uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

sırası değil diye beynimin bir köşesine yığdığım cümleler fazla yer tutmaya başladı

Cumartesi, Ocak 24, 2009
  • son bir ay içinde yaşadığımız en önemli değişiklik betişimizin artık bizimle olmaması. İki hafta önce; merakına ve "yüz yüz nereye kadar, çıkıp bi de fanusun dışına bakayım, alemlere akayım" hissiyatına yenik düşerek! kendini sehpaya atmıştı zavallıcık. Hayallerinin peşinden ölüme yüzgeç sallayan küçük arkadaşımızı fanusun dışında gördüğümüzde "nassı yaaa!" olduk hepimiz. Alıp suya bıraktık ama yüzgeçleri kurumaya başlamıştı çoktan. Yüzdürmek için çabaladık, yüzgeçlerini açmasına yardımcı olmaya çalıştık ama gece geç saatlere kadar çabalamasına rağmen, başaramadı...
  • kikiriğin köpek isteği, ehliyet sınavına girdiğim gün babasıyla birlikte izledikleri çızıklı köpek bolt filminden sonra fena halde depreşti. Filmden sonraki bir haftada sen de 500 ben deyim 1000 kere "bolta benzeyen köpek istiyorum" cümlesini kurdu durdu. Şaka ya da abartı değil haa. Dİyelim yemek yapıyorum, yanıma geliyor, başlıyor cümleye ve arka arkaya sıralıyor aynı cümleyi, sekiz-on tekrardan sonra derin bir nefes alıp aynı yerden devam ediyor. Tv seyrederken, bilgisayar başında, ya da oyunun ortasında, ta daaam "bolta benzeyen köpek istiyorum" Azmine hayran kaldım ama ben de gerektiğinde çok kararlı olabilirim. Neyse oturduğumuz evin köpek beslemek için uygun olmadığını anlatarak geçirdim ben de o haftayı, sonunda ikna oldu. Sevdiklerimizi yanımızda tutmak uğruna onlara eziyet edemeyeceğimizi anladığını sanıyorum, en azından bir sonraki köpekli animasyon filme kadar, umarım yakın zamanda böyle bir film çekilmez :) (animasyon film hastası biri olarak bi haftada geldiğim hale bak)
  • Geçen hafta İremsu'nun doğum gününe gittik kikirikle birlikte. Önceki yılın doğum günü toplaşmasında ki rekabet ve öne geçme çabalarının bu yıl da olmasından çok endişeliydim. Ama yanıldım ve yanıldığıma mutluyum. Kızım biraz daha büyüdüğünü kanıtladı bana ve diğer çocukların arasına karışıp günün keyfini çıkardı.
  • 28 ocak'a da bir şey kalmadı, Kikirik hayatının 5 yılını geride bırakmış olacak o gün. Dün oturduk saatlerce bilgisayardaki fotoğraf ve vidyolara baktık, "aaa bak bunu böyle yapmıştın, şurda şunu diyodun" diye hem izledik hem güldük. Bebekliğinin ilk dokuz ayı epey zor geçmişti elif'in ama sonrası çok eğlenceliydi. Komik ve neşeli bir karakteri var çünkü. O sürecin zor geçmesinin benden kaynaklanan nedenleri de çoktu tabi. Doğumuna üç hafta kalanadek çalışan, karnı burnunda haline rağmen oturmayı hiç aklına getirmeyen ben, birden kendimi evde, sürekli ağlayan bir bebekle bulduğumda bu durumu kaldırmakta zorlandım doğrusu. Ev hayatına hiç alışmamışken, birden hem evde hem anne oluvermiştim, alışmak biraz zaman aldı elbette ...
Kikirikli hikayelerimin bi sonu yok, anneler çocuklarından ve onlarla yaşadıklarından bahsetmekten asla bıkmazlar çünkü. Belki başka zaman daha detaylı bahsederim bu fasıldan, şimdilik bu kadder yeter, bebe belik aç kahvaltı bekler :D
Read On 7 yorum

kardan bana kalan*

Pazartesi, Ocak 19, 2009
üç küçük arkadaşla geçirilen bir saatin tatlı anıları.



biraz koşma, oynama bi de kardan adam(!)

(Zor şartlarda hazırlıksız yaptığımız kardan adama çöp poşetinden şapka yapmayı denedim beceremedim, örtüye elimiz aşina ya sonuç böyle oldu :D )



kar küreme işini üstlenmiş sırılsıklam bi çift bot.




benim yaptığım kartoplarını yine bana atmak için elimdeki makineye rağmen üstüme yürüyen hain domdomlar.



***


bir de kara uzanıp, yıldız yapabilseydim tam süper olacaktı...

(ikinci kar yağışında kikirik yaptı ama yıldızı, makine yanımda olmadığından fotoğraflayamadım.Bir dahaki sefere artık.)


*üç hafta önce ankara'nın beyazında
Read On 9 yorum

Filistin'e selam, boykota devam

Pazartesi, Ocak 19, 2009
Hamdolsun.

Bitti mi, hayır tabi ki bitmedi.
Filistin özgür kalana kadar sürecek bir yürek sıkıntısı var elbet.
Ama o günler de gelecek, şimdi yaraları sarma zamanı; gücümüz yettiğince...
Read On 1 yorum

pazar günü 13'de, Sıhhiye'de

Cumartesi, Ocak 17, 2009
HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, MAZLUMDER ve AGD'nin oluşturduğu "her yer filistin hepimiz filistinliyiz" platformu filistine destek mitingi düzenliyor.
Yarın
Ankara'nın kalbi filistin için atacak...

saat 13:00'de sıhhiye meydanında...
Read On 0 yorum
Çarşamba, Ocak 14, 2009
dua ne gariptir yaa


rutin gider bazı
çoğunlukla sağlık, afiyet, huzur
bazen sabır ve zafer için genellemelerle dolu
mesela bu ara
filistin için.

bi elhamdülillah bazen

...

birden

...

nasıl bir zamanda gelir kalbini zorlar
beklenmezken
silah altına alınmışsın gibi bakmışın dilinde
nasıl bir hissiyattır ki o
sonra
...

ya rabbi sen ki;
...

benim haddim hiç değil.


Allah;
cümlemizin yar ve yardımcısı olsun,
hakkımızda hayırlı olanla muamele etsin,
kalplerimize ferahlık versin...

dua edememenin nasıl bir şey olduğunu çok iyi hatırlayan biri olarak, ettirene hamdolsun.




Read On 2 yorum

yorumsuz

Pazartesi, Ocak 05, 2009

ÇALINTI TOPRAKLAR ÜZERİNDE UZATMALARI OYNAMAK

Gilad Atzmon İsrailli müzisyen / timetürk

İsraillerle konuşursanız küçük dilinizi yutarsınız. İsrail Hava Kuvvetleri, gün ışığında yüzlerce sivil, yaşlı, kadın ve çocuk cinayeti işlerken, İsrail halkı bu şiddet destanında asıl kurbanların kendileri olduğuna inanmayı başarabilir.

İsrail halkıyla aşina olanlar onların hayatlarında hüküm süren savaşın kökleri hakkında tamamen bilgisiz oldukları gerçeğini fark edecektir. İsrailliler sıklıkla İsrail jargonunda anlamlı tuhaf savlar ortaya sürmelerine rağmen, bunlar Yahudi mahallesi dışında işe yaramaz. Bunlardan biri: “Bu Filistinliler neden bizim (İsrail) toprağı üzerinde yaşamakta diretiyorlar ki, neden Mısır, Suriye, Lübnan ya da diğer bir Arap ülkesine gitmiyorlar?”. Diğer bir İbrani bilgelik incisi de, “Filistinlilere ne oluyor? Onlara su, elektrik, eğitim veriyoruz ve onların yapmak istedikleri bizi denize dökmek” diyecektir.

Şaşılacak şekilde, İsrailliler arasındaki sözüm ona “sol” ve hatta eğitimli “sol” bile, Filistinlilerin kim olduğunu, nereden geldiklerini ve neden direndiklerini anlamayı başaramaz. Filistin’in Filistinliler için vatan olduğunu kavrayamaz. Mucizevi olarak İsrailliler, İsrail’in, Filistin halkının harcama pahasına, Filistin toprağında, Filistin köylerinde, kasabalarına, tarlalarında ve bahçelerinde kurulduğunu anlamayı beceremez. İsrailliler Gazze ve bölgedeki mülteci kamplarındaki Filistinlilerin aslında Ber Shive, Yafo, Tel Kabir, Şeyh Munis, Lod, Hayfa, Kudüs ve diğer kasaba ve köylerden yerlerinden edildiklerini bilmez. Eğer İsraillilerin kendi tarihlerini nasıl bilmediklerini merak ediyorsanız, cevap basittir, onlara öğretilmez. İsrail-Filistin çatışmasına neden olan şartlar kültürleri içinde iyi saklanmıştır. Bölgedeki 1948-öncesi Filistin uygarlığı silinmiştir. Yerli Filistinlilerin 1948’deki etnik temizliği Nakba, İsrail müfredatında yoktur. Hatta İsrail resmi ya da akademik toplantılarında bile tartışılmaz ve adı geçmez.

Neredeyse her İsrail kasabasının tam merkezinde, epey tuhaf, neredeyse soyut bir boru işi, 1948 abidesi yer alır. Bu tesisat işinin adı Davidka’dır ve aslında 1948’de kullanılan İsrail havan topudur. İlginç olan şudur ki Davidka aslında inanılmaz etkisiz bir silahtır. 300 metreden uzağa işlemez ve çok sınırlı zarar verir. Davidka’nın zararı asgari olsa da, oldukça fazla ses çıkarır. Resmi İsrail tarih anlatımına göre, Araplar, yani Filistinliler, Davidka’nın sesini uzaktan duyduklarında hayatları için kaçışırlarmış. İsrail anlatımına göre, Yahudiler, yani “yeni İsrailliler”, biraz havai fişek yapar ve “Arap ödlekler” aptallar gibi kaçarlarmış. İsrail resmi anlatımında, Davidka’nın öncesinde gelen genç IDF ve paramiliter birimlerinin yaptıkları katliamlardan bahsedilmez. Aynı zamanda Filistinlerin topraklarına ve evlerine dönmelerini yasaklayan ırkçı kanunlardan da iz yoktur.

Yukarıda anlatılanın anlamı oldukça basittir. İsrailliler tamamen Filistin davasından bihaberdir. Yani Filistin davasını sadece kanlı mantıksız bir delilik olarak yorumlayabilirler. İsrail’in Yahudi merkezci soliptik evreninde, İsrailli masum bir kurbandır ve Filistinli barbar bir katilden başka bir şey değildir.

İsrailliyi geçmişiyle ilgili karanlıkta bırakan bu mezarsı durum, herhangi bir gelecek uzlaşı olasılığını da yok etmektedir. İsraillinin çatışmayla ilgili idraki asgari olduğu için, “düşmanı” temizlemek ya da yok etmek dışında herhangi bir muhtemel çözümü tasavvur edememektedir. Tüm İsraillilerin bilmesine izin verilen yegane şey Yahudi acılamasının fantezi anlatımlarıdır. Filistinlilerin acısı onların kulağına tamamen yabancıdır. “Filistinlilerin dönme hakkı” ona matrak gelmektedir. Hatta en ileri “İsrailli insancıllar” bile, toprakları yerli sakinlerle paylaşmaya hazır değillerdir. Bu Filistinlilere, her şeye rağmen özgürlükleri dışında başka seçenek bırakmamaktadır. Açıkçası, İsrail tarafında barış için bir muhatap yoktur.

Bu hafta Hamas’ın balistik yetkinliği hakkında daha fazla şey öğrendik. Besbelli ki Hamas İsrail’e uzun zamandan daha fazla olarak itidalli olmuş. Güney İsrail’e çatışmayı yaymaktan hep kendini geri tutmuş. Bana göre Sderot ve Ashkelon’a tek tük düşen Kassam füzeleri bana esaret altındaki Filistinlilerin verdiği mesajlarından başka bir anlam taşımıyor. Çalınmış topraklara, ev arazilerine ve bahçelere verilen ilk mesaj, “Ey sevgili toprağımız, seni unutmadık, senin için burada hala savaşıyoruz, er ya da geç geri geleceğiz, bıraktığımız yerden yeniden başlayacağız” diyor. Ancak mesaj aynı zamanda da İsraillilere de: “Siz, oradakiler, Sderot, Beer Sheva, Ashkelon, Ashdod, Tel Aviv ve Hayfa’dakiler, farkında olun ya da olmayan, çalıntı topraklarımız üzerinde yaşıyorsunuz. Hemen toplanmaya başlasınız iyi olur çünkü zamanınız doluyor, sabrımızı tükettiniz. Bizlerin, Filistin halkının, kaybedecek artık hiçbir şeyi yok”.

Bununla yüzleşelim, İsrail’deki gerçekçi durum daha çok ölümcüldür. İki yıl önce Hizbullah roketleri kuzey İsrail’i vurdu. Bu hafta Hamas, İsrail’in Güney’ine balistik intikam kokteylleri servis edebileceğini ispatladı. Hizbullah ve Hamas’ın her iki durumunda da, İsrail askeri cevap veremedi. Sivilleri öldürebileceğinden şüphe yok fakat roket atışlarını durdurabilmekten aciz. IDF, ya tüm İsraillin üzerini örtecek bir beton tavan yapacak ya da koruyamayacak. Belki de ilahi nihayette bunu planlıyorlardır.

Ancak hikayenin sonundan daha çok uzağız. Hatta daha başındayız. Her Orta Doğu uzmanı, Hamas’ın Batı Şeria’nın kontrolünü saatler içerisinde ele geçirebileceğini bilir. Aslında, Batı Şeria’daki PA ve Fetih kontrolü IDF sayesindedir. Hamas, Batı Şeria’yı aldığında, İsrail’in en büyük nüfus merkezi Hamas’ın merhametine kalacaktır. Bunu göremeyenler için söyleyelim, bu Yahudi İsrail’in sonu anlamına gelmektedir. Bugün, üç ay sonra ya da beş sene sonra olabilir; olay “eğer”den çok “ne zaman”dır. Tüm İsrail Hamas ve Hizbullah’ın füze menzilinde olduğunda, İsrail toplumu çökecek, ekonomisi iflas edecektir. Kuzey Tel Aviv’deki müstakil bir villanın fiyatı, Kiryat Shmone ya da Sderot’taki kulübeyle aynı olacaktır. Tel Aviv’i tek bir füzeyle vurulduğu zaman, Siyonist rüya sona erecektir.

IDF generalleri bunu bilir, İsrailli liderler de. Bu nedenle zaten Filistinlileri yok etmek için bu savaşı başlattılar. İsrailliler Gazze’yi işgal etmeyi planlamıyorlar. Orada istedikleri bir şey yok. Tek istedikleri Nakba’yı bitirmek. Filistinlileri silmek için üzerlerine bombalar yağdırıyorlar. Filistinlilerin bölgeden gitmesini istiyorlar. Açıkça görülüyor ki işe yaramayacak, Filistinliler kalacak. Sadece kalmayı istedikleri için değil, İsrail ölümcül taktiklerini uyguladığı sürece topraklarına dönüş günleri yaklaştığı için.

İsraillinin gerçeklerden kaçtığı yer de tam burası. İsrail, “dönüşü olmayan noktayı” çoktan geçti. Yok olmaya mahkumiyeti, Filistinli siviller üzerine attığı her bombaya nakşediliyor. İsrail’in kendini kurtarmak için yapabileceği hiçbir şey yok. Çıkış stratejisi yok. Çıkış yollarını müzakere edemez çünkü ne İsrailliler ne de liderliği çatışmadaki temel parametreleri anlayabilmiş değil. İsrail’in harbi sonlandıracak askeri gücü yok. Filistin’den çıkan liderleri öldürmeyi başarabilir, senelerdir de yaptığı bu, buna rağmen Filistin direnişi ve mukavemeti zayıflayacağına daha da güçleniyor. İlk intifada da bir IDF generalinin öngörüsünde olduğu gibi: “Kazanmak için Filistinlilerin yapması gereken tek şey hayatta kalmak”. Hayatta kaldılar ve gerçekten de kazanıyorlar.

İsrail liderleri de bunun farkında. İsrail şimdiden her şeyi denedi, tek taraflı çekilme, aç bırakma ve şimdi de soykırım. Demografik tehlikeyi sıkı bir Yahudi gettosuna dönüştürerek savuşturmayı bile düşündü. Hiçbir şey işe yaramadı. Hamas siyaseti görünümündeki Filistin mukavemeti bölgenin geleceğini tayin edecektir.

İsraillilere kalan tek şey, körlüklerine ve şimdiden hazır ve nazır ölümcül kaderleri olduğu gerçeğinden kaçmaya sıkıca sarılmaktır. Aşağıya doğru yuvarlanırken, İsrailliler bilindik çeşitli kurban ilahileri söylemeye devam edeceklerdir. Benmerkezci üstülükçü gerçekle doldurulmuş olarak, başkalarına yaşattıkları acılara şimdilik kör olarak kendi acılarına boğazlarına kadar gark olacakları günler uzak değildir. Benzersiz şekilde İsrailliler başkaları üzerine bombalar bırakırken birleşik bir topluluk gibi davranmalarına rağmen, biraz canları acıdığında incinebilir masumiyetin ayrık birimlerine, monatlara dönüşmeyi başarırlar. Benlik bilinciyle ve geri kalanlar tarafından algılanan görünümleri arasındaki bu tutarsızlık İsrailliyi canavar bir soykırımcıya dönüştürür. İsraillin kendi tarihini idrak edememesinin de nedeni bu tutarsızlıktır, kendi Devletleri’ni yok etmek sürekli ve sayısız teşebbüslerini kavramalarını da bu engeller. İsraillilerin Shoah’ın (Nazi Soykırımı’nın İbranicesi) anlamını idrak etmelerini ve bir sonrakini önleyebilmelerini engelleyen de aynı tutarsızlıktır. Bu tutarsızlık İsraillileri insanlığın bir parçası olmaktan alıkoyar.

Bir kez daha Yahudiler bilinmez bir kadere doğru yola çıkmak zorunda. Bir nebzeye kadar, kendi yolculuğuma az evvel başladım.


Read On 2 yorum

pazar 12'de çağlayanda

Pazar, Ocak 04, 2009
saadet partisi düzenliyor mitingi, keşke siyasi partiler yerine sivil toplum kuruluşlarının adı öne çıksa. Ama saadetli olmamak, orada olmamak anlamına gelmemeli dimi? Çünkü filistinli kardeşlerimizin hakkı üzerimizde ve bu hakkın bi partisi yok!!!
Read On 2 yorum

Cumartesi 13'de, Abdi İpekçi'de

Cuma, Ocak 02, 2009
"Dünyanın bir yerinde insanların üzerine bombalar yağdırılırken, dünyanın kalanı vahşetle çevrelenmiş hayatına eklenen görüntüleri ses çıkarmadan, umursamadan izlerken, hepimiz bir akışın içinde fark etmeden, akıl etmeden, hissetmeden, bilmeden, görmeden yuvarlanırken, birileri sana, “kimsenin bu akışa karşı duramayacağını, gücümüzün buna yetmeyeceğini,” söylese de, sen akışın tersine yüzenlere, yaşamayı sürüklenmek, unutmak, saklanmak olarak görenlere değil, yaşamayı illa da “bir uğraş” olarak görenlere katıl. Bir söz de sen söyle, bir taş da sen at!." KaRa /www.patagonya.org



"MAZLUMDER’den GAZZE Halkıyla Dayanışma Mitingi
Gazze’de yaşanan katliamı, ambargoyu protesto etmek insanlık görevidir.

Ankara Filistin Dayanışma Platformu olarak insanlık onurunu yüreklerinde taşıyan erdemli, duyarlı, insaf sahibi bütün halkımızı bu insanlık dışı vahşete sessiz kalmamaya çağırıyoruz. 03.01.2009 Cumartesi günü saat 12.00’de Kocatepe Camiinde gıyabi cenaze namazı kılmaya ve ardından da saat 13.00’de Abdi İpekçi Parkı’nda Yazar Abdurrahman Dilipak’ın da konuşmacı olarak katılacağı GAZZE HALKIYLA DAYANIŞMA MİTİNGİ’ NE davet ediyoruz."





Yollar Senindir - Esref Ziya Terzi
Read On 10 yorum

yeni yıl mı?

Perşembe, Ocak 01, 2009
yok yaa...



Read On 0 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate