Kursa başladım;

cumartesi trafik, pazar günü de motor dersi (9-4 arası) vardı.
Yaklaşık 5 yıldır eşi ya da çocuğu yanında olmadan sayılı dışarı çıkmış biri olarak, kendimde sosyal fobi gelişmiş olacağından emindim, kalabalık ortamlardan hazzetmeyişim de hesaba katılırsa, bir köşede salon bitkisi gibi yeşil yeşil durup ders bitince eve gelmem gerekiyordu. Ama tahmin ettiğim gibi olmadı, o kadar asosyalleşememişim, daha kırk fırın ekmek yemem gerek :)

Trafik hocasının mesleği gardiyanlıkmış, yenikent f tipinde çalışıyormuş. Hayatımda ilk defa bi gardiyanla tanıştım, son derece sıcak bir hanımefendi, mesleğinin insanda ilk hissettirdikleriyle yakından uzaktan ilişkisi yok.

Motor hocası da öğretmenmiş, daha ilk dersten neredeyse oto tamircisine çırak olabilecek kadar çok şey öğretti, karbüratörden, distrübitöre, jigleden, bujiye, endüksiyon bobininden, pistona kadar her parçanın ne işe yaradığını öğrendim. Ateşleme ve yakıt sistemindeki parçaları şimdilik. Adam dersin başında "Derslerin tümü bittiğinde aracınızın arızasının nereden kaynaklandığını %100 bulacak, %90 sorunu çözebileceksiniz, geriye kalan %10 luk kısım parça değişikliği ve uzmanlık isteyen kısım, bi zahmet onun için oto sanayiye gideceksiniz" deyince, ben içimden "atıyoosssun" diye geçirdim ne yalan söyleyim, ama günün sonunda 50 soruluk sınavda sadece 2 soru kaçırınca, bu defa helal olsun dedim. Ha gerçi çok da işime yaramayacak, şimdiki arabalarda açıkta bir şey yok pek ama yine de aracın çalışma biçimini anlamak hoşuma gitti.

Kızım cumartesi- pazarını babasıyla geçirdi, bir kaç defa konuştuk. Halinden gayet memnundu. Ben de halimden memnun oldum, kendimi henüz eş ve anne olmadığım zamanlardaki gibi genç ve bağımsız hissettim iyi geldi, tabi günün sonunda bağlarımın beni beklediğini bilerek...
Bağsız bağımsızlık bir müddet sonra ancak acı veriyor, tecrübeyle sabittir. (açmak lazım ama uykum var)

Neyse ilk direksiyon dersim perşembe sabahı, umarım o da bu iki ders kadar verimli olur.

not;
kursta en çok hoşuma giden
1. acayip güzel ve her an hazır taze çay olması
2. çayın iyi olmasının yanında beleş olması
3. çay bardaklarının da iyi yıkanmış olması
:)
vesselam

03:15

Yorumlar

AYSUN dedi ki…
Tiryaki seni:) Sen sınavlardan 100 de alırsın bu gidişle:P
SENABERA dedi ki…
Aferin valla, ben ehliyetimi annemle beraber almıştım ve annem motor vs. dersleri iki hafta boyunca ev çıt çıkarttırmadan oturup ezberledi, ben ise hiç çalışmadım ve annemden kopya çekmiştim..:) Gerçi annemin notları benden yüksekti tabii... Şimdi ise hiç hatırlamıyorum zaten..
Ayşe dedi ki…
Hadi hayirli olsun, hem senin icin bu cok guzel bir acilim da olmus. Bende bu yil birkac kursa birden gidiyorum dedigin gibi insan kendini hem genc hem ozgur hemde basarili hissediyor...

Basarilar dilerim...
hukukçu birader dedi ki…
Allah artik Ankara trafigine cikilmaz sende ehliyet aliyorsan abla...:D Neyse ben sana direksiyon calistiririm istersen gelince:D
solar dedi ki…
hayırlı olsun, başarılar diliyorum:)
hevesini kırmak gibi olmasın ama öğrendiğim çoğu şeyi ben de unuttum, şaft, buji falan, isimlerini hatırlıyorum sade:)
uragan dedi ki…
aysun, valla ne yalan söyleyim pek sevindim çayın hem güzel hem beleş olmasına, bardakların temizliği de bonusu oldu yani, evet ben tiryakiyim :)
*
özlem, ben ezber yapınca hepsini unutuyorum, mantığını anlayarak öğrendiğim şeyler ise uzun süre kalıyor zihnimde.
*
ayşecim sağol ya, hem ne açılım oldu, kızımdan ayrı bu kadar vakit geçirebileceğimi tahmin etmezdim hiç, hatta okul yıları yaklaşıyor diye düşünüyordum kara kara, ama öyle olmuyor, elbet özleniyor ama giderilebiliyor.
*
sağol kardeşim, senden de böyle bi yorum beklerdim doğrusu :D Sen gelene kadar kaparım ben bu işi oooolum:)
*
solarcım, heves değil aslında, öğrenci olma halini özlemişim sadece, kıymetini bil bu günlerinin:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy