uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

"Kabus geri döndü" demek isterdim ama ; "bi arkadaşa bakıp çıkcek" desek daha doğru olur kanaatindeyim :)

Çarşamba, Ekim 28, 2009
  • "Çivisi çıkmış dünya"yı bitirince aklıma bir soru geldi oturdu. Ben Amin Maaoluf'un romanlarını mı daha çok seviyorum yoksa makalelerini mi? Cümlelerinin tümüne katılmasam da onların tümünü sevme nedenim belki de, Maaoluf'un arada kalmışlığı ve arada kalmışlığın yarattığı bağlanamamanın getirisi olarak ortaya çıkan bağımsız bakış açısıdır... Zamanında "Ölümcül Kimlikler"i okurken de benzer duygulara kapılmıştım.
  • 17 ekim gecesi yola çıkıp, sabaha karşı uyuyup yine de saat 10'da kahvaltı etmeyi başararak Pazar günümüzü, dolu dolu Bursa ve Mudanya 'da gezinerek geçirdik. Bursa'ya üçüncü gidişim bu ama kayınbrotherlar oraya taşındığından bunun son olmayacağı aşikar. En son 8 sene önce gitmiştim. Mudanya'da sahilde yeni betişin fanusu için taş toplayıp, ızgara balık kokusuna karışan yosun kokusunu içime çekerken, denizin bana ne kadar iyi geldiğini düşünüyor ve en son ne zaman gördüğümü hatıramaya çalışıyordum denizi. 6 yıl olmuş... Mevla lutfetti de her halini gördüm ama bir gün içinde; sakin gri ve yağmurlu halini, kayaları döven hırçın halini ve güneşe teslim masmavi neşesini. Yaratana ve Tekrar Gösterene, hamdolsun.
  • Bu Pazar da İstanbul turu atıp gelecektim ama salı iznimi pazarla değiştirecek yüce gönüllü birini bulamadım maalesef. Kuzenimin nikahı ve düğün yemeği vardı aslında, ama nasip değilmiş demek ki. Beşiktaş evlenme dairesinde nikahı kıyılmış ve Yıldız parkında bir restoranda fasıl eşliğinde yemekler yenmiş. Teyzemle görüştüm "çok güzeldi"dedi. Bana uzaktan sevinmek kalsa da mutluyum; bekarlığı müzminlik yolunda ilerleyen kuzenimin nihayet evlenmiş olmasına... Allah; mutluluklarını daim etsin.
  • Dün bu saatlerde temizliğin yorgunluğunu atmak için ayaklarımı uzatmış balkonda çayımı ve sigaramı içerken; akşam 6-7 gibi gelmelerini beklediğim misafirlerimizin, saat 4'de yola çıkacaklarını öğrendiğim de Ali ile aramazdıkda geçen monologu andıran diyalog:
"ciddi misin yaa?, şaka di mi bu?"
"yoooo"
"hadi canım olamaz, kesin tufaya getireceksin beni"
"şimdi aradılar, tekrar"
"Allah'ım şaşkın şaşkın etrafa bakıp, sağa-sola koşturmak istiyorum ama yorgunum."
""
""
  • Güzel bi akşam oldu ve gürültülü. Yaşına yeni girmiş bir kız, onun peşinde benim kız, onları anakucağından seyredip arada ağlamalarıyla onlara eşlik 4 aylık bi başka kız... :)
  • Arkadaş muhabbetlerini artırmak lazım ve gelenlere hep balık pişirmek. Balıklar Ali bey'in elinden çıktığı için, bana kalan kısmı temizlik; önden bir çorba, salata, yeşillik bir iki meze hazırlığıyla sınırlı oluyor :) Ama ben yine de çok yoruldum sanki, sanırım geçen hafta evin zıvanadan çıkmış olmasıyla ilgili bir durum bu :)
  • Ayrıca bu ne güzel bi müzik yaw, harika olan yeri girişindeki müzik, burda 20. saniyede giriyor ama doyurmuyor. Fulünü dinleyin, dinlemediyseniz, neşe doldu içim, gökselsever'im ben kesin :)

    Brada'ya not: kozlarını buradan paylaşabilirsin, buyur. pişecek o boza, pi-şe-cek!!!
Read On 9 yorum

mezlaka-i akdam

Pazartesi, Ekim 12, 2009
Mezalik-i akdam, teolojik bir terim. Mecaz anlamı ve kelimenin söylenişi çok hoşuma gitti, elimdeki kitaptan öğrendim ve bazı konularda dilime pelesenk olacağına eminim : )
*
"Mezalik, mezlaka'nin cem'i (çoğul) hali. Mezlaka "kaygan yer" demektir.
Mezlaka-i akdam; ayakların kaydığı yer; mecazen ilmi bahislerde hata yapma ihtimali çok büyük olan, nazik, tehlikeli meseleler demektir. "

kaynak: Ali Ulvi Kurucu-hatıralar 2 / Ertuğrul Düzdağ / kaynak yay. / sf:178
Read On

Okul'un -de hali...

Perşembe, Ekim 08, 2009
İlk günden bi kare ile başlayayım, Elif tören için sıra -da...


***

Biz de hanımefendinin klasöründeki sünger bob halin -de :)

***

İlk ödev var sırada, elmalı rocco eşliğin -de...

***


Yaşasın ayarlanabilir ütü masasıııııııı !!!



İlk veli toplantısı -da çıktı aradan. Elif deyince, kararsız kaldı öğretmen gülümsedi, toparlamaya çalıştı kelimeleri...

Elif çetrefilli bir çocuk, diye başladı söze. Şöyle devam etti: "Çok zeki bir çocuk, kendini çok güzel ifade ediyor, dil gelişimi yaşının çok üstünde ama aynı zamanda çok zor bi çocuk, "ben her şeyi bilirim" edasında ve bana karşı bile böyle davranıyor, sonuna kadar direniyor biliyorum diye. Biraz bencil, istediğini istediği zaman yapmak istiyor, bu kurallar bana uygun değil, değiştirelim diyor..."

Eve gittiğimizde konuştum biraz kikirciğimle, toplu halde bulunduğumuz yerlerde uymamız gereken kurallar hakkında. Öğretmeni de Pazartesi okul çıkışında, elif'le konuşup konuşmadığımı sordu, çok farklı davrandığını söyledi, zamanla sınıftakilerle daha uyumlu olacağını düşündüğünü söyledi.
Ne deyim yorum yapamıyorum henüz, izlemeye devam...
Read On

sorum/nlu blogger uyarısı :)

Perşembe, Ekim 08, 2009
Aaaah, nerde o eski günler, şunu da yazayım unutmayayım, dediğim her şeyi not edebiliyordum bir zamanlar blogcuğuma, epeydir ne kikirciğe yazı ekliyorum, ne u-foto'ya fotoğraf atabiliyorum, uraganik'in durumu ise içler acısı, buraya da kaydetmek istediğimin 20 de birini ancak yazabiliyorum. Başka bi plan vardı kafamda, o daha başlarken yarım kaldı...

Kikirciğin blogunu şifreledim yeniden, daha önceki maillerle girilebiliyor ama yazı atmayacağım. Yazabilirsem buradan devam ettireceğim kikiriğin günlüğünü de kikirik haber etiketiyle. Bir daha ki yıla kendi günlüğünü tutmaya başlar eminim. :) Uraganik'i de şifreleyeceğim ilk fırsatta, yarım yamalak yatmasındansa yok saymak daha iyi görünüyor gözüme, linkini de kaldırdım gitti.
Ve bir süreliğine -ne kadar olduğu belli olmayan bir süre- yoruma da kapatıyorum sayfayı. Yorumları görüp cevaplayamadığım için suçlu hissediyorum kendimi çünkü, yük oluyor kafamda ilgilenememek... Fırsat buldukça yorumları cevaplamaya çalışmak yerine; eksik gedik de olsa yazmayı ve sizin bloglarınızı okumayı sürdürebilmek niyetim.

Var mı itirazı olan?
İtirazı olan ya şimdi konuşmasın, ya da sonsuza dek sussun :))
Read On 4 yorum

nerde kalmıştık?

Cuma, Ekim 02, 2009
17.09/Muhabere onbaşımız döndü.
Elif babasını gördüğü an gidip boynuna sarıldı ve saatlerce kucağından inmedi.
Arabada başını babasının boynundan çekip yüzüne bakıp bakıp tekrar boynuna gömdü. İnanamadı, sanki hiç gelmeyecekmiş, bir mucize olmuş da gelivermiş gibi davrandı... Ağlamamaya çalıştı garibim, "döndü artık baban, giderken tutacaktık", dedim. Gözyşalarını bıraktı da rahatladı.



20.09/Ramazan bayramımız...
Bayram değişik oldu, bizim bayram 3 gün önce olduğundan, bu sene sönük geçti biraz Ramazan bayramı. İlk gün öğlene kadar, iki ve üçüncü günler de akşam altıdan sonra çalıştım. Aralarda bol bol akraba ziyareti yaptık. Dedim ya, sönüktü biraz...



24.09/ Şimdi okullu olduk / 31 yıl yaşayan ben miyim?
Okula başladık; bi heyecan, bi telaş. Ne yapacak bakalım küçük hanım?, beklediğimiz gibi kolay mı olacak,yoksa şaşırma ihtimali mevcut mu? Kafamızda sorularla bahçedeyiz, tören başlayacak, bi ara hakan albayrak'ı gördüm sanırım, sonradan hatırladım ama onun o olduğunu. Neyse Elif hemen ayrıldı yanımızdan, arkadaşlarının arasına daldı, çene çalmaya başladı, ürkek davrananları muhabbetin içine çekti, "biz olmasak da olurdu", gibi oldu... Beklemekten sıkıldı, öğretmene "sınıfa gidelim" dedi, biraz daha beklendi, diğerlerini de ayarttı, anaokulluların istekleriyle sınıfa gidildi. Öğretmen öğlene kadar her ihtimale karşı beklemelerini istedi velilerden. Yakında bi yerde çay- ankara simidi-sigara üçgenini tamamladık Ali beyle; evli ama çocuksuz günlerimizdeki gibi. En sevdiğim üçlülerdendir, bir de iki artı iki versiyonu var bunun ben de; simit-ayran arkasına çay-sigara versiyonu; onu da pek severim.
Doğum günümü ilk kutlayan kayınvalidem oldu. Sonra işe gitmeden önce ELif'e zetinyağlı fasulye pişirmek için fasulye ayıklarkeni Ezgicim aradı, akşamüstü ahretliğim ve gece de kardeşim ve annem babam kutladı doğum günümü. Elif unuttu, Ali kutlamadı. Sordum, geç kaldığı için kutlamamış. Bense yine bunca seneyi yaşayan ben miyim?, sorusuna yenik düştüm ama yine de geçen yıla göre daha kısa sürdü, yaşlanıyorum telaşı.



02.10/
Bugün de ahretliğin doğum günüsü, arayıp kutlayayım unutmadan. Hayat bilindik seyrine döndü; bilindik muhabbetler, bilindik gülüşmeler, bilindik tartışmalar ve bilindik akış işte...

Bir film tanıtımı gördüm, gitmek uzak bi ihtimal de olsa uzak ihtimal'e yine de heyecanlandırdı bu filmin sadeliği beni. Gizli bi plan yapıp sürükleyebilmeyi umuyorum Ali'yi de yanımda. Belki bi ihtimal...

Feride geçen bunca sürede, kendini ve yaşadığı hayatı sorgulamaktan aciz; paralı-softİNG-müslimleri, onların tüm ağır oklarına rağmen, eleştirmeye devam etti. Ben de onu okumaya. Yaşa, varol, azizim !!!

Dinlencedeki müziği değiştirdim, flemenko ve türk müziği karışımı süper bir müzik ekledim, meraklılarına duyurulur
.
şimdilik bitti.
cümleten vesselam...


Read On 5 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate