uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

ben lisedeyken; ...

Geçen pazartesi ahretlik bendeydi. Yarıyıl tatilinde Ankara'daydı, cumartesi de İstanbula döndü. Salı günü bana gelmeyi düşündüğünü söylemek için aradığında "atla trene gel be selva, yarın da kalırız ama bugünden gel" lerime dayanamadı. Öğlen kafa kafaya vermiş, çay içip çerez yiyerek lise yıllarımızı konuşuyorduk. Onca sene geçince aradan gülünecek ağlanacak ne çok şey birikiyor ama bazı olaylar vardır ki tek kelimeye bakar. Yani bi kelime söyleyecek nefesi ancak buluruz, çünkü daha birbirimize bakarken ne kastettiğimizi anlayıp gülmeye başladığımızdan gerisi gelmez kelimelerin. (burun, ş ile başlıyodu, o neydi be öyle gibi sözler kahkahaların arasından bazen seçilebilir)

Hocalara yaptığımız nisan 1 şakaları, tarihçi nuran'a sınıfça yaptığımız yazılı kandırmacası*, görüşemediklerimiz, nerde nasıl olduklarını bilemedilerimiz, tek bir davranışları bir ömür unutulmayan vefalı akadaşlarımız, neleeeer neler. Liseden sonra üniversite hatıraları başladı bir de, İstanbul'un büyüsünde.
En son saate baktığımda dört buçuktu saat...

***


* Nuran hanım akli dengesi yerinde olmayan ve dahi raporlu bir hanımdı. Başından çok acı şeyler geçmiş ve kaldıramamış olanları. Okulda namı "deli nuran" Emeklisine az kalmış, sanırım arkasında idare edenler de vardı ki, bu halde devam ediyordu ders vermeye. Yazılıda 100'lük kağıt verip, dersten kalmak mümkün, not kriterlerini anlamaksa imkansız. Yine tarih yazılısı gelmiş, herkes "nasolsa nuranın insafına kaldık" modunda.

Sınavda her zaman yaptığı şey; sınıfa gelir, öğrencileri a-b grubuna ayırır, (bu taraaaaf a grubuuuu, bu taraaaaaaaaaf beeeeeeeeeeeee) kitabı rasgele açar, o anda soruları seçer. SInav başlayınca da en öndeki kızın sırasından kırmızı kalemi alır ve kağıtların üzerine a-b yazar. Sene boyunca üçerden 6 yazılı, iki yılda 12, hiç şaşmaz, hep aynı. Kim organize etmişti hatırlamıyorum şimdi ama bütün sınıf 2 grup için onar sorudan 2o soru hazırladık, cevapları da aynen geçirdik kendi dilimizce yazılı kağıtlarına. Üstlerine de a ve b işaretlerini kırmızı kaleme yazdık. Sıranın altındaki kitapların arasına sakladık. Yazılı sonunda önümüzdekilerle değiştireceğiz onları. Hepimizin de son ana kadar çıkmaması gerekiyor tabi, hoca göz atmasın, soruların farklı olduğunu anlamasın diye. Bütün sınav boyunca sıraların arasında dolaşıp, nefesini tutarak başında duran, pat diye eğilip kağıtlara bakan bi tipten bahsediyorum.

Neyse efenim, sıkıntı baştan başladı. Her zaman grup notunu kırmızı kalemle düşen kadın, gözüne çarpması için öndeki arkadaşın gösterdiği tüm çabaya rağmen kırmızı kalemi almadı. Çantasından çıkardığı laci bi pilot kalemle yazdı grupları. Sınıfta bi uğultu oldu tabi. "Değiştirmeyelim kağıtları disipline gitcez" diye konuşuyor herkes fısır fısır. İşkillendi tabi nuran hoca. Sonra yeni bi fısıltı dalgası, zil çalmadan bir kaç dakika önce kağıtları değiştirip, hızlıca toplayacağız ve hocaya toplu olarak vereceğiz. Sınav sonunda ilk yaptığı iş kağıtları rulo yapıp lastiklemek, kağıtların başından biraz sarabilirsek laci-kırmızı sorunu da o an farkedilmez, sonra da hatırlamaz zaten.
Hepimiz önümüzdeki kağıtlara uyduruk kaydırık bir şeyler karaladık ve son beş dakka plan işlemeye başladı. Heyecan dorukta. Sınıf 50 küsur kişi. Arka sıralardan toplanmaya başlandı kağıtlar. Bu sırada arkadaki bazı arkadaşlar son anda kağıtları değiştirmekten vazgeçince orada yine bi uğultu dalgası yükseldi. Nuran hoca sinirlendi, "bi toplayamadınız kağıtları" diye. Önden toplamaya başladı kağıtları, ben de 2. sırada oturuyorum. Bizim lagalugalarla doldurduğumuz kağıtlar, hooooooooop Nuran hocanın elinde, laci laci. Arkaya gitti, arkadaşın elindeki bi tomar kırmızı işaretli sınav kağıdını da hışımla kaptı elinden, arkadaşın "biz topluyoruz hocam, siz yorulmayın" çabalarına rağmen (hala bi şansımız var çünkü, oyalabilirsek, bizim lacileri de kırmızılarla değiştirebiliriz) olan oldu ve nuran hoca kağıtlara bakmaya başladı. Soruları okumaya başlayınca durumu çaktı. Gözlerinden ateş fışkıran bi ejderha gibi bütün sınıfa verdi veriştirdi, "siz görürsünüz" diye bastı gitti. Sınıf ikiye bölündü, olaya gönülsüzce dahil olanlar, "organize edenleri korumayacaklarını, kendilerini savunacaklarını" söyleyip duruyorlardı, çünkü şu kesindi, sınıfça disipline gidiyorduk.
Hepimiz durumu yönetime, ailelerimize nasıl anlatacağımız düşünüyorduk. Sonuçta biz bi numara yapmıştık ve bu ciddi bi suçtu.
Aslında biz sınav sonuçları okununca başvuru yapacak ve kağıtların tekrar incelenmesini isteyecektik, niyetimiz nuran hocanın aynı seviyedeki kağıtlara farklı notlar verdiğini idareye göstermekti, ama oralara ulaşamadı tabi plan. Fakat idare yaptığımız hataya rağmen (nuran hocaya gösterilen töleransın da ortaya çıkmasından korkarak sanırım) sınıfça disipline gitmememiz için hocayı ikna etti, biz de uzuuun bi nutuk dinledik, uzaklaştırmalardan yırttık neticede ve sicillerimize işlenmedi.

:)

Bir d ebunu eklemek istedi canım...



Bana Bir Masal Anlat Baba - Derya Koroglu - Yeni Turku
0 yorum:

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate