bereketli cumartesi

Dün dolu dolu bir gün geçirdim. Ne yaptım?

  • Güne; 05:45 itibariyle başladım, yedi gibi ikizler geldi. Yemek-uyku-oyun üçgeni arasında dolaştım, durdum. Eşim de evde olduğundan çay, kahve, türk kahvesi, soda, ot-böcük çayları faslı vardı bir de. O bilgisayarın başında animasyon karakteriyle uğraşırken, ben de çocuklarla oynadım bol bol.

  • Uyku faslı sinir bozucu ve aslında bir o kadar da komikti. Önce İkizleri yarım saat sonra da elif'i uyuttum, bu arada ocağa bir gün önceden ayıklanmış ıspanakları attım. Elif uyuyunca birazcık okuyayım, dedim; ikizlerden biri uyandı. Onu uyutmaya çalışırken diğeri uyandı. Tam birini uyuttum, diğerini sallıyorken bu defa da kızım kalktı. En sonunda pes ettim, uyumazsanız uyumayın uleeeeyn, dedim. :)
  • Sonra sıradan yedirme faslı ve yine oyun. Saat 4 gibi tekrar dizdim uyku sırasına. Ama bu sefer hazırlıklıydım, kitabımı alıp oturdum sallamaya, böylece iki satır da olsa okuma şansım oldu:)

  • Kızlar 6 gibi gittiler, benimki de takıldı peşlerine. E adam çalışıyor, ben de iki pratik kahve alıp, geçtim karşıya. Yarım saat, geyik muhabbeti, kahve faslı, yine ev. Bu defa da ikizlerin abılası iremsu hanım bize gelmek istedi. Yaaaa benim çevremde niye hep bu kadar çok çocuk oluyo yaa, bir kere gelen benim evi kendi evi belliyor, anlamadım gitti:) Asla şikayet değil, zira memnunun ben çocuklarla olmaktan.
  • Neyse sonra Elif ve İremsu takılırken ben kurabiye hamurlarını yoğurdum. Akşam birlikte kurabiye yapmak için Elifciğime söz vermiştim çünkü. Saat 8 gibi İremsu gidince başladık işe, önce ben tatlı kurabiyeyi hallettim, sonra kikircikle beraber yapacağımıza giriştik. Ben açtım hamuru, küçük hanım kesti kalıplarla, pek keyif alıyor mutfak işlerinden. Hatta en son iki tane de böcük yaptık hamurdan, ama içi pek iyi pişmedi onların tabi ki. :)

  • Saat 22:15 itibariyle kurabiyeler pişmiş, saklama kaplarına alınmış hazırdı. E tabi tadına bakılması lazımdı, biz de baktık:) Elif önce böcüğünü yemek istedi, ama beğenmedi, biz de onu faremize verdik, o afiyetle yedi:)

  • Ben artık pestil olmuş vaziyette; nihayet çayımı içebilecek olmanın verdiği huzurla oturdum kanepeye, ayaklarımı da uzattım; oooh.

  • Bütün günün yorgunluğu geçti, çayımı içerken, biraz Ayna'yı izledim, Brezilya'daki timsahlara filan baktım, Elif'de eve timsah istiyormuş bu arada, program sayesinde onu da öğrendik:)

  • Ve ardından günü güzel noktalamamı sağlayan bir programa rastladım, "altın adımlar" Efendim folklor yarışmasıymış bu, trt 1'de. Yeni başlamış daha, 2. haftasıymış. Son üç grubu izleme imkanım oldu, bayıldım. Oldum olası halk oyunları seven biri olarak, böyle bir programın varlığından pek memnun oldum. Hatta Hakkari halayının sade davul ve zurna bölümünde kalkıp iki adım da ben atayım dedim ama, yorgunluğa yenik düştüm. Bir daha ki haftaya artık:)

***
İşte bunlar da akşamın karları.

Bu benim yapmalara ve de yemelere doyamadığım tahinli-cevizli kurabiyem.

Bu da kikiriğimin kesmelere doyamadığı tuzlu kurabiye :)


*Müziği olmayan yazı yazmıyorum, ne zamandır. Sevdim ben bu şarkılı türkülü uraganı, gittiği yere kadar gitsin bakalım.




***

En güzel pazarlar sizlerin olsun, gününüz neşe dolsun:)