haberleer, haberleeer, haberleeeeer ...

Son günlerde ne zaman askerlik mevzusu açılsa, Elifciğim üzgün ve de süzgün bir şekilde "babaaa, ben seni çok özlerim amaaa" diyor, yetmiyor sabahları adamcağızı yolcu ederken işine "gitme babaaaa, zaten yakında askere gideceksin, işe gitme yaaa" diye tutturuyordu.

Sonunda istediği oldu, sözleri dua niyetine geçmiş olacak ki kikirik hanımın, iki-üç haftadır beklediğimiz haber bu çarşamba geldi babamızdan. Çalıştığı kurum tenkisata gitti pek çok medya kuruluşu gibi, Ankara bürodan da eleman çıkarttı kurum. Babamızın zaten beş ay sonra askere gidecek olması çıkarılacakların başında olmasına sebep oldu tabi.
Neyse efenim vardır her işte bir hayır, elhamdülillah kira vermeden başımızı sokacak bir çatımız var. Ve yine şükür kü çalıştığı (işi bırakmadan önce benim de çalıştığım yer) kurum -beklenmedik bir şekilde- hesabı şaşırtmadan tazminatını alması gerektiği gibi hazırlıyor.

Maddi olarak sıkıntılı olmayacak gibi görünüyor önümüzdeki süreç. Ama işin diğer boyutları nasıl olur bilemiyorum:) Haftanın altı günü çalışmaya alışmış bir gövdenin evde oturmaya alışması hiç kolay olmuyor iyi biliyorum :) Gerçi A. benim gibi dışarı meraklısı bi tip değil. (ben de eskiden meraklıydım zati, elif doğduğundan beri evle bütünleştim:D) Evde oturup kendiyle kalmak, ya da bizimle vakit geçirmek onu her zaman daha çok mutlu etmiştir, hatta tüm hayatını idame ettirecek maddi imkanı olsa sessiz sakin bi yerde sofu hayatı yaşamayı tercih ettiğinden dem vuruyor son bir yıldır.

Netice itibariyle Elif babasını askere göndermeden önce onunla doya doya vakit geçirmiş olacak, ondan sonra nasıl yollayacağız babayı onu da bilmiyorum ama, hadi hayırlısı:)
Bizim için bu meselenin en sorunlu yanı olayı ailelerimize anlatma kısmıydı, meseleyi bizim algıladığımız gibi anlamalarını sağlamak zor olur, diye düşünmüştük ama olmadı şükür.

Kayınvalidem ve kayınpederim kalp hastası, tansiyonu ve şekeri var bir de N. annenin, olaylar karşısında kendini çabuk bırakan bi yapısının olması da cabası. Durum böyle olunca tedirgin oldu tabi A. Gittik, son derece basite indirgeyerek ve gayet rahat bi şekilde anlatıp geldik olanları. Kimse de panik havası yaratmadan ve bir sağlık sorunu olmadan atlattık hayırlısıyla:)

Benimkilere gelince, elhamdülillah ikisinin de kronik bir sağlık problemi olmadığından, uraganca söyleyecek olursam zıppkın gibi fişşşek gibi olduklarından (maaşallah) anlatırken daha rahattım ben. Annem perşembe sabahı beni aradı. Vakite tepki maili atacakmış, internet kullanmaya yeni yeni alıştığı için zorlanıyor biraz, yardım istedi.
Ben aslında annem ve babamla yüzyüze konuşmak istiyordum meseleyi ama; tazminat hesabı yapılırken bi sorun çıkmış, A.' da hukuki süreci öğrenmek için "hakim bey kızımı" aramış, biz teyzeme öööle diyoz aile arasında. Hani olur ha, tesadüfen annemin teyzemi arayacağı tutar, o da biliyor sanır filan, tam bir fiyasko olur diye; "anne, atarız onu sonra, şimdi bilmen gereken başka bir şey var" deyip başladım anlatmaya, başta sesi biraz paniklemiş gibiydi ama onu da rahatlatmayı başardım şükür, ne şirin şebeleğim ben ya di mi anne? -benim gibi kızın ossun dünya aleme borcun olsun hııı? (mail atabiliyorum diye bana yorum yazmayı denemeyecen demi anneeee:D, şaka kız annelerin güzeli)

Olaydan sonra iki gün evde yoktum, üstte yazdığım rahatlatma operasyonunda görevliydim efenim :), ancak fırsat oldu yazmaya yaw. İnsan anne-baba olunca, kendi anne-babasını daha iyi anlıyor, her ebeveyn yaşadığı sürece evladı için kaygılanmaktan bir türlü kurtulamıyor, kurtulmakta istemiyor zaten, bunun neresi kötü ki? :)

Bir de perşembe günü bi hanımlar toplantısına katıldık kikirikle. Kur'an okundu dinledik, yıllardır başkalarının yanında yüksek sesle okumamıştım hiç, kıramadım oradaki teyzeleri, ben de okudum üç-beş sayfa ama nasıl heyecanlandım, müsamereye çıkmış çocuk gibi oldum. Yanaklarım kızardı, sesim titredi.

Ama o gün için benim zihnime damgasını vuran Elif'in cümleleriydi. Okuma faslı bittikten sonra bir dua ve tesbih halkası oluşturdu hanımlar, bizde oturduk kızımla. Başını örtmek istedi, örttük. Fatihalar, ihlaslar filan derken oradaki bir hanım dua etmeye başladı. İntisaplı olduğu yerin silsilesinden başladı duaya. Elif dinledi dinledi dinlediiiii, sonra ani bir hışımla ayağa kalkıp halkanın ortasına geldi. Başındaki örtüyü yine aynı hışımla çıkarırken, "Hep kendinize dua ediyorsunuz. Madem siz Türkiyeye Dünyaya başkalarına dua etmiyorsunuz, o zaman ben de yokum" deyip basıp gitti mutfağa :) Ben de peşinden tabi. Haksızlık etmemesini sonuna kadar dinleyip tepkisini sona saklamasını istedim, ikna oldu. Onun tabiriyle Türkiyeye, dünyaya ve başkalarına dua edildiğini kendi kulaklarıyla duyunca, biraz yumuşadı kerata :D

vesselam.

Yorumlar

Kuaybe dedi ki…
Vardır.. Şer gibi görünse de mutlaka altında bir hayır vardır..

En kısa zamanda müşahade etmeniz dileğiyle..

(Rabbim bir kapıyı kapar, bin kapı açar.. En hayırlısı açılsın sizin için inşaallah)
solar dedi ki…
nihayet bugün yazının tamamını okuyabildim:)

umarım en kısa zamanda işler yoluna girer uraganım, sabır diliyorum..

duyarlı, akıllı, maşşallah:) büyük adam olacak kikirik:)
SENABERA dedi ki…
Önce Kikiriğe maşAllah, çok akıllı çok...

Diğer işler için de, dilerim Allah her şeyi en güzel, en içinize sinecek şekilde yoluna koyar.. Dualarım sizinle...
tedarikmucize dedi ki…
İnşallah bu dönemi rahat atlatırsınız. Kuaybeye katılıyorum. şer gibi görünsede bir hayır vardır elbet.
benim eşimde karnını doyuracak üstünü örtecek kadar parası olsa ömrünün sonuna kadar evde oturup ders çalışıp kitap okur :))
Kızınada maşallah demek istiyorum :)
uragan dedi ki…
teşekkür ederim dualarınıza can-ı gönülden, ama nedenini anlamakta zorlandığım öyle bi rahatlık hissi var ki gönlümde, neredeyse sevineceğim, o kadar.
Şimdilik herkes memnun hayatından, inşaallah böyle sürer.
*
"Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler"

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy