gomünist/kim inanır?

Dün yazmak istediğim, ama "bir film şeridi gibi gözümün önünden geçen hayatımı" aynı hızla aktaramadığım için "amaan dursun, bunu da yarın yazarım" deyip bıraktığım, bir kaç anı, kitaplarla ilgili.

99 kışı, Ankara
Koltuklarının sırt kısımları cama gelen, yüzünüzün koridora baktığı eski belediye otobüslerinden birinde, yanımda yaşlı bir amca göz ucuyla sürekli kitabıma baktığı halde okuyorum. Konuşacak, bir şey söyleyecek ama çekiniyor, belli. Durdu duramadı, sonunda;
-ne okuyorsun kızım? dedi.
kitabın adını verip vermemek de kararsız,
-sosyalizmin alfabesi'ni... dedim.

Amca durdu, yüzünde anlamamış bir ifade oluştu, yanlış bir telaffuzla "sosyalizm ne ki?" dedi.
-ben de onu anlamaya çalışıyorum, dedim.
Oradan ortayaşlı bir beyefendi atladı; komünizm, dedi.
Yaşlı amcanın suratı renkten renge girdi,
-kızım sen gomünist misin? dedi.

O zamanlar modernizmin bizim üzerimizdeki etkisi bu denli görünür olmamış, yerlere kadar pardesüler ve büyük eşarplar kullanıyoruz. Bu kılıkta, adama ne diyeyim şimdi?

Bu defa ben renkten renge girdim, bütün otobüs bu muhabbeti dinliyor, bir taraftan.

-he gomünistim, deyip mevzuyu kapatsam, adam kafasında neler kuracak?
-yok değilim, desem; o vakıt niye okuyon gomünist kitapları, diyecek.

Kaçtım, -aa ben inecektim, durağı kaçırmışım- deyip indim otobüsten.

Sonra anladım ki, her hattın otobüsünde her kitap okunmaz, okunacaksa kitap kaplanır. :)

***

Kitap kaplama ile ilgili başka bir anı, ama bu diğeri gibi komik değil.

Sahafların girişindeki kitapçılardan birinde İbn-i Teymiye'nin Hayat'ını anlatan bir kitap gördüm. Teymiye'nin ismini duymuşum, hakkında bir şey bilmiyorum, o zamanlar iyi de okuyorum. "Bunu da çıkarayım aradan" deyip, aldım kitabı.

Neyse görevli olduğum yurda geldim, 3 arkadaş kalıyoruz odada. İki gün kitap ile ilgili bir muhabbet olmasa da, 3. gün arkadaşlardan biri, "... bu kişinin okunmasını pek önermiyor" dedi.

Haydaa, Atilla maydaa ve kim inanır?, kadir inanır (burhan abi yok tabi o zamanlar, bu esprilerden de mahrumuz ama) ; inanamadım tabi, o güne kadar kimse ne okuduğuma müdahil olmamış hiç, en fazla -şunu da oku, iyidir- filan diye öneride bulunmuş. Okuma! dememiş.

Ben şok olmuş durumda, "nesi varmış ki" dediğimi hatırlıyorum, onun da "bilmiyorum, önermiyor" dediğini.
Gece kitabı gazete kağıdıyla kapladım ve okumaya devam ettim. Şimdi hiç bir şey hatırlamıyorum kitapla ilgili ama "bu kitabı okuma!" diyen arkadaşın yüzü tüm hatlarıyla aklımda.