Sayın Arkadaşım ...

Ahmet Hakan Coşkun bugün "bunları biliyor muydunuz" başlıklı bir yazı kaleme almış. İçinden benim ilgimi çeken kısmı şurası; "Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Ergenekon İddianamesi"ne girdiği söylenen "Agarta Efsanesi" konusunda danışmanı Akif Beki’yi, "Agarta magarta diyorlar... Akif! Ne iş?" diyerek iki gündür sıkıştırdığını... Akif Beki’nin ise, "Kayıp Kıta Atlantis... Şambala... Ayranların diyarı..." falan diyerek kekelediğini... Başbakan Erdoğan’ın da bunun üzerine "Ne bu ya... Hiçbir şey anlamadım... Git biraz daha detay çalış" diyerek posta koyduğunu..."

*

Okuyunca Allah Allah dedim, -benim eski patronum şimdilerde Başbakanlık sözcüsü olan- Akif Beki detay çalışma konusunda iyidir ama hayırdır, dedim. Aslında bu tarz konular -efsaneler, gelecek kurguları, fantastik hikayeler- özel ilgi alanına girdiğinden, -yanılmıyorsam bir de kitap yazmıştı- detaysız bi sunumla çıkacağını da sanmam ama, söyleyen de Ahmet Hakan yani. Bir dönemin enkırmen starı.
/Akif abi "posta koyarak" çalışmasıyla bilinen biri olduğundan (onun sunduğu programların hazırlık aşamasında birlikte çalıştığımızdan en çok nasiplenen de ben olurdum bu postalardan) eden bulur diyesim geliyor ama kıyamıyorum yine de:)/

Bir cevap dolaşır mutlaka haberciler arasında da, bakalım biz duyar mıyız? Artık yemeği kaynadığı yerde değil, ısıtılmış olarak sonradan yiyoruz , ev hatunu olduk ne yapalım :)

*

Bu haberci kısmısı:) muhabir kadrosu ayrı, üst kadro ayrı kendi aralarında bu tarz bilgi kaydırışları yapmaya bayılır. -bak bak, şu istifa etmiş, şu çıkarılmış, şu kanal şunun tazminatını vermemiş, şu muhabir şunu atlamış, bi başkası haber atlatmış, şu habere gitmiş eli boş dönmüş- şeklinde karşılıklı atıflar ve iğnelemelerle (bazen çuvaldızlamalarla) dolu muhabbetleri pek sever. Yetmez bi de bunları haber sitelerinde yazar. Tonla haber sitesi var, hem gündemi verip hem medya çalışanları ile ilgili bilgileri açık eden.
Valla ne yalan söyleyim ben de meraklan takip ediyorum bu içerikteki siteleri. Haberci kısmısının dedikodusu da böyle oluyo demek ki :)

Fakat bazen ters tepiyor. Çok iyi hatırlıyorum, zamanında kurumdan ayrılmak üzere olan bi abimiz -başka kurumlardan muhabir arkadaşlarıyla dertleşirken - "ya ayrılıyorum ama tazminat vermiycekler galiba" mealinde bi cümle sarfetmiş, bu cümle de yanına on katılarak, o zamanlar tek-tük olan bu tarz sitelerden birinde aynı gün flaş haber olarak verilmişti. Sonrasında o arkadaş kurumla ciddi sorunlar yaşadı.

Sonuçta bu iş ilişkilerle dönen bi iş; bi şey kaçırırsın başkasından tamamlarsın, kasetin bozuk çıkar, gittiğin haberin görüntüsünü dışardan bulman gerekir, ne yapcan o zaman? Kaldın mı ortada kabak gibi.
Allah'tan o arkadaş bu bahsettiğim şeyleri yaşamayacağı bir yere gitmişti de, pek sıkıntı çekmedi.

Hey gidi günler heeeeeeeeeey; şimdi masanın başından iki cümle döktürüverince o günlere dair, nasıl da özlediğimi farkettim işimi. Yapmasam da seviyorum ben bu mesleği yaw, ne yapayım içime işlemiş :))



Sayın Arkadaşım Osman - ERKİN KORAY

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy