sabahın seherinde.

Sabahın ilk ışıklarıyla kahve içmeyi özlemişim sanki.
Yanıma da eski bir dostu aldım, Ankara'nın sabah ayazında ısıtmayan güneş ışıkları eşlik ederken bana, parmaklarımı ovarak yazıyorum bu satırları.
Niye?
...?

Yazıp yazıp sildiğim cümleleri zihnimden de kovarak, hep kızdığım bir şeyi yapıp aç karnına bir dilim baklava yuvarlayacağım ve gidip uyuyacağım sanırım. Sanırım çünkü uyumayadabilirim bundan kime neyse...

Bir de her neyse var ama onun konumuzla alakası yok.

Bol gezmeli bir bayramı ardımızda bıraktık. Pek çok akraba ziyareti yaptık bayramda. Yıllaar sonra babaannemi ziyaret ettim iyi oldu. Omuzumdan koca bir yük kalktı sanki. Kalabalık sofralarda bol kahkahalı yemekler yedik, güzel sözler ettik birbirimize. Beni çok mutlu eden bir haber aldım bayramda z. teyzemden. Öyle ki sesli sesli ağladım duyunca, en son ne zaman ağlamıştım mutluluktan bilmiyorum, önemli de değil zaten.

Dün de lunaparka götürdük kikirciği, ona adrenalini bir miktar fazla gelecek bir oyuncağa bindi. Kalbi hızlı hızlı atmış, öyle dedi. Atlı karınca, uçak, kano keyfi son olarak da beraber balona bindik bol çığlıklı. Balonda sırada beklerken, anne kalbim yine hızlı hızlı atmaya başladı dedi, endişeli bi şekilde. Korkarsan bas çığlığı dedim, bastı:) Ama çok eğlendiği her halinden belli oluyordu. Yetmedi babamız bize bir de şu pedallı yüzen araçlarla göl turu yaptırdı. Güneş bir yandan, Elif bir yandan içim ısındı hem nasıl. Sağol Ali kaptan :)

Akşam olunca da Nurcihanlara gittik oradan, Betül eşyalarını topluyordu. Konu konuyu açtı, saatler akıp geçti. Ben bu aileyi seviyorum yaaa. Kahveleri içtikten sonra bir bakayım şu fincana dedim. Bir gövdeden çıkan iki baş, biri beyaz biri siyah. Başka yönlere bakıyor ikisi de. Hayatın özü işte dedim, nefis mücadelesi. iyi de içinde kötü de. Bilal abi çok felsefi buldu yorumumu, bense çok realist.

İyi geçti benim bayramım, hanım hanımcık giyindim arefe akşamı ancak alabildiğim cicilerimi, sarı altından takı bile taktım. Annem görünce dedi ki, afferin bak ne kadar hanım hanımcık olmuşsun. Fazla sevinme, otuz sendromu ile bayram birleşti ondan, fazla sürmez dönerim salaş halime, dedim.

Dün gece Büşra, otuz mu b abla, mümkün değil, olamaz, yirmibeşten fazla olamaz dedi. O zaman yirmibeş olsun dedim, keyiflendim, sendrom mendrom kalmadı:)

Secdelerde küçücük olmaya devam, yalnızlık, yoksunluk hissi uğramıyor kalbime, elhamdülillah.

Bu saatte bu soğukta nası bir şey oldu bu post bilmiyorum, dönüp bakamayacağım da dondum üstelik.

Age of empires'da yarım kalan oyunumu bitireceğim sanırım uykum filan kalmadı zira, askerlerim karşı yakadaki düşman ülkelere taarruz için gemide bekliyor dört gündür. Emrin, tamam yaparım, bir önceki versiyonda allah allah da diyordu bunlar:)


Vesselam...

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Rabbişrahli ve sadri!

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*