uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

otuzumun ilk günü

etiketler:
Yorumları tek tek cevaplamak uzun zamandır yapmadığım bir şeydi, "doğum günü özel" kapsamında tek tek teşekkür ettim tüm yoranlara, kıymetinizi bilin bak:)

Ve gelelim düne; Aslında bir önceki gün yaptığım programı ikiye bölmüş, kitap fuarını da düne bırakmıştım. Bir ara rehavete teslim olacak hale geldiysem de, "hadi kalk tembellik etme, kendin için bir şey yap, bu kadarını borçlusun bana" dedim ve sözümü dinledim.

Kocatepe ve Sultanahmette başlayan dini yayınlar fuarı bu yıl 25. senesine gelmiş, şaştım. Ben hala 18-19 filan sayıyordum çünkü. Lise yıllarımdan (9o) beri her ramazan'da mutlaka ziyaret ettiğim fuar benim için bir nevi tutungaç, isteyince istikrarlı olabileceğimi kanıtlaması babından.

Uzun vadeli planlar yapmayalı yıllar oldu ama, kikirikle aklında kalacak ve her yıl iple çekeceği ortak bir zevkimiz olsun istiyorum. Bu yıl 2. senemiz. Geçen yıl sevmişti fuarı, bu defa daha avludan içeri girerken "oooooooo kitaplara bak, ne çooook" diye koşarak daldı içeri :) Ben de peşinden tabi. Geçtiğimiz yıla göre bu yıl daha fazla şey görebildiğimi söyleyebilirim.

Fuardan bu yıl Elifciğime 365 günde sevgili peygamberim ve çocuğumla her güne bir dua kitaplarını aldık. Ve bu ikisini alanadek tonla kitap elledik, bir yerlere çöküp okurmuş gibi yaptık, yayınevlerinin stantlarındaki abi-ablalarla takıldık. Dönerken sordum, "günün güzel geçti mi, en çok ne hoşuna gitti dışarıdayken?" diye, "her şey çok güzeldi, hepsini çok sevdim" dedi. Mevlana İdris'in televizyonları bozulan şehir adlı kitabını merak ediyordum, ama sadece kapağı vardı, baskıdaymış. Kipat yayınlarının Mevlana İdris serisi internetten takip edilecek artık. Bir de vadi'ye uğrayıp Akyürek'in yeni çıkanlarını almak istiyordum ama vakit kalmadı. Kitapları fuardan almak son derece ekonomik oluyor, alabilsem iyi idi ama olmadı.

Gerisi yeme, içme ve eve dönüş yolu işte.

Haaa bir de kardeşim Bilo'yu elin memleketine yollarken yanımda taşıdığım cep boy mealli Kur'an'ımı ona vermiştim, boş kalmıştı çantam. Ben de fuardan kendime doğum günü hediyesi olarak, Hayrat'ın neşrettiği Ahmet Hüsrev Hat'lı deri muhafazalı Kur'an-ı Kerimlerden aldım. Ne iyi etmişim, eve gelip başucuma koyunca öyle mutlu oldum ki onu aldığıma, kendime yapabileceğim en büyük iyiliği yapmışım gibi hissettim. Bir ara meallisini mi alsaydım diye geçirdiysem de içimden, "gözlerine yazık olurdu kızıım, bak yıllar geçiyor" deyip, avundum.

Ocağa çayı koyarken telefonum çaldı, ahretliğim "nassılmış otuuz, benim geçen sene ne çektiğimi anladın mı"dedi, "anlamam mı?" dedim, dertleştik, konuştuk. Ankara'ya geldiğinde lise yıllarımızı yadetme adına Kurtuluş parkının salıncaklarında sallanmak için sözleştik.

30 yaşında ilk günüm böyle geçti işte, keşke hepsi buna benzese...
10 yorum:

salıncakta sallanma fikri süper, ben de halen gördüm mü koşarım etrafa aldırmadan:)

geçenlerde anneme farkında olmadan şey dedim; 'onsekizinden sonra pasaportu yenilemem gerekecek mi?', sonra bir suskunluk oldu, güldük bayağı:)

sanırım büyüdüğünü kabullenemiyor insan ama büyüdük yahu:)


Sevgili Uragan,

Verdiğin mail adresi için teşekkür ederim, umarım işe yarar.

Sevgilerimle.


Yaşıyorum:) kötüye bir şey olur mu hiç:))

Yeni yaşının birinci günü de kutlu olsun uragan:)

Senin de dediğin gibi umarım her günün böyle geçer:)


İyi ki doğmuşsun Uragan!!

Tüm sevdiklerin birlikte sağlıkla, huzurla yaşayacağın çook uzun bir ömür diliyorum sana.. Otuzlu yaşların hayırlı olsun, günlerin hayırla dolsun...

Annesine harika sürprizler hazırlayan tatlı Kikiriği de öperim...:)


solar, betül, serotonin, özlem

evet büyüyoruz galiba, olsun. geçen kardeşim bana, çocuk ruhlu ablam benim, dedi. Ben yaşarsam eğer hep böyle kalacağım sanırım.
*
betül bir kaç defa tekrarla cevap alana kadar.
*
ne kötüsü ya seroo, sen yine miskin yazılar yaz, miskin yorumlarında benden. amin. bugün de ikinci günü kutlamadın ama yaaa:)
*
özlem bence de, şimdi iyi doğmuşsunu okuyunca, evet dedim iyi ki doğmuşum :)
amin dularına, ayrıca sabah telefonda bir doğum günü mesajı vardı, kim olduğunu anlayana kadar üç-dört kez dinlemek zorunda kaldım, kimmiş bil bakalım? :)


sultanahmet kitap fuarına gitmeden önce 6-7 kitaplık bir alınacaklar listesi yaptım, kitapyurdundaki satış fiyatlarını not ettim ve büyük bir hayal kırıklığıyla gördüm ki, kusuratlara vurdugumuzda kitapyurdundakiler daha bile ucuzdu. sadece kargo ücreti sorunu kalıyor yani. kitapları almadan önce sayfalarında göz gezdirmeyi felan seviyorum ama o kalabalığı sevmiyorum. hani fuardan almak daha ekonomik oluyor demişsiniz ya, çok da farklı değil demek istedim yani.

bu arada mevlana idris'in çocuk kitaplar bir harikadır. evleneyim, çocuğum olsun, okumayı öğrensin, bütüüün kitaplarını alıcam çouğuma.

bir de; hayırlı ömürler dilerim.


Kaçırmışım doğum gününü... 30 demek... Mutlu yıllar:) 35 'e doğru giderken insan, daha da kötü oluyor hatırlatırım:P


canım arkadaşım
sanki biz hala 17 yaşındayız
otuza geldiğimizi ancak kocaman çocuklarımızı görünce farkediyoruz bence. bizim ruhumuz genç ! Allah hayallerinden ayırmasın onları gerçekleştirecek gücü hiç elinden almaın inşallah


mg, hayat dolusu, aysun, serabım

her kitap için değil ama bazıları için makul fiyatlar bulmak mümkün. Ben alışverişimi fuardan yaparak karlı çıktım aldıklarımda.
*
okumayı öğrenmesini beklemene gerek yok, çocuk kitapları seviyorsan, daha sende kiracıyken okumaya başlayabilirsin:)
*
teşekkürler, ben de diliyorum :)
***************
bir hayat dolusu; sağol teşekkür ederim.
**************
aysun otuzdan sonrası hep aynı olacakmış gibi geliyor, bilmiyorum tabi, yaşayıp göreceğiz.
***************
benim otuz sendromu bi kaç günlük zati serabçım, ağladım,üzüldüm geçti. Beden ruhun yaşına ayak uydurabildiği sürece sorun değil yani:)
itiraf ediyorum ben de çoğu zaman o yaşlarda hissediyorum kendimi ama bir farkla 18 :)
furkanın formalı fotoğrafını gördüm msn avatarında, heyt beeeee, dedim.


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate