Kayıtlar

Eylül, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bayramınız Bayram Ola!!!

Resim
Bayram hazırlığı deyince, imkanı olan her anne gibi benim de ilk işim kızımın bayramlık cicilerini almak oluyor. Onları güzelce askılara asıp arefe akşamı başucuna koymak için hazırladım. Pabuçlarımızı da dolaba koyduk, arefe akşamı onlar da yatağın yanındaki yerlerini alacaklar. Mor kadife pantolon, mor hırka ve rengarenk cıvıl cıvıl bi bluz. Giydirip bakınca, kuzumun ne kadar büyüdüğüne şaşkınlıkla tanıklık ettim yine.Bu bayram içimdeki çocuğa da bayramlık ciciler almak niyetindeydim, aslında hala niyetim var ama ne kalabalık var yaw, zaten alış-verişten hoşlanmayan ender hatunlardan biriyim. Kendime bir şeyler almak için o kadar sıkıntıyı yeniden çeker miyim bilmiyorum :)Tokat yapraklarımız akşamdan ıslandı, evi toparladıktan sonra kocca bi tencere sarılacak. Tatlı düşünmedim şimdilik, belki kadayıf ya da revani yaparım, belki de hazır bir şeyler alırım onu da bilmiyorum:)Bu bayram kardeşim bizimle olmayacak. Garip bi bayram. Anneannemler de köyde kalacaklar bayramda, aslında her …
Hz. Aişe bir gün Peygamberimize:''Ya Rasulullah: Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?'' diye sordu.Peygamberimiz şöyle buyurdu:''De ki: Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet.''

otuzumun ilk günü

Yorumları tek tek cevaplamak uzun zamandır yapmadığım bir şeydi, "doğum günü özel" kapsamında tek tek teşekkür ettim tüm yoranlara, kıymetinizi bilin bak:)

Ve gelelim düne; Aslında bir önceki gün yaptığım programı ikiye bölmüş, kitap fuarını da düne bırakmıştım. Bir ara rehavete teslim olacak hale geldiysem de, "hadi kalk tembellik etme, kendin için bir şey yap, bu kadarını borçlusun bana" dedim ve sözümü dinledim.

Kocatepe ve Sultanahmette başlayan dini yayınlar fuarı bu yıl 25. senesine gelmiş, şaştım. Ben hala 18-19 filan sayıyordum çünkü. Lise yıllarımdan (9o) beri her ramazan'da mutlaka ziyaret ettiğim fuar benim için bir nevi tutungaç, isteyince istikrarlı olabileceğimi kanıtlaması babından.

Uzun vadeli planlar yapmayalı yıllar oldu ama, kikirikle aklında kalacak ve her yıl iple çekeceği ortak bir zevkimiz olsun istiyorum. Bu yıl 2. senemiz. Geçen yıl sevmişti fuarı, bu defa daha avludan içeri girerken "oooooooo kitaplara bak, ne çooook" diye koşa…
Resim
Şimdi profilime baktım, 30 yazıyor.

He heyt beeeee

Ne kadar büyümüşüm, dedim kendime

ama kendim de inanmadı

***

Hep öğrenci kalacağıma öyle inanmışım ki,

ya da tamamlanamadığından takılıp kalmışım.

büyüdüğümü kabullenmek zor geliyor

hep o talebe kız varmış gibi...

***

Neyse

yukardaki çiçekler kendi kendime otuz yaş şeysi / neysi?

bilmem

bilsem söylerim.

***

Aslında kendime bir şarkı bile çaldım.

"Dön bak dünyaya" bugün için çok anlamlıydı, tahmin de etmiş biri.

ekleseydim dinleseydi her gelen dedim ama olmadı.

imeem kapanmış, youtube'u görüntüleyemiyorum zaten, bir iki video sitesine baktım ama kod bulamadım falan filan feşmekan....

***

sessiz kaldı buralar, olsun hadi hep beraber

***


yalnız kaldıysaaan, kal kıp ta pen ce ren den biir baaaak

güneş aç mış mıı, yağmur düş müş müü

dön bak dünyayaa

dön bak dünyayaa




ek: yazıyı yayınladıktan hemen sonra kuzucuğum benden hediye paketi istedi, bir de banttan iki-üç parça kesmemi. sen gelme annecim, dedi. sürprizi varmış bana. on beş dakika sonra seslend…

uykusuz geçen iki günün ardından / jalapeno yerim seni / sobe sonraki yazıya.

İki gündür uykusuz halde öyle çok koşturmuşum ki, sabahtan beri uzanma durumundan oturma durumuna geçemedim. Tabi bunda hem uzanıp, hem okuma-yazma imkanı sağlayan lepistopunda etkisi büyük. Ne zamandır uğrayamadığım blogcu arkdaşları okudum, oraya buraya baktım, aylaklık yaptım. Ramazan başından beri bu kadar tembel takıldığımı hatırlamıyorum. Öğlen oldu uro, yap programını alooooo kime diyom, hiç!!!
Pazar akşamı Nurcihanların davetindeydik. Her şey çok güzeldi, yemekler, tatlı filan. Ama kardeşim o ne acı biber turşusuydu bee, tadı damağımda kaldı. Domates ve sarımsak ile kurulan biber turşularından yapmış, nurcihan ama biber muazzam, elleriyle toplamış bi arkadaşlarının bahçesinden, süperdi.
Acı biber turşusu deyince vazgeçemediğim harika bir lezzet var, denemediyseniz mutlak surette deneyin, fersan jalapeno acı biber turşusu. Ben dilimlenmiş olanını tercih ediyorum, bütün halde olanını hiç denemedim, acısı yerinde fazla büyük parçalar tüketmek yiğitlik ister:) Acı seviyorsan dene, …

anlayan anladı, di mi anne?

Sevgilerde



Sevgileri yarınlara bıraktınız

çekingen, tutuk, saygılı.

bütün yakınlarınız

sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

kalbinizi dolduran duygular

kalbinizde kaldı.

siz geniş zamanlar umuyordunuz

çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

yılların telaşlarda bu kadar çabuk

geçeceği aklınıza gelmezdi.

gizli bahçenizde açan çiçekler vardı,

gecelerde ve yalnız.

vermeye az buldunuz

yahut vakit olmadı.


Behçet Necatigil


ziyaretçiye not: iyiyim efendim, Ramazan trafiği aynen devam, bu hafta biz icabet ettik çağrıldığımız yerlere, pazartesi günü de kalabalık bi akraba toplaşması var benim evde, sonrası bayram telaşı... Bir de fuar sıkıştırabilirsem araya pek güzel olacak, vesileyle kocatepede bir vakit nasip olur belki, cami havası solumayı özledim, yüksek tavanların altında küçücük olmayı...

anaaa, uragan yeni yazmış duydun mu?/ hadi bee gitmedi miydi o / yok be ramazanda yazamayabilirim dediydi/e niye yazmış ki o zaman/ne bileyim ona sor!

Arayı açmışım epey, bi toparlama yapma niyetindeyim olan bitene dair.

Oruçla aram iyi, çok şükür. Şartlanma duygusuna en çok Ramazan'da inanıyorum, çocukluktan bu yana oluşmuş öyle bir şartlanmışlık var ki, susuzluk bile çekmiyorum. Oruç öncesi günde sekiz-on litre su tükettiğim düşünülürse, ortada çok ciddi bir şartlanma olduğundan söz etmek hakkımdır.Ama uykusuzlukla birleşen oruç bana yaramıyor, özellikle üç saatin altı aslaaaaaa, kabus gibi bi şey oluyorum. En güzel ramazan uyku denklemim şu; böl-ünmemiş üç saatlik gece uykusu + sahur ve keraatin ardından iki saatlik sabah uykusu + yarım saatlik öğle uykusu (kaylule) = beş buçuk saatle kendini zinde hisseden uragan.Özen isteyen pek çok yemeğimi yapmayı bırakmıştım uzun zamandır varsa yoksa, "soğanı salçayı kavur, ana malzemeyi ekle, suyunu ver, pişsin" modundaydım. Ramazan sayesinde sofralarıma özenmeye başladım yeniden, fırın yemeklerim geri geldi. Severek isteyerek yemek yapmayı össlemişim. Bir sürü de yazmıştım am…

mazaretim var asabiyim ben

saat 03:06

şimdi böyle saati yazınca aklıma,"saat dört yoksun, beş yok, altı, yedi, ertesi gün daha ertesi ve kimbiliiir" diye başlayan caanım livaneli şarkısı geldi, üşenmedim arattım ama dinletemeyeceğim imeem de yok, başkaca yerde aramak da canım çekmiyor bu saatte, isteyen bi zahmet bulup dinleyiversin canım.

Ne işim var bu saatte nette benim yaw?

el-cevap;

Aslında "mercimek çorba, zeytinyağlı taze fasulye, pilav, yoğurtlu patlıcan ezme, salata ve pudingden" oluşan, Ramazan başından beri hazırladığım en normal, utanarak söylüyorum ve de en az çeşitli soframdan kalkıp (ben niye bu kadar çok seviyorum yemeyi yaaa) , namazı eda edip, bol çaylı normal bir akşam seyrine bırakacaktım kendimi.

Hatta porselen demlikte, eriklinin içmelere doyamadığım muazzam suyu ve dahi bir tutam tomurcukla tatlandırdığım, yemeğe oturmadan az evvel önce demlediğim çayımdan bir kupacık içme imkanı da buldum aslında. (ne çaydı beeee)

İşte sonrası biraz karışık. Elifciğin yemem de yemem muhab…
Resim
Perşembe akşamı iftarımızı Göksu'da yaptık. Asıl niyetimiz Pulpul'un oradaki ortama uyum sağlayıp sağlayamayacağını görmekti tabi. Eğer severse oraya da bırakabiliriz, diye düşünüyorduk ama ben evimize epeyce yakın sayılan evcil hayvanlar parkına daha sıcak bakıyordum doğrusu, özledim mi tabana kuvvet 15 dakikada oradayım.
Ta ki bu güzelliğin koca gölde, bizim evde yapamadığı ne kadar dalma-çıkma oyunu varsa hepsini rahatlıkla yaptığını görene kadar. O kadar eğlendi ki görülmeye değerdi. Evcil hayvan parkında ördeklere ayrılmış kısımda küçük havuzumsu bir şey var, bu kadar rahat hareket etmesi mümkün değil orada. Göksu'daki susuz gölü ve etrafındaki küçük çaplı sazlıklar ördeklerin doğal ortamına epey yakın gibi.

Fotoğraflarda görülen küçük kayalardan göl kenarına inip bıraktım küçük arkadaşımı, bir kaç dakika oynayıp gerisin geri yanıma geldi vak vaklayarak. Sonra bir defa daha bıraktım sulara, Elif de bu arada "anne bak bak ne güzel yüzüyor, alışacak galiba" diy…

Ramazan bereketi

Şimdi susup dinlemek gerekiyor sanki. Ben de kulak kesildim içimi dinliyorum. "O" na yöneldikçe, sanki daha çok duyuyorum içimin sesini. Hem de ne güzel şeyler söylüyor; ümitten, iyilikten, hayır hasenattan, sabırdan, yardımlaşmadan, merhametten bahsediyor.

Güzel cümleler duymalı ya insan içinden; nefreti, öfkeyi, kıskançlığı, tenkiti vs... daha az barındıran (keşke hiç olmasalar) latif cümleler duymalı. Bunun için Ramazan'dan güzel zaman var mı yaw:)

En içten ve de en coşkulu sesimle içimin en derin mağaralarında yankılanacak kadar yüksek bir tonla diyorum ki, hoşgeldin onbir ayın sultanı, ne iyi ettin geldin. Gelişinle nasıl bir kapı açtın bana ki o kapının açıldığı yolu izlemeye devam edersem varacakmışım gibi gelir, kendime yarattığım fırtıların sadece ve sadece "O" nun aşkıyla dineceği o yere.

***

İlk iftarımızda annem ve kardeşim vardı soframızda, ikinci gün eski komşularımız yardımcı ailesi. Ramazan sofralarının tadı çok başka elbette ama ah bir de oruç…