Perşembe akşamı iftarımızı Göksu'da yaptık. Asıl niyetimiz Pulpul'un oradaki ortama uyum sağlayıp sağlayamayacağını görmekti tabi. Eğer severse oraya da bırakabiliriz, diye düşünüyorduk ama ben evimize epeyce yakın sayılan evcil hayvanlar parkına daha sıcak bakıyordum doğrusu, özledim mi tabana kuvvet 15 dakikada oradayım.
Ta ki bu güzelliğin koca gölde, bizim evde yapamadığı ne kadar dalma-çıkma oyunu varsa hepsini rahatlıkla yaptığını görene kadar. O kadar eğlendi ki görülmeye değerdi. Evcil hayvan parkında ördeklere ayrılmış kısımda küçük havuzumsu bir şey var, bu kadar rahat hareket etmesi mümkün değil orada. Göksu'daki susuz gölü ve etrafındaki küçük çaplı sazlıklar ördeklerin doğal ortamına epey yakın gibi.

Fotoğraflarda görülen küçük kayalardan göl kenarına inip bıraktım küçük arkadaşımı, bir kaç dakika oynayıp gerisin geri yanıma geldi vak vaklayarak. Sonra bir defa daha bıraktım sulara, Elif de bu arada "anne bak bak ne güzel yüzüyor, alışacak galiba" diye zıp zıplıyordu.
İkinci bırakışımda, su kenarından ayrılıp gölün açıklarına doğru yüzmeye başladı. Gözlerim doldu, bundan bir ay kadar önce bu hayvancık yüzmüyor diye üzülüyor, karnının altına elimi koyup suda yükseltiyor ve ayaklarını çırpmasını sağlıyordum. Şimdi neredeyse takla atacakmış gibi yüzdüğünü görünce duygulandım işte.

Bir buçuk saate yakın, beni göremeyeceği bir yerden durup onu seyrettim, herhangi bir ağlama vaklaması duysaydım büyük ihtimalle dayanamayıp eve getirecektim ama yapmadı. Biz yavaş yavaş uzaklaşırken su kenarındaki çamurlu bölgede kuvvetle muhtemel böcük yiyordu. Bir kaç defa gerisin geri kucağıma alıp getirmeyi düşündüysem de yapmadım. Orada, benim balkonumda geçirdiği günlerden çok daha güzel günler bekliyor onu inşaallah.

Arabaya kadar dayandıysam da kikirik görmesin diye, koltuğa oturup elif arkada kalınca tutamadım gözyaşlarımı. Sürekli kendimi ikna etmeye çalıştım, bir sürü ördekle yaşaması gerektiği gibi yaşayacak işte, aslında şanslı...

Kuluçka makinesi ile çatlatılan yumurtalardan çıkan bu yavrucaklar sokulacak bir anne koynu bile bulamıyorlar da birbirlerine yapışıyorlar üşümemek için. Biz de bu küçüğümün ilk iki haftasında yün koymuştuk sepetin içine, çings çings ile birlikte ona sokuluyorlardı.

Çok fazla alışmışım ama, çok kötü oldum. Eve geldikten sonra mutfağa her girişimde sesi geliyormuş gibi geldi. İki gündür balkona bakmıyorum bile aslında temzilenmesi gerekiyor berbat durumda. Su ve yem kabı, sepeti leğeni orada öylece duruyor. Onun için büyükçe bir sunta üzerine yerleştirdiğim eski bir sandalyenin üzerine kalın bir örtü örtmek suretiyle yaptığım yuvayı ve yemleme bölümünü bozduğumda geriye fotoğraflardan başka bir şey kalmayacak.

İki gündür sahurda ve iftarda domates-salatalık ayıklamak son derece hüzünlü oluyor, çünkü pulpulumuzun ayıkladığım parçaları balkona attığımda daha yere düşmeden yakalayıp bi çırpıda yalayıp yuttuşu geliyor aklıma, ondan sona gene gözlerim doluyor.

Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum ama bir kaç güne kalmadan yeni bir Göksu turu kaçınılmaz, elif de gidip bakalım diye ısrar ediyor. Umarım gittiğimizde bırakırken ki gibi halinden memnun bir paytiş buluruz.

havadisler böyle, biraz sulusepken oldu ama, hadi selametle...






Konusamiyorum - Ilhan Irem

Yorumlar

sühendan dedi ki…
İnş. pulpul için böylesi daha hayırlıdır.Sizde gittiğinizde onun orada mutlu olduğunu görürsünüz de içiniz rahatlar.
solar dedi ki…
tahmin edebiliyorum uraganım ne kadar zor olduğunu, sabır diliyorum..

şarkı da yine tam benlik bu arada, konuşamıyoruz, evet..
uragan dedi ki…
solar & sühendan

solarım evet evet konuşamıyoruz, anlaın sen onu.

*
sühendan, hoşgeldin. amin yaaaaa, hay ağzını öpeyim :) gidince haberleri ileticem.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy