uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

mr, tabut, ölüm, deprem vs...

etiketler:
Dün akşam 19:30 civarı girdim mr'a.
Tüm uyarılara rağmen yalnız gittim.
Randevum 17:45 teydi ve 2 saate yakın bekledim.
Çok sıkıntılı hastalar vardı.
İhtiyar bir amcanın sesi geliyordu içerden, girmek istemiyordu.
"Ölümüm yakın, sokmayın beni ölmeden şu tabuta "diye bağırıyordu.

***

İsmim okundu, girdim.
Az çok bilgim vardı olacaklardan, metallerden arındım.
En çok örtümü çıkarmak zorunda kalmayışıma sevindim, boynumu açıkta bırakmam istendi sadece. Bir de tokamı çıkarmalıymışım, en az 15 dakika hareketsiz kalacağım için rahatça koymam gerekliymiş başımı. Söylenilenleri harfiyyen yaptım. Hekim yükses ses için beni uyardı, korkmamalıymışım sesten, normali buymuş.

***
Uzandım. Uzandığım yer hafifçe makinenin içine kaydı, ellerimi karnımın üstüne bağlarsam daha rahat edeceğimi söylemişti hekim, iyi ki söylemiş. Yoksa o kadar süre hareketsiz kalmam gerçekten zordu.

***
Olacakları beklemeye başladım. Önce tıkırtılar geldi, sonra da o metalik ses. İlk duyduğumda sıçradım, kalp atışlarım hızlandı. "Yalnız sana itaat eder, yalnız senden yardım dileriz" ayetini hiç durmadan tekrarladım. Ses kesildi, sonra biraz daha içeri. Yine tıkırtılar ve yine o ses.

***
Yaşlı amca haklıydı, tabut gibiydi alet. Yüzümle, girdiğim silindir biçimli aletin bana göre tavanı arasında, benim küçücük ellerimle bile ancak bir karış vardı. Ölümü düşündüm...

***
Sonra bir önceki gece yataktan fırladığımız deprem dakikaları geldi aklıma. Şimdi deprem olsa, beni unutup giderler mi bu adamlar, dedim. Kesinlikle unutacaklarına kanaat getirdikten sonra yine o ayet...

***
Güzel şeyler getirmeye karar verdim aklıma, sese alışmaya başlamıştım, hatta kendi içinde bir müziği bile vardı, Biraz hard bir rock'tı ama neticede herşeyin bir müziği vardı işte. Sonra gözüm bir çiziğe takıldı. Ve orada zaman kavramı yitti sanki, gözlerim açıktı ama uyudum ya da öyle sandım, bilmiyorum. Ama zaman uçtu, yoktu. Hep buradaydım sanki, ve hep burada olacaktım.

***
Sonra o ses, başladığı gibi aniden kesildi. Yine kaymaya başladım. Hekim başımda başka bir hastayla bekliyordı. "İyimisiniz, B Hanım" dedi. Cevap verdim mi bilmiyorum. Boynumu kapattım, gayri ihtiyari. Ayaklarım botlarımın tanıdık sıcaklığını hissettiğinde daha iyiydim. Annemi aradım, Elif'i sordum. Evin beyini aradım, çıktığımı söyledim ve saati sordum bir de...

***
Kayıp bir zaman dilimiydi yaşadığım, sanki hep varmış gibi ve sanki hiç olmamış gibi.
10 yorum:

Depremde kesin unuturlardı da ben her paragrafta şunu düşündüm.
15 dk bile sonunda çıkacağımız bi cihazda zaman geçmek bilmiyor ama depremde saatlerce hatta günlerce toprağın,enkazın altında kalıp çıkıp çıkmayacağı meçhul insanlar neler yaşadılar,neler hissettiler çok fena oldum yaa.

Tabii yine ölümü düşünmek işime gelmedi:)
Kazık çakacam ya ben dünyaya hehe

Geçmiş olsun.
Ben hiç mra girmedim bu arada :/


Geçmiş olsun.İnşaallah mra sonuçlarınız da iyi çıkar.Allah kimseye dermansız dert vermesin


Buz gibiydi hissettirdiklerin.. Ölüm kadar soğuk, tabut kadar dar.. Ama buna da ihtiyacımız var.. Yoksa ne laf geçiyor nefse ne de dünya bırakıyor peşimizi..


Ben 99'da düzce depreminden sonra canlı yayın için Bolu'ya gitmiştim, havada ağır bir koku, etrafta yanan koca ateşler, başında aileler, bazıları yıkıntıların başında yakınlarının çıkarılmasını bekliyor. Ve daha anlatmak istemediğim pek çok şey görmüştüm orada, ondan beri depremden çok korkarım. Allah ölümün de hayırlısını versin cümlemize yani.
***
sühendan hoşgeldin. Amin dualarına,
***
kuaybe, ne deyim, olan işte bu.
hep hatırlamak lazım ölümü ama, sıkışmadan aklımıza gelmiyor.


Ben de bir kez mr'a girdim ve ben de kesinlikle aynı benzetmeyi yapmıştım, tabut... Ben de içimden sürekli, Allah'ın isimlerini anarak , o geçmek bilmeyen vakti geçirmiştim.. Çaresiz kalınca daha bir farklıdır ya yakarışımız...
Geçmişler olsun tekrar...


Hımm arka arkaya sürekli, ben de demişim....


Geçmişler olsun uragancığım, umarım sonuçlar iyi çıkar.
Tıpkı dediğin gibi pek az hatırlıyoruz ölümü, kendimizi daha az rahatsız ediyoruz böylece.
insanlar öleceklerini her an hatırlasalardı eğer, belki de dünyada kötülük diye bir kavram olmazdı..


Herşey yolunda gider inşallah. Ölüm ne kadar yakın ama çok uzakmış gibi geliyor... Allah herşeyin olduğu gibi ölümün de hayırlısını versin... İyi yıllar...


*Senabera*, sen yaşamışsın zaten, anlatmaya ne hacet. Damdan düşenin halini en iyi damdan düşen bilir:) Yaşasın Nasreddin Hoca!

*Solar*, yaşıyor musun yaaa?
nerelerdesin, gözüm yollarda kaldı.
Ölümü tabii ki hatırlamalı, ama yaşamayı da unutmamalı, di mi solmazım, tutunmalı di mi?
şşşşş, orda mısın, kime diyorum :)

*Aysun*,amin, amin tüm dualarına. Sana da iyi seneler, ibrahim berk'e de, bünyamin beye de tabii, toptan iyi seneler efenim.:)


sorma ya, bu ara dersler de dahil her şey üstüme üstüme geliyor sanki, zamanı verimli kullanamıyorum; bi sabah oluyor bi akşam..üniversiteye kapağı at gerisi kolay diye kandırmışlar yıllarca uragancığım:(


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate