uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

İki günlük durum raporu

Acayip yorgun ve uykusuzum. Dün halam gelecek diye hem evi derleyip toplama, üzerine yemek, tatlı filan epey uğraştım. Ama aslında yorgunluğumun sebebi 2 gecedir yarım yamalak uyuyor olmam. Salı gecesi elifcik ateşlendi ama hafifti. Saat başı kontrol ettim 38'e yakın gezdi derece ama onu bulmadı, ben de ilaç kullanmadım tabi. Gündüz 38'leri geçip yavaş yavaş yükselmeye başlayınca paracetamol sağolsun, kontrol altında tuttuk ateşi, akşam 39'ları gördü ve geçmeye başladı. Uykusunun arasında kaldırıp kaldırıp ağzına sıktığım balların etkisiyle olsa gerek epey terledi ve ateşi düştü. Bir buçuk gibi yatarken 36. 3'te bıraktım ateşi ve saati üçe kurdum. Ama duymamışım:(

Beş buçukta bir uyandım ki çocuğum yanıyor, ateş olmuş, kırk küsur. Yeniden soy, evin tüm camlarını aç, oda oda dolaş, ibubrofen içir, en son hatırladığım bizim yatakta etejerimin üstünde bir tas ılık su, hem yatıyoruz anne-kız, hem siliniyoruz:) En son 37.7'lerde filan ben sızmışım, kapının sesine uyandım:) Arada bi yirmi dakka filan uyudum sanırım, ikizler geldi. Gece geç yattıkları için uykuları varmış, sütlerini içip uyudular bir saat kadar biz de elifciğimle takıldık birlikte, şarkımızı da o zaman attık bloga.

***

Elifciğimin haline rağmen, uzun bi aradan sonra halamla olmak güzeldi, önce ikindi çayı ve ikramlıklar, güzel bi akşam yemeği ve tatlı (tabi yine çay) arkasından meyve faslı... Tam obur işi oldu. Ama bu sefer tuttum kendimi biraz, fazla kaçırmadım. Tabi bunda elifin ateşinin olması büyük etken, ben pimpirikli en geç yarım saatte bir ateş ölçtüğümden, servisten ve ateş ölçme işinden geriye fazla zaman kalmadığı için az yemiş oldum :)

Kuzenlerden, Almanyadaki diğer halam ve onun çocuklarından, enişteden, emeklilik hayatından, geçmişteki günlerden, herkesin ne kadar büyüyüp çoluk-çocuğa karıştığından filan konuştuk. Elif iyi olduğu zamanlarda ona odasında porselen çay takımıyla çay ikram etti, yetmedi bi de o yemek hazırladı:)

Halamla ilgili hiç unutmadığım iki şey var çocukluk anılarımdan; biri bana yıllar önce getirdiği ağlayan bebeğim (oynamalara bile kıyamazdım, harika bir şeydi)
biri de; küçük bi ilçede yaşayan biri olarak etrafımda araba kullanan hiç kadın yokken, halamın taa Almanya'dan karayoluyla ailesini Türkiye'ye getirişi. (enişte zamanında bir kaza yapmış ve ondan sonra bi daha oturamamış sürücü koltuğuna, halam öğrenmek zorunda kalmış araba kullanmayı)

Bir de hep birlikte soğuksuda yağptığımız piknikler var tabi, onu unuttum.
Benim o pikniklerde bi fotoğraflarım var ki; flaş flaş flaş ...
Çiçekli basmadan lastikli pijama, içine kozalak doldurduğum mavi ebruli süeterim, ateşin başında gözümü kırpa kırpa, bi ara tarasam da atsam bloga güleriz hep beraber:)

Evet durum raporu budur, şimdi hazır bebeler uyurken ve Elifciğin ateşi de kontrol altındayken ben de gidip uyusam iyi olacak, akşama ne olacağı belli olmaz.
-bitti-
6 yorum:

Çok geçmiş olsun, ateşi bir daha yükselmez inşAllah da, Elif'de sen de rahat uyursunuz... Az ateş nöbeti tutmadım Bera'nın başında, Allah kolaylık ve şifa versin...

Fotoğraflarını bekliyoruz, sen nostaljik takılırken, biz merakımızı gideririz..:)


Geçmiş olsun... Ben de uzun süre görmediğim akrabalarla muhabbeti çok severim. Neler çıkar o sohbetlerden:P Eskiler.. Yeniler... Yaza inşallah bir Biga yapmak lazım:)

Halanın getirdiği bebek yoksa Elif'in de bebeği mi şu anda?


*Elifciğe geçmiş olsun.Silinmek yerine ılık duşa soksaydın ya annesi

*Cankurtarıcımız calpolüde tu kaka ettiler,gelsin parasetomol.Seneye buna da bi bok atarlar.Kalırız sirkeli beze

*Benim de halamla(rahmetli)unutamadığım anım var:Çocukluğumuzda hiiç görmediğimiz halamız o yıl gelecekler yurda Urom.
Bizde mahallede "Almanyadan halam gelecek,halam gelecek hemde almanyadan"diye çığırtıp hava atıyoz mahallede:)
Uçaktan üzerinde beyaz şahane kürküyle,ağzında purosu,şık kostümler için,sivri burun,çivi topuk ayakkabılarıyla sen de neriman köksal ben diyim suzan avcı gibi assolist kılıklı sarışın bi afet-i neriman bekliyoruz dötr gözle.
Koca bi minübüs apartmanımızın önünde durdu.İçinden şalvarıyla,eşarbıyla,çorap ve terlikleriyle,kocaman sesiyle "haluuu millettt biz geldikkk haluuuuu"diye bağıra çağıra
inen bi köylü kadın.Halammışşşş!!
O yaz sıcağında süeter-ceker-kasketiyle de eniştem.Yarı alaman-yarı nazi-yarı metalci ama tam kıro ve köylü ,iki kültür arasında sıkışıp kalmış halamın karaktersiz bebeleri!Oğlan ikizleri,kızı,oğlu!Korkunçlar!

Onların her yıl gelip bizde kalışı kabusumuzdu.Öyle ki getirdikleri hediyeler bile bizi kandırmaya yetmiyordu.Çünkü halam büyük bi gurula"Bunları çöpten topladım,bu gavurlar caanım şeyleri çöpe atıyorlar biz türklerde topluyoruz"demişti.Hakkatende işe yarar birçok parça vardı ama biz burun kıvırırdık"çöpten"diye.

O gün bugün almanyadan kim ne getirde"acaba çöpten mi"diye düşünmeden edemiyorum.Allahtan ablam gerçekten satın alarak getiriyor:)

*Bişi daha yazcaktım da unuttum:/


Heee baktım da hatırladım:
Sen asıl beni gör köyde.Mutlaka şalvarı geçiririm bacaama,ayağıma soğuk kuyu denen kara lastikleri de giyerim doğru tarlaya,bahçeye,ahıra dalarım.
Köyde çocukluğu geçmiş biri olarak bilsen nasıl burnumda tütüyor o köy Urooooo.

Foto koyayımda dönüşte, asıl sen bana gül:)
KokoşKezbanBiyoKöyde
Hahhahhaa


Biyo;
sağol iyiyiz bakalım, elifi ateşi varken suyun altına sokmak nerdeyse imkansız:(
*
aslında o iş biraz karışık, bizim kullandığımız mor kutulu versiyon değil yasaklanan, paracetamolle birlikte başka maddelerde barındıran bir versiyonu var calpol night, o yasaklandı aslında ama biraz yarım yamalak haber yapıldı bu konuda. Sonra gerçi sağlık bakanlığı bizim kullandığımızı da 2 yaş altında önermediğini açıkladı. Biz bebeyi büyütürken hep calpol verdik, 2 yaş altına uygun diye ama.
dediğin doğru 2 gün sonra ööle değilmiş derler:)
**
Hala muhabbeti iyiymiş:)
Benimkilerde fazla değişiklik olmamıştı ama çocukları hakkaten sıkışmış vaziyetteydi.
**
Şimdiki çocuklar çok şanssız, senede bir defa götürebilsem köye, kar sayıyorum ben gitti mi bi ay kalırdım yaz tatilinde:)
**
Anneannemlerin hayvanı yoktu, evin önünde küçük bi bahçe, bir de daha büyük ve daha uzakta tarlamsı bir şey, bütün sene kalmazlardı onlar da zaten, yaz başında gider, kış başında dönerlerdi. Ama yine de harikaydı.
**
şalvarlı fotoğraf koymayan biyo ne olsun? :)


özlem & Aysun;

sizin yorumları cevapladım sanıyordum, cevaplamamışım.
Özlem dediğim gibi iyiyiz şükür.
tembellik etmezsem eğer, atıcam, güleriz işte:)
*
aysun; sağol canım, yok malesef bebekle oynayamıyor. Çocukken o kadar muhafaza ettim, sonra evimize gelen bi misafirin çocuğuna verdim oynasın diye, oynadı! ama kaderiyle:)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate