pestilim pestilsin pestil

  • Acayip koşturmalı bi hafta geçirdim. Haftasonu malum kurs vardı. Pazartesi, salı dip ve köşenin cam-pencere, tül-perde ve koltuk- kanepe kısmının temizliğiyle uğraştım. Çarşamba sabah direksiyon dersine koştum, araçtan indiğimde "tamam yokuşta da kalktım, bitmiştir" biçiminde çalışıyordu kafam. Çıkışta beni almaya gelecek baba-kız kahvaltı sofrasının keyfini çıkarıyorlardı aradığımda. Güya beni alacaklardı da kelle-paça ziyafeti (!!! ben sakatatın hiç bir türünü yemem, ciğeri bile) için kayınvalideye gidecektik erkenden. Efenim ben kurstan çıktım evin sokağına kadar geldim, ancak hazırlanabilmişlerdi. Yolun kırk dakika sürdüğünü daha önceki postta da yazmıştım. Ki üstelik kikirciğin giyeceği kıyafet tokasından çorabına tüm detaylarıyla tarafımdan ayarlanmıştı akşam. Huuuuu baba, demek ki neymiş, her zaman bekleten ben değilmişim, kikirikmiş :D
  • Bahçeye girdiğimde bizimkiler çıkıyordu garajdan, "istanbul yoluna kadar kullanayım" diye atladım, "iyi geç bakalım" cevabını alınca oturdum koltuğa. İlk defa kendimi rahat hissettim sürücü koltuğunda, gayet iyiydi.
  • Çarşamba-Perşembe Keçiörendeydik, sevenler kelle paça, sevmeyenler haşlama yedi. (bkz:uragan) Gitmişken bi toparlama da oraya çektim. Dönüşte kuzuyu Optimumdaki oyun alanına götürdük. Eve geldiğimizde ancak vadiyi seyredecek kadar enerjim kalmıştı, hatta onu bile ayaklarım sehpada arkamda kırlentler, sızdı sızacak biçimde izleyebildim :D
  • Temizlik biter mi, bitmez. Hadi bu kadar derine inmişkene balkonlara da bi el atayım dedim, ne gereksiz bi iş aslında bu mevsimde. Maalesef bu da benim kötü tarafım, temizliğe kalkışmadığım zamanlarda son derece rahat hatta "pasaklı" bile sayılabilirim ama içime o dip-köşe temizlik canavarı kaçtığında balkonlara kadar kazıyorum :D Ardından bir de süpür- sil moduna taktım, akşam oldu yaw. Neyse ki pek muhterem Ali bey yemek pişirme noktasında hem hevesli hem de başarılı olduğundan onun yaptığı nefis akşam yemeğiyle aç karnımızı doyurabildik. Zaten epeydir yemek yapmıyorum. Ali yemeği yaptıktan biz de afiyetle yedikten sonra mutfaktan epey bi süre çıkamıyorum sadece, ancak toparlanıyor mutfak ama bunu ona söylemiyorum :)
  • İşte böyleeee, ha bi de Elif babaanneden çıkarken, otların arasında uğurböceği gördüğünü söyledi, inanmadım bu mevsimde olmaz diye ama baktım ve buldum onu. Ölü sandım, hiç kıpırdamıyordu, yine de aldım. Arabanın arka koltuğuna bir peçete serip üzerine koydum, elif de yanına oturdu. Isındıkça hareketlendi bizimki. Bi isim bile koyduk böcüğümüze, meliha :D

Elif arkadan seslendi ve sonra diyalog aşağıdaki gibi gelişti.

elif: anneeeeeeee melihaa kayboldu, bulamıyorum, koltuğa baktım yok anneee
anne: Hadi beee, yere basma aman düştüyse ezersin, dur dur buluruz, Ali kapıları kilitledin mi yaaa kitlesene
baba: Tabi tabi hemen kitleyim de kaçmasın meliha :D

Ben o anda Elif'in Melihayı ararken kapıya yaslandığını farketmiş, kapıları kilitlemesini rica ediyordum aslında ama sanki böcüğümüz kapıları açıp kaçabilirmiş ben de onun için sormuşum gibi bir durum oldu, epey bi güldük. Sonunda Elif'in yastığının altından çıktı meliha da :D

Ve son olarak şimdiden cümle alemin bayramını kutlayayım ne olur ne olmaz, belki fırsat bulamam sonra.

Kurban bayramınız mübarek olsun; bol neşeli, bol paylaşımlı, güzeeel ve kalabalık sofralı bayramlar olsun :)

Yorumlar

SERAP dedi ki…
Bayramınız ve tatiliniz çok güzel geçsin:)
solar dedi ki…
senin de bayramın kutlu olsun uraganım:)

şoförlüğün iyi gitmesine de çok sevindim, 41 kere maşşallah:)
hukukçu birader dedi ki…
Bende senin bayramini kutluyorum canim ablam benim.Not kelle paca yemelisin bak ben Budapeste'de yedim cok begendim artik icecegim o corbayi.
uragan dedi ki…
eksik olmayınız, selamlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rabbişrahli ve sadri!

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Matematik Performans Ödevi / Kocatepe Kavşağı / Aptal kovboy