hoplama/toplama/toslama (Toslama yok, şükür)

Çayımı aldım, oturdum bilgisayarın başına. Önce yorumları cevapladım, sonra arkadaşların bloglarında gezindim, iki günün özetini de yazıp kaçayım izninizle, zira bugün bilgisayar başında vakit ziyan etme havamda değilim:)

  • Pazartesi gününün postalarını yazdıktan sonra, bir güzel evi temizledik kikirikle. Temizlik sabahın köründe yapılır diyenlere karşı biz inatla öğleden sonra yapıyoruz he he. "Alem gider mersin'e, biz gideriz tersine" şeklinde içeriği yüklü:) özlü sözümüz aklıma geliverdi birden. Gece yatmadan önce her yeri toparlayıp, çantamızı da hazırladık ki, sabah babayı bekletmeyelim.

  • Salı sabahı Elifim, akşamdan hazırlayıp odasına bıraktığım elbiseleri giymiş vaziyette beni uyandırdı, "gitmiyor muyuz" diye. "İşin ucunda gezme olmasa, külotlu çorabına kadar giyinir misin hain veled" dedim, -giyinmem, dedi. Realist çocuk:)

  • Hafif bir atıştırma faslından sonra çıktık. Benim evimden kimse aç çıkamaz, dağıtırım. "Tam kahvaltı"yı Yasemin'de yapacağımız için fındık ezmeli bir dilim tost ekmeği ve bir bardak süt elifciğin ilk kahvaltısı oldu, biz de diyet ailesi üyeleri olarak, domates salatalığa yumulduk.

  • Uzun zamandır görüşemediğimiz için konuşacak bir sürü şeyimiz vardı, çocuklar oynadı biz de lafladık. Bir ara kavga-kıyamet oldu. Elif aldığı oyuncağı inatla vermeyince, R.'de ona sinirlenmiş, bir çizikle atlattık şükür vakıayı. Akşama babamızın kalması gereken bir canlı yayın olunca, ziyaretimiz uzadı. Yasemin'in eşi, eşim geldiğinde içmesi için nargile hazırlamayı teklif etti, "ben kendisine vekalet ederim, buyrun yakın siz" deyip, Çankayadaki günümüzü elmalı bir nargileyle noktalamış oldum. Kendimi üniversite yıllarında elma çayı ve elmalı nargile içmeye gittiğimiz ilesam'da hissettim, ama kısa sürdü.

  • Babamız bizi alınca, "bugün dönmeyelim eve, bizimkilere uğrayalım istersen", dedi. 22 Nisan aynı zamanda kayınvalidemin doğum günü de olunca, "e hadi gidelim, sürpriz olsun" dedim. Bir buket çiçek alıp vardık evlerine. Çok sevindi N. anne. (Kaynanaları bu kadar sevindirmek caiz mi?, biyoya sormak lazım ama:))

  • Günün geri kalanını orada geçirdik ki, fazla da bir şey kalmamıştı:) Yatıp uyudum.

  • Sabah erkenden kalkıp, elifin kuzenlerinin 23 nisan gösterilerini izlemeye gittik. Oradan kayınbrotherlara geçip, bol kalorili bir kahvaltı ve ardı arkası kesilmeyen çay faslı:)

  • Sonra kendimi bildim bileli (bir-iki seferlik istisna dışında) her 23 nisan'da yaptığım gibi oturup gala programını izledim. Afrika, arap ve balkan halklarına yakın hissettim kendimi, yine. Filistin'in bu yıl ki gösterisi çok eğlenceliydi, hindistan, romanya, kosova ve tabi en son çıkan türk çocukların gösterilerini keyifle izledim. Oynadıkları türkünün aranjmanını kim yaptıysa, bayıldım yaw, helal olsun. Çocuklar çok profesyoneldi, gösteri hatasızdı, gözlerim doldu. Neden bilmem, içinde çocukların bulunduğu her türlü durum beni acayip duygulandırır oldu. Hani böyle bir iki kelime etsem ağlayacak hale geliyorum, garip.

  • Akşamı güzel bir balık ziyafetiyle noktaladık, sazan ve turna vardı sofrada.

  • Evin yolunu tuttuğumuzda on buçuğa geliyordu saat. Kikirik kızım çoktaaan sızmıştı arabanın arka koltuğunda. Eve yaklaşınca, ben kullanayım biraz, dedim. Sonra dediğime pişman oldum, korktum çünkü. Arkada Elif de olunca iki kere korktum. Ama baktım, eşim benim bulunduğum tarafın kapısını açmış bile.

  • İndim, geçtim şoför koltuğuna. Koltuğu ve aynayı kendime göre ayarladıktan sonra, eşimin dur-kalk komutlarını yerine getirdim. Geçen yıl eski arabamız renault ile çalışmıştım, ne kadar zordu. Toyota kayıp, gidiyor. Eve kadar dura-kalka getirdim hepimizi. Kazasız, belasız. Arabayı hiç "stop etmedim", afferin bana. Umarım bu yaz bu iş biter, "araba kullanabilme yetisi bu çağda kadın-erkek herkese lazım" kanaatindeyim.

  • Bu yazıyı yazana kadar defalarca kalktım yerimden, o yüzden çok dağınık oldu, ama toparlayamayacağım., af buyrun! Geçen ki kurabiyelerden karşı komşuma da vermiştim, elinde kalem-kağıt tarif almaya geldi. Onları yazdım verdim, sonra da kızına ördüğü hırkanın küçük bir iki işi varmış, onları hallettik. Çay için kalkmalarımdan bahsetmiyorum bile. 11:50'de başlamışım yazmaya, saat:13:10

  • Ben iyice ev hatunu oldum galiba; kurabiye tarifi verip, aynı zamanda örgü destek ünitesi olarak algılandığıma göre... İyi mi kötü mü, bilmiyorum. Bundan bir kaç yıl önce olsa, böyle algılanmak hoşuma gitmezdi sanırım dürüstçe söylüyorum, ama şimdi, bilmiyorum? Dert etmiyorum sanki eskisi kadar.

  • bitti ohhh.