gemiler kalkar yüreğimden gizlice

(İlk iki paragraf geçici/yedek olarak kullandığım wordpress hakkındadır)
  • Yazmak istediğim bi sürü şey varmış gibi aslında ama oturup şemanın orasını burasını karıştırmak ve wp'nin özelliklerine bakınmaktan başka bi şey yapmıyorum. Yabancıladım burayı, yatağında kendi çukurunu bulamamak gibi bi duygu, bu.
  • Tema var ya, çok sevdim aslında onu. Renkleri, yerleşimi, gün ayrımları filan pek hoşuma gitti. Kızı ve edasını da pek sevdim emme diz üstünde bi ceket giydirip, bi de başörtü takabilsem içim daha rahat edecek, o zaman biraz daha bana benzeyecek, tabi bi de 8-10 kilo eklemek lazım:D İspanyol paça pantolonları, topuksuz pabuçları ve asker yeşilini de severim zira. Boynunda bir iki tur atıp, dizlerine kadar sarkan bordo-yeşil-kahve-mor tonlarında dallı-güllü fular lazım bi de, ama öyle cafcaflı olmayacak renkler, sonbahar tonları gibi koyu mu koyu; temayı tasarlayanlar unutmuş olmalı.
*******************************************************************************************************************************************************************************************************
  • Amaaan ne diyorum ya, sonbahar diyecektim. Yağmurlu gri günler, yürüdükçe ağır ağır havayı delip geçiyor gibi, görünmez bir yol açıyor gibi geçen günler. Bir kupa çay, biraz kitap ve ille bi okuma köşesi. Şöyle bi sehpa olmalı, ya da fiskos kupayı bırakmak için ara-sıra ve geniş olmalı biraz da, çağrıldığında kitabı açık bırakacak ve çaydan yeterince uzakta tutacak kadar geniş. Var benim böyle bir köşem, pek orada okumak mümkün olmasa da var. Daha kitabı almadan "anne, dönme dolap oynayalım mı, resim yapalım mı, hayvan kurtarma ekibini izleyelim mi..." nevinden cümlelere cevap vermekten kullanamıyorum ama olsun var ya. İstediğimde hazır ya. Mesela önceki gece bi diş ağrısı tuttu, o tutunca uyku tutmuyor malum. Bi ağrı kesici alıp geldim salona oturdum köşeme, okudum. Çaysız kuru kuru oldu ama üşendim yapmaya, kahve de uykumu kaçırıyor. Sallama çayların tadınaysa alışamadım bi türlü, bak demlik poşetler öyle değil haa. Ondan atsaydım ya, porselenime bi tane, bi daha ki sefere.

Şimdi bunları yazıyorum ya; aslında

  • Dtp mitinglerini görüyor, çocuklara ağlıyor, xöküz'de öcalan'ı okuyup yüzümü buruşturuyorum.
  • Anayasa mahkemesinin türban kararı gerekçesini şaşırmadan, hafif bi gülümsemeyle karışık asabiyetle karşılıyor, aklın yolu bir değil demek ki diye, içimden geçiriyorum
  • Medya sektöründeki işten çıkarmaları takip ediyor, krizin dahası işsizliğin yakında bizim evimizi de vurmasından neredeyse emin ama anlayamadığım bi şekilde bir o kadar içim rahat bekliyorum olacakları.

Bunlarla ilgili yazmak istemiyorum sadece, neden bilmem ruhumu kirletiyor gibi geliyor. Olan bitenden habersiz kalmamayı ama çözüm önerim yoksa konuşmamayı ve yazmamayı seçiyorum. En azından bi süre daha.

  • Ahmet Kekeç'i okudum Kürt'ün ateşle imtihanı, başlık çok iyi özetliyor şu an ki durumu, umarım bu imtihanı görür ve doğru okur insanlar.
  • Ha bir de, Zahir bitti ama ben kitabı kenara kaldıramıyorum. İlişkiler üzerine (insan-insan; insan-evren; insan ve kendisi, insan-yaratıcı) değişik tesbitleri var yazarın, pek bilimsel ve akli değil ama inandırıcı. Tuhaf, bazı bölümlerini okurken son iki yılda iç dünyamda yaşadığım bazı değişiklikleri tam da onun anlattığı gibi yaşadığım zannına kapıldım. Bitirmeme rağmen tam anlayamamış, bazı gizlerini çözememiş gibi hissediyorum kendimi. Bazı kitaplar öyledir ya hani, her okuyuşunuzda farklı yollar çıkar karşınıza, bu kitap da öyle geldi bana.

    işte böyle, vesselam.



  • Yorumlar

    solar dedi ki…
    'Gidişat iyi değil' diyorum, 'gençler de karamsarlığa kapılırsa..' diyorlar; bence karamsarlık falan da değil ya, neyse..

    kahve içince keşke benim de uykum kaçsa, rahat rahat ders çalışırdım ama beni etkilemiyor artık ya, kovayla içsem belki etkiler biraz:p
    uragan dedi ki…
    çay da beni etkilemiyor, kahve için biraz daha zaman lazım, yeni içicilerdenim ben, daha 3-5 sene oldu. çay öylemi ya, kendimi bildim bileli tiryakisiyim :)
    Kuaybe dedi ki…
    Yuvaya geri döndük ha Uraganım!!

    Bugünlerde olan nadir güzel şeyden biri bu di mi :((
    uragan dedi ki…
    valla öyle kuaybe, ama ben bu ara hayatımın dışındaymış gibi izliyorum sanki her şeyi. dışardan bakıyorum öyle sakin, slow motion tadında akıp gidiyor benimki ve diğer hayatlar, acayip bi dinginlik geldi üzerime, içimdeki asi kenara çöktü, başı ellerinin arasında patlayacağı anı beliyor sessizce sanki.
    ne diyorum ben yaaa
    hukukçu birader dedi ki…
    Hepimizin Cumhuriyet Bayrami kutlu olsun:D Not anne burayi okuyunca beni ara kontorum bitti arayamiyorum:D
    uragan dedi ki…
    kontörler bize gelince bitiyomuş kuşlar söyledi :)
    hukukçu birader dedi ki…
    Kuslar derken:D Sen o kuslara söyle "Vakitsiz öten horozu keserler." Senin ssayfayida iletisim araci olarak kullandimya var ya ne zeki bir insanim ben yaa...:D

    Bu blogdaki popüler yayınlar

    Rabbişrahli ve sadri!

    "Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

    Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy