Kayıtlar

Mayıs, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

sihirsiz nefes gibiyim!

Resim
Neden bilmem tadım yok gene, amaaan!Dün bloga bile bakmadım, mucize gibi!Dalgınım epey; o kadar ki dün haşlansın diye koyduğum yumurtayı ocakta unutmuşum, mutfaktan gelen patırtı sayesinde ayıktım, kaynaya kaynaya suyu bitmiş, ondan sonra da patlayıp oraya buraya savrulmuş, ıııy!Bu vukuatın tek iyi yanı, ne zamandır yapmam gerektiği halde tembelliğimden erteleyip durduğum; fırını çekip- arkasını-elini yüzünü- etrafındaki fayansları temizleme işini halletmek zorunda kalmam. İyi de oldu, sıkkınken orayı burayı ovmak iyidir. O kadar parladı ki mutfağın o köşesi, şaşırdım! Uzun zamandır böyle pakladığım bir yer olmamıştı, nasıl ovduysam?Kikirik üçüncü günü doldurmadan ateş badiresini atlattı. Bendeniz ateşi üç gün düşürmeye çalışırım, düşmüyosa ondan sonra doktora. Ne öyle hemen ateşlendi diye doktora mı gidilirmiş? Ondan sonra dayıyorlar yerli yersiz antibiyotiği, kullansan bi türlü, kullanmasan bi türlü.Şu günlerde bana iyi gelen tek şey , balkona çıktığımda -hafif bir rüzgar da varsa e…

Dilaver Cebeci'nin anısına / Sitare / Allah Rahmet eylesin!

Duygularınıza tercüman kelimeler ararsınız da bazen sözünüz yetmez; başka sözlere ihtiyaç duyarsınız. Dilaver Cebeci'nin "Sitare"si de bana az tercümanlık etmemiştir.

Özellikle "Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum / Durup durup ıssız yerlerde / “güçlü ol ey kalbim, güçlü ol / Daha çok işimiz var” diyorum dizeleri ve beraberinde uzun uzadıya yazmak istemediğim başka dizeler. Çok sığınmışımdır bu şiire, hep sığınmışımdır ve hep çok sevmişimdir. Sevdiğim pek çok şiiri sesli okumaktan kaçınsam da, bu şiirin sesi hep çıkmıştır kendiliğinden.

Dün gece hayatını kaybeden Dilaver Cebeci'ye Allahtan rahmet diliyorum, vefaat haberini görünce öyle üzüldüm ki...

Sitare
.....

Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruzVe ikimizde ıslanıyoruzBen ne yağmurlar gördüm SitareBen kaç kez iliklerime kadar ıslandımBilmiyorum sen kaç yaşındaydınBen göğü hep bir kurşun gibi ağırO şehirde sırılsıklam gezerdimBölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardanTapınaklar insanları s…

İki günlük durum raporu

Acayip yorgun ve uykusuzum. Dün halam gelecek diye hem evi derleyip toplama, üzerine yemek, tatlı filan epey uğraştım. Ama aslında yorgunluğumun sebebi 2 gecedir yarım yamalak uyuyor olmam. Salı gecesi elifcik ateşlendi ama hafifti. Saat başı kontrol ettim 38'e yakın gezdi derece ama onu bulmadı, ben de ilaç kullanmadım tabi. Gündüz 38'leri geçip yavaş yavaş yükselmeye başlayınca paracetamol sağolsun, kontrol altında tuttuk ateşi, akşam 39'ları gördü ve geçmeye başladı. Uykusunun arasında kaldırıp kaldırıp ağzına sıktığım balların etkisiyle olsa gerek epey terledi ve ateşi düştü. Bir buçuk gibi yatarken 36. 3'te bıraktım ateşi ve saati üçe kurdum. Ama duymamışım:(

Beş buçukta bir uyandım ki çocuğum yanıyor, ateş olmuş, kırk küsur. Yeniden soy, evin tüm camlarını aç, oda oda dolaş, ibubrofen içir, en son hatırladığım bizim yatakta etejerimin üstünde bir tas ılık su, hem yatıyoruz anne-kız, hem siliniyoruz:) En son 37.7'lerde filan ben sızmışım, kapının sesine uyandım…

"menekşelendi sular" / dikensiz gül olmazmış!

Yeni yazı hal ve durum raporu, yorum cevapları öğleden sonra, çocuklar uyuyunca :)
Ne zamandır eklemek istediğim "menekşelendi sular" şarkısının katledilmiş versiyonunu TRT'nin müzik yarışmasında dinledikten sonra buraya şööle bi kulaklarımın pasını silecek cinsini ekleyeyeyim dedim, hadi siz de dinleyin, öğlen görüşürüz artık!





Asmam Çardaktan / Geniş olam gam zamanı değildir!

Halamın gelişi öğleden sonraya sarkınca ben de, Özlemciğime çifte bayram olsun diye; bir Belkıs Özener şarkısı daha ekleyeyim dedim, iyi de ettim. Özlemcim bu şarkı sana, umarım seviyorsundur. :)

Geniş olam, gam zamanı değildir deyip Asmam Çardaktan'ı ekliyorum, bunun bir ara orjinalini yani Özay Gönlüm versiyonunu dinleyelim, onu da çok severim ben.



Etimek Tatlısı / çilek parçacıklı ya da damla çukulatalı / keyfin hangisini isterse onu yap, ama yap pişman olmayacaksın!

MALZEMELER

1 paket tuzsuz etimek
Şerbeti için;3 su bardağı şeker 2 su bardağı su 1 çay kaşığı limon suyu
Muhallebisi için; 1 lt. süt 1 yumurta 4 yemek kaşığı un 1 su bardağı şeker (ben yarım bardak kullanıyorum.) 1 paket vanilya
Üzeri için; 1 paket krem şanti 1 su bardağı süt 15-20 adet çilek 1-2 yemek kaşığı şeker YAPILIŞI Etimekleri aralarında boşluk bırakmadan diziyoruz.
Şerbetin şekerini orta ateşte karamelize olana kadar karıştırarak pişiriyoruz.
(şeker, suyu eklediğinde topaklaşıp,taşlacaklar sorun değil, sonra eriyor. Bu kısmı atlayıp direk kaynatabilirsiniz ama o zaman karamel kokusu olmuyor bak söyliim) Üzerine 2 su bardağı suyu ve 1 çay kaşığı limon suyunu ekleyip kaynamaya bırakıyoruz.
Başka bir tencereye, tüm muhallebi malzemesini koyup, ocağa almadan önce çırpma teliyle topak kalmayana kadar çırpıyoruz. Orta ateşte kaynayana kadar karıştırarak pişiriyoruz.
Kaynadıktan sonra en az 10 dk. kadar ateşte tuttuğumuz şerbeti, etimeklerin üzerine sıcak sıcak gezdiriyoruz. Muhallebiyi de yine…

ot-böcük / lay lay lom / hayat sevince güzel!

Resim
Yaz geldi ya artık, sabahları yazmak neredeyse imkansızlaştı. Eee hava güzel, malum kikircik de evde kalmak istemiyor, bence de son derece haklı. Bu havada eve tıkılıp kalmak olur mu? Çıkalım, accık ot-böcük inceleyim, toprağa elleyelim, kumları savuralım, taş toplayalım, zaman kalırsa biraz da kayak ve salıncak iyi gider ardından.

Biz de öyle yaptık bugün, bundan sonra da havalar bozmadığı sürece haftanın en az 3-4 günü bu faslı tekrarlarız bütün yaz, son iki yaz yaptığımız gibi :)

Fotoğraflarda görülen, bizim evin karşısındaki parkın kıyıda köşede kalmış bir yeri. Kıyı köşe seçiyoruz çünkü her yer çim, birazcık burada toprak alan var. Benim kızım üstünü başını şöööle bi güzel toprağa bulamadan oyun oynamış saymaz kendini.

Hani her çocuğun başındayken dünyayı unuttuğu bir şey vardır ya, (sevdiği bir oyuncak, televizyon, bilgisayar vs..) benimki de toprağı gördü mü her şeyi unutur. En büyük hayali bahçeli bir ev. Büyüklerden ufak-tefek harçlık aldığında önceleri şeker-çukulata için olu…

Yağmur yağdı böyle oldu! / Dertliyim, ruhuma hicranımı sardım da yineee

Günlük güneşlik bir sabah, ardından ışıl ışıl bir öğle ve aniden bastıran yarım saatlik bir yağmur. Ama nasıl şiddetli, sonlarına doğru neredeyse dolu yağıyormuş sandıran bir yağmur.
Olan bana oldu. Sabahın sekizinde çamaşırlığı balkona çıkarmış, akşamdan yıkanmış çamaşırları da asıvermiştim bi güzel. Oooh öğlene kadar güneşin altında kurumaya yüz tutmuşlarken aniden yağmur bastırdı ve ben o sırada bebeleri uyutuyordum. Ancak beş dakika sonra gidebildim balkona. Hadi tek tek toplamayayım şunları, çamaşırlığı alayım içeri, dedim. Dedim ama ne mümkün, kapıdan içeri sokamadım, pek çok açı, şekil denedim. ı ıı, olmadı. En az beş dakka da öyle uğraştıktan sonra, topladım tek tek, getirdim odaya, astım. Sonra ne mi oldu?
Ben asma işini bitirdim, anaa bi baktım kuşlar cıvıldaşıyor, hava aydınlanmış, yağmur dinmiş. Şansa bak yaw, ya da şanssızlığa mı demeli?

Olan oldu artık, ne yapalım yani. De hadi buyrun, en güzel bi şi; tsm


Uzgunum Leyla - Emel Sayın


Bu arada benim kızımında dahil olduğu küçük…

Hayat devam ediyor. / Ömrüm

Bu sabah erken uyandım, yağmur yağıyordu iplik iplik. Tatil günleri sabahın ilk saatlerinde boş sokaklarda dolaşmanın tadı başkadır. Hele bugün bir de yağmur eşlik ediyordu ki, doyumsuz bir şeydi.

Önce yürüyüş parkuruna gitmeyi düşündüysem de sonra vazgeçip istikameti yufkacıya çevirdim. Taktım kulaklıkları, çıktım. Bomboş sokakta bir ben, bir yağmur bir de kulaklarımda Cem Karaca'nın ömrüm, ömrüm diye feryad edişi. O bağırdıkça, ben de ömrüüüm ömrüüüüüm dedim içimden. Islandım epey, yufkacıya varana kadar geçen on beş dakikalık zamanda aklımdan ömrümün çeşitli yol ayrımları geçti. Hayat herkesi nasıl da savuruyor, kendi rüzgarında.

Sonra Fethiye babanneyi düşündüm, eşinin ölümünden tam 30 yıl 40 gün sonra vefaat edişinde belirsiz bi anlam aradım. Eşimin dedesinin ölümünden iki gün sonra dünyaya gelişi ve onun adını alışı, kayınvalidemin adıyla geldi benim Alim deyişi, Ali'nin doğarken ikiz kardeşini kaybedişi ve onun eksikliğini hep hissedişi sırayla aklımdan geçti. Sonra, ölüm…
Dün babaanemizi toprağa verdik, bütün gün Ayaş'taydık.
Aslında Fethiye babaanne ile ilgili kafamda uçuşan bir sürü kelime vardı, ama uçup gittiler.

Allah rahmetini esirgemesin, mekanı cennet olsun.


**

google abi-histats.com-uragan ortak çalışması / one way or another

Efenim malum hepimizin sayfalarında bu sayaçlardan ya da benzerlerinden mevcut. Pek çok sayaç gibi histats da blogunuzu ziyaret edenlerin nereden geldiklerini, hangi url üzerinden size ulaştıklarını gösteriyor. Bir de bunlara ek olarak; arama motorlarından sizin sayfanıza düşen kekleri ve ne ararken sizi bulduklarını da listeliyor.

Ne arıyordun, uragan'ı buldun, bakalım.
Üsttekiler, aramalara yazılanlar; alttakiler de benim cevabım olacak.


Kıymalı biber dolması

Efenim en çok hit alan arama bu histats'a göre ve bence de en mantıklı aramalardan biri. Keşke tarifi de yazaymıştım, bari gelenin bi işine yarardı. Öyle kuru kuru iki foto, bi de ben öyle severim, böyle yaparım, o kadar kişi onu okuyup küfretmiştir bana, madem tarif yok, ne diye yazıyon başlığa kıymalı biber dolması, deyi. Ne obur milletiz ha, iş yemeğe geldi mi internetin kurdu oluruz kurduuu.

**

ağlarsa anam ağlar

Evet canım, şüphen mi var. Bi de "ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz" var da, bunun neyini aratıyo…

sabah sabah tiyatro :)

Resim
Derleme-toplama yapacağım, dedim ama yürüyüş faslı çok enteresan ve komikti. Yazmadan geçemezdim. 8 km. lik yürüyüşten sonra spor aletlerinin başına geldim, orta yaşlı bir teyze; iki kişilik aletlerden birinin başında, karşısına geçecek birini arıyor. Kulaklıklarımı çıkarıp, geçtim karşısına nefes nefese. Neyse teyze konuşmaya başladı, bir oğlu varmış Özbekistan’da, epey bi anlattı. Benim zaten konuşacak halim kalmamış, dinliyorum sadece. Monologunun sonuna doğru, bana sorular sormaya başladı, niye yürüyosun sen kilo verip ne yapacaksın vs…

Ben de sabahları yürümeyi sevdiğimi söyledim, yetmedi, nereli olduğumu merak etti. Ankara’lı olduğumu öğrenince dayanamadı. “Kızım ben de senin gibi hanım bi kız istiyorum oğlum için” dedi.

“Bırak oğlun kendi seçtiği biriyle evlensin, senin bulman olur mu hiç?” dedim, “olur olur, senin yaşın kaç? dedi, bir kaç ay sonra 30 olucam dedim inanmadı, bekarsın sen tabi, dedi. Ben kadının hayallerini yıktığımdan hınzırca emin, yoo nereden çıkardın bekar oldu…

fidayda

06:40

Efenim, 4 günlük bir aradan sonra blog aleminin en renkli siması :) krallığına geri döndü.

Sizleri -daha önceden Warrior'a da söz verdiğim gibi- Fidayda ile baş başa bırakıp yürüyüşe çıkacağım. Çünkü haftasonu yemek konusunu abarttım, hem yedim hem suçluluk hissettim. Kendime; eve döner dönmez sabah yürüyüşlerine başlayacağıma söz verdiğim için şimdi gitmeliyim, öğleye doğru bi derleme-toplama yaparım :)





kıraç / yalan

Dün akşam -anneler günü hediyem olan- mp4 player'ımın ses kalitesini anlama adına bası kuvvetli, enstrümanı çeşitli bir müzik olduğu için bu şarkıyı dinledim durdum. Kafamı sallaya sallaya gezindim evde, seslenenleri duymadım.
Bugün de bu şarkıyı dinlemeye devam etmek istiyorum, izninizle.





Aslında sadece müziği ekleyecektim ama bir türlü parçayı sizlerin de dinleyebileceği şekilde imeem'e upload etmeyi başaramadım, tam versiyonu da yoktu. Neyse; İngilizcesi kuvvetli bi arkadaştan:) yardım istedim, olursa eğer, bundan kelli bilgisayarımın kıyısında-köşesinde kalmış parçaları da dinleyebileceğiz.


**

Bir de ayrıca bu adresi gördünüz mü? http://bizimsite.blogspot.com/
Bu adamların ne yaptığını bilen var mı? bir sürü blogu listeleyip, yazılarını oradan da yayınlıyorlar, kafam karıştı doğrusu. Üye filan değilim, ama bütün blogum olduğu gibi orada da var, şaştım kaldım. Bilgisi olan varsa, bi zahmet bi anlatıversin ne oluyor?

**

Ahmet Ümit /Kavim/Okunası bir polisiye

Kitap bitti ve dün akşam itibariyle katili biliyorum, tahmin ettiğim kişinin katil çıktığı romanları pek sevmem ama bunu sevdim.

"Kavim"; polisiye olmanın dışında edebi düzeyi de iyi bi kitap. Hristiyanlık, Süryanilik, Arap Aleviliği gibi dini öğeleri içinde barındırıyor, barındırmakla kalmayıp bu konularda detay bilgiler veriyor.
Her şey; kabzasında haç bulunan bir bıçakla öldürülmüş Yusuf'un bulunmasıyla başlıyor. Cesetin başında bir kutsal kitap, altı maktulün kanıyla çizilmiş satırlar. Başkomiser Nevzat ve yardımcıları Ali ile Zeynep, cinayeti araştırırken çok ilginç bilgilerle karşılaşıyor. Her yeni bilgi soruşturmayı bir adım daha ileri götürüyor ve sonunda polis teşkilatının içinde önemli bir görevi olan Cengiz'e kadar dayanıyor. Cengiz'in geçmişte terörle mücadele sırasında yaptığı hatalar ve asıl katilin yönlendirmeleriyle hakkında oluşan kanaat onu, soruşturmanın bir numaralı zanlısı yapıyor. Ama hayır, Cengiz geçmişi karanlık bir adam olsa da, bugün işle…

bu planlanmış bir yazı değildir!

Biyonikkedi'nin blogunda bahsettiği planlanmış yazılar, acayip kolaylık sağlıyor insana. Yazınızı yazıyor ve yayınlanmasını istediğiniz gün ve saati girip, yayınla diyorsunuz; o saat, o dakka yayınlanıyor yazı. Bir önceki yazıyı akşam yazmış ve blogger'la kafa kafaya verip planlamıştım:) Sabah kalktım, oooh, baktım ne güzel muhabbet bağı karşıladı beni.
**
Dün gece elimdeki kitabın esiri oldum, en son ikiye kadar dayanabildim. Katilin kim olduğunu epey merak etsemde 70 sayfa vardı bitmesine ve daha fazla okursam uyanamayacağımı bildiğimden, mecburen uyudum. Katilin kim olduğunu öğreneyim, söz size de söyleyeceğim :)
**
bak bunu şimdi yazıyorum, planlanmış filan değil yani :)
**
Havalar ısındı ya, bahar geçiyo, yaz geliyo ya...
Ev gözüme leş gibi görünüyor, bi dip-köşe girişmek lazım ama giremiyorum bir türlü ev işçisi moduna. Hiç içimden gelmiyor, gelmesini de beklersem, yaz geçip kış gelecek :)
**
neyse ya, bakcaz artık, mecbur bi hale yola koycaz, ama!
**

nırınırını nırınırını nııı nın…

ararım seni her yerde.

Saadettin Kaynak'ın "muhabbet bağına girdim bu gece" diye başlayan güftesini, efendimiz için kaleme aldığını öğrendim.

Rivayete göre Saadettin Kaynak; bir gece rüyasında efendimizi görüyor, sonrasında defalarca görmeyi dilediği halde bir daha "O"nu rüyasında göremeyince bu sözleri yazıyor.

İşte o şarkı; ilk versiyon Şevval Sam, düzenlemesi daha güzel.
İkinci versiyon da Safiye Ayla, onun da yorumu daha güzel.
bence tabi.




sözlerimi geri alamam / akıyorsa gözyaşım, kurumasın!

Resim
Bugün de beş saat uyku yetti, nazar değmesin :))


Güneş doğmadan uyandım,

seher vakti kuşlar korosunu dinledim,

güneşin ilk ışıklarına çevirdim yüzümü

kendimi rüzgarın dokunuşlarına bıraktım

kahvemin kokusunu taa içimde duydum.

uzun zamandan sonra fotoğraf çektim.


(bir önceki yazı da "bu nedir?" deyi sorduğum da bu sabahkilerden biri, bu fotoğrafı açıklayacak fotoğrafı yazının en altında)

**

Okudum biraz, sonra epey bi ütü yaptım, bu sırada da dünden beri takmış vaziyette olduğum türküyü dinledim. Baktım hala vakit var, uyanma zamanı gelmemiş evdekilerin.

Hazırlandım, çıktım.

Yürüdüm, yürüdükçe hem keyiflendim hem hüzünlendim, nasıl oluyosa. Yaşlı bir çift gördüm, giderken. Amca, teyzenin elinden tutmuş, ağır ağır yürüyorlar. İçimde bir sıcaklık duydum, yakıcı bir sıcaklık.

Eve geldiğimde sekizi biraz geçiyordu saat, son zamanlarda favori içeceklerimin başında gelen bi soda-limon hazırladım. (bir şişe sodaya bir limonun suyunu sıkıp içiyorum, accayip dinç tutuyor insanı) Bir yandan içtim…

what is this?

Resim
gönderi saati: 06:13

Mor / Aziz

Mor; süryani dilindeazizanlamına geliyormuş.

"Büyük olasılıkla bir süryani azizi; çünkü Süryanice'de Mor sözcüğü azizler için kullanılıyor. İngilizlerin Saint'i gibi" kavim/Ahmet Ümit

der-top / gelmiş bahar geçmiş yazlar, neyleyim!

Yazalım bakalım,


Dün sabah beni acayip zorlayan bir rüya gördüm, tam araf durumuydu, iki arada bir derede kalma hali. İçinden çıkamayınca uyandım!Kuzucuğumun "anneler günü" öpücük ve kucaklamaları bütün gün devam etti, harikaydı.Suç ve Ceza'nın arkasından, Ahmet Ümit'in Kavim adlı, polisiye romanına başladım. Benzer sorgulamalar bu kitapta da var ve hayret ki edebi anlamda da fena bi kitaba benzemiyor. Mesnevi'ye devam tabi, bunları araya serpiştiriyorum.Dün akşam Nurcihanlara gittik. Keyifli bir akşam geçirdik. Uzun zamandan sonra bir yere giderken hazırlandım. Ne bulduysam geçirip, çıkmadım. Ve aynaya baktığımda sevdiğim benime yakın birini gördüm bu defa, şaşırdım. Ve gülümserken, gözlerimin yanında oluşan ince çizgileri sevdim. Bakışlarım da eskisi kadar yabancı gelmedi bana.(Biyonik arkadaşım epey vakit önce, fotoğrafımı rica etmişti benden, fakat gerçekten hiç bakmadığım için kendime ve de uygun bi fotoğraf olmadığından gönderememiştim. Dün hazır biraz derl…

ağlama anne benim için ağlama!

...sen ne olur çocukluğumu sakla
tek kalan bu elimde avucumda...
Annemin; annelerimizin, tüm annelerin, anne adaylarının ve anne olmayı her şeyden çok isteyen tüm kadınların anneler gününü kutluyorum, tabi kendimi de unutmayayım...

Annelerin klasiğidir ya, "anne olunca anlarsın" ; yıllarca ezber edersiniz bu cümleyi, onu her üzüşünüzde duyarsınız. Amaaan be, dersiniz hatta ilerleyen zamanlarda duya duya, ama gerçekten "anne olunca anlarsınız" ne demek istediğini.

Ben genel itibarla erkeklerin pek çok konuda kadınlara göre daha şanslı olduklarını düşünürüm, bir kaç istisna hariç.

İstisnalardan biri; Erkek beyninin, kadın beynine oranla ayrıntıları düşünmek noktasında daha düz kalışı,(bunu bir ara açalım)
İkincisi ve en önemlisi; Anneliği hiç tadamayacak olmaları...

Blogu okuyan baba var mıdır bilmem ama, bir canı içinizde taşımak, dünyada hiç bir kelimenin ifade edemeyeceği kadar muhteşem bir şeydir. Eşi-benzeri olmayan bir duygudur. Varsa eğer babalara; "Anne olunc…

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın / solar kardeşime

Bugün sadece şarkı var, buyrun efenim;



"Mesnevi Okumaları" & "O gece sendin gelen"

Sel denize ulaşınca deniz olur. Tohum tarlaya varınca ekin olur.
(s.86/beyit no.1533)

Kendinden kurtulup bir dirinin varlığına eklenen adama ne mutlu!
Ölüyle oturup ölü olan ve kendinden dirlik kaçan diriye ne yazık!
(s.86/beyit no.1536-1537)

Ağlıyorum, ama inanır ve cömertliğinden eziyetini azaltır diye korkuyorum.
Kahrına ve lütfuna gerçekten aşığım. Çok şaşılacak şey! Ben bu iki zıdda aşığım.
Vallahi; bu dikenden -kurtulup- bahçeye gitsem, bülbül gibi bu sebepten inlerim,
Bu ne şaşılacak bülbül. Dikeni bahçeyle yemek için ağzını açar.
Bu ne bülbül? Bu ateş timsahıdır. Bütün nahoş şeyler, aşktan dolayı onun için hoşluktur.
Bütüne aşıktır ve bizzat bütündür o. Kendine aşıktır ve aşkını arıyor.
(s.87/beyit no.1570-1576 arası)
Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir.
Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri birbirine vurma.
Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur?
Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir.
Bir söz…

Dönülmez Akşamın Ufkundayız / Münir Nurettin Selçuk / Ahmet Özhan

Dinlediğimiz tabi ki Münir Nurettin Selçuk yorumu. Dileyen, bunu fazla ağır bulan durdurup Ahmet Özhan yorumunu da dinleyebilir. Hizmete bak yaw :)








Dönülmez akşamın ufkundayız'ı izninizle kendim için çalıyorum. Ortaokul yıllarımda bu şarkıyı söyleyebilmek için ciddi gayret sarfetmiş, sonunda çıkışlarda detone olmadan söylemeyi başarmıştım. Yıllardır hiç denemedim söylemeyi, ama onca yıl içtiğim sigaralardan sonra sanmam ki nefesim yetsin...
O günlerin anısına,
bu şarkı sana,
uragan!

The Jacket-Çıldırış / Silüet / İdam Mahkumu

Resim
Atv'de iyi bir film izlemeyeli epey olmuştu, sanırım en son panik odasını izlemiştim ama dün akşam the jacket/çıldırış isimli bir film yayınlandı ve çok iyiydi, bence. Başrollerini, Adrien Brody ve Keira Knightley'in paylaştığı 2005 yapımı amerikan filmi. Tür olarak Dram/Gerilim/Psikoloji/Fantastik denebilir. Geçmişi ile geleceği arasında sıkışmış, aklının ve hafızasının derinliklerinden yol bulup çıkmaya çalışan bir karakter ve onun etrafında dönen hikayeler. İzleme ihtimali doğarsa, kaçırmayın. Uragan dediydi, dersiniz:)Dün gece balkonda otururken, gencin biri elleri ceplerinde yanık yanık türkü söyleyerek geçti sokaktan. Önce sokak lambasının altında bir silüetti, sonra karanlıkta kayboldu, en son da sesi azalarak kesildi. Öyle içli söylüyordu ki türküyü...Film ve balkon faslından sonra biraz okudum, "Suç ve Ceza" dan bir paragraf üzerinde defalarca gittim geldim, kendime sordum. Ben ister miydim?, dedim."Bir yerde okumuştum, yazar diyor ki: Bir idam mahkumu,…

Kadere bak! / Aysun / Dalgalandım da duruldum :)

Evet bugün Aysun'un şarkısını dinliyoruz, haftayı da ortaladık zaten, bu haftadan sonra kafama göre takılmaya devam edicem, arada yine çalarız istek parça, oldu mu şşş sayın dinleyiciler!...bir gün öldüreceeeksiiiiin en sonunda sen beni, en sonunda sen beni...

gerçekmiş gibi olan rüyalarımın acı tarafı

Rüya deyice aklıma geldi, kikirik de uyuyor hazır, yazayım içimden de gelmişken.

Geçtiğimiz yaz bir rüya gördüm ki ufff.
Hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyandım.

Çok sevdiğim bi arkadaşımın ölüm haberini okuyorum gazeteden, görmeye gidiyorum. Bir odaya alıyorlar beni, giriyorum. Eski bir divanın üzerinde yatıyor, bembeyaz. Odada oturan ve Kur'an okuyan bir sürü beyaz örtülü yaşlı teyze var, hepsi çıkıyor tek tek.

Sonra, elini alıyorum avucuma, hem ağlıyorum hem konuşuyorum. Yaşarken görmek nasib olmadı, ölümüne mi gelecektim ben senin, diye içli içli ağlıyorum epeyce. Bir bakıyorum, yerinde doğruluyor arkadaşım, gülümsüyor ve iyiyim ben artık merak etme, diyor. Sıkı sıkı sarılıyorum, sonra koşarak eşini çağırıyorum, ölmemiş bakın, yaşıyormuş; diyorum.
Herkes tek tek odaya doluşuyor, beyaz örtülü teyzelerin yüzünde nurani bir mutluluk. Herkes gülüşüyor, seviniyor, aralarına alıyorlar arkadaşı, inanamıyorlar, dokunuyorlar filan.

Ölü hali öyle gerçekti ki, öyle soğuk ve beyazdı ki ve ben öyle pe…

Gezdim, Gördüm, Geldim.

Az sonra, demiştim ama fırsat olmadı maalesef yazmak için. Sağolsun örgü meraklıları kapımı aşındırmaya devam ediyor :)

Aslında bu sabah gördüğüm rüyayı yazacaktım ama yazmaktan korktum, vazgeçtim.

Size de oluyor mu bilmem ama benim rüyalarım gerçek gibi oluyor. Rüyanın içinde yaşadığım her şeyi gerçekten yaşamış gibi oluyorum uyandığımda. Hatta bugün dolaştığım sokaklar bitmeden (bir camiye gidiyordum, arka sokaklardan) uyandım, su içtim, sonra tekrar yattım, kaldığım yerden gezmeye devam ettim. Sonunda da vardım, varacağım yere :/

Özlediğim ya da gidip de bir daha görmek istediğim yerleri, uzun zaman görüşemediğim dostları, önceden yaptığım ama şimdi fırsatını bulamadığım şeyleri rüyamda görmeyi dilerim ben. Çünkü o kadar gerçek oluyor ki rüyalarım, o an, orada yaşıyormuş, o havayı soluyormuş gibi oluyorum, hasret gideriyorum adeta.

Bazen de korkuyorum bu durumdan, tuhaf geliyor. Ya deli, ya veli oldum ben; diye avutuyorum kendimi:)
Kuvvetle muhtemel birincisi, çünkü veli olmak kim, ben…

Özlem / Değmen benim gamlı yaslı gönlüme:(

Bugün Özlemin isteği olan, o muhteşem türküyü dinleyeceğiz.
Özlem, blogumu ziyaret eden arkadaşlar içinde sesini duyduğum tek blogger.
Hacca gideceklerin açıklanma sürecinde bir-kaç defa telefonla görüştük.

Öncesinde de başka bir kaç blog arkadaşıyla birlikte beni de evine davet etmiş, ben de hem eşimin o gün evde olması hem de biraz ürkekliğimden, gelemeyeceğimi bildirmiştim.

Telefonda sesini ilk duyduğumda, ne diyeceğimi bilememiş, adımı söylemiştim. Sonra beni tanıyacağı şekilde kendimi tanıtıp, uraganım ben, demeyi aklıma getirebilmiştim. Burada böyle senli benli konuşup, takılsak da birbirimize; nedense telefonda sizli-bizli konuşmuştuk ikimiz de.

Özlem, sesini duyduğumda ilk aklımdan geçen, ne kadar zarif ve kibar olduğundu. Özenle seçiyordun cümlelerini ve bi o kadar da temkinliydin sanki. Karşında konuşurken, aynı şekilde davranma ihtiyacı duyduğumu itiraf etmeliyim ve biraz da gergin olduğumu.
Ama daha sonra hac mevzuu ile ilgili yaptığımız diğer iki telefonda daha fazla kendim gib…

Duymak istiyorum/Şimdi hayallerdesin/Raskolnikov

Biyonik arkadaşım buyrun, dinleyin efenim şarkınızı :) Cem-Ali deyince ilk aklıma gelen şarkılardan biri de; duymak istiyorum ile aynı albümde yer alan "şimdi hayallerdesin" Ve fakat bu şarkının Zerrin Özer versiyonunu daha çok severim, onu da ekleyelim buraya.
"90 ortası türk pop müziği damar şarkılar" resmi geçidi gibi oldu ama olsun. Hava müsait; gökyüzü gri, güneşin ışıltıları bulutların arkasında kalmış, ışık yok, renkler de soluk. Bugün de böyle olsun bakalım.Bu hafta istek haftası dedim bi kere, her ne kadar "damar şarkılar" tabir edilen bu tarz şarkıları dinlemekten genel itibarla imtina etsem de (türkülerden değil ama), söz verdim bi kere, istek listesi bile hazırladım, bu saaten sonra dönüşü yok!Hem bir kaç gündür Raskolnikov ile devam eden arkadaşlığımızı da düşününce... ben de hareketli, neşeli şarkılar dinlemek istemiyorum zaten. Önümüzdeki haftaya hem kitap biter, hem ben de toparlanmış olurum, umarım:)Eee, ne de olsa yarın da Özlem'in i…

Meşeler Gövermiş, Varsın Göversin / Birader torpili

Bugün annemlere kahvaltıya geldim, güzel bir sabah; simit, krep, peynir ve çay. Oooh mis.
Sevgili biraderim, dün Murat Kekilli'den Turnam'ı istemiş ama onu bulamadığımdan kendisinin de izniyle, memleketimize ait (Kızılcahamam) başka bir türkü ekliyorum Kekilli'den.
Ailecenek dinleriz di mi birader?

Kardeşimle birbirimize hiç benzemeyiz; o kadar ki fiziksel özelliklerimizde benzemek şöyle dursun zıtlık abidesiyiz.

Birader uzun boylu; ben kısa boylu
O olabildiğine iri, ben minyon.
O esmer, ben beyaz ötesi.

Ama, kara da olsa, iri de olsa kardeş kardeştir di mi. Zaten sadece bi tane var:(


https://www.youtube.com/watch?v=pJ-NiEqHVHc




Gövermek: yeşermek

"Mesnevi Okumaları" & "Sevda Dedim" / istek parça yayınımız hafta boyunca sürecektir :)

Bu nefsimiz cehennemin parçası olduğu için, parçalar da daima bütünün tabiatını taşır.Onu öldürecek ancak Hakkın ayağıdır/iradesidir. Onun yayını haktan başka kim çekebilir?Yaya ancak doğru ok konur. Bu yayın ters ve eğri okları vardır.Ok gibi doğru ol, yaydan kurtul. Çünkü yaydan şüphesiz doğru oklar sıçrar.Dış savaştan dönünce, iç savaşa yöneldim.-Biz- "Küçük cihattan döndük"üz. Peygamberle büyük cihattayız.Bu Kaf dağını iğneyle kazmak için Hak'tan kuvvet, başarı ve destek istiyorum.Saflar yarmayı kolay aslanlık bil. Kendini yenendir aslan.(sayfa.81/beyit no:1384-1391 arası/ "Küçük cihattan büyük cihada döndük"ün yorumu)

*** Ey oğul! Hak her şeyi kuşatır. İşi onu başka işten alıkoymaz.Şeytan "beni azgınlığa uğrattığından dolayı" dedi, alçak şeytan kendi fiilini gizledi.Adem "nefsimize zulmettik" dedi. O bizim gibi, Hakkın fiilinden gafil değildi.Edebinden dolayı suçta, Hakkı gizli tuttu/anmadı. O suçu kendine ait görmekle yarar elde etti.Töv…

İç döküş / Kimse kırılmasın, lütfen!

Bu yazı kimseyi memnun etmeyebilir ama, yine de yazmaktan yana içim.

Şunu da ekleyeyim, böyle bir yazıyı yazmayı çok zamandır, düşünüyordum. Kim inanır? başlıklı yazıya gelen yorumlar sadece erkene almış oldu.

***

Belki bu kadar samimi olarak kendimi anlatmakla hata ediyorum ama;

Ben "gri"lerin varlığına inanırım.
Ben "nötr" olmaya da inanırım.
Artılara, eksilere inanırım.
4 yanlışın bir doğruyu götürdüğü dönemler, gençliğimde kaldı. 18'imde.
Şimdi tek bir doğru görsem birinde, yanlışlarını aramak yerine "başka doğruları var mı?" ya bakarım.

Kendini bir yere ait hissetmeyen ve aidiyetini, bağlılığını açıkça dillendirmeyen hiç kimseyi kafamda sınıflandırmam. Bu şöyle iki cümle kurdu, kesin şu gruptandır; bu öyle dedi, şu partidendir, demem.

Demedim mi?
Dedim, insanları giyim kuşamlarına; saçına küpesine bıyığına, kolunun altındaki kitaba, kulağıma çalınan iki cümlesine göre sınıflandırdığım dönemler elbet benim de hayatımda oldu.

Ama şunu geç te olsa anladım ki (k…