uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

Yorumsuz bir hayatı seçmek bile seçimdir.

etiketler:
...


**


"En kusursuz cinayet budur; yaşama sevincimizi kimlerin öldürdüğünü, bunu hangi güdüyle yaptıklarını, suçluların nerde bulunacağını bilemeyiz." Serap'ın sayfasında okudum bu cümleyi, Coelho'nun "Portobello cadısı" adlı kitabından alıntılamış. Düşündüm sonra, gerçekten birileri, başkaları, ötekiler mi katili yaşama sevincimizin; yoksa bilakis biz miyiz onu katleden? Cümlenin sonunu şöyle tamamladım sonra; "belki de suçlu en yakınımızdadır da onu bulmak istemeyiz."


**


İnsan kendi teslim olmaz mı acıya, öyle ki basıp geçmek, geçip gitmek varken, durup kalmaz mı başında, beklemez mi acı verenin daha çok acı çektirmesini? Niye bu inat, nedendir bilinmez. Ama hatırlatıp durmaz mı kendine acı veren tüm olayları?
Bir komşum vardı; ikinci evliliğini yapmış, ilk evliliğinden iki çocuğu var ve görüşemiyor onlarla. İki evladı daha var ikinci eşinden. Fakat diğerlerinin acısının başında öyle bekledi ki; yanında olan çocukları hep öfkesinden nasibini aldılar onun. Hırpalandılar. Başka türlü olamaz mıydı, olabilirdi belki ama, kalkmak öyle kolay değil ki geçmiş hayatların başından. Sıyırıp atamıyor demek ki.


**


Niye romanlar, hikayeler okur, fimler izleriz? Ve daha teknolojik bir soru, niye okuruz blogları ve başkalarının hayatlarını? İnsanoğlu niye hep başka hayatları merak eder, onların içinde olmak ister, bazen kahramanların yerine kendini koyacak kadar ileri gider ve hatta içinde bulunduğu hayattan, zamandan uzaklaşır. Niye? Elindekilerden memnun olmadığı için mi? Kendi hayatını yeterince ilginç bulmadığı için mi?
Sanırım değil, sanırım kendi hayat kesitlerimizden bulduğumuz için sığınıyoruz filmlere, romanlara ya da başka hayat kesitlerine. Bize benzeyen başkarı da olabilir mi, diye sığınıyoruz. O kadar korkuyoruz ki, kendimizle kalmaya, sadece kendimiz gibi olmaya, mutlaka benzerlerimizi arıyoruz. Bir benim başıma gelmiyor, demek için belki; normalim demek için, deli değilim demek için.... kimbilir. "ben bilmem, tek bildiğim bu"


**


Kaç farklı "hayat ihtimali" geçiyor hayatımızdan? Okuduğumuz okullar, tanıdığımız insanlar, yaşadığımız şehirler, ... Her an, her dakika seçimler yapıyoruz, bazen farkında olarak, bazen olmadan, bazen farkında olduğumuzu sanarak. Dün dışarı çıktığımda yürürken düşündüm, trafik lambasının yeşile dönmesini beklemek de bir seçim, beklememek de. Arabalar geçerken, sallanarak yürümek de bir seçim, hızlıca geçmek de. Peki ya sonuçları? Sallanarak yürümeyi seçsem, bir tek beni mi etkiler sonuçları? Düşünsek üzerinde en az 20 kişi direkt etkilenir, bir de dolaylı olarak etkilenecekler var.
Kararsız olmakta haklı değil miyim yani, değil miyiz? Çelişkiler barındırmakta, onları besleyip büyütmek te haklı değil miyim?
Hadi her şeyi bırakalım, yazdığım yazı bile ziyaretini esirgemeyen üç-beş dostun şu an ki halet-i ruhiyesini etkilemeyecek mi? Belki çok keyifli bir güne başlamış olan sizler, okuyup karartmayacak mısınız içinizi? Yazmayı seçmiş olmakla hata yapmış olma ihtimalim yok mu yani bu yazıyı?


Abdülhak Hamit'in bir sözü var ya hani; "ne seninle oluyor, ne sensiz" diye, kendime söylemek için biçilmiş kaftan yani. Tarhan, hayatındaki en önemli kadına ithafen söylemiş bu sözü rivayete göre. Ben kendime söylüyorum; ne tahammül edebiliyorum bana, ne de benden geçebiliyorum.
Ne seçimlerime dayanabiliyorum, ne de seçimsiz bir hayat mümkün. Mersault gibi olmak bile bir seçim değil mi yani?


**


Ha bu arada yerel seçimler ne zamandı yaw?


(Kendimize, seçimlerimize, hayatlarımıza ve senden gelene sabretme gücü ver rabbim, yüreklerimizi ferahlat lütfen)
2 yorum:

Offf, ben de Uragan' ı okuyayım da moralim düzelsin diye gelmiştim, sağoll:)) Bazen yaşama sevincimizi kaybetmemek için çok çabaladığımız halde, bazı katiller sanki bizim yaşam sevincimizden rahatsız olup ille de öldürmeye çalışıyorlar bence.... Basıp gitmek kolay değil ki, ne kendinden kaçabiliyor insan ne de düzeninden, üzeninden... Duana amin amiin, yürek ferahlığına ihtiyacım var..


Şu sıralar moral bulmak için en son uğranacak blog benimki:)
**
ne kendinden kaçabiliyor insan ne de düzeninden, üzeninden...
**
bu cümlenin içinde bi hafta daha kaybolurum ben:), sen iyisi mi bi hafta soona gel:)
**
sobeni aldım kabul ettim ama şu anda cevaplarsam, nefesimi kesecek tek bir an yazarım, o da ölüm anı.
**
iyisi mi sonraya bırakayım:)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate