Şubat bile gelmiş.

Günlerin hızına yetişmek ne zor yaa. Çalışırken, "yapmak istediğim tonla şey var, yetişemiyorum" diye şikayet ederdim, evdeyim, yine değişen bir şey yok. Yine yapmak istediğim bir sürü şey, yine zaman yetişmiyor. Sanırım ben ya zamanı iyi kullanmayı bilmiyorum ya da bir şeyler yapmayı değil, yapmak istemeyi, seviyorum.
Evet evet ihtimalleri seviyorum, olabilme, yapılabilme ihtimallerini...
***
Dün kü yokluk dalgasının ardından, bugün daha iyiyim. Bazen, birdenbire ağır bir yokluk ve yoksunluk duygusu yayılıyor içime, tüm damarlarımda dolaşıyor, sonra kalbim güçlü bir pompalamayla bertaraf ediyor onu, Allah yardım ediyor, sıkıntımı dağıtacak bir şeyler oluyor ve ben çok şükür yaşıyorum.

Yaşıyorum, yazıyorum, fiil çekimi bile yapabiliyorum.:)

yaşıyorum, yaşıyorsun, yaşıyor
yaşıyoruz, yaşıyorsunuz, yaşıyorlar...

Nasıl, doğru çektim mi fiilleri. Bir de arapça fiil çekimlerinden örnek versem mi?

iç ses: sus yaaa, uzatma, tamam, anladık, dilbilgin iyi, ama abartmanın alemi yok ki.

Yorumlar

solar dedi ki…
o "yokluk dalgası" iyi ki arada bi gelip gidiyor, tüm günlerimiz böyle geçseydi dünya nasıl katlanılmaz bir mekan olurdu..
URAGAN dedi ki…
bat dünya bat!
olurdu, her gün!
Hatta oluyor da sık sık!
Mesela ben yine yokluk dalgasına bıraktım kendimi.
Biyonikkedi dedi ki…
Bazen ben de düşünrüm öyle ama "bensiz dünya daha çekilmez olur ulan,kim çıkıntılık yapacak"diye vazgeçerim:)Ve geçer o pis halim, tuhaf hemen:)
Yapabilme ihtimali,evet doğru.Yapsak o ihtimal kalkacağı için ortadan.İhtimali sevmek en güzeli.
URAGAN dedi ki…
bensizdünyaçekilirolur.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy