uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

"Mesnevi Okumaları"



  • Usta, bir şaşıya "içeri gir, yürü, o şişeyi odadan getir" dedi.
  • -şaşı- "O iki şişeden hangisini sana getireyim, tam izah et" dedi.
  • Usta dedi: "o iki şişe değildir, yürü şaşılığı bırak ve fazla gören olma"
  • -şaşı- "Ey usta! beni kınama" dedi. Usta "o ikisinden birini kır" dedi.
  • Birini kırınca ikisi de gözüne görünmez oldu. Kişi sevgi ve öfkeden şaşı olur.
  • Şişe birdi ama gözüne iki göründü. O şişeyi kırınca diğeri de gözüne görünmez oldu.
  • Öfke ve aşırı istek, kişiyi şaşı yapar. Ruhu istikametten çevirir.
  • Garaz olunca hüner görünmez olur, gönülden göze doğru yüz perde oluşur.
  • Kadı gönlünde rüşvete karar verince, zalimi inleyen mazlumdan nasıl ayırır?

(s.46/beyit no 327-335 arası)

***

  • Yazı yazan eli görmeyen kişi, kalemin hareketini fiil sanır.

(s.48/beyit no 394)

***



  • Halife Leyla'ya dedi: "O sen misin? Mecnun senden dolayı mı perişan oldu ve kendini kaybetti?
  • Sen diğer güzellerden üstün değilsin!" -Leyla- dedi: "Sus! Zira sen Mecnun değilsin.

(s. 49/beyit no 408,409)

***


  • Allah birinin perdesini yırtmak isteyince, onu iyileri yermeye meylettirir.
  • Allah birinin ayıbını örtmek isterse, bu kişi ayıplıların ayıbı hakkında konuşmaz.
  • Allah bize yardım etmek isteyince isteğimizi ağlamaya yönlendirir.
  • Ey ona ağlayan güzel göz! Ey ona yanan mübarek gönül!
  • Her ağlayışın sonu sonuçta bir gülüştür. Sonu gören kişi mübarek bir kuldur.

(s.62/beyit no 816-821 arası)

***


  • Gam gördüğünde af dile. Gam, yaratıcının emriyle çalışır.
  • İsterse gamın kendisi mutluluk olur; bizzat bağ, özgürlüğün esası olur.

(s.62/beyit no 837,838)

***



  • Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.
  • Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, "Ey efendi! Ne oldu?" dedi
  • -Adam- "Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı" dedi.
  • Süleyman, "Acele et! Şimdi ne istiyorsun, iste" dedi. -Adam- dedi: "Ey can sığınağı! Rüzgara emret.
  • Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır."
  • İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.
  • Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.
  • Süleyman, rüzgara emretti, onu Hindistan'ın uzak tarafına su üzerine götürdü.
  • Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti, Süleyman Azrail'e dedi:
  • "O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?"
  • -Azrail- dedi: "Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle yolda ona baktım.
  • Çünkü hak bana "Bugün haydi!, Onun canını sen Hindistan'da al" diye emretti.
  • Hayretle dedim. "Onun yüz kanadı olsa Hindistan'a gitmesi uzaktır."
  • Sen dünyanın bütün işini aynı şekilde karşılaştır, gözünü kapat ve bak.
  • Kimden kaçarız? Kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp alırız? Haktan mı? Ne vebal!

(s.67/beyit no 957-972 arası)

***



***

0 yorum:

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate