Kayıtlar

2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

kikirik "patlamış mısır" izleyecek...

Resim
Günler öncesinden heyecanı sardı...
İzin vermeyeceğimizden korkuyordu.

"Anne-baba gelmeyecek, servislere binip arkadaşlarla gidilecek ve yanımızda öğretmenimiz olacak."
"O gün gelsin, herhangi bir mani olmazsa gidersin"
"Ama anne-baba gelmeyecek"

Ben de ailemsiz, sadece arkadaşlarımla birşeyler yapmaktan keyif alırdım ama 15'imden sonra. Üstelik bunun için yoğun mücadeleler vermem gerekmişti. Bizimki bu yaşta net, açık ifade edip, geçti kenara. "anne-baba gelmeyecek, arkaşlarla gidilecek ve yanımızda öğretmenimiz olacak"

hıh, zati gelmek isteyen kim? :)

***

Kikirik bugün ilk defa tiyatroya gidecek.
Sinema gibi sandı önce, deneyimlerine sığınacaktı. Anlatınca şaşırdı, "ben de çıkıp oynayabilir miyim yanlarında?" dedi.
İzlemeye gittiği oyunda oynayamayacağını, ama sever ve isterse konuyu araştırabileceğimizi söyledim.

Sabah heyecanla uyandırdı beni, anne hadi geç kalıcam diye.
Nasıl telaşlı, nasıl meraklı ve heyecanlı...

Gelsin bakalım, neler an…

öküzlüğün alemi yok/minvalim biçim biçim/"halatlarım o kadar şeyi çekemez"/ortaokul,lise,üniversite çağlarımda aynıydın ömer k. hala aynısın İYİ Kİ !!

Resim
Koca bayram geçti ben de tık yok!!!
"Geç de olsa ... " deyip, üstünden günleeer geçmiş bayramınızı kutlama öküzlüğünü yapmayacağım bu sefer.

****

Günlerim şu minvalde geçiyor;

Elif'in anlık büyümelerine şaşırmalar, yaptıklarına hayran olmalar,
yenmeyen yemeklerde bitmeyen kavgalar...
aralarda okumalar,
fırsat buldukça ortalık toparlayıp dip-köşe temizliğin hayalini kurmalar,
arada gezmeler-tozmalar,
kah Farid Farjad'a kah Sagopa'ya, kah Medihacığım Şen'ime takılmalar,
Ömer Karaoğlunda biraz fazla kalmalar...
arada vatandaşı nete bağlamalar,
irtibatı koparmamaya çalışmalar...
vs.


Sükunetle yaşıyor, sükunetle izliyor ruhum.
Sıkılırmıyımkine ?

****

Okuduğumda çok hoşuma giden şu cümleleri ekleyeyim de bi daha ne vakit uğrarım belli olmuyor, hani aklımdayken çıksın o da aradan. Hoşuma giden ve unutmak istemediklerimin notunu da buraya alıyorum ya, o bab'tan yani.

****

Biri Medine'de yaşayan, biri Konya'da bağ-bahçe sahibi iki dostun mektuplaşmasından seçki

Konya'da…

Ben Akyürek'ten, O; Abdullah bin Alevi el-Haddad'dan aktarıyor;

Resim
"içinizdeki öküze 'oha' deyin" kitabının 264. sayfasında. Senet zinciri gibi oldu ya neyse.

*

"Ben sözü bir müddet Abdullah bin Alevi el-HAddad'a bırakıp aradan çekiliyorum. HAddad, Allah'ın seveceği kulların bazı özelliklerini şöyle sıralıyor:

"Kur'an-ı Kerim'de bütün aradıklarını bulamayan mürid sayılmaz. Noksanı tamdan ayıramayan kimse mürid olamaz. Müridin kullardan ümid kesip Allah'a yönelmesi ve nazarında tenekeyle altının bir olması lazımdır. Mürid; nimete şükreden, belaya sabreden, kazaya rıza gösteren, sıkıntıdayken de değilken de Allah'a hamd edendir. Mürid'i Allah'tan başkası köle edemez, kimse ona Allah'tan başkasını tercih ettiremez. HAkka uyar, şeytanı reddeder. İyileri sever, onlarla dost olur. Kötüleri sevmez,onlara düşman olur. İnsanlara yükü az, yardımı çoktur. Elindekileri paylaşır, kıskanç değildir, iyi niyetlidir. Verilince şükreder, verilmeyince sabreder. Zulmetmez, zulme uğrayınca affeder. Şöhrett…

tabi; ne demek :)

İsmi neydi hatırlamıyorum, gençten bi çocuk aradı. Modeme reset atmış, modemin cd'sini de bulamayınca bizi aramış. Ayarları yapılandır, kullanıcı adı-şifre hatalarını düzelttir, kablosuz ayarlarını yaptır derken yarım saate yakın sürdü konuşma. Ayarlarını doğru olarak kaydettik hattında her şey normal görünüyor, yine de bağlanamıyor. En son dizüstü bilgisayarının kablosuz özelliğini, kapalı olma ihtimaline karşı kontrol ettirdim. Konuşmanın başında açık olduğunu söylemişti meğer kapalıymış...
Nihayet internet bağlantısını kurdu. İşlemler bittiğinde sorulması gereken zorunlu soru,
Yardımcı olabileceğimiz başka bir konu var mı?
Yok sağolun ama sizin oğlunuz olmak istiyorum, çok teşekkür ederim... çat!!!!
ek: bir de bu soruya "yok, canınızın sağlığı" diyenler var; pek seviyorum onları :)

"Kabus geri döndü" demek isterdim ama ; "bi arkadaşa bakıp çıkcek" desek daha doğru olur kanaatindeyim :)

Resim
"Çivisi çıkmış dünya"yı bitirince aklıma bir soru geldi oturdu. Ben Amin Maaoluf'un romanlarını mı daha çok seviyorum yoksa makalelerini mi? Cümlelerinin tümüne katılmasam da onların tümünü sevme nedenim belki de, Maaoluf'un arada kalmışlığı ve arada kalmışlığın yarattığı bağlanamamanın getirisi olarak ortaya çıkan bağımsız bakış açısıdır... Zamanında "Ölümcül Kimlikler"i okurken de benzer duygulara kapılmıştım.17 ekim gecesi yola çıkıp, sabaha karşı uyuyup yine de saat 10'da kahvaltı etmeyi başararak Pazar günümüzü, dolu dolu Bursa ve Mudanya 'da gezinerek geçirdik. Bursa'ya üçüncü gidişim bu ama kayınbrotherlar oraya taşındığından bunun son olmayacağı aşikar. En son 8 sene önce gitmiştim. Mudanya'da sahilde yeni betişin fanusu için taş toplayıp, ızgara balık kokusuna karışan yosun kokusunu içime çekerken, denizin bana ne kadar iyi geldiğini düşünüyor ve en son ne zaman gördüğümü hatıramaya çalışıyordum denizi. 6 yıl olmuş... Mevla lutfet…

mezlaka-i akdam

Mezalik-i akdam, teolojik bir terim. Mecaz anlamı ve kelimenin söylenişi çok hoşuma gitti, elimdeki kitaptan öğrendim ve bazı konularda dilime pelesenk olacağına eminim : )
*
"Mezalik, mezlaka'nin cem'i (çoğul) hali. Mezlaka "kaygan yer" demektir.
Mezlaka-i akdam; ayakların kaydığı yer; mecazen ilmi bahislerde hata yapma ihtimali çok büyük olan, nazik, tehlikeli meseleler demektir. "

kaynak: Ali Ulvi Kurucu-hatıralar 2 / Ertuğrul Düzdağ / kaynak yay. / sf:178

Okul'un -de hali...

Resim
İlk günden bi kare ile başlayayım, Elif tören için sıra -da...


***

Biz de hanımefendinin klasöründeki sünger bob halin -de :)

***

İlk ödev var sırada, elmalı rocco eşliğin -de...

***

Yaşasın ayarlanabilir ütü masasıııııııı !!!



İlk veli toplantısı -da çıktı aradan. Elif deyince, kararsız kaldı öğretmen gülümsedi, toparlamaya çalıştı kelimeleri...

Elif çetrefilli bir çocuk, diye başladı söze. Şöyle devam etti: "Çok zeki bir çocuk, kendini çok güzel ifade ediyor, dil gelişimi yaşının çok üstünde ama aynı zamanda çok zor bi çocuk, "ben her şeyi bilirim" edasında ve bana karşı bile böyle davranıyor, sonuna kadar direniyor biliyorum diye. Biraz bencil, istediğini istediği zaman yapmak istiyor, bu kurallar bana uygun değil, değiştirelim diyor..."

Eve gittiğimizde konuştum biraz kikirciğimle, toplu halde bulunduğumuz yerlerde uymamız gereken kurallar hakkında. Öğretmeni de Pazartesi okul çıkışında, elif'le konuşup konuşmadığımı sordu, çok farklı davrandığını söyledi, zamanla s…

sorum/nlu blogger uyarısı :)

Aaaah, nerde o eski günler, şunu da yazayım unutmayayım, dediğim her şeyi not edebiliyordum bir zamanlar blogcuğuma, epeydir ne kikirciğe yazı ekliyorum, ne u-foto'ya fotoğraf atabiliyorum, uraganik'in durumu ise içler acısı, buraya da kaydetmek istediğimin 20 de birini ancak yazabiliyorum. Başka bi plan vardı kafamda, o daha başlarken yarım kaldı...

Kikirciğin blogunu şifreledim yeniden, daha önceki maillerle girilebiliyor ama yazı atmayacağım. Yazabilirsem buradan devam ettireceğim kikiriğin günlüğünü de kikirik haber etiketiyle. Bir daha ki yıla kendi günlüğünü tutmaya başlar eminim. :) Uraganik'i de şifreleyeceğim ilk fırsatta, yarım yamalak yatmasındansa yok saymak daha iyi görünüyor gözüme, linkini de kaldırdım gitti.
Ve bir süreliğine -ne kadar olduğu belli olmayan bir süre- yoruma da kapatıyorum sayfayı. Yorumları görüp cevaplayamadığım için suçlu hissediyorum kendimi çünkü, yük oluyor kafamda ilgilenememek... Fırsat buldukça yorumları cevaplamaya çalışmak yerine;…

nerde kalmıştık?

17.09/Muhabere onbaşımız döndü.
Elif babasını gördüğü an gidip boynuna sarıldı ve saatlerce kucağından inmedi.
Arabada başını babasının boynundan çekip yüzüne bakıp bakıp tekrar boynuna gömdü. İnanamadı, sanki hiç gelmeyecekmiş, bir mucize olmuş da gelivermiş gibi davrandı... Ağlamamaya çalıştı garibim, "döndü artık baban, giderken tutacaktık", dedim. Gözyşalarını bıraktı da rahatladı.



20.09/Ramazan bayramımız...
Bayram değişik oldu, bizim bayram 3 gün önce olduğundan, bu sene sönük geçti biraz Ramazan bayramı. İlk gün öğlene kadar, iki ve üçüncü günler de akşam altıdan sonra çalıştım. Aralarda bol bol akraba ziyareti yaptık. Dedim ya, sönüktü biraz...



24.09/ Şimdi okullu olduk / 31 yıl yaşayan ben miyim?
Okula başladık; bi heyecan, bi telaş. Ne yapacak bakalım küçük hanım?, beklediğimiz gibi kolay mı olacak,yoksa şaşırma ihtimali mevcut mu? Kafamızda sorularla bahçedeyiz, tören başlayacak, bi ara hakan albayrak'ı gördüm sanırım, sonradan hatırladım ama onun o olduğunu. Neyse…

Bu gece dua zamanı / beni de hatırlayın.

Resim
Kadr suresi meali

1. Gerçek şu ki, Biz "o"nu (kur'anı) kadir gecesinde indirdik.

2. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?

3. Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

4. Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.

5. Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.


*****



Rabbim dileyene; dileğini hakkında hayırlı olduğu şekliyle, nasip etsin,
amin.

Tüm müslüman kardeşlerimize sağlık, sıhhat ve "nefse asi ruh" nasip etsin,
amin.



uygun adam olmak için uygun adım / iki ileri bir geri

İstanbul'da yaşanan sel felaketini gözlerimi koca koca açarak izliyorum, hele insanların ortalara saçtıkları onur ve haysiyetlerini basit bir eşyayla değiş tokuş edip gitmelerini hiç anlayamıyorum. Hele ki daha yenile "şehir asla unutmaz" dan İstanbul'u okuyup İstanbul sevgimi tazeledikten sonra hiç. Allah'ım fukaralıktan değil, zelil olmaktan sana sığınırım.Açılım'da son durum ne bilemiyorum, diz üstüne çıktık mı haberim yok, doğrusu ya köxüz'e bile uğrayamadım çok merak ettiğim halde, "öc-alan ne demiş acep en son" deyi. İnternetle olan bağım her geçen gün azalıyor. Sonunda inceldiği yerden kopsun dermiyim ki...Haaaa inceldiği yerden kopsun deyince geldi aklıma, 7 eylül itibariyle 2 yılı doldurmuşum bu adres ve isimde. Epey istikrarlı davranmışım, şaştım. "Süreklilik ne zor bir iş" ne de olsa...Senede bi defa fuar için kocatepeye giden ben, son bir haftada iki-üç kez orada buldum kendimi. Kızılay üzerinden eve gidiyorum ya, bi yokuş …

bağırmayacaktın anton, artık ağzının yerini biliyorum / uykum vaaar!!!

Perşembe, cuma, cumartesi üç gün koçluk eğitimi aldım. Bu işi uzunca bir süredir yapan birinin yanına oturup, bir kaç saat boyunca aldığı çağrıları dinleyip, bilgisayarda yaptığı işlemleri izleme ve devamında onun gözetiminde çağrı alma durumu oluyor koçluk eğitimi.

Makine gibiler yaw, o kadar seri konuşuyorlar ki apışıp kalıyor insan. Ben bu süreçler sonunda bu kadar otomatik ve seri cümleler kullanıyor olursam; duruma en çok Ali Bey sevinir sanırım. Eve geldiğimde konuşacak halim kalmayacağından, onun sessizliğine iştirak etmiş olurum ki; bu da onun 8 senedir arayıp da bulamadığı bir durum olur :)

Yoğun ve çok stresli bir işmiş, bu üç günde onu farkettim. Bünyem altüst oldu, vücut denge ibrelerim sürekli titreme durumunda. O kadar az uyuyabildim ki bu süreçte(3-4 saat), uykuya teslimden sonra uyanmamı sağlamak neredeyse imkansız, resmen sızıyorum. Kabusa çevirdim beni sahura kaldırmaya çalışan annem ve kardeşimin hayatını.

Neyse ki Pazartesi değerlendirme sınavından sonra parttime olar…

Ana baashaq el bahr / أنا بعشق البحر

Resim
el mana: "denize sevdalıyım" mış.
Kaynağım son derece güvenilir :)


http://www.yeniresim.com/img4804.htm


Uronot: Üstteki gibi bir manzarayı dünya gözüyle görebilen şanslıların manzaraya karşı; benim gibi denizi gönlünde olanların da fotoğrafa bakarak dinlemesi tavsiye olunur.



Şarkının sözlerinin türkçe çevirisi de burada


Bu güzel sesin güzel yüzlü sahibesi
necat el sagirah
(küçük kurtuluş)

şimdi özetler

Resim
31 Ağustos; geri sayımda son 17 gün.
Uragan'ın sır gibi sakladığı kocası 17 Eylül'de evine ve ailesine geri dönüyor. Heyecan dorukta.


30 ağustos; kikirik annesi ve annenannesiyle birlikte fuarın altını üstüne getirdi.
Aldığımız bilgilere göre geçen yıl olduğu gibi bu yılda semerkant yayınlarından çıkamayan kikirik, en son semerkant standında tabureye oturmuş, anneliğe ilk adım kitabına bakarken objektiflere yakalandı.


29 ağustos; flaş flaş flaş!!! Uragan ve Solar buluşması Ankara'nın gözlerden uzak bir köşesinde, tam de iki tarafın beklediği şekilde gerçekleşti.
Birbirini zaten seven iki blogger, görüşmeden sonra "en büyük ittifak gönüllerin ittifakıdır" bakışıyla görüşmeyi değerlendirdi. Uragan daha sonra yaptığı bir açıklamada "güzel kardeşimi fuara götürüp, ona uragan kitabı almayı planlıyordum ama fuarı kapalı sandığım için maalesef bu isteğimi gerçekleştiremedim" dedi. Fuarın cumartesi de açık olduğunu eve geldiğinde öğrenen uragan'ın karalar ba…

kikiriğin ilk orucu

23 ağustos ; elif ilk orucunu tuttu.
Onun ağzından söyleyeyim; "tekne değil bütün oruç"

Epey iyi bi başlangıç yaptığını düşünüyorum doğrusu. Saat altıya kadar nerdeyse hiç şikayet etmedi desem yeridir. Bir kaç defa susadığından bahsetti ama ağzını çalkalayarak o sorunu çözdük. Ama altıdan sonra oyalamak için epey gayret ettim. Sonunda orucu tamamladı.
Afferin kızım 15 saat dayandın, ben beklemiyordum bu kadarını, dedim.
15 saat mi bana 2 saat gibi geldi; dedi :)

Ramazan geldi hoş geldi.

Resim
Bu yılda eriştik hamdolsun.

Cümleten Hayırlı Ramazanlar ihvanlar*




*: "H", hırıltılı okunuyor burada, aman tikkat :)

Herşey iyi hoş, ama yazacak zaman yok, ne eğitimmiş, anam ağladı. Kafayı uzun zamandır bu kadar zorlamadığımdan olsa gerek sık sık başağrısı çekiyorum. İlk sınavı atlatayım da hayırlısıyla, geniş geniş yazarım o vakit, inşaallah.

hepinize hörmetleeeeer,
vesselam

a be tek-nik des-tekçi geldii be. uuuu, anıııııııııııııım :)/kadın cinsi olarak çok mu konuşuyoruz ne?

Dersler dün başladı. Şimdilik "ileri düzey bilgisayar ve network eğitimi" fotokopileriyle girişi yaptık bakalım.Son mülakkattaki eğitmenler, 2 takıma ayıracaktı önceki testi geçenleri; adsl1 yardım, adsl2 teknik destek. Doğrusu ikinci takıma girmeyi istemiştim. Hem mesai sırasındaki işleri daha hafifmiş, her telefonun direk muhatabı değillermiş, hem de ücretleri ilk gruba göre daha iyiymiş. Artı detaylı bilgayar teknik eğitimi verip üstüne de maaş ödüyorlar, daha ne olsun :)
2 yıllık bilg. teknik eğitim mezunları vardı grupta, doğrusu ya ben de onların arasından teknik desteğe seçilmeyi ummuyordum ama seçmişler, eksik olmasınlar. Bu ara gönlümden geçen oluveriyor, hamdolsun.
Özlemcim; ilgine teşekkür ederim. üç nokta hayır-şer'lik bi şey değil, durağan bi durumdu çünkü. Dün bir şey oldu, burnumun direği sızladı; yazmak istedim bi sürü şey, olmadı yazamadım, içime aktı, geriye üç nokta kaldı.vesselam."hatırladım" notu: Bugün ders hocanın rahatsızlığı nedeniyle b…
...

İş-güç/tüp kaydırak/bisiklet/Sagopa /bil ateştir biraz suyla söndürülmesi mümkündür, tırnaklarını aşındıran çözemediğin bu kördüğümdür / vesselam*

Resim
Zaman geçti gitti yine, haftada bir gün yazabilirsem ne ala. Yoktum yine tahmin edeceğiniz gibi. Olan biteni kabataslak maddelemeden önce blogumun takipçilerine edecek bi çift lafım var, önce onu diyeyim. Fırça atacakmışım gibi oldu ama, fırçayı hakeden benim herhalde.
Neyse efenim;
Doğru dürüst kimsecikleri okuyamıyorum, siz gelip okuyorsunuz üstüne yorum yazıyorsunuz, ben bir paragrafcık bakıp kaçıyorum, şimdilik fazlası mümkün olmuyor kusura bakmayınız.Eski dostlar sağolun, dualarıma amin'leriniz ve içinizden geçirerek ettiğiniz her dua için.Yeni tanışlar sizler de varolun, eksik olmayın, okunmak hangi blogger'ın hoşuna gitmez ki di mi ama :)
Ve eski yeni tüm okuyucu arkadaşlar; yorumları cevaplayamıyorum epeydir, nadiren imkan oluyor, onda da ancak bloga bir iki satır yazıp, sizlere toplu bi teşekkür etmekle yetinmek zorunda kalıyorum, af buyrun :)Bu satırları yazmak istedim çünkü, suçlu hissediyorum yorumlara karşılık veremediğim için. Pabuç kadar dil var da klavyeyle karşıl…

yorgunum;

niye?

Son yıllarımı eve kök salmış olarak geçirip, sonrasında da şu son üç buçuk aylık dönemde bir oraya bir buraya koşturmaktanEve geldiğimde yıkanacak tonla çamaşır ve yapılacak yığınla ütüyle boğuşmaktanEvimin hemen karşısında yapımı gece gündüz süren köprü ve yeni site inşaatları nedeniyle almaya yetişemediğim tozlardanBiladerin akşamüstü başlayıp gece olmadan bitirdiği tuvalet ve banyo boyama işleminin ardından, benim iki gündür bitiremediğim karo temizliğinden (ben bu yazıyı yazarken onlar parıldamakla meşguller)Dolap fakiri evimde özellikle mutfağımda bitmeyen -neyi nereye yerleştireceğim- telaşındanVe tabi ki her şeyin üstüste olduğu mutfak dolaplarını indir-bindirlerle saatlerce temizlemekten (onlar da parlamakla meşguller)Seven ya da reklamlardaki şıkır şıkır kadınlar gibi bir o yana bir bu yana salınarak yapan var mı bilmiyorum ama ben temizlik yapmayı sevmiyorum yaaa, hele ki en ufak zorlamada arıza veren sağ kol ve boyun ikileminden sonra hiiiiç.

toplu ödeme

31 temmuz'da sözlü mülakat'a girdim, olumlu olursa iki hafta içinde döneriz demişlerdi, iki saat dolmadan döndüler.* Ben bununla bitiyor sanmıştım ama ertesi gün için tekrar çağırdılar.

1 Ağustos'ta iki aşamalı bir testten geçtik, 20 kişiyle birlikte. On dakika geç başlamamı saymazsam iyiydi. İlki karakter analizi gibi bir şeydi. İkincisi; algı, zeka, pratik düşünme'yi ölçüyordu kanaatimce.
Şu ana kadar ki iş deneyimim kanal ... ve öğrencilik zamanlarımda ihtiyaçtan yaptığım part-time kasiyerlikle sınırlı. Büyük bir kurumda işler nasıl yürür, hiç bir fikrim yok.

Hayırlısı olsun bakalım, beklemedeyim şimdi. Olumlu olursa önümüzdeki hafta döneceklerini sanıyorum, olursa da olmazsa da elhamdülillah.
Neticede"Şüphesiz ki rızkı veren, mutlak kudret sahibi olan ancak Allah'tır."**' a iman ettim ve üstüme düşen çabayı da gösteriyorum.

*:Bu arada mülakata girenlerin en yaşlısı bendim, benden sonraki kişiyle aramda 5 yaş vardı, geçmiş mi bu işler bizden ne? :)

**:Za…

"teslim ol, kurtul" u seçtim.

Ümitlendiğim olmadı.
Ümidimi kestiğimden ses geldi. Net cevap için bir gün bekleyeceğim.
Allah'ım hakkımda hayırlı olanla muamele et bu gafil kuluna.

Senin ilmin çok büyük; Sana yeterince yakın olamıyorum, Senden daha da uzaklaştıracak bir şeyi (imtihanım değilse) bana yük etme, ahirette ayağıma dolama yarabbi.

***

رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.

رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma.



amin.

***
yazarın notu: yazı yoruma kapalı ama "amin" demene engel değil saygıdeğer okuyucu...

eğer birini kötüleyeceksen nefsin yeter*

"Nefsini ezme, onu kötülüğe atma. Ve o nu, kendi başına bırakma. Onu kendi isteğine bırakırsan şaşar; halka bağlanır, hakkı unutur. Maddi kuvvete ve sebeplere güvenir; mahvına sebep olur. Hayır kapılarını sana kapar.
Nefsi kendi başına bırakmak bir cehalettir. Allah'a bir eş tutmaktır. Bu yapıldığı takdirde, mukabili olarak manevi taraf kapanır. Çünkü hak terkedilmiş ve batıl tutulmuştur. Şunu da bilmelisin ki, ilahi kapılar her zaman açıktır. Her an tevbe yolları görünmektedir. Onları tuttuğun an; yine Hak yardımına erersin; merhamet eli seni yine kurtarır.
Birdefa kapıldım, deyip ötesini aramamak olmaz; Allah'a dönmek istediğin an, kabul olunmuş sayılırsın.
Dön ve yalvar; onun rahmeti seni tutar. Hastalıklarına şifa verir. İstediğin zenginliği ve her güzelliği bulursun. Eğer yine bir şaşkınlık yapmazsan böylece kalırsın ve yokluk senin için yok olur."**

* :Abdülkadir Geylani-Fütuh'ül - Gayb(gizliden sesler) sayfa:190
** :Abdülkadir Geylani-Fütuh'ül - Gayb(gizl…
Elimde kütüphaneden aldığım iki Cemil Meriç kitabıyla vatan bilgisayara gittim geçtiğimiz hafta, pc'de herhangi bir arıza tespit edilemeyince hd'leri götürdüm. Dördü çekmeceleriyle birlikte çantamın tümünü işgal ettiğinden, kitaplar elimde kaldı. Derdimi anlattım, görevli de olabilecekleri anlattı, neticede hd'leri vermekten vazgeçtim, bilgiyi kurtarma garantisi veremediklerinden. Tam çıkıcam, görevli -sosyoloji'de mi okuyorsunuz, dedi? içimden -nerdeee, diye geçirip -hayır okumuyorum, dedim. -Cemil Meriç'i ders kitabı olarak okuyorduk biz, görünce sosyoloji öğrencisi sandım sizi, dedi. Gülümseyip iyi günler diledim, vay benim garip ülkem. O kadar eğitim al ve sonunda bilgisayar arızalarını sisteme girmek düşsün payına.
ve
vay garip uragan
niye hala tuhaf buluyorsan böyle olayları, niye şaşırıyorsan...

vay beni vay vay

Moralmanım :) çok yüksek.

sebep: bir ay önce giremediklerime girebildiğimi farkettim bugün.
sonuç: verilen üç kilo şu , şu , şu ve kikircik eşliğinde törenlerle kutlandı :)

Namaz mü'minin miracıdır ya, ...

Cümle alemin miraç kandilini kutluyorum efenim, duada hatırlanmak umuduyla tabi.
Ben üstüme düşeni yaptım, duada unutmadım unutulmaması gerekenleri.
Bir yanda Mescid-i Aksa, bir yanda Eyüp Sultan ve sonrasında Sultanahmet, oradan edilen dulara da amin dedim, gönülden.

Mevla kalplerimizde olanı bilir, kalbinde duasıyla kendine yönelen tüm cemaat-i müslimin'in dualarına icabet edecektir elbet, en hayırlısıyla. Çıkılan yollardan boş dönülmesin, atılan adımları boş çevirmesin, tamamına erdirsin bizler için hayırlı olan işlerimizi.

Bu gece ve sonrasında adım adım miraca ulaştıran secdelerde bulunmayı nasip etsin Allah, dileyen herkese, adım atan herkese; şu kudsi hadisteki vaadi gibi

“Ben kulumun bana olan zannı üzereyim. O beni zikrettiği zaman onunla beraberim. O beni kendi nefsinde zikrederse, ben onu kendi nefsimde zikrederim. O beni bir toplulukta zikrederse, ben onu ondan daha hayırlı bir toplulukta zikrederim. O bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana bir kul…

bi çift lakırdı

Blogu sadeleştirme çabalarım sırasında takip listem uçtu, pıfff. Bi sürü yeni eklenmiş adres vardı, yeniden hazırlamak da uzun iş, bi süre böööle.Düğün, dernekler; hopidik kupidikler, alışveriş işkencesi yani dilberce söylersem vıttırı vızzık işler bitti. Şunu anladım ki ben sazlı sözlü düğünlerde izleyici olarak bile bulunmamalıyım.Eve döneli epey oldu aslında, ama yazmamam gerektiğine olan inancım depreşmişti ve doğru olanın bu olduğuna karar verip erteleyip durdum yazmayı. Ama belki de birşeyleri normalleştiriyor ve içinde bulunduğumuz hayatı kabullenmeyi kolaylaştırıyordur blog tutmak, ne bileyim, sonuçta burdayım işte.Evde olduğum sürede antreyi boyadım. Kara, göz iltihabı yüzünden yardım edemedi. Kütüphaneyi antreye taşıdık ve ondan sonraki iki gün boyunca, kitapları yeniden sınıflandırmak ve aslen kütüphane olmayan bir dolaba, ayrılmış olarak sığdırmaya çalışmakla geçti. Tam olarak istediğim neticeyi alamasam da idare eder.Şimdi annemde tatil yapıyorum. Bilal Adam'cılarla B…

Göç

Resim
göç

Göç oldu bir acıdan öbür acıya
oysa sağrısı kurumamıştı atımızın
daha dün sürüp gelmiştik buralara
bugün göründü yine yolların ucu

Devrildi kıl çadırlar seher vakti
usulca uyandırıldı çocuklar
ve kadınlar bohçası çözülmemiş
bir keder gibi gibi düştüler yola

Turnalar gitti biz gittik
bitmedi peşimizdeki nal sesleri
nerde konaklasak tedirgindik
kuruyordu ırmaklar ve göller

Bir yangın gibi taşıyıp durduk
kederi ve acıyı göğsümüzde
yer gök duman içindeydi sanki
genzimizi yakıyordu ayrılıklar

Zulüm bırakmadı peşimizi hiç
biz gittik o buldu izimizi
konar göçer olduk yedi iklimde
tanığımızdır dağlar taşlar

Yalnız bir öfke ışıltısı kaldı
gözlerimizin yorgun sularında
yaşamak bir inat oldu artık
yaşamak bir direnme oldu zulme

Ve işte devrildi yine kıl çadırlar
göç başladı bir acıdan bin acıya
Geride akşamın küllenen ateşi
ve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı

ahmet telli



Dilediğim en güzel hayat / Çöplerin içinde rüya aradım / Düştümse eğer sana bakarken düştüm

Resim
Başım Eğik Dilim kapalı Gözler

Asrımızın zarif düşünceli gençlerinden biri
Kederli elini
Temiz alnına koyarken fikretmek için
Çocukların susması
Kuşların ve kedilerin uzaklaşması
Haritaları üzerine bezlerin atılması
Lambaların kısılması
Kadınların bir vakit konuşmadan
Yaşaması gerekebilir
Ve açılabilir görüntümüz Sahnemiz perdemiz:
Hergün bir miktar kros boksit asit
Ve arenamız
Dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanabilir

Baş efendimiz
Görüntümüz
Sahnemiz
Perdemiz

Eğer dualanmasaydı sesimiz
Eğer yaradandan o güzel ağız
Açık ve seçik
Dilemesiydi demeseydi
'Allah
Sesinizi
Mağrıptan Maşrıka Kadar Duyursun'
Düşünmezdim üzerinde
Binmezdim deli deli koşan küheylan

Bildim Sensin Sen Sen
Diri Diri Diri Şahım
Diri Şahım Diri Diri
Dirilt Alemi Alemi Alemi Alemi

Çünkü dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanmıştır
Bunların üzerine ezan
Ucu sancılar vuran
Bir kırbaç olmalıydı
Her duyan
Bağrını açmalıydı akan kanı da sevdayı da yorumlamaya almalıydı
Hayır dokuzyüz
Milyon müslüman
Tarihin hülyalarınd…

Kayıt tamam / eşyaya puzzle muamelesi / düğün / altın hızma

Resim
Bugün elif hanımın kaydını yaptırdık babamla birlikte. Okula başlayacağına inanmak ne zor. Ev işi sevmeyen ve de zorda kalmadıkça yapmayan bi kadın olarak vaktimin büyük bi bölümünü elif'e ayırdığım düşünülürse, acayip bi boşluk hissedeceğim okullar açıldığında. Oh ne ala, sosyal kızım nihayet sosyal hayatını zirveye ulaştıracağı bir imkan buldu kendine. Sanırım Zeynep öğretmenin en büyük şikayeti gevezeliği ve aşırı hareketliliği olacak, Hayriceğimin benden şikayetleri gibi :)Son bir aydır ev eşyalarına puzzle parçası muamelesi yapıyorum. Ordan oraya, olmadı şuraya derken denemediğim şekil kalmadı. Nıt olmuyor, ev küçük eşya büyük, istediğim huzur verecek atmosferi oluşturamıyorum bi türlü, bu benim huzursuz bi tip olmamdan kaynaklanıyorsa -ki kuvvetle muhtemel- yaşlandığımda ciddi bel ağrıları çekeceğim garanti.Puzzle konusunda bugün kara kardeşimin de desteğiyle çığır açtım resmen. Antreye attığım gardrobumun ikinci parçasını yatak odasına taşıdık binbir zahmetle. Boyu kapılar…

Cumanız, üç aylarınız ve gecikmeli de olsa Regaip kandiliniz mübarek olsun.

Resim
Bugün üç ayların başlangıcı ve Recep ayının ilk günü.

Bu güzel günlerin; blogun tüm takipçilerine, aileme, dostlarıma, bana ve alem-i islama iyilikler getirmesini diliyorum Mevla'dan. Hakkımızda hayırlı olanla muamele etsin yüce yaratıcı. Hepimiz için; sağlık, sıhhat, huzur, afiyet diliyorum. Kararmış kalplerimizi aydınlatmak için iman nuru, doğru insan olma gayreti ve ne olursa olsun tevbeden vazgeçmeyen kullar olmayı nasip etsin Mevla.

bu müzik bana iyi geliyor ayrıca


göç / okul / orman / tavla

Resim
Günlerim kah orda kah burda geçiyor. Bu yaz benim için göç yazı oldu. Akşamdan şuradaki çantayı üst-baş, kitap, ıvır zıvır doldurup kapının kenarına koyuyor, sabah da kikiriğimle birlikte çıkıp ya anneanneye ya babaanneye gitmek için düşüyoruz yola. Anneme giderken Bilo'da oluyor tabi yanımızda, eski günlerdeki gibi toplaşıyor sofra başında geyiğin dibine vurup annemi çıldırtıyoruz. Hatta dün sofra sonrasında b-b-e korosu olarak nemrudun kızını bağıra bağıra seslendirerek annemin ters bakışlarını üstümüze çekmeyi başardık :) Komşuları rahatsız etmemek lazım, diye kızdı bize :) Bu satırları da annemlerde yazıyorum. Bilo tek bütünlemesini vermeye gitti. Annemse kış boyu vakıfta hanımlara verdiği kur'an derslerini şimdi de çocuklara vermek üzere yola düştü. Babamsa okulda seminerleri oluyor ya öğretmenlerin, işte orada. O yemeğe gelmeden, Elif de kalem kağıdın başından kalkmadan ben de iki satır yazmayı deneyeyim, dedim. Deniyorum çünkü bu ara "yazamayasıca" bedduasın…

bi porsiyon laf salatası, en karışığından

Resim
ben geldiiiiim. (-oooo, oleeey, şak şak, şak, şak, yaşaaaaaaaaa, varoooool -ne demek efenim, uraganı sizler varettinisssss / ukelalıktan değil valla, pohpohlanmaya ihtiyaç hissettim sadece, pis nefis; öl nefis öl, kaç bininci kere e mi.)
Yazayım diye oturup, tonla blog teması incelediğime göre pek tiz sıkılmış olabilebilirim bu temadan. Şu sıra netten de sıkıldığımdan hızlıca aktarıp unutmamak üzere, kaçayım hatta yatıp uyuyayım. Geçtiğimiz pazar, haziranın 7'sine tekabül eder, uzun zamandır geçirdiğim en sakin, huzurlu ve dahi keyifli gün idi. Kalabalık bir grupla Çamlıdere'ye gittik. Grup kalabalıktı ama ben daha çok kuzucuğumla uzuuuun yürüyüşlere çıktım, ormanda kaybolmak ister gibi ama kızıma kıyamadım, sonunda hep döndük grubun yanında. Yürüyüş sopaları, su ve fotoğraf makinesinden mütevellit teçhizatla gezindik durduk dağlarda. Bi yemeğe, bi çaya indik düze. Bol bol fotoğraf çektim, bi kısmı şuradaSalı günü, haziran'ın 9'una tekabül eder, beni daha kısa ve daha…

"sıktım ama polat yüzünden be abi"

Resim
Dün yine Ali Kırca arası Vadi günüydü.
Ali Kırca show tv'ye geçtiğinden beri pek gülüyorum kendisine. Atv haberi sunduğu zamanlarda, epey bi süre, aralıklarla kutlar vadisi aleyhine haber yaptırıp duruyordu. Dizinin müzikleri ve görüntüleriyle. O zamanlar diyordum ki, ya bu adam vadi'nin reytinglerinden faydalanmak istiyor, ya da çok duyarlı !!!
(o görüntüleri prime time'da yayınlamak da ne duyarlılık ama)



Merak ediyorum şimdi, boşa-beşe silah çekip "polat'a özendim" diyen tiplere ne oldu acaba? Birden yeraltına mı indiler?
Ya Ali Kırca; Haber bülteninden "Siyaset Meydanı"na pas atarken "Kurtlar Vadisinden hemen sonra" demeyi neden ihmal etmiyor?

Demek ki diyorum duyarlılık bahane, reyting şahane...

don't say, do it!!! /okudum bi zahmet

Bi zahmet çünkü, epey uzun konuşmuş zat-ı muhterem.
Üstüne de bi çeşni yaptım, farklı farklı kalemlerden. Bazen bazı köşe yazarlarını okuyunca içimden ... diyorum. Neyse, Hulki Cevizoğlu'nun başlığı dikkatimi çekti.


Don't say, do it!!!

İfadeye katılıyorum, yazının bazı bölümlerine de katılıyorum, ben daha kimlere katılacağım acaba?

katıla katıla gülüyorum kendime :)

bu notlara uygun başlık bulamadım.

Resim
Obama Kahire'de konuştu dün (04.06.09), hem de günlerden perşembe.
İzledim canlı canlı, tuhaf ve karışık hislerle.
Hani gri gri diyorum ya durup durup, gri olmak çok kafa karıştırıcı olmaya başladı. Düşünmem lazım yeniden.

İslam dünyasına jest üstüne jest yaptı.
Konuşmasında ayetler havada uçuştu.
Benim gibi temkinli bi tipin bile tüylerini tiken tiken etmeyi başardı bazı bölümlerde.
Filistin'e devlet, dedi.
Kudüs de barış, dedi.
Barışçıl nükleer enerji, dedi. İran, dedi.ABD İslamla savaşmayacaktır, dedi.Guantanamo, dedi.Irak'tan çıkıyoruz, dediDiplomasiyi kullanacağız, dedi.
"Hiçbir ülke bir başkasına zorla bir yönetim şeklini kabul ettiremez" dedi.İslam'ın hoşgörüsünden ve medeniyete kazandırdıklarından bahsetti.
Yani dedi oğlu dedi.
Daha neleeer neleeer dedi dedi de, ben Elif'i öğle uykusuna yatırıyordum, çocukcağızım çevirmenin sesinden uyuyamayınca, gerisini dinleyemedim, okuyacağım bi zahmet.