Kayıtlar

Mart, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bıla bıla / şimdi yeni şeyler söylemek lazım!

bir-iki gündür gündemi takip etmiyorum ve bugün de kesinlikle takip etmeyeceğim. Pazartesi gelsin yeniden işbaşı:)elimdeki kitap ısrarla bitirtmiyor kendini bana, sanki bitince gidip kütüphanenin kuytu bir köşesinde bekleyeceğini biliyor. direnme, 550'ye 20 kaldı.okuduğum kitapta aklımdan hiç çıkmayan bir cümle var. "çünkü senin için sigarayı bırakmak sevdiğin bir varlığı öldürmek gibi bir şey" diyor biri, yazar bu cümleyi duyar duymaz sigarayı bırakıyor. ben yıllarca bunu bilerek bırakmamıştım sigarayı ama :)bu yazarın en bildik kitaplarını okumadan (yüzyıllık yalnızlık, kolera günlerinde aşk vs..) anılarını okumakla kötü mü ettim acaba?havalar ısındı ya, ev artık sıkıyor bizim hatunu. şu postu bitireyim, çıkacağız birlikte. yürüyüş yapmak istiyormuş, sonunda bakkal olan bir yürüyüş:)günler günleri kovalıyor, ben hiç birini kovalamıyorum. öyle sakin dingin izliyorum kovalamacayı. böylesi daha güzel sanki.annem bu akşam dönüyor, yarın onu ziyaret etmeyi düşünüyorum. baka…

Yaşasın youtube açıldı!

Özlemiştim, özellikle kıraatiyle ruhuma ferahlık veren bu çocuğu ...

Rabbişrahli ve sadri!

Resim
Hz. Musa'nın Duası
“Rabbişrahli sadri ve yessirli emri. Vahlul ukdeten min lisani yefkahu kavli” ** “Ey rabbim.
Göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır.
Dilimde bulunan düğümü çöz de anlasınlar beni”

(Taha:25-28)

ve
Hz. İbrahim'in duası
“Rabbic’alni mukimessalati ve min zürriyeti. Rabbena ve tekabbel dua. Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab” ** "Rabbim beni namazı dosdoğru, mükemmel şekilde kılan bir insan yap. Zürriyetimden de böyle insanlar yarat. Ey Rabbimiz! Dualarımızı kabul et. Rabbimiz, Kıyametin kopacağı günde, beni ana ve babamı ve müminleri bağışla. (İbrahim:40–41) ***

çocuk istismarını durdurun! / Ünzile

Resim
Dünyanın en masumlarına ...




*** Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım Düştüm, Bebeğim bir yana, Gülüşlerim bir yana. Anneme baktım, Yoktu! * Başımda yabancı bir adam Küçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçti pespembe tenimi. Anne, anneeeeeeee. ... * Bir oyun sandım Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış Bir emzik düğümünde yarıldı bedenim Altımı ıslattım sandım Kan kaybında Boğuldu insanlık! * Bebektim, Çocuk olacaktım Abla olacaktım Altımdaki bez çıkmadan, Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDU MU o amca bedenimde ??? * Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki! Anneeeee... babaaaaa.... * Işığı açın! * Uzanamıyorum. *** http://www.lightamillioncandles.com/Enter

Bir mum da siz yakın, belki bir imza ile bir şeyi değiştiremeyeceğimizi düşünebilirsiniz ama, sessiz kalmaktan iyidir. ***
Bir de bizim ünzileler var, çocukluğunu yaşamadan kadın olan, anne olan ünzileler.


Biyonikkedi teşekkür ederim, linkten s…

Yaşasın çocuklar!

Çocuklar, varoluşumuza katkısı olmayan malayani tüm bilgileri unutturmakta birebirler.



Komşu Fatoş var ya hani; hani ikizlerin annesi canım, hah işte o. 3 saat önce o geldi, hastaneye gidecekmiş, ikizleri bana bıraktı, ilaç gibi geldi valla.



Tüm günceli unuttuk; (onlar zati bilmiyor ya, neyse) hopladık, zıpladık, balon patlattık, cızgıfilm izleyip, ona-buna şaşırdık:)) Sonra yorulduk, bir şeyler yeyip, yatıp uyuduk. Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak hesabı...

Ey yalan dünya psikopat ettin beni!

Bu aralar malum gündem yoğun ya, bilgisayar başında geçirdiğim zaman dilimi eskisine oranla çoğaldı fakat bu zamanın büyük bölümünü gündem okumaları alıyor. Tabi olan-biteni takip etmenin insana getirdiği psikolojik bir yük var. Bu da bloga sıradan günlerimi, sıradan bir dille yazmamın önüne geçiyor. Bloga yazmak için post penceresini açana kadar o kadar çok şey okumuş, o kadar hayıflanmış oluyorum ki olan-bitene yazacak enerjim kalmıyor. Enerjiden de öte, üstüme accayip bi ağırlık çöküyor ve yazmayı düşündüğüm her şey bir anda anlamsız gelmeye başlıyor. Birey olarak tüm yaşananlar için elimden gelen hiç bir şey olmaması, dönen dolapları bile çoğu zaman birileri bugün bunu istediği için öğreniyor olmak, canımı yakıyor. Bunlarla ilgili bir şeyler yazsam yazdıktan sonra pişman oluyorum. Farkında olmadan oyunun parçası olmaktan korkuyorum. Her ne kadar birbirinden çok çok farklı isimleri, yorumları da takip etsem; sanki herkes tek bir şeye hizmet ediyor.


***


Bu ülkede seni, beni, onu, halk…

uro rüzgara karşı - 2/özet

"Küçüktüm ufacıktım
Top oynadım acıktım"


**


Yine fırtına, yine ıslıklı rüzgar, yine inatçı uro.
Bu defa da uçurmadı beni rüzgar.
Sanırım uçmak için yaratılmamışım!
Hazerfan gibi bir ruha da sahip olmadığıma göre...


***


bitti.


***


bu ne şimdi?
yazmasam daha iyiydi.


***

başlığın adı, postun tadı

Bir kahvenin sahiden kırk yıl hatırı var mı?
Şimdi orta şekerli bi türk kahvesi yaptım, içtim.
Kendime hatırlı mı davranacağım yani 40 sene.
peeh:/
Ama bi de dabak sevdiği deriyi yerden yere vururmuş, var.
o halde?
vurayım gitsin:)

Saçma-lamalarımı kaçırdınız ha hay ha hay!

Yaz-boz tahtasına döndü anacım burası. * Bir dizi saçma-lamalarımı (yok çitalarımı); sildim gitti. * Ne çok siliyom ve gidiyor bu ara * Komplo teorileri okuya okuya kafayı sıyırcam. Sıyırtık yazılarım da nete düşüyor icabında, aramalarda neyim çıkıyor. Üstelik sildiğim yazımın başındaki cümlelere kaynak olan videoyu, yazıyı yayınladıktan sonra tekrar aradım, taradım yok. 2 saat gezindim, geçmiş listemdeki tüm haber sitelerini didik ettim, yok. * Anam dedim, uro; sen kendi halinde bi ev hatunusun, senin neyine; nevruz, polis, asker didim. Bak koskoca siteler bile yok etmiş videoları neyim, gız gızım başına bela alma, didim. Durduk yerde medrese-i yusufiyelerde takılma, çoluğun var çocuğun var didim.:) Hele bi yatışsın ortalık ondan sonra bakarsın didim. Didim de iyi ettim, ahanda ondan sildim. *
Annem bugün Ağrı'ya gidiyor, teyzemlerle beraber ev yerleştirmek için. Yolunuz açık olsun, annee çok kalma haa!

*** Goran Bregoviç Ederlezi/Hıdırellez

* "boşnak kızlarına geç kalmış bir özür" * ed…

"Şartlanmaların beynimizde yol açtığı hasarlar" üzerine bir yazı

Sayfanın başında, uragan/günlük yazıyor ya hani, dün bir ara onu uragan/müzikli günlük olarak değiştirdim. Ve o dakika itibariyle beynim durdu.

*

Son dönemde her yazdığım yazıyla kendimce bağlantılı ve kafası benimkinin çalışmasını andıranlar için de bağlantılı sayılabilecek müzikler de ekliyorum bloga. Hiç de zorluk çekmiyorum, doğrusu.

*

Ama başlığa müzikli dedim, bildiğim tüm müzikler uçuştu ve dağıldı, ne söz ne müzik, hiç bir şey kalmadı. Ben ki, kainattaki her şeyin kendi müziğini taşıdığına inanırım, her şeyde bir ritmin varlığını hissederim, içimdeki müzik anında sustu.

*

Anam dedim yaw, müzikli dedim ya, iş zorunluluk haline dönüştü ya, şartlandım ya; o an bitti yani. Kaldırdım gitti, ondan sonra. Gelmişim 30 yaşına, kendimi bildim bileli sevdiğim bir şarkıyı bir kere dinledim mi kalmış her notası kulağımda, çalamasam da söylerim, hatta banyo da söyleyince fena da sayılmam hani:)

*

Ve evet önce insanız; üzülen, sevinen, şüphelenen, sorgulayan, yaşamaya çalışan insanlar; sonrası Allah…

uy anam, kulaklarıma inanamıyorum!

Yaa lütfen şu lingteki videoları bi izleyin yaw.
Ya mahvoldum yaaa, bittim ya, bu kadar mı yaaaa?
Allahım sen aklımı koru.

**
bana bu cümleleri yazdıran lingi kaldırdım gitti.

V for Vendetta/

Resim
Geçtiğimiz aydı sanırım , moviemax bıktırana kadar yayınlamıştı bu filmi, o vakıt izleyememiştim:) Doğrusu merak da ediyordum çok ve dün nihayet izledim. İlkinde hem Elif'in uyanık olması hem de elektrik kesintisi nedeniyle filmin kilit noktalarını kaçırdım. Vazmıgeçtim, hayır. Moviemax2'de baştan sona tekrarını izledim. Ve bayıldım. Ütopik ve biraz da zor bir film ama muhteşem. Replikler muazzam, şiirsel ve içerik çok yüklü. Her cümlenin bir felsefesi, her bakışın bir anlamı var, tam arşivlik ve biraz da anarşik yoksa epeyce mi demeliyim?
İzleyip kendiniz verin kararı, faşizme karşı anarşi... Yorum yok!









Evey Hammond: Kimsin sen? V: Kim? Neye göre kimim? Maskeye göre mi, yoksa içimdeki ben'e göre mi? Maskeli bir adamım ben. Evey Hammond: Bunu görebiliyorum. V: Elbette görebilirsin. Senin gözlem gücünü sorgulamıyorum. Maskeli bir adama kim olduğunu sormandaki paradoksa dikkat çekiyorum.

* "Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var ve fiki…

Kendi kendimi kapattım!/Aynı Nakarat/Acil Demokrasi/Kukla

Keşke doğanın uyanışı olarak kabul edilen bugünde, bunları yazıyor olmasaydım.
Ama oldu bir kere.


*Hrant Dink davası ile ilgili gelişmeleri biliyorsunuz herhalde, "biz üstlerimize söylemiştik" ifadelerini. Yazık ki ne yazık.


*Bir yandan Ergenekon davası, bakalım daha kimlere değecek, daha hangi isimleri göreceğiz ekranlarda davayla ilgili göz altına alınan. İnşaallah sonuçlanır bu dava, inşaallah hasır altı edilmez. İnşaallah kapanma korkusu sarmaz iktidarı da bu işin peşi bırakılmaz.


*Tabi bir de ABD işgalinin üzerinden geçmiş koca bi 5 yıl var geride. Milyonlarca sivilin katledildiği koca 5 sene. Dün gibi hatırlıyorum, ilk hava bombardımanını. Beklediğimiz ama içten içe olmamasını dilediğimiz o gerçeği, dün gibi hatırlıyorum.:(


*Sitedeki karartmaya gelince, ben de kendi kendimi kararttım. Baktım Dtp, Ak Parti bu işin hakkını veremiyor ben vereyim, dedim. Yakında referanduma gitcem zati, uragan kapatılsın mı?deyi; iyi mi?



**



Bir parodi olarak “iddianame” /Ferhat Kentel

Fıkrayı bili…

uragan rüzgara karşı-1/sinemalarda

Öğleden sonra öyle bir rüzgar vardı ki; hırçın, kızgın, alıp savuruyordu önüne geleni ve bundan keyif alıyormuşçasına ıslık çalıyordu. Hatta bir ara öyle bir esti ki, henüz atmaya başlayan yağmur bulutlarını bile dağıttı. O yüzden sadece 1 dakika ıslanabildim balkonda.
**
Ben de rüzgara kızdım, bulutları dağıttığı için. El mi yaman bey mi, sıkıysa beni uçur, dedim. Giydim hırkamı çıktım, rüzgara karşı yürüdüm/yürümeye çalıştım. Ev ile bakkal arasındaki iki- iki buçuk dakikalık zamanda beni uçurmayı başaramadı:(
Ama dönerken neredeyse uçacaktım, bu defa arkamdan esiyordu kerata.
**
Rüzgarla aramda geçen hırçın diyalogdan, kikircik nasiplendi. Ona vişne soslu browni aldım, afiyetle ve bir bardak süt eşliğinde onu yiyor şimdi:))
**
Bu arada anlaşılan hiç birinizi beni etkilediği kadar etkilemedi bu müzik:(

yaşamak bir ağaç gibi, tek ve hür; ...

Resim
açsam olası kanatlarımı şöyle bir manzarada ruhumu boşluğa bıraksam olabildiğine hür , olabildiğince özgür olabildiğine yakın hissetsem O'na ... Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. * *:http://www.ankebut.net/index.php?catID=meal_oku&mID=1&sureID=21&page=&rpp= foto url: http://evilkorny.deviantart.com/art/Puppet-On-A-String-78738581

uçarken fonda da bu müziği istiyorum, inşallah kötü bir şey demiyordur ;)



Saatlerin ardında hep kendimi aradım/Bir melal zincirine takıldı parmaklarım/Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım!

Efendimizin doğum günü olarak bilinen bu geceyi iyi değerlendirmek dileğiyle...
Mevlid kandiliniz mübarek olsun.

**

Ne zaman bahsetsem ondan, ya da düşünsem onu; Nurullah Genç'in Yağmur Naat'ı aklıma gelir hep beraberinde. Çok etkileyici gelir, nasıl bir hal üzere yazılmıştır, nasıl bir imdat'tır bu şiir...

**



-yağmur-

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat
**
Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
**
Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
**
İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatla…

Bir bezden bebem vardı:))

Bilen biliyor ya, taktım mı takarım ya, bu defa da karadeniz türküleri aldı nasibini takıntılardan.:)

Yıllar önce dinlediğim bir müziği aradım 1 saat, Sezen Aksu'nun çok sevdiğim bir şarkısı ve başında da karadeniz ağzıyla söylenen müziksiz harika bir bölüm var. Nefis yaaa. Ben hakkaten yerel müzikleri çok seviyorum, ama şarkının sözlerini de eklemek lazım buraya, okuyucuları kadınlardan oluşan bir blogger olarak, bu türküyü tüm koca kişilerine yolladım gitti.:))
Buyrun hatun kişiler, haydeee


Sezen Aksu - Ben Annemi İsterim (Karadeniz)haylazcom

gelinim ağlıyor yaşlı yaşlı
gitmem der de sallar başı
ağlama gelinim ağlama
kınan kutlu olsun
gelinim
bindiğin at dehli olsun. **
Dağda belimde odun beni ne hale kodun Tarlada ırgat avrat, hanede hazır hatun Bir uşak göbeğimde altısı eteğimde Yedi bitirdi beni, anandaki o çene Dünyanın gailesi, yetmezmiş gibi bir de El ayak çekilince sen bitersin dibimde Uy çalsın kemençeler de ben bir horon tepeyim Çatlasın kaynımgiller, bari kurtlarım dökeyim Fın…

ula ula ula ula...

Efendim, malum hadiseyi kazasız belasız atlattık ya, moralim iyi bugünlerde. Sayfa açıldığında çalan müziklerden de anlıyorsunuzdur zaten, uragan bugün iyi mi kötü mü?

**

Bir kaç gündür karadeniz müziğine takmış bulunmaktayım, oldum olası severim zaten ama, şööle hızlı horonlar çalsa, omuzlar oynasa, ayaklar 2ileri 1 geri gitse gelse, havasındayım yani.

**

Cumartesi günü benim anne tarafı toplaştık. Hani bahsetmiştim ya bir ara, cerrahların cerrahı teyzoştan, onlara gittik işte. Durup dururken bütün aile niye toplaştık, çünkü teyzem ve eniştemin tayini Ağrı'ya çıktı ve önümüzdeki hafta yolcular. Gitmeden bi görüşelim dedik, iyi dedik. Özlemişim teyzeciğimi. Giderken ona bir çift küpe götürdüm, oralarda tak tak beni hatırla oldumu z. , dedim.
Oldu, küpe olmasayadı unutur giderdim, dedi:))

**

Z, ile doğum günlerimiz aynı, aramızda da 8 yaş var sadece. Kafalarımız yakın çalışıyor. Çocukluğumdan beri arkadaş gibi takıldığımızdan bir türlü teyze diyemiyorum, onunla konuşurken. Z aşağı, Z yuk…

Masum Üfürümmüş!

Elhamdülillah, iyiyiz.

Öncelikle merakta bıraktığım için özür diliyorum ama hastanedeki koşuşturmadan sonra pestilim çıktı, akşam eve gelebildik ancak ve geldikten sonra da yorgunluktan yazamadım.

Nereden başlayayım bilmiyorum ama ilk olarak şunu söyleyeyim. Kalpte delik yok, şükür.
Detaylı bir muayene, ardından akciğer röntgeni, eko, ekg ve detaylı kan tahlilleri.

Sonuç, kalpte delik yok ama 1. derece masum üfürümü var kuzucuğun. Senede bir defa üfürüm için kontrol ettireceğiz.

**

Doktorun odası oyun parkı gibi olduğundan, kikircim 10 dakika beklemeye dayanamadı dışarda. Benim sıram gelmedi mi daha, diye başımızın etini yedi durdu. Muayene sırasında da üfürümü duydu doktor ve üstte bahsettiğim tetkikleri istedi. Oradan oraya koşturup durduk ve dahası hastanede bizi tanımayan kalmadı:))

Bütün çocuklarla ilgilendik, bütün bebekleri kokladık, onlarca kişiyle tanıştık; ceren, arda bebek, elif bebek, sonay bebek vs...

Ceren 6 yaşında ve henüz kapanmamış bir deliği var kalbinin, 3. derece üfürümü …

bir gün daha!

Hastane ziyaretimiz yarına kaldı, randevumuz yarın 14:30'a ertelendi.

Elifcimle konuşmuştum önceki akşam ekg ile ilgili.

Ona hamileyken benzer bir makineyle onu ve hareketlerini izlediğimizi anlattım ve doktorun da onun kalbinin 4 yaşında çocukların kalbi gibi hızlı atıp atmadığına bakacağını söyledim. Beraber izleyeceğiz ekrandan, dedim. Sakince yatması gerektiğini, dayanıp dayanamayacağını sordum.

-kocaman ablayım ben, durabilirim tabi, cevabını verdi.

Sonra detayları anlattım; çıplak olacağını, göğsünün üzerine jel sürüleceğini. O an yakınımda olan kumandayı gösterip, bunun gibi bir şeyi gezdirecek göğsünün üzerine, gıdıklayacak seni biraz, dedim ve kumandayı gezdirip, gıdıkladım :))

Dün sabahtan beri, benim karnımda bebek var, bak doktora gidelim, bilgisayarda göreceksin sen de, deyip durdu.:)

Her ne kadar, karnına değil kalbine bakacak, dediysem de dinletemedim.
-ben söylerim doktor amcaya, annem inanmıyor bana, karnıma bak da bebeğimi görsün derim, dedi. :)


İlk ekg tecrübemizde elif…

Yarın hemen olsun!

Merak eden arkadaşlara;

1. Evin beyi nisan 2009'da askere gidiyor, 1 yıl daha ertelenmiş. :)
2. Elifciğimin muayene ve EKG'si için çocuk kardiyologundan yarına randevu aldık, daha fazla beklemek zorunda kalmadan iyi bir şeyler duyarım inşaallah. :)
3.İlgilenen ve duasını esirgemeyen tüm arkadaşlara teşekkür ederim.:)

son durumlar

Umutsuzca yazdığım bir önceki yazıyı tekrar okudum ve hazır bugün ilk şokları atlatmışken yazmaya karar verdim hadiseleri.
Birincisi evin beyinin aniden çıkan askerlik meselesi. 3 gündür onunla uğraşıyor ve bugün belli olacak ne olacağı.
Aysuncum; bir yerlere mi gidiyorsun diyorsun ya, bilmiyorum. Eğer uzun dönem askerlik yapması gerekirse eşimin, sanırım toplanıp gideceğiz. Ama şu an hiç bir şey belli değil, bugün öğreneceğiz.

Ve daha da önemli olanı, Kikirciğimle ilgili, küçükken kalpte üfürüm var, denmişti. 20 aylıkken kalp ekg'si yapıldı kuzucuğuma ve kalpte kapanmak üzere olan bir açıklık tespit edildi. Fakat hoca, 2 yaşından sonra kapanmış olacağını, tekrar ekg'ye gerek olmadığını, rahat olmamızı tembihledi. Biz bütün rutin kontrollerde bu konuyu doktorlarımızla görüştük ve gerçekten de 2 yaşından sonraki dinlemelerde, üfürüme rastlanmadı. Her muayenede dinlendi kalbi, pek çok farklı doktor tarafından ama üfürüm yoktu.
Pazar günü Elifcimle evdeki steteskopla oynarken, farklı…

bugünlerde yazamazsam meraklanmayın...

İşler biraz karışık, şimdi bir şey söylemek istemiyorum, sonuçlar belli oldukça yazacağım. Kimseyi gereksiz yere üzmeyeyim.Sakin, sıradan hayatımda ani hareketlenmeler oldu ve doğrusu pek de iç acıçı durumlar değil.Rabbim işlerimizi yoluna koy ve eğer beklediğimiz gibi olmazsa bazı şeyler, onları kaldıracak gücü de bağışla lütfen...Hastalık ve sağlık hepimiz için; uzaklık, yakınlık ve değişimler. Her şey bizim için. Bu arada Allah hastası olan herkese acil şifalar versin... amin.

Ma Nouvelle France/Umutlar Ülkesi/Dramın hakkını veren film

Resim

Kadınlar günü kutlaması değil ama;

hadise budur!

Eşyalar toplanmış seninle birlikteAnılar saçılmış odaya her yereSevdiğim o koku yok artık bu evdeSenKıyıda köşede gülüşün kaybolmuşNe olur terketme yalnızlık çok acıBu renksiz dünyayı sevmiştik birlikteSen kadınımHatırla o günü karşıki sokakta Seni öptüğümü ilk defa hayattaKollarımda benim ilkbahar sabahımSenSönmüş bak ışıklar ev nasıl karanlıkO ılık aydınlık yuvamız soğumuşGeceler bitmiyor ağlıyorum artıkSen kadınımEşyalar toplanmış seninle birlikteAnılar saçılmış odaya her yereSevdiğim o koku yok artık bu evdeSenMasamız köşede öylece duruyorBardaklar boşalmış herbiri bir yerdeSanki hepsi hasret senin nefesineSen kadınımBana bıraktığın bütün bu hayatınYaşanan aşkların değeri yok artıkBen sensiz olamam artık anlıyorumSenŞimdi çok yalnızımNe olur kal benimle o kapıyı kapatElini ver banaDışarda yalnız üşüyorsunSen kadınım...tanju okan

İtalik sobe

Bugün hazır yazasım varken ve hazır birazcık keyifliyken, (sabah haberlerini izlemedim)Özlemciğimin taaa 2 hafta önceki ebe-sobesine bir iki satır yazayım.


Nefesimi kesecek anlar.....

*Filistin'in İsrail işgalinden kurtulduğu gün (görebilir mi bizim jenerasyon bilmiyorum ama, ümit iyidir.)


*Birimizin diğerimizden korkmaya sebebinin kalmayacağı gün (üstteki parantez içi aynen geçerlidir.)


*Evanjelistlerin kıyamet planlarının suya düştüğünü gördüğüm gün.(ihe ihe)


*Kendimi bağışlayabildiğim gün (zor ama imkansız değil!)


*Kızımın okula ilk başladığı gün (kesin kalbim sıkışacak!)


*Evin beyini askere göndereceğimiz gün (özellikle elif'i nasıl sakinleştireceğimi düşünmek bile nefesimi kesiyor)


*Göğsümü gere gere, yazdığım her satırına imzamı gönül rahatlığıyla atabileceğim, haberimin yayınlanacağı gün ( bu da zor ama imkansız değil, fakat ortada daha çalışacak yer yok, yer bulsam bile, dilediğim gibi yapmam kolay değil, ama nedir? -olmaz olmaz deme hiç, olmaz olmaz sevgilim, zaman neler göst…

Çiğdemler/Dağlarına bahar gelmiş memleketimin/Benimki ova sayılır ama:)

Resim
Sıkıntılardan yazmaya fırsat olmamıştı ama geçen pazar süpper bir şey oldu biliyor musun?

Hani şu durup durup fotoğrafını çektiğim arazi (araziden çok üstündeki gökyüzünü çekiyorum ama neyse) var ya; orada yürüyüş yapıyordum. Başım önümde, karların ardından yeni biten otlara bakıyordum ki, bir mucize oldu.

Yıllaaar yıllar sonra, bir çiğdeme rastladım. Hani şu baharın müjdecisi nefis çiçek var ya ona.

İlk gördüğümde çok şaşırdım, en son 8-9 yaşlarında filandım, babam soğuksudan getirmişti, bir avuç. Soyup yumrularını afiyetle yemiş, çiçeklerini de suya koymuştum. Öyle sevmiştim ki, o küçücük, narin şeyi.

Çok hayıflandım önce, makinem yanımda olmadığı için. Sonra fotoğraflayamayacağıma üzülmek yerine, gördüğüme sevinmeyi seçtim. Ve yürüdükçe; bir tane , bir tane, bir tane daha...


Çiğdemler bile açmış, bahar gelmiş, ben çekemedim ama bir-iki çiğdem fotoğrafı ekleyeyim de, bahar artık buraya da uğrasın:)


Benim gördüklerim bu beyaz çiğdemlerden
Şunların renklerine bak, nasıl da güzeller di mi?

-iç…

kendime yararım bundan sonra

Tam bu havadayım;

Ehlileşmemek, düzleşmemek ve direnmek!

Resim
Her şey bu kitabın adını kitapyurdunda gezinirken görmemle başladı.
Ne muazzam bir ismi var.
Ehlileşmemek, düzleşmemek ve direnmek.
Tıkladım tabi.
Kitaptan alıntılanmış, bir kaç cümleyi okudum.
"En yakın zamanda alınıp okanacak bu kitap,
Yahu ben bu amcayı bugüne kadar nasıl görmemişim", dedim.
Meraklandım, meraklandıkça tıkladım, tıkladıkça okudum, okudukça başka aramalar yaptım. Meğer amcamı herkes tanıyormuş, benim dışımda. Röportajlarını okudum, sonra baktım düzenli olarak da yazıyormuş. Yaşasın ekşi sözlük!
Bugünkü yazısını okudum, istedim ki -görmediyseniz- siz de okuyun.

**


"Hain enflasyonu...

Olacağı buydu! Şimdiye kadar, 'vatanperverlik' ve 'devletperverlik' konusunda oldukça garantili bir yerde duran CHP ve MHP liderleri bile 'hainlik' dairesine girdiler. Genelkurmay başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Kuzey Irak harekatından memnun olmayan ve 'nihai sonuç' bekleyen bu liderler de paylarını almışlar. Hatta, açıklamada geçen “bu saldırı…

Fırından yeni çıktı!

Yeni yazı var, heey!
Ama burada değil, kikirciğimde.
İster üstteki menüden tıkla, ister buradan

Allah en büyüktür.

Resim
Yerinden ani bir hareketle doğruldu.
Ne kadar zamandır, sırtüstü yattığını hatırlamaya çalıştı, sonra hatırlamaya çalışmanın anlamsızlığı onu vazgeçirdi. Ağır adımlarla pencerenin önüne kadar geldi. Tülü açmakla açmamak arasında tereddüt etti ve içinde hala var olan bir şeylerin hatırına, tülü kenara çekti.

Uzaklara dikti gözlerini, böylesi daha iyiydi. Uzaklara baktığında durağan bir manzara görebilir ve hayatın devam ettiğine inanmak zorunda kalmayabilirdi. Tren yolunun ufka değen yerine kilitledi gözlerini. Hareketsiz, öylece durdu ve baktı.

Anlara inanırdı, anların kalabilirliğine. Bu an burada hep böyle kalabileceğine inandırdı kendini, ta ki rayların ucunda bir kıpırtı görene kadar. Kendine doğru gelen ve geldikçe büyüyen, büyüdükçe silüet olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüşen bir şeydi gördüğü.
Koca bir tren anın durgunluğunu yara yara hızla geliyordu.
Yetmezmiş gibi bir de acı acı düdüğünü öttürmüş, tümüyle gerçek oluvermişti. Farkında olmadan trene takılmıştı gözleri. Uzaklardaki durgun…

Adı beni saran ve kuşatan Filistin/Ruhumun en derinliklerine işleyen Filistin

Resim
Öyle acıttı ki yüreğimi Filistin, öyle bir kin oturdu ki içime, yeniden. başka bir söz bulamadım diyecek, "Ey Aksa! ümmetin ilk kıblesi siyonistleri, kahreden edanla paramparça et!"




Benim adım Filistin,Adı tüm meydanlara yazılan FilistinRuhumun en derinliklerine işleyen FilistinTopraklarının beni tanıdığıve benim de onu tanıdığım Filistin.Onu değil, beni parçalayın dediğim vatanım.Geçmişten beni her an çağıran SelahaddinBeni binlerce esiri ve mahkumuylaHer zaman yardıma çağıran mescid-i aksa.Ey Aksa! Ümmetin ilk kıblesiSiyonistleri kahreden edanla paramparça et!Siyonistlerin ruhunu söndüren akşamGökyüzünü Filistin bayrağıyla donat!FilistinimFilistinimFilistinim...