uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

32. Gün / lingo lingo köşeler / hayda breeeğ / top sizde ist. / kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye...

Gecenin iki buçuğunda uyanınca, hadi bi bakayım şu 32. güne dedim. Basında Ergenekon'un karakutusu diye lanse esilen, çuval çuval belgeleri elinde bulundurup yayınlamayan, eski gazeteci yeni haham adayı arkadaş bakalım ne diyormuş diye?
Kanada'dan yapılan bağlantının son 15 dakikasıymış, zaten. Onda da çok dişe dokunur bi şey söylemedi. Daha çok hakkındaki iddiaları cevaplayıp, belgeleri neden yayınlamadığı hakkında kendini savundu,. Ya da o ciddi şeyler anlattı belki de ben algılayamadım, uykulu uykulu kimbilir.

Bağlantı bittikten sonra; programdaki gazeteciler kendi aralarında konuyu tartıştılar biraz. Tartışma sırasında Can Ataklı'nın her iki cümle arasına sıkıştırdığı "ne var ki ortada, yazdık zaten biz bunları" cümlesine Şamil Tayyar sonunda dayanamayıp, "ne yazdınız Allahaşkına, Susurluğun üzerine gittiğinizin onda biri Ergenekonun üzerine gitmediniz, hala da soruşturmayı basite indirmeye çalışıyorsunuz, biraz cesur olun, niye bu kadar ürkek davranıyorsunuz?" mealindeki cevabından sonra, Ataklı'nın ifadesi görülmeye değerdi. Epey bi süre toparlamaya çalıştıysa da nafile. Olmadı, dili dolandı. Adam kendi de biliyor, ne desin yani. Üstüne bir de Tayyar, sen beni bugünkü yazınla açıkça hedef gösteriyosun deyince, big brother yatıştırdı gençleri biraz.
Tayyar-Ataklı muhabbeti! bir süre devam edeceğe benzer, köşelerden köşelere göndermeler sürüyor. "Gazetecilik elbisesini Vatan Gazetesi’nin vestiyerinde unutmuş Can Ataklı" diyen Tayyar'a bakalım nasıl bi sıfat tamlaması yakıştıracak Ataklı?
Burası yaz köşesi, şurası kış köşesi, ortada ergenekon çetesi, deyip ilgimi çeken başka bi hadiseye zıplıyorum.


Dün Mustafa Koç'un Sinan Aygün'ü sözde sürpriz ziyareti çok manidardı bence, durduğu yeri gösterme ziyareti. Güya randevusuz, programsız bir ziyaretti ama nedense! basın vardı. Gerçi iki tarafın birbirlerine kılıç çekmesi yeni değil. Başbakan'ın daha önce Rahmi Koç'un "sakallı-bıyıklı eleman istemem" sözlerine grup toplantısında cevap verip, ayrımcılık demesi de elbette boşuna değildi.
Son iki yıldır her iki tarafın da açıkça görülmesinden çekinmediği ve gün geçtikçe daha da belirginleşen, Hükümet ile Koç grubu ve Doğan medya grubu arasındaki sürtüşme işi yakın zamanda bir yerden patlak verecek gibi geliyor bana.

iki yiğit çıktı meydaneeeeğ
ikisi de birbirinden merdaneeeeeeeğ
altta kaldım diye yerinmeeğ
üste çıktım diye sevinmeeeeğ
hayyda breeeeğ
diyorum, tarihin en çekişmeli güreşini izlemek için hazır nazır bekliyorum.

Ankara'dan bildireceklerimiz bu kadar, top sizde pardon söz sizde İstanbul :))

*

"Sapa, kulba, kaba itibar etme dostum, içi boş tencerenin bu sofrada yeri yokbuyurun dostlar buyurun Halil ibrahim sofrasına... "*


*:barış manço
2 yorum:

Senin kadar ilginç blogger gördüğüm çok nadirdir Uragan:) Uraganın diğer bayan bloggerlarından farkı:

1- Siyasetten bahseder,
2- Mesnevi okumaları yayımlar,
3- Yeri gelir erkek ağzıyla konuşur
4- Uzun yazı yazar,
5- Ördek resimleri yayınlar
6- Yemek tarifleri verir
7- Günlük ev işlerinden bahseder

Bayan bloggerlara benzer tarafları

1- Hemencecik mutlu olur:)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate