Sevdiğim ne çok şey varmış bak sen...

Erkenciyim bu sabah, erken uyan-mayı/abilmeyi seviyorum.
Kendimi yataktan sökmek zorunda kalmadığım sabahları seviyorum.
Evin içinde tıkır tıkır dolaşmayı seviyorum, sabah sessizliğinde.
Günün ilk sıcak içeceğini seviyorum ve ilk yudumda içimi sıcacık edişini.
Odaların kapılarından kafamı uzatıp nefesleri dinlemeyi seviyorum.
Kendimi pek de istekli olmadığım ve dahi hiç beceremediğim "ağır olma" konusunda bir tek herkesin uyuduğu saatlerde yetkin buluyorum. "Kimsecikler uyanmasın, rahatsız olmasın" diye o ivecen, aceleci, şaşkın, sakar hallerimi yatağın başında bırakıp, evin içinde adeta bir prenses edasıyla süzülüyorum.

Bu sabah erkenciyim, uykumu almışım, kahvemi içmişim ve sarayımın koridorlarında dolaşıyorum, bu sessizlikte eteklerim hışırdıyor sadece...

(hangi etek kızıııııııım, yıl oldu sen etek giymeyeli, okuyucuya madik atma!)

Yorumlar

solar dedi ki…
bu huzurlu hallerini okuyunca ben de huzur buluyorum uraganım..

iyi ki varsın, sen hep yaz, ben hep okuyayım..
uragan dedi ki…
Bu yorum yazar tarafından silindi.
uragan dedi ki…
ilk cümle bana çok özlediğim bi arkadaşımın cümlesini hatırlattı. çok farklı dünyalardan iki insanın kısa süreliğine kurduğu acayip bi ilişkiydi bizimkisi.
seninle kurduğumuzdan daha da tuhaf bi ilişki.sakın kızma, tuhaf derken kastettiğim, hani bazen içimden geçenler senden geliyor ve senin içindekiler de benden dökülüveriyor ya, ondan öyle diyorum.
onunla bambaşka şeylere inanıyorduk, sosyalizmi sorguluyor, tanrının varlığına inanmak konusunda karar veremiyordu, teslim olamıyordu. Bunları yazıyorum çünkü ondan bana kalan tek mektubu okudum dün gece dönüp dönüp. Hatta buraya eklemeyi düşündüm, olur da adını filan aratır, cümlelerini görür hatırlar diye. Şimdi birden o mektupta okuduğum bir cümlenin benzerini senden duyunca içim bi tuhaf oldu.akşam üzerine saatlerce kafa patlattığım bir konuda, sanki gece benimleymişsin gibi bi cümle kuruyosun. kalp kalbe karşı, bu mu acaba?
*
bir de öksüz havva seni çok özledim...
Hacer dedi ki…
Prenses edasıyla süzülme tasvirinden sonra etek hışırdamalı zaten:) Gerçek payı olmasa da ilk cümle hatırı için affedilir:P
SENABERA dedi ki…
N yazık ki her zaman erken uyanmayı başaramayanlardanım, çünkü genelde çok geç uyuyorum, ama sabahın erken saatlerini severim.. Bir de hiç etek giyemem ben de, kırk yılda bir giyersem de hiç rahat edemem.. Ama yine de seni hışırdayan etekli bir prenses olarak hayal etmeyi tercih ettim bu yazında...
Kuaybe dedi ki…
Ben yine seni okumayı çoooooook özlemişim :((

O dörtlüleri yakmış yeşil arabayı da gözlerim heryerde arayacak bu arada :))
uragan dedi ki…
hacer haklısın, bence de :P
uragan dedi ki…
özlem beni tanısan zor olurdu prenses gibi hayal etmen, ama kızım da o ruh var , kırk kat yatağın altındaki bezelyeyi farkedebilecek cinsten :)
uragan dedi ki…
kuaybe farkettin mi bilmiyorum, sık sık yazan tayfadan hepimiz dökülüyoruz. sen azalttın, aysun öyle, özlem, ben hepimiz gitgide daha az yazıyoruz.

ara ama, yıllarca kadir çöpdemir dinlemiş süper fm dinleyicisinin çöpdemiri ekranda ilk gördüklerinde yaşadığı şoku yaşarsan karışmam. :D
solar dedi ki…
kalp kalbe karşı uraganım, ve bir de bence kader..
seni tanımam gibi:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Benim için namurad olsun diyenler bermurad olsun"/"Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk" okumaları

Rabbişrahli ve sadri!

günlerimiz bitecek bir gün saya saya*