uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

uyumadan önce gördüğün son kare bir deniz aslanı olursa, kabus kaçınılmaz mıdır ? :)



Pazar günü akşam toplanıp kayınvalidelere gittik. Pazartesi hastaneye yatacak, salı'da anjio olacaktı. Biz evden çıkmak üzereyken telefon etti, elifle konuşmak istedi, vermedik telefona. Mutlaka ağzından kaçırır, oraya gitmekte olduğumuzu açık ederdi çünkü. Oysa biz beklenmedik bi anda gidip şaşırtmaya kararlıydık onları. Ve öyle de yaptık, "birazdan görüştürürüz seni, şimdi oyun oynuyo gelmez telefona" deyip kapattık. Ardından da yola koyulduk. Kadıncağız kapıda bizi görünce duygulandı çok, neredeyse ağlayacaktı. O ertesi gün hastaneye geliriz sanıyordu, iyi bi sürpriz oldu he he :)

Akşam çantasını yaptık birlikte; hastaneye götüreceklerini ütüledim, o da ilaçlarını filan hazırladı. Sabah altıda ayaklandık, namaz, kahvaltı,kikiriğin hazırlanması derken sekize doğru çıkabildik ancak. Kikiriği hastane girişinde baba ve dedeye bırakıp, doktorun yanına çıktık birlikte. Ama bütün bu koşturma yarım kaldı, anjio makinesi bozulmuş, yatışı perşembeye ertelediler.
Biz de oradan kayınbiraderlere geçtik. Yeğene aldığım balığın fanusunu temizledik birlikte, nasıl da seviyor stiç'i. O stiç koydu balığının adını, elif de lilo koyacaktı tamamlanacaktı ama kikirik bolt'dan başka bir isme razı olmadı. Neyse efenim enes yeğen öyle heyecanla yardım etti ki bana, balığı aldığıma bu kadar sevindiğini farketmemiştim ben. Ne güzel, küçük şeylerle mutlu olmak ne iyi:)

Öğleden sonra eşyalarımızı almak için keçiören'e döndük, akşamda evin yolunu tuttuk. Kikiriğin ısrarlarına dayanamayan babaanne muhabbet kuşu bızdığı yanımıza katıp gönderdi. Arabadan indim, bi elimde kafes, diğer elimde seyahat kavanozundaki balığımız, yanımda elif. Arkadan babamız seslendi;
-kuşu almışsın da balık da sende mi?
-bütün canlar ben de, sen yongaları al gel, dedim muzip muzip.

Akşam ile ilgili en son kikirikle kanepeye uzanmış, aslanlar ve deniz aslanları ile ilgili bir belgesel izlediğimizi hatırlıyorum, neyşınıl cografik'in çocuk programlarından, ondan sonrası yok. En son hatırladığım kocaman, iki ön dişini tutunabilmek için buza geçirmiş bir deniz aslanı. Sanırım epeydir devam eden az uyuma faslından sonra sızmışım :)

Gece rüyamda, küçücük bir buz parçası üstünde suya düşmemek için çabalayıp durdum.

Bu sabah yine altıda kalktım, balkona çıkıp buz gibi havada kahvemi içtim ve iyice bi uyandım sonra da yazamadığım zamanların telafisi olarak önceki postu yazdım, aha bu da bugünün ikincisi. Epey olmuştu bi günde iki yazı atmayalı bloga.
Sıkı durun millet!!!
aktif, dinamik, delikanlı plokırınız uro, sanırım geri dönüyor :)
ama sadece zan bu, unutmayın.
tönepilirum deee, tönmeyepilirum de.
yarin töntum töntum, tönemetum pi dahaki haftaya
olmadi sonraki hafta
pilemedun pi sonraki hafta
eeen son ... (bu böyle gider)

vesselam
5 yorum:

geçmiş olsun uraganım, tez zamanda eski sağlığına kavuşur inşallah kiririkin babaannesi..
**
ben rüyamda denizde hipopotam gördüm ya ne diyorsun:)
**
yaşşasın, eski uro geri döndü!
:)


Çok geçmiş olsun Uragan. Hastalık hem hastaya hem de yanındakilere çok zordur. İnşallah bir an önce atlatırsınız.

Bazen düşünüyorum Uro niye bu kadar çok canlıyla içli dışlı:) Sonra da cevap olarak insanlarda bulamadığı çoğu şeyi hayvanlarda buldu diye düşünüyorum. Ya da anne olduğu için tüm canlıları sevesi geliyo:)


solar, sana en azından burada adınla hitap edebilirmiyim sakıncası yoksa?
*
amin canım, inşaallah.
*
ilginç, zor oldu mu? :)
*
yaşşasın bence de ama kısa süreli gibi,kaçık her an kaçabilir:)


çok sayın valim,vali yardımcım,belediye başkanım, protokoldeki değerli konuklar ve sevgili misafirler; "uronun hayvanlarla içli dışlı olma nedenleri" üzerine yaptığımız panele katılımlarınızdan duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek başlayalım söze. :)
*
bilmiyorum ki warrior; tümünü diyemesek de büyük bi bölümünü sevesim geliyo sahiden. ben böyleyim, sevgi insanıyım, servetimi bağışlayacağım hazineye yakında :)
*
hayvanlar karşılıksız sevgiden anlıyorlar, yani bu hayvancıkları bakıp büyütmenin bana herhangi bir getirisi yok, onların varlıklarından başka, sevildiğini anlıyor, arkadaşlığını ve yakınlığını sunuyor sana, o kadar. sonrası hadisdeki gibi tezahür ediyor, muhabbet artıyor :)
*
bir de çocuklar böyledir bence, kendilerini karşılık beklemeden seven biri olduğunda, onlar da çok bağlanır ve yakınlaşır.
*
ama yetişkinler genelde bir şeyler bekler hep; seversin, sevildiklerini anladıklarında değişmeni beklerler, onlar gibi olmanı beklerler, aynı düşünmeni davranmanı beklerler, eksenlerine girmeni isterler.
çocuk ve hayvan sevgisi özgür bir sevme biçimidir kanaatimce...
bir dokun bin ah işit:)
*
amin inşaallah çabucak toparlanır ama, sonuçta şeker hastalığı baki ve sürekli vücudundan çalıyor, Allah kimseye vermesin, çok tahrip ediyor vücudu.
*
ya posta benzedi yorum, neyse umarım burayı okuyana kadar sıkılmamışsındır:)


uraganım, içinden nasıl geliyorsa öyle hitap et; ben alıştım uraganım'a ismini yazınca tuhaf oluyorum:)


İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate