uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

"İNSANLIĞIMIZIN YOK EDİLMESİNİ REDDEDİYORUZ!

Çarşamba, Aralık 31, 2008

"İNSANLIĞIMIZIN YOK EDİLMESİNİ REDDEDİYORUZ!


Evlerimizde ve işyerlerimizdeki televizyonlarda artık futbol maçı seyretmiyoruz. Dünyamızın 'Filistin' diye anılan bir parçasında insanlığımızın hunharca yok edilişini seyrediyoruz. Filistin'de işlenen katliamı, bir futbol maçını izler gibi seyretmeyi reddediyor, bu katliamı işleyenlerle aynı cinse sahip olduğumuzdan dolayı insanlığımızdan utanıyoruz. Filistin'de işlenen katliam, insanın insana karşı nasıl vahşileşebileceğinin korkunç bir örneği olarak önümüzde durmaktadır.

Bütün insanlığın gözü önünde işlenen bu katliama sadece katledilen Filistinlilerin sayısı açısından bakmıyoruz. Gazze'de sadece yüzlerce Filistinli katledilmemektedir. Orada katledilen ortak insanlığımız, insanlığımızın ruhu ve vicdanıdır. Aşağıda imzası olan bizler, dünyanın en korkunç terör mekanizmasına dönüşen İsrail devletini, insanlığımızı hunharca katletmekten dolayı kınıyor ve onu insanlık ve tarih önünde tel'in ediyoruz. "

metni imzalamak istersen; http://www.gazzedekatliamadurde.com/
Read On 1 yorum

hatırlayan var mı bu kızı?

Pazartesi, Aralık 29, 2008







  • Türkiye'nin her yerinden 160 54 51 numaralı posta çeki hesabına havale yaptırabilirsiniz.
  • Tüm Ziraat Bankası şubelerinden kurumsal tahsilat ile havale masrafı olmadan bağış yapabilirsiniz.


İlgilenenlere not: Herhangi bir aksilik olmazsa; 7 ocak'ta Gazze'ye gidecek bir gemi ile ilk bağış ve yardımlar ulaştırılacakmış Gazzeye inşaallah.
Read On 2 yorum

ne gemiler yaktım / az biraz keşif

Cuma, Aralık 26, 2008
ha bi de bu şarkıya taktım, hep severdim ama ağzıma dolandı bu ara. fakat "ne gemiler yaktım" kısmındaki tiz çıkışı yapmak için mutlaka süpürge yapıyor olmam lazım, yoksa komşulardan biri evde cinayet işleniyor sanabilir :D
ama pes kısım süpürgesiz de çekiliyor. çok güzel sözler gerçekten. şarkının "bu kızı yeniden büyütmeliyim" diye başlayan kısmını sevmiyorum bi tek. ne bileyim şarkının ruhuna uymuyormuş gibi geliyor hem ritmi hem sözü, bence yaaanı:)
ay bilmiyom ben bu şarkıyı diyosan (ama deme bence yaanı) işte burada

*****

ne gemiler yaktım, ne gemiler yaktım
o kadar yandı ki canım sonunda karşıdan baktım
ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım.

kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun
yazmadığın bi hikayede,
uzun ya da kısa vadede az biraz keşfediyorsun

öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi öğreniyorsun...
Read On 2 yorum

dana-kuyruk-bi de ben

Cuma, Aralık 26, 2008
  • yarın dananın kuyruğunu yerinden oynatacağım, kopma faslı direksiyon sınavına inş.
  • 11 ile 13:30 arası "Allah zihin açıklığı versin"leri unutmayın, olmadı içten geçirilen başarı dilekleri de kabulümdür. Aman duaların hepsini bi seferde bitiregomayın, çoğunluğuna direksiyon sınavında ihtiyacım olacak.
  • son iki sınavın sorularını çözdüm şimdi, balık:D fazla uçma uragan aman, ne desem tersi oluyor son zamanlarda, şom ağızlı denen cinse doğru kayar durumdayım.
  • kardeşcağızım geleli bi hafta oldu, geçen pazar birlikte muazzam bi kahvaltı yaptık, bıranç desem daha doğru olur, onbirbuçukta başlayıp bire kadar sürdü. Allaha hamdolsun artık burada ama şimdi de gözü dışarda, oradan arkadaşlarıyla yeni tur planları yapıyor kereta:D
  • salı günü yağmurda, çarşamba da kar altında araç kullandım. şu anda görünen en net hatam sert fren yapmak, nasıl olsa dururum diye önceden dokunmuyorum pedala, mesafe azalınca da içimdeki tırsık ortaya çıkıyor bas bas bağırıyor, duramayacaksın kızzııııım diye. işte o an bi asılıyorum frene abboooooooow o ne meymenetsiz bir durma öööle.
  • vesselam
Read On 4 yorum
Cuma, Aralık 19, 2008
içimden gelmiyor, gelmesin.
didik didik tüm detayları yazmak, kendimi anlatmak ...
neyse işte, onu yaptım bunu yaptım, nefes aldım.

ey dünya!
geçtim geçiyorum, diyorum bakıyorum ardıma bi arpa boyu...
Read On 2 yorum

Bush'a güle güle öpücüğü / ben de öpcem diyosan; buyur!

Çarşamba, Aralık 17, 2008
Şu videoyu izlerken ağzı kulaklarına varmayan var mı bu memlekette?
Kendini dünyanın hakimi sanan Bush'a bir çift ayakkabı ile haddini bildiriveren bu gazeteciye içi ısınmayan var mı?

"http://www.izlesene.com/player2.swf?video=675761"



"Iraklı gazeteci yetmez ben de bi güle güle öpücüğü vercem, öperim bushum" diyosan, bu linke bakmadan geçme:D

Ya tarihe geçti bu sahne yaaaa, ne güzel yaaa!!!
Read On 2 yorum

Yıldızlı Semalardaki Haşmet / mute*

Pazartesi, Aralık 15, 2008
Ortaokul ve lise yıllarım korku sinemasının en nadide örneklerini izleyerek geçti. Bu filmleri izlerken genelde yanımda babam olurdu, anneannemlere gittiğimizde de zehra teyzemle izlerdik. Pek herkesin izlemeye yanaşmadığı filmlerdi onlar. Sadece filmler mi, bir de Alfred Hickok'un 20 dakikalık reklamsız kısa korku hikayelerinden oluşan Alacakaranlık Kuşağı fenomeni vardı cuma geceleri. Neyse uzatmayayım nadiren de olsa tek başıma izlediğim de olurdu korku filmlerini. Hadisenin en doruk noktasında müziğin gerim gerim yükseldiği o anlarda, başım yastığın arkasında bi bakıp bi çekerek filmi izlerken şimdi hatırlamadığım bir nedenden (anne korkusu olabilir, yalnız seyetmemi onaylamazdı pek) sesini kısmayı keşfetmiştim televizyonun. O zaman seyri pek bi kolay oluyordu o filmlerin.
Bundan iki gün önce geldi aklıma o günler.
Yağmur altında kurstan gelirken mp4 ten Mehmet Emin Ay klasörünü açtım. Sırasıyla Fatiha, Elif lam Mim, Amenerrasulü derken yolu yarıladım. Gözlerim sadece adımlarımı görürken birden başımı kaldırıp etrafa bakma isteği duydum. Yanımdan geçenler, koşturan şemsiyeli insanlar, yol boyu sıra sıra dükkanlar, genç yaşlı pek çok insan, hızla akan hayat...

O an aklıma iki şey geldi;

Biri; Yağmurda ıslanarak yürümekle, kendini Allah'a yakın hissetmek arasında mutlaka bir bağ var.
İkincisi; Tıpkı korku filmi izlerken televizyonun sesini kısmak gibi, dünyanın da sesini kısıvermek zor değil aslında. Dünyanın sesini kıstığında içindeki ses de daha net duyuluyor ayrıca.
O sesin bana söyledikleri güzeldi.
Allah'a hamdolsun; yağmuru yaratan, kainatta ve insanda türlü türlü güzelliği var edene...

İçimden bu şarkıyı da eklemek geldi,
Zekai Tunca'nın yorumuyla aradım ama bulamadım. O müthiş bir sükunetle seslendirir şarkıyı, dinlerken sana da geçen bir sükunetle, bu versiyon biraz abartılı ama yine de şarkının kendi güzelliği yeter





O'dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini serip yayar.
O, Veli'dir, Hamid'dir. Şura /25


Vesselam

mute için bkz
Read On 2 yorum

pestilim pestilsin pestil

Cumartesi, Aralık 06, 2008
  • Acayip koşturmalı bi hafta geçirdim. Haftasonu malum kurs vardı. Pazartesi, salı dip ve köşenin cam-pencere, tül-perde ve koltuk- kanepe kısmının temizliğiyle uğraştım. Çarşamba sabah direksiyon dersine koştum, araçtan indiğimde "tamam yokuşta da kalktım, bitmiştir" biçiminde çalışıyordu kafam. Çıkışta beni almaya gelecek baba-kız kahvaltı sofrasının keyfini çıkarıyorlardı aradığımda. Güya beni alacaklardı da kelle-paça ziyafeti (!!! ben sakatatın hiç bir türünü yemem, ciğeri bile) için kayınvalideye gidecektik erkenden. Efenim ben kurstan çıktım evin sokağına kadar geldim, ancak hazırlanabilmişlerdi. Yolun kırk dakika sürdüğünü daha önceki postta da yazmıştım. Ki üstelik kikirciğin giyeceği kıyafet tokasından çorabına tüm detaylarıyla tarafımdan ayarlanmıştı akşam. Huuuuu baba, demek ki neymiş, her zaman bekleten ben değilmişim, kikirikmiş :D
  • Bahçeye girdiğimde bizimkiler çıkıyordu garajdan, "istanbul yoluna kadar kullanayım" diye atladım, "iyi geç bakalım" cevabını alınca oturdum koltuğa. İlk defa kendimi rahat hissettim sürücü koltuğunda, gayet iyiydi.
  • Çarşamba-Perşembe Keçiörendeydik, sevenler kelle paça, sevmeyenler haşlama yedi. (bkz:uragan) Gitmişken bi toparlama da oraya çektim. Dönüşte kuzuyu Optimumdaki oyun alanına götürdük. Eve geldiğimizde ancak vadiyi seyredecek kadar enerjim kalmıştı, hatta onu bile ayaklarım sehpada arkamda kırlentler, sızdı sızacak biçimde izleyebildim :D
  • Temizlik biter mi, bitmez. Hadi bu kadar derine inmişkene balkonlara da bi el atayım dedim, ne gereksiz bi iş aslında bu mevsimde. Maalesef bu da benim kötü tarafım, temizliğe kalkışmadığım zamanlarda son derece rahat hatta "pasaklı" bile sayılabilirim ama içime o dip-köşe temizlik canavarı kaçtığında balkonlara kadar kazıyorum :D Ardından bir de süpür- sil moduna taktım, akşam oldu yaw. Neyse ki pek muhterem Ali bey yemek pişirme noktasında hem hevesli hem de başarılı olduğundan onun yaptığı nefis akşam yemeğiyle aç karnımızı doyurabildik. Zaten epeydir yemek yapmıyorum. Ali yemeği yaptıktan biz de afiyetle yedikten sonra mutfaktan epey bi süre çıkamıyorum sadece, ancak toparlanıyor mutfak ama bunu ona söylemiyorum :)
  • İşte böyleeee, ha bi de Elif babaanneden çıkarken, otların arasında uğurböceği gördüğünü söyledi, inanmadım bu mevsimde olmaz diye ama baktım ve buldum onu. Ölü sandım, hiç kıpırdamıyordu, yine de aldım. Arabanın arka koltuğuna bir peçete serip üzerine koydum, elif de yanına oturdu. Isındıkça hareketlendi bizimki. Bi isim bile koyduk böcüğümüze, meliha :D

Elif arkadan seslendi ve sonra diyalog aşağıdaki gibi gelişti.

elif: anneeeeeeee melihaa kayboldu, bulamıyorum, koltuğa baktım yok anneee
anne: Hadi beee, yere basma aman düştüyse ezersin, dur dur buluruz, Ali kapıları kilitledin mi yaaa kitlesene
baba: Tabi tabi hemen kitleyim de kaçmasın meliha :D

Ben o anda Elif'in Melihayı ararken kapıya yaslandığını farketmiş, kapıları kilitlemesini rica ediyordum aslında ama sanki böcüğümüz kapıları açıp kaçabilirmiş ben de onun için sormuşum gibi bir durum oldu, epey bi güldük. Sonunda Elif'in yastığının altından çıktı meliha da :D

Ve son olarak şimdiden cümle alemin bayramını kutlayayım ne olur ne olmaz, belki fırsat bulamam sonra.

Kurban bayramınız mübarek olsun; bol neşeli, bol paylaşımlı, güzeeel ve kalabalık sofralı bayramlar olsun :)
Read On 4 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate