Kayıtlar

Nisan, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eller ne derse desin, yurdumdan güzeli yok / Atım kara ben kara, aman vilayetim ankara vay vay :)

Buraya en az bir kere uğramış herkes bilir ki, uragan müzik sever ve bloga da mutlaka dinlemek için bir şeyler ekler. Sevdiği müziklerin fihristi ise en az kendi kadar karmakarışıktır :)

Bir gün Bulutsuzluk özlemi, Zeki Müren, Metallica ya da Kardeş Türküler, bir gün Nazan öncel, Goran Bregoviç, Erkin Koray ya da Cranberries, bir gün halay, bozlak, horon, bir gün capon şarkıları:) çıkabilir.

Ama bugüne kadar bloga eklediğim tek bir Ankara türküsü yok!!!

Bunun bir nedeni var tabi; garip garip tiplerin yorumladığı, garip garip türküler, Ankara Türküsü deyince ilk akla gelenler olduğundan, hep geri durdum şimdiye kadar.
Ama artık,
Yeter! Söz Ankaralıların!
diyorum ve misket ekliyorum bugün Kubat'tan.

Kardeşim özünü inkar etmek bize göre değildir. Kaç göbek Ankara'lı biri olarak daha fazla dayanamayacağım yaaaa. Hatta bi festival neyim olsa da gidip iki seymen izlesek.
aaa
a aaaaaa


Kubat - Misket



Seymen mi demiştim, evet işte o!


hadeeee, goçlaaaaar...:)

gomünist/kim inanır?

Dün yazmak istediğim, ama "bir film şeridi gibi gözümün önünden geçen hayatımı" aynı hızla aktaramadığım için "amaan dursun, bunu da yarın yazarım" deyip bıraktığım, bir kaç anı, kitaplarla ilgili.

99 kışı, Ankara
Koltuklarının sırt kısımları cama gelen, yüzünüzün koridora baktığı eski belediye otobüslerinden birinde, yanımda yaşlı bir amca göz ucuyla sürekli kitabıma baktığı halde okuyorum. Konuşacak, bir şey söyleyecek ama çekiniyor, belli. Durdu duramadı, sonunda;
-ne okuyorsun kızım? dedi.
kitabın adını verip vermemek de kararsız,
-sosyalizmin alfabesi'ni... dedim.

Amca durdu, yüzünde anlamamış bir ifade oluştu, yanlış bir telaffuzla "sosyalizm ne ki?" dedi.
-ben de onu anlamaya çalışıyorum, dedim.
Oradan ortayaşlı bir beyefendi atladı; komünizm, dedi.
Yaşlı amcanın suratı renkten renge girdi,
-kızım sen gomünist misin? dedi.

O zamanlar modernizmin bizim üzerimizdeki etkisi bu denli görünür olmamış, yerlere kadar pardesüler ve büyük eşarplar kullanıyoruz. Bu…

ebe-sobe/kitaplarım canım/beni ben yapanlar/bittim

Bugün yazmaya niyetim yoktu aslında, bilgisayarı açtım ve tabi blogu. "gel yanıma gel" eşliğinde, altında kalmak üzere olduğum ütü sepetini boşaltma niyetiyle. Bir iki parça bir şey ütüleyip, yorumlara baktım ve Serap'ın sobesini gördüm. Ütü'den kaçmak için süper bahane; kitaplar.

Sobe'nin tam soruları belli olmasa da, ben de Serap gibi kısa bir "okuma macerası" olarak algılayıp öyle yazacağım.

***

Küçüklüğümden beri kitapları hep sevdim, okumayı henüz öğrenmemiş olduğum zamanlarda bile "ayşegül serilerinin" resimlerine bakmaktan acayip keyif aldığımı hatırlıyorum. Ve Zehra'nın (doktor teyzoş) eski kitapları benim ilk seyirlik ve üzerine hikaye kurguladığım kitaplar oldu. Hatta hiç unutmam, bir bulut ailesi ve kaybolan küçük bir bulutun resimli masalı vardı, teyzecim okumuştu bana onu, bayılmıştım. Hala o bulutların resimleri zihin arşivimde saklı.

**

İlkokul öğretmenim harika biriydi, öyle ki 3. sınıfta onun sayesinde Peyami Safa ile tanıştı b…

pestil/feryal öney/işleyen demir ve daha neler neler...

Ben pestilim, çünkü;

İki gün arka arkaya hem ikizlerle (sabah 7 -akşam 6) hem de hasta kızımla ilgilenmek beni epey yordu. Yarı yarıya uykusuz iki gece ve gündüz full mesai :)
Yine iyi atlattım yani, gövdeyi zorladıkça kapasitesi artıyor gerçekten. Yani neymiş efendim; "işleyen demir ışıldar" mış.
Tabi bir de kikirik kızımın bu akşamüstünden beri ateşinin düşmüş olması ve kuzumun daha iyi görünmesi var ki; ana etken bu olsa gerek....

**

Her zaman severek dinlediğim ama bu aralar Feryal Öney versiyonuna taktığım bir kırşehir türküsü ekliyorum bu yazıya da.
Oturduğunuz yerde, omuzlarınıza engel olamayacaksınız. Ben bu yorgunlukla, üstelik yazma hali üzere iken bile başımla eşlik ediyorum türküye....
Ya ben de bir şey var, ya türküde ? (kuvvetle muhtemel ben de, çaktırmayın)
İkisi de olabilir, mühim değil; buyrun dinleyelim :)





Hadi İyi Pazarlar...

"Mesnevi Okumaları" & "La ilahe illallah"

Havayladolu, ağzı kapalı testi, büyüksuyunüstündegider.
Dervişlikhavası içteolunca-insan- dünyasuyuüzerindekalır.
Bu dünyanın bütünmülküonunolsada, onungönülgözündemülkbirşeydeğildir. (S.67/beyit no.988-991 arası)



O sinek, eşeksidiğiüstündekisamançöpüüzerindekaptangibibaşını kaldırıyordu.
Dedi: Ben denizvegemiokudum. Birmüddetonundüşüncesindekaldım.
İşte bu deniz, bu gemiveben; kaptan, işinerbabı vedanışmanadam.
O denizüzerindekayık sürüyordu. O kadarsuona sınırsız görünüyordu.
O idrar, onagöre sınırsızdı. Ondaonudoğrugörecekbakış nerede?
Dünyası gördüğükadardır. Göz bu kadar, onuniçindenizde bu kadar.
Yanlış yorumsahibi, sinekgibidir. Onunvehmi/kuruntusu, eşeksidiğiveçöptasviri.
Sinek, görüşündeyorumu bıraksa, baht bu sineğidevletkuşuyapar.
Bu ibretesahipolan, sinekolmaz. Onunruhu, surete layık olmaz.

(s.71/beyit no. 1083-1092 arası) (sineğinzayıf yorumununsonucundan)




Kırmızı, yeşil <

Hey Gidi Günler, hey!

Resim
Hayır bitmedi. Müziği unuttum, ne dinleyelim bugün? Değişik bir şeyler olsun ama tanıdık izler taşısın, mesela...


Soru: bu şarkının uğur dündar ile olan bağlantısını hatırlayan var mı?
10 puanlık uzman sorusu :))

Bu şarkıyla beraber geçmiş günlere gittim, taaa çocukluğuma. Sonra ne güzel anılar biriktirdiğimi hatırladım. Ara ara bunları yadetmeye karar verdim. Artık "Hey gidi günler", ismini verdiğim yeni bir bölümümüz var, hatırladıklarımızı paylaşıp, yadedelim. Çocukluk günlerimizin tozunu alalım, belki mutluluk "orco" nun elbisesinin ya da calimero'nun yumurta kabuğu şapkasının altındadır:) belki de değildir ama bakmanın zararı var mı?

hoplama/toplama/toslama (Toslama yok, şükür)

Çayımı aldım, oturdum bilgisayarın başına. Önce yorumları cevapladım, sonra arkadaşların bloglarında gezindim, iki günün özetini de yazıp kaçayım izninizle, zira bugün bilgisayar başında vakit ziyan etme havamda değilim:)

Pazartesi gününün postalarını yazdıktan sonra, bir güzel evi temizledik kikirikle. Temizlik sabahın köründe yapılır diyenlere karşı biz inatla öğleden sonra yapıyoruz he he. "Alem gider mersin'e, biz gideriz tersine" şeklinde içeriği yüklü:) özlü sözümüz aklıma geliverdi birden. Gece yatmadan önce her yeri toparlayıp, çantamızı da hazırladık ki, sabah babayı bekletmeyelim.Salı sabahı Elifim, akşamdan hazırlayıp odasına bıraktığım elbiseleri giymiş vaziyette beni uyandırdı, "gitmiyor muyuz" diye. "İşin ucunda gezme olmasa, külotlu çorabına kadar giyinir misin hain veled" dedim, -giyinmem, dedi. Realist çocuk:)Hafif bir atıştırma faslından sonra çıktık. Benim evimden kimse aç çıkamaz, dağıtırım. "Tam kahvaltı"yı Yasemin'de…

Tahinli kurabiye

Resim
Yazayım şu tarifi de Aysun ve Özlem pişirip, dubaya dönsünler. Ahhahaaa
Ama fotoğrafı yok. Bir tek pişmiş fotoğrafı var, idare edin emi. :)
(kızmıyonuz de mi bana, hıı, kızlaaaar, kime diyom?)

Malzemeler:


200 gr. yumuşamış margarin (ben teremyağ kullanıyorum, diğerleriyle çok farkediyor)
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı tahin
1 yumurta
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu(tarifte yoktu, ben ilk defa koydum bu sefer, çok farkı olmuyor,şart değil yani.)
3,5 su bardağı un
üzeri için çekilmiş ceviz


Yapılışı:



Şeker ve tahini karıştırıyoruz, yumuşamış margarini de koyup, krema gibi olana kadar karıştırmaya devam. (Ben bu işlemleri kaşıkla yapıyorum .)
1 yumurtanın sarısını, vanilya ve kabartma tozunu, unun 3 bardağını ekliyoruz.
Diğer yarım bardak unu azar azar ekleyerek yoğurmaya devam, hamur katılaştıktan sonra unun hepsini eklemeye gerek yok. Tutumuyor, dökülüyor çünkü.
Avucumuzun aldığı kadar hamur koparıp, onları parmaktan biraz kalın rulolar yapıyoruz, verev kesiyoruz, baklava dilimi gibi oluyo…

kardeş türküler/zılgıt halay-malay-kalay/perişan fm/bebe uragan:)

Resim
Hava çok güzel, kızımla yürüyüp geldik, şimdi de ev toparlayacağız beraberce. Dün de sürpriz misafirlerimiz vardı. Kayınbrother ve ailesi bendeydi, akşam için kaburgalı nohut pişirdim güveçte, süpper oldu. Uragan'ın menüsüne eklenmiş yeni bir yemek. İnşaallah onun da tarifini ekleyeyim bir ara, yaptığına deyiyor yani...
Bugün yeniden bu türküyü dinleyesim geldi, bak baştan uyarıyorum. Aman ha...
Tekrara düştü uragan, "repertuar da zayıfmış" filan denmeye,
Türkü güzelce dinlenile,
Hatta kalkıp iki zılgıt çekileeee
Dileyen kendinden geçip abartabilir hadiseyi (orası size kalmış) Ben bilmiyorum zılgıt çekmeyi, bilenler bilmeyenlere öğretsin:)


Yarın kuvvetle muhtemel evde olmayacağım kuzu kulaklarım; bir türlü gidemediğim yaseminciğimi ziyaret edip, mut'at fırçamı yiyip geleceğim:)
Bir de bu var izlemek isteyene. Ankaralıların yakından tanıdığı Dünya Radyonun mihenk taşları Perişan fm ci arkadaşlardan kapatma davası yorumu:)





Bunu ekleyip eklememeyi çok düşündüm, fazla çocuksu b…

bereketli cumartesi

Resim
Dün dolu dolu bir gün geçirdim. Ne yaptım?

Güne; 05:45 itibariyle başladım, yedi gibi ikizler geldi. Yemek-uyku-oyun üçgeni arasında dolaştım, durdum. Eşim de evde olduğundan çay, kahve, türk kahvesi, soda, ot-böcük çayları faslı vardı bir de. O bilgisayarın başında animasyon karakteriyle uğraşırken, ben de çocuklarla oynadım bol bol.

Uyku faslı sinir bozucu ve aslında bir o kadar da komikti. Önce İkizleri yarım saat sonra da elif'i uyuttum, bu arada ocağa bir gün önceden ayıklanmış ıspanakları attım. Elif uyuyunca birazcık okuyayım, dedim; ikizlerden biri uyandı. Onu uyutmaya çalışırken diğeri uyandı. Tam birini uyuttum, diğerini sallıyorken bu defa da kızım kalktı. En sonunda pes ettim, uyumazsanız uyumayın uleeeeyn, dedim. :)
Sonra sıradan yedirme faslı ve yine oyun. Saat 4 gibi tekrar dizdim uyku sırasına. Ama bu sefer hazırlıklıydım, kitabımı alıp oturdum sallamaya, böylece iki satır da olsa okuma şansım oldu:)

Kızlar 6 gibi gittiler, benimki de takıldı peşlerine. E adam çalışıyo…

Uyan blog alemi, uragan döndü, kıpırda hadi! / Blog sakinleri : üff gene mi yaaa!

Duramadı, duramıyasıca geldi gene dediğinizi duyar gibiyim:) Ama ne yapayım mail box'ıma yağan e-postalara dayanamadım anacım. Meğer blogumu sessizce takip eden ne çok kişi varmış, çok etkilendim doğrusu. Yorumlarıyla blogda beni yalnız bırakmayan uzun vadeli dostlar -artık bana alıştıklarından ve çok geçmeden burada ya da başka bir yerde dönüşe geçeceğimi bildiklerinden olsa gerek- mail atma gereği duymamışlar, (avuntunun daniskası) neyse yazdım bunu bir kenara :))

Geldi gene, başınızın belası, karanlık gecelerinizin en korkunç kabusu, -gidecek mi kalacak mı?- diye içinizi kemirten, mide kramplarınızın olası nedeni, üf gitse de tıklamaktan kurtulsak diye içinizden geçirdiğiniz sanal bağımlılığınız geri geldi. ahhhhaahhaa...

Patagonya'nın çok sevgili valisi, Warrior kardeşim, mailinin başlığı yüzünden buradayım. Bendenizin kapatmalara karşı olan duyarlılığını bildiğiniz gibi, bunu en incelikli biçimde aleyhimde kullanmanız, dönüşümün en temel nedenlerinden biridir, bir de tabi k…

"Mesnevi Okumaları"

Resim
Usta, bir şaşıya "içeri gir, yürü, o şişeyi odadan getir" dedi.-şaşı- "O iki şişeden hangisini sana getireyim, tam izah et" dedi.Usta dedi: "o iki şişe değildir, yürü şaşılığı bırak ve fazla gören olma"-şaşı- "Ey usta! beni kınama" dedi. Usta "o ikisinden birini kır" dedi.Birini kırınca ikisi de gözüne görünmez oldu. Kişi sevgi ve öfkeden şaşı olur.Şişe birdi ama gözüne iki göründü. O şişeyi kırınca diğeri de gözüne görünmez oldu.Öfke ve aşırı istek, kişiyi şaşı yapar. Ruhu istikametten çevirir.Garaz olunca hüner görünmez olur, gönülden göze doğru yüz perde oluşur.Kadı gönlünde rüşvete karar verince, zalimi inleyen mazlumdan nasıl ayırır?
(s.46/beyit no 327-335 arası)

***
Yazı yazan eli görmeyen kişi, kalemin hareketini fiil sanır.
(s.48/beyit no 394)
***

Halife Leyla'ya dedi: "O sen misin? Mecnun senden dolayı mı perişan oldu ve kendini kaybetti?Sen diğer güzellerden üstün değilsin!" -Leyla- dedi: "Sus! Zira sen Mecnun de…

babazula

Bugün pek yazasım yok, ama hazır internete girmişken, değişik bir şeyler dinleyeyim dedim, biraz babazula şarkılarında gezindim; farklı bir şeyler seçtim bugün için .
Hem elektro bağlama, hem ritim, hem uzun hava , bu da ortaya karışık bi şiy yani:)






Yap bi ortaya karışık, yanına da şalgamsuyu! (fener-chelsea maçı/görünmez çocuklar/gülümse!)

Efendim, dün malum maç vardı. Bendeniz 21:30 itibariyle mısırları patlatıp, çayımı da evdeki en büyük kupalardan birine doldurup oturdum tv'nin başına. Oturdum dediysem, ailecek izledik maçı, bir ara Elif de antrede kendi çapında maç yaptı ama o da izledi bizimle epey.
Büyük ekranı basket ve futbol maçlarını izlerken daha çok seviyorum.

Aysunkızacak ama başından beri , maçın 2-1 chelsea lehine bitmesini, iki 15 dakikalık uzatmadan sonra da penaltılara kalmasını umdum, volkan'ın performansını izlemek için. Ama tabi ki, yine fener galibiyeti olacaktı sonunda, öyle inanıyordum. Ama olmadı. İşin garip yanı ilk maçta zayıf performansla maçı alan fener'in bu defa iyi oynamasına rağmen kaybetmesi. Seyirlikti maç, heyecanlıydı, güzeldi. 79. dakikadan itibaren ayakta izledim, o dakikalardaki pozisyonlardan gol çıkmamasına hala inanamıyorum. Maçın yıldızı volkan'dı bence ve ikinci yarının başından beri oyundan çıkmasını dilediğim semih, maalesef forvet olmanın çok gerisindeydi. Gi…

uragan'ın kehaneti/heyt be başlığa bak amma fiyakalı oldu!

Ceren'i ayağıma aldım, cemreyi ceren'in yastığına poposu gelecek şekilde yatırdım. Ceren'i salladım, Cemre uyudu, ben okudum, kikirik bu arada muz yiyip çizgi film seyretti. Sonra kalktım, koca bebeğimi aldım, yatağıma oturdum, onu da salladım ve ben okudum. Yarım saat kestireyim, dedim; bir kapı gıcırtısı, cemre uyandı. Aldım, yatırdım ayağıma yeniden salladım, bu sefer okuyamadım, ama o yine de uyudu:)
hayat böyle geçeeeer, gider.


***


Önce Tuba (mucizenin annesi), sonra onun arkadaşı, bakalım daha kimler var sırada, mucizelerine kavuşacak?
Hissediyorum ben ama, daha başka bebeler var sırada, gelecekler, akın akın...
bekleyin!
:)


***

All The Invisible Children / Görünmez Çocuklar

Resim
7 ayrı yönetmen, 7 ayrı hikayeyle "görünmeyen çocuklar"ı anlattı.



Yönetmenler: Mehdi Charef, Emir Kusturica, Spike Lee, Katia Lund, Ridley - Jordan Scott, Stefano Veneruso, John Woo


***


Filmin kısa bölümlerinin yönetmenleri, katkıları karşılığında herhangi bir ücret almadı. Her bir bölüm, Brezilya, İtalya, İngiltere, Sırbistan, Burkina Faso, Çin ve ABD’de yoksulluk, açlık ve şiddet gibi sıkıntılarla yaşamak zorunda kalan bir çocuğun portresini çiziyor. Bu film, istismar ve savaşlarla hakları gasp edilen milyonlarca çocuğa adanmıştır.(http://etkinlik.istanbul.gov.tr/Default.aspx?pid=7474&eid=4243)


***

09. nisan.08/çarşamba/21:30tv8filmin tekrarı/03:15

***





***


Hele düşün de bi Adem'den beri, neler gelmiş geçmiş say deli gönül!

Dün, evdeki dağınıklık, gerekli gereksiz eşyalar ve onları koyacak yer bulamama yüzünden gereksiz bir öfke patlaması yaşadım. Bağırdım, çağırdım, ağladım sonra ev ahalisinden özür diledim ve saatlerce kıpırdamadan yattım. Elif'e ve evin beyine yemek hazırlamak dışında yerimden kalkmadım. O kadar uzun süre kıpırtısız ve konuşmadan nasıl kalabildiğime şaşırdım, ama içimden tek kelime etmek gelmedi. Buna daha çok şaşırdım. Üstelik akşam çayımı bile içmedim, tarih yazmamıştı daha önce böyle bir vakayı. :)

***

Kıpırtısız ve gözlerimi tek bir noktaya dikmiş yatarken, etrafımdakileri ne kadar sıkboğaz ettiğimi düşündüm. Kendi yapmadığım şeyleri onlardan beklemekle haksızlık ettiğimi, yerli yersiz müdahalelerde bulunduğumu...
Değiştirebileceklerimi değiştirecek gücü, değiştiremeyeceklerimi kabul etme gücünü bulamadığımı farkettim içimde. Biriken öfkelerimi sessizce su yüzüne çıkardım ama yüzleşemedim. Garip bir haldi. Ve uyuyanadeğin sürdü. Sürekli konuşan uragan, öğleden sonradan yattığı sa…

"Mesnevi Okumaları" & "Bab-ı esrar"

Ey oğul! Bağı çöz, özgür ol. Ne zamana kadar gümüşe, altına bağlı kalacaksın.Denizi bir testiye döksen, ne kadar alır? Bir günlük kısmet.İhtiraslıların göz testisi dolmaz. Sedef, kanaatkar olmadıkça inciyle dolmaz.Bir aşkla elbisesi yırtılmayan kişi, hırs ve ayıptan bütünüyle temizlenmez.(s.37/beyit no 19-22 arası )



***
Benim canım kolaydır, canımın canı odur. Dertli ve acizim, dermanım odur.Canıma derman olan kişi hazinemi, inci ve mercanımı kazanacak.Hepsi ona dedi ki: .... Elimizde her elem için bir merhem vardır.Kibirlerinden "Allah dilerse" demediler. Allah da beşerin acizliğini gösterdi.İstisna bırakmamaları gönüllerindeki katılıktındandır, yokksa amacım görünüşteki inşallah demek değildir.(s.38/beyit no: 44-50 arası/padişahın hasta cariyeye aşık olması ve onun sağlığı için çare araması)




***
Ruhtaki hayal, yok gibidir. Sen dünyayı, hayal üzere hareket eder gör.Barışları ve savaşları bir hayal üzerindedir. Övünçleri ve arları bir hayaldendir.(s.39/beyit no:70-71)



***


Huzursuz…

Duyuru! (attancion please)

Hac başvurularının sonuçları bugün açıklanıyormuş, ilgilenenlere duyurulur.
Ahanda adres, http://hac.diyanet.gov.tr/sonuc.aspx saat 18'den sonra tc. kimlik no ile öğrenilebilir.
Ben 17:30 itibariyle açıp bekleyeceğim, sonra sayfa kitlenince sonuç monuç hakgetire.
Hem annem, hem kayınvalidem başvurdu bu sene, bakalım inşaallah nasip olur.

yaşa fenerbahçe!

Dün akşam maçın devre arasında geldik eve.
chelsea-fener maçını izlemek dururken, yazamadım bloga tabi. David'in kendi kalesine attığı ilk golden sonra yola çıktık ağır ağır, devre arasında da evimize ulaştık. Elif'i yatırıp, kendime bi kahve yapıp oturdum büyük ekranın karşısına. Ümitsizdim, golü bırak ihtimalini bile ummuyordum ki; önce 63. dk. Kazım'ın golüyle oturduğum yerden hopladım, ardından David'in 80. dakikada attığı inanılmaz gole şaştım kaldım:))

(http://www.youtube.com/v/O7je1Nn9B6c&hl=en)


Dünya kupasında Hakan Şükür'ün pasıyla İlhan Mansız'ın attığı gol kadar güzeldi yani. :)

(http://www.youtube.com/watch?v=S-vvzDuz2pg)









*** Umarım İngiltere'de oynanacak maçta da sevindirir Fener.