وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا / أَنتَ مَوْلاَنَا

7 temmuz pazartesi / 90'dan bu yana tam 18 koca sene

Bugün ahretliğime gittim, artık ona dost demek bile yetmez. Çünkü biliyorum ölenedek sürecek bu ilişki, inanıyorum. Araya mesafeler girse, yollar bi şekilde ayrılsa bile bilirim, ne vakit daralsam O oradadır, bilirim bi telefon yeter ayrı geçen zamanları geçmemiş etmeye.
Orta ikinci sınıfa dayanıyor tanışmamız. Haylaz bebelerdik o zaman, asi damarlarımızın yeni yeni kabardığı zamanlardı. Hayatımın zor geçen süreçlerinden birinde atıldı temelleri bu birlikteliğin. Önceleri sadece sınıf arkadaşıydık sonrasında sıra arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, yol arkadaşlığı, sırdaşlık geldi. Beraber hayaller kurduk, ben öğretmen olmak isterdim, o iletişimci. Hayatın ironik vakıalarından biri gerçekleşti sonra. Ben İstanbul İletişim'e, O Marmara Sınıf Öğretmenliğine girdi. :) Yine beraberdik işte, bir farkla birbirimizin olmak istediği yerlerde. Ama mühim değildi yabancıya gitmemişti çünkü hayallerimiz.
Ayrıldı yollarımız sonra ben Ankara'ya döndüm, o devam etti. Okulunu bitirdikten sonra Eskişehir'e çıktı tayini, Ankara'ya her gelişinde görüştük, bir defa da biz Eskişehir'e gittik ziyarete. Bir kaç yıldır görevine İstanbul'da özel bir okulda devam ediyor. Biri yarıyıl tatilinde biri de yaz tatilinde olmak üzere sene de iki defa kalıcı gelir bana. Gündüz yeme-içme hoş-beş, gece de eskileri yadederek otururuz imsak vaktine kadar. Ankara'ya gelirken hala tren kullandığından, benim evimin önünden geçeceği zaman arar, ben de onun içinde olduğu trene el sallarım.
Bu yazıdan alınacak ders; Herkese lazım bi ahretlik :)


8 Temmuz / Salı


  • Hadiii, bakalım daha neler olacak? İzleyelim-görelim.
  • Bütün günüm paytağa bacak açma egzersizleri yaptırmakla geçti. Dün ahretliğime giderken, balkona bırakıp gitmiştim, bütün gün sepetinde sıkılmasın diye. Geldiğimde bi baktım ki, pulpul paytak sırtüstü kafası havada, düzelmek için çabalıyor ama başaramıyor. Hain bir kuş saldırısına mı uğradı bilemiyorum, aslında altına girip saklanabileceği kuytu yerler de ayarlamıştım ama... Ayağında iki ufak yara var. Pek yürüyemiyordu akşam. Durum böyle olunca bana da egzersiz yaptırmak düştü. Şükür daha iyi ama sürekli yanımızda kalmak istiyor. Elimizde bir kağıt havlu rulosu, pulpul efendi nereye oturmaya karar verirse, hemen seriyoruz havluyu, üstüne oturtuyoruz. Ama çok uyanık bi hayvan bu, kağıt havlu sermemize rağmen pisletmiyor, ortalığı kirletirsem balkon yolu gözükür bana diyor heralde:)
  • Günler bööyle geçip gidiyor.

9 Temmuz / Çarşamba


Bugün için yazmak istediğim fazla bir şey yok aslında.
Son zamanlarda yatmadan önce her akşam Bakara 285-286 ayetlerini (amenerrasulü) Mehmet Emin Ay kıraatiyle dinliyorum. Nefis okuyor. Bu iki ayetin meali de çok etkileyici.


ءَامَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

285- Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sanadır" dediler.

لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

286- Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."



Amenerrasulü/Bakara 285-286 - Mehmet Emin Ay

Yorumlar

solar dedi ki…
trenden el sallama kısmına bayıldım uraganım, yine 'işte bu ya!' dedim okurken:)

biz de balkonda otururken yukarıdan bir yavru kuş düştü aşağı, indim aldım hemen, iyi gibi şimdi, üzmez bizi umarım:)
Kuaybe dedi ki…
Ben de "yabancıya gitmedi hayallerimiz.." kısmına bayıldım be Uragan.. Hay eline sağlık :))

Sizin bu hayvancıklara neler oluyor böyle? Bi kurban kesin en iyisi, savsın kazayı belayı :P
Ayşe dedi ki…
Ben bunlarin ikisine de bayildim, ustelik Mehmet Emin Ay in kiraatiyle dinlerken mealini de okudugum amenerresulunden cok etkilendim...epeydir mealini okumadigimi da farkettim, dersimi de alip gidiyorum ;)
AYSUN dedi ki…
Benim de böyle bir ahretliğim var... Allah bizi ayırmasın inşallah... Çok sık görüşemesek de bilirim ki o hep yanımda ve ne zaman başım sıkışsa ilk arayacağım kişi... Dostluk başka bişi...
SENABERA dedi ki…
Ben tüm yazdıklarına bayıldım, diyerek işin kolayına kaçmak istiyorum...:) Gerçekten bayıldım da, bir gittim geldim, Uro döndü mü acep diye sayfana tıkladım ki, destanlar yazmışsın...:) Şimdi hangi birine yorum yazayım ama??

Ahretliğine Allah kavuştursun, belin için çook geçmişler olsun, bundan sonra besleyeceğiniz hayvancıklar uzun ve sağlıkla yaşasınlar...
uragan dedi ki…
toplu yorum katliamı

Solar; önce ışığı yakıp, tülü açıyorum sonra el sallıyorum:)
muzafferi gördüm, nasıl hala iyi mi?
*
Kuaybe; ben de bayıldım yazdıktan sonra bi hoşuma gitti:)
Hangisini kurban etsek ki, ekonomik olur evdekilerden biri:)
*
Ayşecim; Özellikle 286, nasıl güzel bir duadır, nasıl bir teslimiyettir, nasıl bir sen dilersen anlayışıdır, Aynı duayı ettim tekrar.
*
Aysunum; amin ayırmasın. Evet hem de çok başka, bi kere tekrara düşmüyorsun, herşeyini biliyor, anlatmak zorunda bile kalmıyorsun, bakıyor ve biliyor.
*
Özlemcim; alıştım ben zaten sen bu ara hep kolaycı takılıyorsun, ama bu böyle yürümez okullar açılınca tökezleyeceksin bak:))
Teşekkür ederim dularına.
solar dedi ki…
Uçabilecek kadar iyiydi:) Çok fazla çırpınınca içeride dayanamadım balkona bıraktım kutunun içinde, kaçtı haliyle o da:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*