Ramazan bereketi

Şimdi susup dinlemek gerekiyor sanki. Ben de kulak kesildim içimi dinliyorum. "O" na yöneldikçe, sanki daha çok duyuyorum içimin sesini. Hem de ne güzel şeyler söylüyor; ümitten, iyilikten, hayır hasenattan, sabırdan, yardımlaşmadan, merhametten bahsediyor.

Güzel cümleler duymalı ya insan içinden; nefreti, öfkeyi, kıskançlığı, tenkiti vs... daha az barındıran (keşke hiç olmasalar) latif cümleler duymalı. Bunun için Ramazan'dan güzel zaman var mı yaw:)

En içten ve de en coşkulu sesimle içimin en derin mağaralarında yankılanacak kadar yüksek bir tonla diyorum ki, hoşgeldin onbir ayın sultanı, ne iyi ettin geldin. Gelişinle nasıl bir kapı açtın bana ki o kapının açıldığı yolu izlemeye devam edersem varacakmışım gibi gelir, kendime yarattığım fırtıların sadece ve sadece "O" nun aşkıyla dineceği o yere.

***

İlk iftarımızda annem ve kardeşim vardı soframızda, ikinci gün eski komşularımız yardımcı ailesi. Ramazan sofralarının tadı çok başka elbette ama ah bir de oruçluyken "ne pişirirsek pişirelim yetiremeyecekmişiz hissi"ne kapılmasak ne güzel olacak. Bu sene için kendime söz vermiştim, misafirlerim olsun olmasın abartılı sofralar kurmayacaktım, -nihayetinde bir bardak su ile bir kase çorbayı içtiğinizde bile doyma hissi oluşuyor- ama şu ana kadar tutabilmiş değilim bu sözü.

***

Doğrusu ya bu Ramazan yazma imkanı olmuyor pek, geçtiğimiz sene sahur sonrası yazıyordum bu sene o vakti de doldurdum. Ama yine de imkan buldukça birikenleri döküp saçıp, sonra yine içime kaçacağım :)

haydin selametle...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Rabbişrahli ve sadri!

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*