uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

... kıyıya ulaşmak mümkün olmasa da en azından kürekleri atma!

etiketler:
"Tolstoy'un Hz. Muhammed adlı kitabının üçüncü bölümündeki itiraflarını dönüp dönüp okuyorum. Hayatın anlamını arayışını, anlamı aklıyla ararken hiçliğe ulaşmasını, intihar noktasına gelişini ve ardından inancın gölgesine sığınışını" demiştim ya hani bir önceki postta, tüm bu gidiş gelişlerinin ardından noktayı şöyle koyuyor Tolstoy.
"Başımdan geçenleri şöyle ifade edebilirim: Ne zamandı bilmiyorum; neresi olduğunu bilmediğim bir sahilde beni bir kayığa oturttular ve sonra kayığı karşı kıyıya yönelttiler. Kürekleri elime verip beni yalnız bıraktılar. Küreklerle elimden geldiği kadar uğraştım ve ilerledim. Ancak ben açıldıkça beni o bilmediğim yere götüren akıntı da şiddetleniyordu. Ulaşmam gereken hedeften farkında olmasam da uzaklaşıyordum. Etrafımda benim gibi akıntıya kapılan bir çok kürekçinin olduğunu gördüm. Bazıları durmadan kürek çekmeye devam ederken, bazıları kürekleri çoktan fırlatıp atmıştı. ... Ben de bir yandan ilerleyip bir yandan da akıntının aşağılarında kalan yolculan ardından bakarken, bana gösterilen yolu unuttum. Tam da akıntının ortasında, aşağı doğru inen kayık ve gemilerin kalabalığında yönümü iyice kaybettim. Her yanımdan tayfalarının neşeli zafer çığıkları attığı yelkenliler, gemiler ve kürekli kayıklar geçiyor, akıntının aşağılarına doğru giderken bana "başka bir yön yok!" diye sesleniyorlardı. Ben de onlara inanıyordum ve onlarla birlikte ilerliyordum. Böylece çok uzaklara yol aldım. Öyle uzaklara gittim ki, ortasında yolumu şaşırdığım hızlı akıntıların gürültüsünden başka ses duyamaz oldum ve kayıkların orada nasıl parçalandığını gördüm. Ve bütün bu gördüğüm, yaşadığım şeylerin dehşetinden olsa gerek, kendime geldim. Uzun süre, bana ne olduğunu anlayamadım. Önümde yalnızca koşar adım yaklaştığım ve korktuğum yok oluşu görüyor, hiç bir yerde kurtuluş göremiyordum. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. O zaman geriye doğru baktım ve sayısız kayık gördüm. İnatla, büyük bir savaş vererek akıntıyı geçiyorlardı. O anda kıyıyı, kürekleri ve yönümü hatırladım. Geriye döndüm ve akıntıya ters yönde, kıyıya doğru kürek çekmeye başladım. Kıyı Allah'tı; yön gelenek, kürekler ise bana verilen özgürlüktü. Ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Allah'la birleşeyim diye verilmişti."
0 yorum:

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate