uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

uykusuz geçen iki günün ardından / jalapeno yerim seni / sobe sonraki yazıya.

etiketler:
  • İki gündür uykusuz halde öyle çok koşturmuşum ki, sabahtan beri uzanma durumundan oturma durumuna geçemedim. Tabi bunda hem uzanıp, hem okuma-yazma imkanı sağlayan lepistopunda etkisi büyük. Ne zamandır uğrayamadığım blogcu arkdaşları okudum, oraya buraya baktım, aylaklık yaptım. Ramazan başından beri bu kadar tembel takıldığımı hatırlamıyorum. Öğlen oldu uro, yap programını alooooo kime diyom, hiç!!!
  • Pazar akşamı Nurcihanların davetindeydik. Her şey çok güzeldi, yemekler, tatlı filan. Ama kardeşim o ne acı biber turşusuydu bee, tadı damağımda kaldı. Domates ve sarımsak ile kurulan biber turşularından yapmış, nurcihan ama biber muazzam, elleriyle toplamış bi arkadaşlarının bahçesinden, süperdi.
  • Acı biber turşusu deyince vazgeçemediğim harika bir lezzet var, denemediyseniz mutlak surette deneyin, fersan jalapeno acı biber turşusu. Ben dilimlenmiş olanını tercih ediyorum, bütün halde olanını hiç denemedim, acısı yerinde fazla büyük parçalar tüketmek yiğitlik ister:) Acı seviyorsan dene, pişman olmayacaksın...
  • Nerde kalmıştık, Nurcihanlardaki muhabbet epey uzun sürdü, Bilal abide tefsir, benim elimde bulaç meali önce tartışmayla başlayan mevzuu, sonunda Seyid Kutub cümleleriyle noktalandı ve aslında her meselenin çözümünde insanın vicdani sorumluluğunun ve rıza-ı ilahiyi ne kadar önemseyip önemsemediğinin yattığında hem fikir olduk.
  • Tabi bu arada saat de geç oldu, heyecanı gözlerinden okunan betülcüğümle üniversite hayatı üzerine birazcık sohbet ettik, bir yandan da çay bulaşıklarını yıkayarak. Eski günler canlandı gözümde, otuza sahiden iki kala, o günleri yaşayanın bir hayal kahramanı olduğunu sandım yine. Ne kadar uzakta kaldılar o günler. Anılar puslu ve yarım yamalak. Net olarak hatırlanan yaşananların damağımızda bıraktığı tat, ardındaki olayları unutmuş olsakta...
  • Dağılmayalım devam, eve geldikten sonra yapılacak bir kaç işim vardı, uyum süreci de ağır oldu. Saat ilerledi, bu saat olmuşken sahuru da yapalım dedik, eee sonra, namaza ne kaldı şunun şurasında dedik, sonunda ben yatabildiğimde saat altıyı geçmişti. Aynı gün kalabalık bir davetimiz olduğu için, bir kaç saat uyuyup kalktım. Önce evi temizleyip, öğleden sonra da mutfağa girdim. Sahurda tatlımı şerbetleyip, kullanacağım bakliyatları haşlamakla çok iyi etmişim, kutladım kendimi.
  • Güzel bi akşam geçirdik, ana yemek olarak portakal ağacının tariflerinden birini denedim, süper oldu. Sofrada salata-soğuk meze ve zetinyağlı görmeye ve tabi yemeye bayılan bi tip olarak bol ara-soğuklu bi sofra kurdum :) kurmakla yetindim mi hayır tabi ki de ...
  • Namaz, çay-tatlı faslı, meyve faslı, yeniden çay faslı şeklinde sürüp giden akşamı noktaladığımda saat yine bire geliyordu. Sahura sürünerek kalktım ama kalktım :) Bu yıl hiç bir sahur uykuya teslim edilmedi, süper.
  • Ve bu sabah Elif bile uyanamadı :)) En geç yedide başımda biten hatun, dokuzbuçukta ben uyandığımda hala uyuyordu. Uzun zamandır olmayan bi şey oldu, ben kikirikten önce uyandım:)
  • Bugün içinse yazıyı bitirip organizasyonu yapabilirsem; kocatepe turu, fuar ve yetiştirebilirsek dönüşte lcw mağazası bulup kızıma bayram için bir şeyler bakmak ve mümkünse hemen beğeneceğimiz bir şey bulup almak. Saatlerce mağaza turları atmak bana işkence gelmeye başladı bir kaç yıldır.
  • Neyse efenim son olarak bu arkadaşlara ve bu kardeşe sobeledikleri için teşekkürler ama konu ağır, hele ki yarın otuzu devirecek biri için, şimdi girsem bu konuya çıkmam mümkün diil yani.. Şİmdi siz yirmilerin en güzel yıllarını sindire sindire yaşarken, ühhüüüü ühhüü..
  • "Vazgeçtiğiniz hayaller"diye sobe olur mu beee, öldürecekmisiniz siz beni aaaaaaa :)
6 yorum:

sindire sindire yaşamak mı, tebessüm ettim:) şimdiden vazgeçtiğimiz hayalleri anlatıyoruz peşlerinden gitmemiz gerekirken :p

ama halim yok işte, kim uğraşıcak amaaaenn.

:)


evet, hayallerden vazgeçmek için erken, ben sizin yaşlardayken okuma hakkım için mücadele etmekle meşguldüm, direne direne kazanmaya inanmıştım bir de, direndim direndim bir şey olmadı.:(

Sobenin maddeleri senin ve benim blogda yazılıp gidecek bu gidişle:)


Omrun boyunca biriktirecegin anilarinin damaginda herdaim guzel bir tat olarak kalmasi dileklerimle...

Dogum gunun kutlu olsun...


şimdiden epeyce madde oldu, dur bak konuyu değiştiricem hemen:)

bi saniye ya, doğum günün yarın diye anladım ben(?)..


ayşe teşekkür ederim, ağzının tadı olsun diyo ya büyükler, sahiden öyle galiba.
senin doğum gününe de fazla bi şey kalmamış, sende de otuz yaş sendromu başladı mı?


solarım evet doğru anlamışın, aynen öööle, ihtiyarlıyom artık :)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate