uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

Uzun olacak üzgünüm, sıkılan okumasın!

Günlerdir susuyorum, izliyorum. Sakince daha doğrusu sakin kalmaya çalışarak. Herkes konuşuyor, herkes bugünkü konumu üzerinden "üzerine düştüğüne" inandığı şeyi yapıyor. Adeta "örtülüler" bir meta'ya dönüştürülmüş, üzerinden tahliller yapılıyor. Alıştık, yıllardır sosyolojik tahlillere ama bu kadarı da fazla. Pes ya yeter, sustukça içimde büyüdü, büyüdükçe daha yüksek sesle bağırıyor kalbim yalnızlığını. O kadar çok şey birikti ki, baştan uyarıyorum, bu uzun bir metin olacak, sıkılan okumasın!, beğenmeğen yakışıklı oğluna almasın ve bu yazıda bütünlük aramasın, kimse. Çünkü tamamıyla parçalanmış bir yazıdır bu, paramparça olmuştur, aynı hayatım gibi...

**Mevzuu benim için sadece " örtü" meselesi değildir, zira benden geçmiştir, "evimde oturup çocuk bakmak bana biçilmiş kaftandır", zaten şimdi ki örtülü jenerasyon için, "aç-kapa artema" her geçen gün doğallaşma yolunda ilerleyen bir süreçtir, genelleme yapmamaya çalışsam da, "örtü"'nün bugün büyük şehirlerde kullanılan hali tuhaf bi şi'dir. Ayrıca o da tercih meselesidir, beni bağlamaz, olmasa iyidir ama olmuştur, örtü dönüşmüştür.

**Beni asıl kızdıran, siyasilerin iki yüzlülüğü, ne ikisi ne üçü çok yüzlülüğüdür. Hangi birini yazmalı bilmem ki, hepsi üstüne düşeni yapmaya çalışıyor ya!
Başbakan'dan mı başlamalı acaba? Bunca yıl bu mesele üstü "örtü"lü bir şekilde rafta bekledi. Niye bugün, niye İspanya'da, niye muhabir sorularıyla gündeme gelmiş bir mesele oldu örtü meselesi. Benim şahsi kanaatim, sayın başbakanın bu kadar hızla çözüme gitme niyeti yoktu aslında, bir-iki cümle edip bırakacak, herkesin eteğindeki taşları dökmesini bekleyecek, konuşulacak bir şey kalmadığında da, "hadi bi bakalım","küstürmeyelim seçmeni, tutalım bi ucundan yavaş yavaş" diyip, her yanı kolaçan ederek kağnı hızıyla yol alacaktı.

**Planları değiştiren, mevzuuyu hızlandıran ve hızlandırdıkça kısıtlayan, konuyu sadece "başını örtmek isteyen üniversite öğrencisi, örtüversin canım ne olcak, çenesinin de altından bağladı mı tamamdır" a hapseden, beraberinde 301'i de unutuverelim şimdilik diyen, bahçesinde gül bitmeyen Devlet bey'in ta kendisi olmuştur. Kendisinden daha fazlası beklenemez, beklenmemelidir de, ne de olsa zamanında yasakların en sıkı takipçisi, en cesur uygulayısı olmuştur zatı şahaneleri. Susmayı onun kadar iyi becerebilen başka bir adam var mı dır dünyada?

**Bir de Baykal'ımız var. Muhalefetin anası olan hani. Şahsıyla görüşmelerim oldu defalarca, hazırladığımız programların kulislerinde. "Özgürlüklerin kısıtlanmasını nasıl savunabiliriz, çözülmeli tabi, ama bunu islamcı iktidarlar yapamaz...", nev'inden tonla cümle sarfeden, (daha fazlası da konuşulmuştur ama chp'nin laik-atatürkçü seçmenini hayal kırıklığına uğratmayalım) yakışıklı Deniz dede, bugün mitingci kitlesinin davranmasını beklediği gibi davranıyor.

**Yaa bu ülkede hakkıyla; ifade özgürlüğünü, insan haklarını, savunacak bir adam niye yok, niye çıkmıyor. Niye herkes her şeyi kendine yontuyor? Demokrasi bana hizmet ederken iyi, sana hizmet edecekse tü kaka. Özgürlük bana varsa iyi, sana varsa nah!
Kadınlar meclisin önünde eylem yapıyor, "örtü serbestisi istemiyoruz" diyor, yapsın kardeşim, hakkıdır, istemiyorsa çıkacak sloganını atacak, ellemeyeceksin tabi ki. Ama zamanında "örtümüzle okulumuzu bitirmek istiyoruz" diyen örtülü kızların nasıl coplandığını, gözaltılarda arkadaşlarını deşifre etmemek için nelere katlandıklarını da unutmayacaksın. Meclisin önünde eylem yapmayı bırak, okulunun önünde bile ağzı kapatılan kızları hatırlayacaksın ve diyeceksin ki özgürlük herkese lazım.

**Geleyim işin başka boyutuna, korkak dindarlara! Dün akşam, anayasa taslağını hazırlayan komisyonun başındaki isim Ergun Özbudun, Birand'ın karşısında soruları yanıtlıyor.
Birand diyor ki; "bu kızlar başları örtülü 4 sene okuyacaklar, sonra okulumu başörtülü okudum, şimdi de örtülü olarak çalışacağım tabi, diyecekler, o zaman ne olacak?"
Özbudun; "Madde kamuda çalışmaya izin verecek nitelikte değil, onlar da özel sektörde çalışacak" diyor.
Uragan da diyor ki; hangi özel sektör? Başörtünün ucunu gördü mü kaçacak delik arayan adamlar mı çalıştıracak tesettürlü kızları. Sanki 98'de örtü yasağı sadece kamuya gelmedi mi? "Sen bilmem ne şirketisin, elemanın başını örtüp, çalışamaz mı" dediler. Yooooooo. Bizim korkak patronlar, kuruşunu kaybetmekten Allah'tan korkmadığı kadar korkan dindarlar, yasağı kendileri taşıdılar şirketlerine, dersanelerine vs... yerlere. İmaj meselesi yaptılar, en çok da bunlar yaralamadı mı bizleri, canımızı yakmadı mı?

**Bugün durum farklı mı?, hayır. Daha bundan on gün önce bir grafik-fotoğrafçılık işi vardı, cevap: kadın istemiyoruz, kadın olsa bile örtülü istemiyoruz.
Hay senin...

**Yasak kalkarsa mahalle baskısı olur diyo ya bazıları, onlara diyorum ki; "lan oooolum, zaten var ama sana değil bana" Ben hayatın işleyen yerlerine nüfuz edemiyorum anladın mı? Bi sanal karakter olarak varım ben, aha burda! Onun dışında gerçek hayatta yer alacaksam, benim yerim; evim, ya da başkalarının evi, hani temizlik filan yapılacaksa, ona bir şey denmiyor, hayatını kakılmış pozisyonundayken örtülü geçirebilirsin, kime ne!
Yeter ki okuma, fikir beyan etme, toplumun dinamiklerinin içinde yer alma, insanlarla iletişim halinde olma, yani sosyal olma, sosyal hayatta yer alma!

Bu kadar değil aslında biriktirdiklerim, ama dağıldım.
Toplayamıyorum, dağıldıkça dağıtıyorum.
Dağıttıkça dağılıyorum.
Bu yazıyı yoruma kapatıyorum, ziyaretçilerden bir şey söylemek isteyen olursa, e- mail adresim anasayfada mevcuttur, (demiştim ama vazgeçtim, yorum da açık, e-mail'de, niye kapatayım ki ama, dileyen dilediğini yazsın, sonra bakarız)
Başka bir türban yazısı da Ali Beyhan mahlasıyla şurada yazan dalgacı davuttan:)
Olayın içler acısı halini bir de ondan okuyun...
4 yorum:

Off Uragan, sen alınma ama o kadar sıkıldım ki bu konudan artık anlatamam. Yazdıklarına katılıyorum katılmasına da ben artık benim "Örtümün" ağızlara sakız olmasını istemiyorummm... Ne haber izlemek ne gazete okumak istiyorum artık.. Örümcek kafalı insanlara katlanamıyorummm... İsteyen istediği yerini açsın, isteyen de istediği yerini kapatsın. Kime ne kardeşim??? Herşey bu kadar basitken bu kadar dolaştılması artık sıktıııı......


Alınmıyorum arkadaşım, niye alınayım? Günlerdir bu konu üzerinde yazmayı düşünüp, ertelememin sebebi senin sıkılma sebebinle aynı ama bir yerden sonra insan içine atmaktan da yoruluyor. Bu meselenin siyasi ranta dönüşmesi de benim canımı sıkan en büyük nedenlerden biri.


Ben seyretmiyorum artık türbanla ilgili yapılan haberleri. Yok efendim gata örtüsü mü olsun , çarşafla gelirler mi hıımmm arkadan bağlasınlar gıdıları görünsün... Offf diyorum sadece.

Ben uludağ üniversitesini kazandım 93 yılında. Gittik okula kayıta açık resim vereceksiniz dediler. Çocukluk resimlerinden verdik... Sınavlarda sorunlar yaşadık tabii. Bereket hocalar sınıftan tanıyorlardı ki 2 sene idare ettik.

Sonra marmara ya geçiş yaptım. Okula geldim kayıta resim vereceğim dedim ki açık mı kapalı mı?:) Adam sana kalmış dedi. Hah dedim burda başka sistem var demek ki... 2 sene de marmarada idare ettim sorunsuz.

Sonraaa yüksek lisansa girdim ve asistan abi beni bir köşeye çekip şu sözleri söyledi. Aysun evet birincilikle bu hakkı almış olabilirsin ama hocanın seni kabul etmesi için örtüyü çıkartman gerekiyor derslere girmen için. Efendim diyebildim sadece şaşırmış gözlerle. Ve sonra bütün okullarda başladı sorunlar. Ben eyvallah bu hakkı kullanmıyorum diyerek bir daha okula gitmedim. Hatta diplomamı almaya bile gitmedim. Seneler sonra diplamayı almaya gittiğimde dışarda bekledim içeri almadılar... O zaman anladım ki biz ikinci sınıf vatandaşız. Ne kadar ağır geldi o an...

Geçen ay başında işten çıkmak üzereydim. Ama bir süre düşününce iş bulamama ihtimalim aklıma geldi. Çünkü ben örtülüyüm ve telefonla görüşüp de olumlu konuştuğum işverenler yüzyüze görüşmeye gidince hemen tavır değiştiriyorlardı. İstemediğim şeyler olduğu halde oturdum çalışıyorum...

Şimdi yerel seçimler yaklaşıyor. Herkes türban üzerinden oy kapma yarışına girdi. Sadece uzaktan izliyorum ve sokakta tekrar bana dönen bakışlarla başetmeye çalışıyorum.

Şu an Deniz baykal'ın açıklamalarını okudum.Adam açık açık bunca müslümanın gözünün içine bakarak örtünme yok diyebiliyor. Bize de ağlanacak halimize gülmek kalıyor...


Zor be Aysuncum, valla benim ki mesleki bir merak, önüne geçemiyorum. Özellikle, haberi kim, nasıl vermiş, benim için önem arz ediyor. Birand'ı izleyişimin iki önemli nedeni var mesela, biri Doğan grubu ile hükümet arasındaki mevzuular, diğeri teknik alt yapı.
**
İş meselesine gelince, iyi düşünmek lazım tabi, sen zaten İbi'nin de bebeklik dönemlerini atlattın, şu saatten sonra zor gelir yani işsizlik.
**
Benim eski çalıştığım kurum "başka yerde çalışamaz bunlar" mantığında olan bir kurum olduğu için, koklatıyorlar parayı resmen. Gitsem, al 500, çalış diyecek adam.
Bunun kreşi var, yol masrafı var, üstü-başı var. Gelen olduğu gibi gidecek, e o zaman kikirciğim niye bensiz kalsın di mi?, bir faydası olmadıktan sonnra.
**
Örtü konusunda yazıda içimi boşalttım ya, daha diyecek bir şeyim de yok şimdilik. Ama yine söylüyorum, korkak dindar patronlara küfür etmek istiyorum çok pis!,Pragmatist burjuvalar!


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate