gerçekmiş gibi olan rüyalarımın acı tarafı

Rüya deyice aklıma geldi, kikirik de uyuyor hazır, yazayım içimden de gelmişken.

Geçtiğimiz yaz bir rüya gördüm ki ufff.
Hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyandım.

Çok sevdiğim bi arkadaşımın ölüm haberini okuyorum gazeteden, görmeye gidiyorum. Bir odaya alıyorlar beni, giriyorum. Eski bir divanın üzerinde yatıyor, bembeyaz. Odada oturan ve Kur'an okuyan bir sürü beyaz örtülü yaşlı teyze var, hepsi çıkıyor tek tek.

Sonra, elini alıyorum avucuma, hem ağlıyorum hem konuşuyorum. Yaşarken görmek nasib olmadı, ölümüne mi gelecektim ben senin, diye içli içli ağlıyorum epeyce. Bir bakıyorum, yerinde doğruluyor arkadaşım, gülümsüyor ve iyiyim ben artık merak etme, diyor. Sıkı sıkı sarılıyorum, sonra koşarak eşini çağırıyorum, ölmemiş bakın, yaşıyormuş; diyorum.
Herkes tek tek odaya doluşuyor, beyaz örtülü teyzelerin yüzünde nurani bir mutluluk. Herkes gülüşüyor, seviniyor, aralarına alıyorlar arkadaşı, inanamıyorlar, dokunuyorlar filan.

Ölü hali öyle gerçekti ki, öyle soğuk ve beyazdı ki ve ben öyle perişan bir haldeydim ki anlatmanın imkanı yok, kendi ağlama sesime uyandım, yastığım sırılsıklam olmuştu, o kadar yani!

Bu kadar gerçek rüyalar görmek pek çok açıdan güzel de olsa, acı şeyler gördüğümde de kaç gün kendime gelemiyorum.
Niye yazdım bunu, hiiiiç, içimden geldi.

uro kuyunun en dibinden bildirdi.