uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

doğum gününden girip, davos'a, gaz'a, sınava şöööle bi değinip balıkta cart diye biten yazı

etiketler:
Arayı açmışım yine, neden bilmem ihtiyaç hissetmiyorum yazmak için. İçimi kıpır kıpır eden yazma isteği oluşmuyor eskisi kadar sık. Bir önceki postla arada geçen sürede bir tek Davos olayı hakkında yazmak istemiştim, o vakit de şartlar uygun değildi :)
Ve fakat yazmalıyım, çünkü dönüp okuduğumda hayatımın unutulmaya müsait detaylarını hatırlama imkanı sağlıyor blog ve bir nevi "anı deposu" görevi görüyor. Bu da benim gibi hafıza fakiri biri için eşi bulunmaz bi fırsat.

  • Geçtiğimiz haftaya kikirciğimin 5. geleneksel doğum günü toplaşması damgasını vurdu. Pazartesi dip-köşe temizlik, Salı önceden yapılabilecek ikramlıkların hazırlığı, Çarşamba ikramlık hazırlıklarına devam ve dahi evin çocuklar için eğlenceli hale getirilmesi derken akşamına nihayet kadro toplandı. 16 yetişkin ve 8 çocuk evin her köşesine dağıldı :) Yedik, içtik, sohbet ettik, çocuklarınsa keyfine diyecek yoktu. Önce hazırladığım bol kepçe menüyle karnımızı doyurduk (akşam yemeği niyetine), sonra çocuklar için eğlenceli olan kısım başladı, mumlar üflendi, hediyeler açıldı. Babacığım ricamı kırmayıp tüm çocuklar için can-ı gönülden duasını etti, biz de toplu olarak amiiiiin dedik. Ardından frambuazlı-çukulatalı pastaya gömüldük, gerisini hatırlamıyorum :) Keyifli bir akşamdı ve benim için yorucu bir de :)
  • 29 ocak Perşembe akşamı malum "Davos Vakıası" gerçekleşti, gece yarısına kadar tv başına kilitlendik. Kim ne derse desin memleketim insanının çoğunluğu gibi gururlandık, heyecanlandık ve yalnız değildik, haftaiçi olmasına rağmen gecenin o saatinde ışıl ışıldı her yer. Başbakan duymadı ama ben ona "efferin ooolum ehmet sağa da prafo" dedim ekranın başından vahi öz usulü...
  • 30 ocak Cuma son bir sınav turu için kurstan arkadaşlarla sürüş alanındaydık. Öğleden sonra eve geldiğimde kikirik karın ağrısından şikayet ediyordu. Evde yapılabilecekler sonuç vermeyince ve de Ayşin teyzeme gitcem diye tutturunca, hastaneyi aradım. Ayşin hanımın akşam vardiyasında olduğunu öğrenince de toplaşıp gittik. Sohbet muhabbet arası genel muayeneden sonra, karın muayenesi için yattı benimki ve sonuç tadaaaam, elifin gazı varmış. Ayşin eliyle işte tam burda deyip, hafif bastırınca gaz firar etti ve kikirik rahata kavuştu :)
  • 31 Ocak sabahın kör vakti kursa gittim, oradan da sınav alanına. Adım atacak yer yok, alan tıkış tıkış, neyse efenim tam teçhizatlı gitmiştim zati, su, abur-cubur, kitap, müzik, tesbih filan. Gerçi geyikler yüzünden teçhizat kullnılamadan geri döndü. İki gibi filan işim bitmiş kursa dönmüştüm. Aynı sokaktaki akvaryumcudan biri Elif'e, biri bir kaç günlüğüne bizde kalan kuzenine olmak üzere iki betiş aldım yeni. Bi de fanusları goccımeeen. Dolmuşla gitsem ben sakar kırarım o fanusları kesin, yürüsem o kadar yolun sonunda iki gün omuz ve boyun ağrısına teslim olurum. Eşimi arayıp teklifi hala geçerliyse onu beklediğimi söyledim, on dakika sonra balıklarla beraber arka koltuğa kurulmuş, heyecanlı heyecanlı sınavı anlatıyordum :) Aynı günün akşamına sonuçlar belli oldu, artık sertifikalı sürücüyüm anacım. Ankaradaki arkadaşlar; dörtlüleri yakmış, hızı 50'yi geçmeyen, yeşil steyşın, plakasıııı ... (pişşşşıkk) bi toyota görüseniz ahanda o benim :)
  • Yazdıkça yazasım arttı ama bu postu burada bir fotoğrafla noktalayayım, kikiriğin objektifinden balık bolt (bence samiiim)


8 yorum:

Özlemişim seni okumayı:) Doom günü süper geçmiş ne güzel... Allah hayırlı ömürler versin...

Davos süperdi! Ayakta alkışladım ben de o anı...

Ehliyeti almana sevindim... Balık çok güzelmiş...


Ben de özlemişim seni okumayı ama o blogdan hafif sıkılma durumları bende de başladı, eskisi gibi özenerek yazmıyorum:)

Hayırlı olsun, kazasız belasız sürüş günleri diliyorum uraganım, kikirik'e de güzel upuzuuuun bir ömür, tekrar:)

balik benim mahmut'un cinsinden galiba, betta, gerçi birlikte az bir zaman geçirdik ama anladığım kadarıyla biraz sinirli bi cins, fanusa kafa atmalar, baloncuklar çıkarmalar falan:)


senin mahmut beta mıydı yaa?, hımmm....
beta dayanıklı balıktır hani, açlığa, soğuğa filan dayanır, kolayla terk-i diyar etmez, nazlı değildir, ondan didim yani.
*
ve evet asabi balıktır, ondan mütevellit tek başına beslemek elzemdir. Dişisiylen bile baş başa bırakmaya gelmez, yüzgeç filan bırakmaz parçalar :D (laf konuştu balık uzmanı :P)
*
teşekkür ederim güzel dileklerin için, kendine güveniyosan gel bir tur atalım :)


ben de yazmayı özlemişim Aysun yaaa.


evet ya, betaydı, sözde dayanıklıydı:( niye öldüğünü anlamadım halen..

uraganım, ona "kapışalım" diyorlar şoför jargonunda, ınnn hhınnn, ağlatırım asfaltı bence:p

(yani, halime acıdığı için ağlar asfalt:) )


Kikiriğe tekrar hayırlı, uzuun, güzel bir ömür diliyorum...

Benim de canım artık hiç yazmak istemiyor nedense, ama senin yazmanı bekliyordum..

Ehliyetin hayırlı olsun, kazasız belasız, stressiz güzel bir şöförlük hayatı diliyorum.. Gözüm yollarda olacak..:)

Balığın rengine bayıldım, ömrü uzun olsun...


solar, alemsin kardeşim,ağzım kulaklarımda okuyorum yorumlarını.


özlem; amin cümlemizin evlatları için inş.
*
benim bu hissim geçiyor sanki,yazabilitem geri geliyor gibi...:)
*
amin, inşaallah uzun olur, bu da merakının kurbanı olmazsa yaşar ama bakalım...
*
kendime de yallah şooofeer yallah, kaseti doldurcam bi de, ay cd'si. dön dön dinle yolda. :)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate