Kayıtlar

Temmuz, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

farklı gözlerin karara bakışı / ne böyle zulüm olsun ne de böyle şarkılar!!!

mehmet altan-kapatma ama hırpala

hasan cemal-yargısal darbe yok, top şimdi erdoğan'da

ruşen çakır-mahkeme erdoğan'ın önünü açtı, o türkiye'nin önünü açacak mı?

emre aköz-veasyet rejimi aynen devam ediyor

fikret bila-kararın gösterdikleri



Tüm bunları ve buraya eklemediğim daha başka köşebaşçı abla ve abileri okuduktan sonra, "akp'nin merkez parti olmaya gayret edeceği/etmesi gerektiği" fikri farklı siyasi görüşlerden isimlerin ortak fikri gibi görünüyor. En azından bir konuda uzlaşabilen insanlar görmek yeni sürecin başlangıcı için fena sayılmaz, her ne kadar sonuçta bize kalan hepimizin daha özgür olduğu bir ülkenin özlemiyle, hayaller kurmak olsa da...

AK Parti kapatılmamıştır

ama lakiklik karşıtı fiilllerin odağı olduğu yargısına varılmıştır. Bu karar ne anlama geliyor peki?
Bu karar Akp'nin kitle partisi olarak yoluna devam etmesi ve işin başlangıcında ona oy veren islamcı tabanın taleplerine oldukça uzun bir süre daha kulaklarını tıkaması gerektiği anlamına geliyor.

Benim gibilerin durumuna uygun:) Kayahan amcanın esmer günler şarkısından bir bölüm geldi oturdu dilime. "yine bana hüsran bana yine hasret var, yine bana esmer günler düştü, eyvah!"

Yine de karar Türkiye için sevindirici bir gelişmedir kanaatimce, bir yılı aşkın süredir pompalanan kaosa zemin oluşturma gayretleri sonuçsuz kalmış, Türk demokrasisi hastaneye kaldırılmadan ayakta tedavi edilmiştir. Keşke dava hiç açılmamış olsaydı...

Her ne kadar kılık kıyafet özgürlüğü, eğitimde eşitlik gibi konuları tartışmak başka baharlara kaldıysa da, toplumdaki kutuplaşmanın bu süreçten sonra azalacağına inanmak istiyorum ben. Kardeş kavgaları, gereksiz bölünmeler, kamplaşmalar olmasın da, biz…

miraç kandiliniz mübarek olsun.

Resim

Gagasını sevdiğim / depreşik / küstüm çiçeği / slow motion

Resim
Paytağı artık Elifin bebek küvetinde yüzdürüyoruz, leğenden atlıyor kereta, büyüyor.
Hayvanların büyümesini izlemek, çocukların büyümesini izlemek gibi değil, sabır istemiyor. Çok hızlı değişiyorlar. Sarı tüyleri neredeyse tamamen değişmek üzere, biraz başında kaldı ve artık orada da beyaz tüyler alttan geliyor. Bu keretanın gagasını tutup, sağa-sola sallamaya bayılıyorum ve o da çok seviyor. Uzatıp duruyor gagasını tutayım diye.

Suyun içinde oynamasını izlemek çok keyifli, insana tüm sıkıntılarını unutturuyor, tamam abarttım tümünü değil belki ama büyük çoğunluğunu.




İki kahve yaptım. Bizimle birlikte içsin diye elife de kakaolu süt hazırlayacaktım ama kakao kalmamış. Kikiriğe de söylemiştim bi kere.
Aniden içimden başka bir şey yapmak geldi. Hemen bir pipet açtım. Çok düz göründü gözüme. Şöyle renkli bir şeyler olsa...

Kızım bu arada kakaolu sütünü sorup duruyordu, "kakao kalmamış, sana başka bir sürprizim var, salonda bekle" dedim. Heyecanla kağıda bir çiçek çizip kestim, al…

bu bir emirdir!

sus iç ses sus!
iç ses çeneni kapa!
uragan işine bak!


eski model abi, arada hararet yapması normal!

Dün "zalimler için yaşasın cehennem" yazdım ya hani; "zulüm sade soykırımla mı olur?" diye akşam vakti başlayan ve uzun süre devam eden bir düşünce silsilesinden sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde "kuvvetle muhtemel ben de zalim olabilirim" fikri oluştu. Şimdi hangi aşamalardan geçerek buraya geldiğimi yazmayacağım ama (zaten istesem de aynı atlayışları yapamam) yaratıcı katında da bazı davranışlarım zulüm olarak kabul görmüşse (dilerim öyle değildir), mevla benim cezamı ahirete bırakmasın. Şeytanın dürtmesiyle yüzsüzlük ediyormuşum gibi gelse de,وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلاَنَا diyorum, amin.Zalim-mazlum elbiseleri, hayatın çeşitli evrelerinde aynı insan tarafından defalarca giyip çıkartılabilir gerçi, önce mazlum olursun, sonra zalim, sonra yine mazlum, sonra yine .... Böylece sürüp gidebilir. belki; demeliyim ama burada. yargı içeren cümleler kurmak zor, arkasında durmak lazım, duramadın mı al sana bi problem daha.
aslınd…

Günahlarında boğul Karadziç / Zalimler İçin Yaşasın Cehennem!!! / ve goran, haykır yine bosna dağlarına ederlezi kızlarım, ederlezi *

Resim
Bosnalı müslümanların ve dolayısıyla tüm müslümanların da nefretle hatırladığı (ya da hatırlaması gerektiği), Sırp Kasabı Radovan Karadziç 13 yıllık firarın ardından nihayet yakalanmış...

Bu adamın kurşuna dizilmesini istiyorum.
Bu adamın kurşuna dizilmesini istiyorum.
Bu adamın kurşuna dizilmesini istiyorum.

Bosna'nın erkeklerini kurşuna dizdirdiği gibi...

***




Ama önce türlü türlü işkencelerden geçirilmesini istiyorum.
En son; Sırp askerlerinin Bosna'nın çocuk, genç kız ve kadınlarına uyguladıkları cinsel işkencenin bu adama uygulanmasını istiyorum.

Tecavüze uğramaktan iç organları parçalansın, istiyorum.
Uğradığı tecavüzü ruhunda(!) hissetsin, istiyorum.
Kendinden ölesiye nefret etsin, istiyorum.

Nefretinde geberip gitsin!!!!!

Çok mu sert oldu?
Hayır, asla.
Keşke yolu olsa da orada Boşnakların yaşadıkları tüm acıları; bu insanlık suçuna ortak olanlara yaşatma imkanı olsa, olmadığına göre;
zalimler için yaşasın cehennem!!!

***********************

(Radovan Karadziç'in katıldığı Sreb…

Bir yoruma ancak bu kadar uzun bir cevap yazılabilir / don't worry be happy

Aslında bu bölümü Warrior'un yorumuna cevap olarak yazıyordum ama uzadıkça uzadı. Zihnim yine ordan oraya atladı ve post olarak yayınlamaya karar verdim. Yorumu buraya ekliyorum ki, rastgele okuyan biri, ne anlatıyor bu kadın, demesin.

"Senin kadar ilginç blogger gördüğüm çok nadirdir Uragan:) Uraganın diğer bayan bloggerlarından farkı:

1- Siyasetten bahseder,
2- Mesnevi okumaları yayımlar,
3- Yeri gelir erkek ağzıyla konuşur
4- Uzun yazı yazar,
5- Ördek resimleri yayınlar
6- Yemek tarifleri verir
7- Günlük ev işlerinden bahseder

Bayan bloggerlara benzer tarafları

1- Hemencecik mutlu olur:)"

El-cevap:

Bence pek çok insanın hayatında benzer kesitler vardır. Yukarda maddelediğin liste de benim hayatımdan kesitler. Ne süs bebeğiyim, ne asilzade, ne Leyla, ne prenses (belki de hem prenses hem leyla, anladın sen onu) İşte tam da bu yüzden, yemek de yaparım, evimi de temizlerim, hayvan da beslerim, sinirlenip ağzımı da bozarım (kendi çapımda), maçta izlerim, bilgiye ulaşmak için yapılmas…

32. Gün / lingo lingo köşeler / hayda breeeğ / top sizde ist. / kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye...

Resim
Gecenin iki buçuğunda uyanınca, hadi bi bakayım şu 32. güne dedim. Basında Ergenekon'un karakutusu diye lanse esilen, çuval çuval belgeleri elinde bulundurup yayınlamayan, eski gazeteci yeni haham adayı arkadaş bakalım ne diyormuş diye?
Kanada'dan yapılan bağlantının son 15 dakikasıymış, zaten. Onda da çok dişe dokunur bi şey söylemedi. Daha çok hakkındaki iddiaları cevaplayıp, belgeleri neden yayınlamadığı hakkında kendini savundu,. Ya da o ciddi şeyler anlattı belki de ben algılayamadım, uykulu uykulu kimbilir.

Bağlantı bittikten sonra; programdaki gazeteciler kendi aralarında konuyu tartıştılar biraz. Tartışma sırasında Can Ataklı'nın her iki cümle arasına sıkıştırdığı "ne var ki ortada, yazdık zaten biz bunları" cümlesine Şamil Tayyar sonunda dayanamayıp, "ne yazdınız Allahaşkına, Susurluğun üzerine gittiğinizin onda biri Ergenekonun üzerine gitmediniz, hala da soruşturmayı basite indirmeye çalışıyorsunuz, biraz cesur olun, niye bu kadar ürkek davranıyorsu…

"Mesnevi Okumaları"

Susuzlar alemde su ararlarsa, su da alemde susuzları arar.
(s.93/beyit no:1741)

Ey dost! Aşıkların hayatı ölümdedir. Gönül vermede ancak gönül bulursun.
Ben yüz naz ve cilveyle gönlünü aradım. O usanarak bana bahane etti.
"Artık bu akıl ve can sana gömülmüştür" dedim, dedi ki: "Git git bana bu efsunu okuma.
Ben düşündüğünü bilmez miyim? Ey iki gözlü! Dostu nasıl gördün?"
Ey ağırcanlı! Onu hor gördün. Çünkü onu çok ucuza satın aldın.
Ucuz alan ucuz verir. Çocuk, bir mücevheri bir ekmek somununa verir.
Kendisinden öncekilerin ve sonrakilerin aşklarının gömüldüğü aşka daldım.
Onu kısaca söyledim. Onu anlatmadım. Yoksa hem idrak yanar, hem dil.
(s.93/beyit no:1752-1759 arası)

Ey eski dünyaya yeni can sen! Cansız ve gönülsüz bedenden feryat dinle.
Gülü anlatmayı bırak, Allah aşkına, gülden ayrı kalan bülbülün açıklamasını yap.
(s.95/beyit no:1801-1802)

O, halkı kendine tutkun görünce gururla kendinden geçer.
O bilmez ki şeytan onun gibi binlercesini ırmak suyuna atmıştır.
Dünyanın lütf…

Sayın Arkadaşım ...

Ahmet Hakan Coşkun bugün "bunları biliyor muydunuz" başlıklı bir yazı kaleme almış. İçinden benim ilgimi çeken kısmı şurası; "Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Ergenekon İddianamesi"ne girdiği söylenen "Agarta Efsanesi" konusunda danışmanı Akif Beki’yi, "Agarta magarta diyorlar... Akif! Ne iş?" diyerek iki gündür sıkıştırdığını... Akif Beki’nin ise, "Kayıp Kıta Atlantis... Şambala... Ayranların diyarı..." falan diyerek kekelediğini... Başbakan Erdoğan’ın da bunun üzerine "Ne bu ya... Hiçbir şey anlamadım... Git biraz daha detay çalış" diyerek posta koyduğunu..."

*

Okuyunca Allah Allah dedim, -benim eski patronum şimdilerde Başbakanlık sözcüsü olan- Akif Beki detay çalışma konusunda iyidir ama hayırdır, dedim. Aslında bu tarz konular -efsaneler, gelecek kurguları, fantastik hikayeler- özel ilgi alanına girdiğinden, -yanılmıyorsam bir de kitap yazmıştı- detaysız bi sunumla çıkacağını da sanmam ama, söyleyen de Ahmet Hakan y…

"Ağla Sevdam"

Resim
Tüm kabukları hiç acımadan kanırtıp kanatan, ezip geçen, insanın içini parçalayan, yetmezmiş gibi yakasını paçasını parçalama isteği uyandıran şarkı.
Her dinleyişte yarım kalmışlık duygusunu zirveye taşıyan, acının sonsuz olduğu ve sonsuza kadar aynı şekilde kalacağı hissini vermesi nedeniyle de sıkça dinlememenizi önerdiğim eser. /dost tavsiyesi.
"Ağla ulan işin ne" dedirten aaaalamalar topluluğu.
Yorumcu: Yusuf Taşkın, söz: Aysel Gürel
Türk sinemasına külllt diye düşen Ağır Roman filmiyle adını duyuran şarkı, ilk günkü etkisinden zerre miktar kaybetmeyen ender eserlerden biri.
Yıllardır en damar şarkılar listemin ilk sırasında yer alıyor. Zirveyi hakettiğini bir başka küllt diye çarpan Duvara Karşı filmiyle ispatladı. Filmin en can alıcı sahnesine cuk diye oturdu ve "gözyaşları sel olup aktı":)
En son geçen yaz Duvara Karşı'nın tekrarını izlediğimde dinlemiştim. Yazarın notu: karar verdim ben de sözlük yazcam; aslında ekşi sözlük olmasaydı ben bu ismi kullanacaktım…

Siyasette "Tanrı Kompleksi" / Prof. Dr. Nevzat Tarhan / Almak isteyene tonla ders çıkar bu yazıdan!

Siyasette 'Tanrı Kompleksi'


İster saldırgan kibirli, ister utangaç kibirli olsun, isterse mükemmeliyetçi kibirli olsun, büyüklük gizli isteği taşıyan siyasi aktörlere dikkat edelim.
Sayın Abdullatif Şener ve Sayın Şener Eruygur olguları bu konuyu düşünmeye beni zorladı.

E.Orgeneral Eruygur'un Kuleli Askeri Lisesi'nden arkadaşı Emekli Albay Güngör Başdağ'ın Vakit Gazetesinde bir açıklaması çıktı. Kuran kurslarına baskın yapmasını eleştiren arkadaşına, "Babam bana büyük adam ol dedi bugün büyük adam olmak için böyle yapmam gerekiyor" anlamında cevap vermiş.

Diğer taraftan AKP'nin kurucu dörtlüsünde olan Abdüllatif Şener yakından tanıyanların şaşırmayacağı şekilde daha ön planda olacağı bir siyasi tercihe yöneldi.

Sayın Şener ve Sayın Eruygur'u kişilik analizi yapacak ve tanı koyacak şekilde tanımıyorum, böyle bir iddiam ve hakkım yok. Ben onların yaptırdığı çağrışımları sizinle tartışmak istiyorum.

Diğer taraftan Sayın Başbakanın, Sayın Deniz Baykal'ı…

Nerden Nereye / Çirkin Ördek Yavrusu

Resim

Örtüzedelere / Örtüyüzedeleyenlere İthafen!!!

Haftasonu iki kına gecesi, iki düğün, bi düğün yemeği ve bi düğün konvoyunun altında kaldım. Ordan oraya koşturmakla geçti zaman. Eğlence işine çok soğuk bakmasam da, iki cinsin karışık eğlendiği ortamlardan oldum olası hazzetmedim, etmem, edemem!
Bu konudaki en net tavrım da, eşimin ailesinin tüm ısrarlarına rağmen, düğün yerine nikah da nikah diye tutturduğum zamandır. Kimse sana oynamayı yasaklamıyor ama çok eğlenmek isteyen uygun bir ortam ayarlar yapar bi kına gecesi, kurtlarını döker di mi ama? Gerçi şimdiki kına geceleri de bi alem. Kız kınası diye gidiyorsun, ortalıkta kadından çok erkek var, anlamadım gitti.

*

Konuyla ilgili olarak kayınpederim; "kadınlara gökte düğün var dense göğe merdiven dayarlarmış, sen de düğün gördün mü kaçıyorsun" der, ben de ona detaya inmeden "cinsim ben biraz" derim:))

*

Bir de bu düğün hadiseleriyle ilgili yazmak istediğim; kardeşim kafanıza silah dayayıp başınızı örttürmüyorlarsa, Allah rızası için her iki cinsin bulunduğu ortamlar…

وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا / أَنتَ مَوْلاَنَا

7 temmuz pazartesi / 90'dan bu yana tam 18 koca sene

Bugün ahretliğime gittim, artık ona dost demek bile yetmez. Çünkü biliyorum ölenedek sürecek bu ilişki, inanıyorum. Araya mesafeler girse, yollar bi şekilde ayrılsa bile bilirim, ne vakit daralsam O oradadır, bilirim bi telefon yeter ayrı geçen zamanları geçmemiş etmeye.
Orta ikinci sınıfa dayanıyor tanışmamız. Haylaz bebelerdik o zaman, asi damarlarımızın yeni yeni kabardığı zamanlardı. Hayatımın zor geçen süreçlerinden birinde atıldı temelleri bu birlikteliğin. Önceleri sadece sınıf arkadaşıydık sonrasında sıra arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, yol arkadaşlığı, sırdaşlık geldi. Beraber hayaller kurduk, ben öğretmen olmak isterdim, o iletişimci. Hayatın ironik vakıalarından biri gerçekleşti sonra. Ben İstanbul İletişim'e, O Marmara Sınıf Öğretmenliğine girdi. :) Yine beraberdik işte, bir farkla birbirimizin olmak istediği yerlerde. Ama mühim değildi yabancıya gitmemişti çünkü hayallerimiz.
Ayrıldı yollarımız sonra ben Ankara…

Geçen günlerin özeti / Ey benim garip ülkem / İbrahim, içindeki putları devir!

Resim
27 haziran

Anneme gittik bugün, elif sitenin havuzuna girmek istemiş, babamda kıramamış ayaklarını sokmasına izin vermiş. Yeter mi, üstü başıyla oturmuş havuzun içine. Babam da üstü ıslandı, üşümesin diye soymuş çocuğu. Birader bi havlu alıp indi, sarıp getirdi eve. Ardından doğru banyoya, akşama öksürmeye başlayınca hasta olacak diye korktum ama şükür ki iyi.
Annemlerin balkonda biraz başım döndü, bizim yavruşlarda sepetlerinde, üzerlerine düşmeyeyim diye çabalarken, vücudum öyle garip şekiller aldı ki, şaşırdım. Nereye çarptım, ne oldu bilmiyorum ama sonunda düştüm. Yavruşlar sağ ama benim acayip belim ağrıyor.

28 haziran

bütün gün ikizlerin haşarılıkları ve bel ağrısı ile uğraşıp, yetmez gibi akşam ü. ve ş. ile pikniğe gittim göksu'ya. yine de keyifliydi. ş'nin karnı artık iyice belli oluyor. elif yine ne kadar kedi-köpek varsa kovaladı, bir ara simsiyah koca bir kediyle buldum onu. kucağına almış dolanıyordu, miyase sanmış. güç bela aldık elinden, kavga-kıyamet koptu.
eve döndü…