Hele düşün de bi Adem'den beri, neler gelmiş geçmiş say deli gönül!

Dün, evdeki dağınıklık, gerekli gereksiz eşyalar ve onları koyacak yer bulamama yüzünden gereksiz bir öfke patlaması yaşadım. Bağırdım, çağırdım, ağladım sonra ev ahalisinden özür diledim ve saatlerce kıpırdamadan yattım. Elif'e ve evin beyine yemek hazırlamak dışında yerimden kalkmadım. O kadar uzun süre kıpırtısız ve konuşmadan nasıl kalabildiğime şaşırdım, ama içimden tek kelime etmek gelmedi. Buna daha çok şaşırdım. Üstelik akşam çayımı bile içmedim, tarih yazmamıştı daha önce böyle bir vakayı. :)

***

Kıpırtısız ve gözlerimi tek bir noktaya dikmiş yatarken, etrafımdakileri ne kadar sıkboğaz ettiğimi düşündüm. Kendi yapmadığım şeyleri onlardan beklemekle haksızlık ettiğimi, yerli yersiz müdahalelerde bulunduğumu...
Değiştirebileceklerimi değiştirecek gücü, değiştiremeyeceklerimi kabul etme gücünü bulamadığımı farkettim içimde. Biriken öfkelerimi sessizce su yüzüne çıkardım ama yüzleşemedim. Garip bir haldi. Ve uyuyanadeğin sürdü. Sürekli konuşan uragan, öğleden sonradan yattığı saate kadar 3-5 kelime etti ya da etmedi, o da acil sorulara cevap vermek içindi.

***

Ve bu sabah namaza kalktıktan sonra, Mesnevi okumaya devam ettim. Saat sekiz buçuk gibi, kulağıma müzik veren bir alet takıp, çıktım. Yağmur yağıyordu, ekmek aldım ve bir kaç sokak yürüdüm. Pazar sabahı yollar bomboştu, yağmurun ve kuşların sesi vardı sadece. Eve döndüğümde kahvaltı hazırlamaya giriştim. Pıt pıt bir ses geliyor, nereden geliyor diye araştırırken, bir kaç gün önce mutfak tavanında oluşan sararmalar geldi aklıma ve başımı yukarı kaldırmamla kahkahayı basmam bir oldu. Tavanda avucum kadar bir bölgeden halıya, 3 lü gruplar halinde yağmur damlıyordu:))

***

Gidip banyodan küçük bir leğen alıp koydum damlayan yerin altına, kahvaltıyı da salondaki sehpaya hazırladım. Elifcik, niye mutfağa hazırlamadığımı sorunca, yağmur altında kahvaltı ederse üşüteceğini söyledim:)

***

Geçen yıldan beri çatımızda ciddi sorunlar var, yönetim iş çatıya gelince pek de duyarlı davranmıyor ve bu durum beni çileden çıkarıyordu. Nasıl oldu da bu durumu görünce gülebildim bilmiyorum, işin garibi hala gülebiliyorum. Biraz önce çay almaya gittim mutfağa, akıntı durmuştu. Balkondan baktım yağmurda durmuş. Demek ki, nedir?; bundan kelli yağmurun yağdığını ve ya durduğunu anlamak için mutfak tavanına bakmak yetecek:)

***

Mevla; kimilerini açlıkla, yoklukla, hastalıkla, servetle, ünle ve başka başka pek çok şeyle imtihan ediyor. Beni de benimle imtihan ediyor, kendime dayanma gücümü sınıyor sanırım.


***






***

Yorumlar

solar dedi ki…
en son yazdıkların, çok tanıdık geldi, okudum, bidaha okudum, okudukça okudum, geçenlerde de şunları yazıp durmuştum 'herkes mutlaka bir yerden kaybediyor..'
Biyo is here! dedi ki…
Ev dağınık diye bağırıp çağırıyorsun,tavandan su damlıyor diye kahkayı basıyorsun :?
Deli misin nesin?

Kendine ne kadar dayanabileceğini merak ediyorum doğrusu:)

Gıcıklık mı?Yok canımmmmm.Yorum bu :P
uragan dedi ki…
biyocan; senin bende "gıcıklık kredin sonsuz" :)
**
aslında bu çatı yüzünden yöneticiye sinir oluyorum, daha önceden de vukuatlı üstelik, benim kadar bi şiy, dövesim var; ama yine de çatıdan akan suları görünce güldüm, deli miyim neyim?
**
e ben, boşa mı diyom, benim imtihanım benim diye:))
uragan dedi ki…
solar; herkes bir yerden kaybediyor, evet. çünkü 2 ile 2 insan hayatında her zaman dört etmiyor, koşullu:))
SENABERA dedi ki…
Hepimiz zaman zaman böyle patlamalar yaşayabiliyoruz.. İyice biriktirmemek için, yaşanması da lazım sanırım... Çatı olayına gülebilmen de zaten bir gün önce patladığın içindir... Cumartesi yaşamasaydın, akan çatıyı görünce patlayacaktın muhtemelen... Yani ara sıra boşalmak iyidir....:))
uragan dedi ki…
evet aynen ööle; özlemcim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy