüm bu kez, aniden çıkıp gitsem sevdiklerimin hayatlarından, ne olurdu? diye düşündüm.
Kızım, ilk aklıma gelen o oldu, doğal bir annelik güdüsüyle. İçim cız etti, öyle bir acı kapladı ki içimi, tarif edemem. Herkes alışır, dedim ama ya kızım?
Onunla da kaçırılmış zamanlarımın olmasından korktum, şükür ki çok güzel şeyler biriktirdik elifimle, bunu düşündüm, içim biraz rahatladı. Ama yine de ölüm düşüncesi yakamı bırakmadı, ve daha neler neler geldi aklıma. Albert Camu'nun Mersault'u, Demirkubuz'un Musa'sı ve on dakikada tonla şey. Sonra içeri girip, normal hayatıma geri döndüm. Ve şaştım kendime, nasıl hızlı bir adaptasyondu bu... ve daha balkon kapısını kapatır kapatmaz, kapşonlı montumu kapının arkasına asar asmaz, nasıl da hızlı girivermiştim rollerimin dünyasına!
anlamadım!

Yorumlar

Biyonikkedi dedi ki…
Ben ölümümü düşününce çok üzülürüm biliyor musun?
Kendime çok acırım ayol:)
Yazık yaa gencecik,şahane güzel bi kadın girdi toprak altına görüyor musun?derim
(Ölürken bile kendime yalakalık yapıyom,çaktın;P)

Ben yok olmaktan korkuyorum Uragan.Herşeyinle heryerde varken yok olup gidiyorsun hiç olmamış gibi.
Evin,eşyan,çocukların,kocan,sana ait,elinin değdiği herşey yine aynı yerinde ama sen yoksun!Ve olmayacaksın!
Korkum bu!

Ölümden sonraki hayat maili göndermezsin değil mi;P
Biliyorum çünkü hepsini de İşime gelmiyo:)
İyi o zaman ben sana bi mail göndereyim.
Mutlaka mutlaka okumuşsundur ama benim gibi silmemen ve arada bakman için:)

Bide bideee aklıma üşüşüveren yazılarımı yazmak için sadece 4 saat daha istiyorum ben.Fazladan yani:)

Sevgiler
Biyonikkedi dedi ki…
Bir de yorum yazarken sana nerdeyse adınla hitap edecektim Uragan.
Hatta o panikle döndüm hemen"uleynnnn getti Uraganın namısı,gisemi"felan diye ehiiii;)))

Ohh çok şükür adınla hitap etmemişim sevgili Aslıcım.
Şimdi rahatladım.Eşin Mustafa abiye selamlar.
Hoşçakal
;)))))))))
SERAP dedi ki…
Ölüm hakkında nerdeyse aynı şeyleri düşünüyormuşuz,özelliklede kendin ve elifin hakkındaki düşüncelerin...Bazen aklıma geliyor acaba o bensiz kalacak diyemi üzülüyorum yoksa ben onsuz kalacağım diyemi?Sonrasında aynen hızla faniliğime dönüş yapıyorum.Belliki bende korkuyorum.
URAGAN dedi ki…
*biyocan, mailini aldım sağolasan:)
*yokolmaktan korkuyorsan, sana bir ölümden sonraki hayat maili atayım, gıccık günümdeyim de:)
*ölmek değil de belki öldükten sonra bu hayattan hiç geçmemiş gibi olmak korkutuyor beni sanırım, iyi biri olarak hatırlanmak, ya da sadece hatırlanmak, bir iz bırakmak, ....
bilmiyorum uff..
*Aslı nerden çıktı şekerim, mustafa? Karıştırmışsın; zekiyeydim canım ben, nizamettin abiye selamlar,diyecektin herhal:)
*umarım fazladan 4 saatin olur, gayret et, günde 3 saat uykuyla idare edebilirsen niye olmasın yani di mi? :)
***serap hoşgeldin.
efenim baştan söyleyeyim, bağımlılık yapar bak benim blog. İnanmazsan biyo'ya sor. (Hem gıccık hem ukelaa günümdeyim ben evet, kesin.)
o keskin dönüşler yok mu, ben cidden anlamakta zorlanıyorum. Kaybolup gitmişsin derinlerde, birden nasıl da hızlı çıkılıveriyor yüzeye, şaşırtıcı yani. ve biraz da ürkütücü.
en yakın zamanda bloguna uğrayacağum, serap hatun:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*