uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

çıt çıkarma!!! (sen hariç: Nusrat Fateh Ali Khan)

Pazartesi, Aralık 27, 2010
Üşüyorum..
Ayaktayım..
Yetişemiyorum...

Bir "çıt" ta dağılıyor ruhum, toplayamıyorum parçalarımı...

Bu batasıca dünyaya yerleşemiyorum..

Dünya telaşında kaybolabilenlere hayran olasım geliyor;
kadın günlerinde kocalarını çekiştirebilenlere, iki kurabiye arası bebeciğini paylayabilenlere, evinin işine gömülebilenlere, alışveriş merkezlerinde kaybolabilenlere, kariyer planlarında kendilerini unutabilenlere....

Çok sevmeme rağmen benim olmadığını bildiğim bir evladı yetiştirmeye çalışmak, benim olmayan sevgiliyi usandırmadan bir ömrü paylaşmak, benim olmayan bir ailenin parçası kalmak, benim olmayan bir işi sahiplenmeye çalışmak, benim olmayan bir hayatı sürdürmeye çabalamak...

Ne zor ve ne yorucu...

Yerleşemiyorum bu batasıca dünyaya, kök salamıyorum...

Aslında "dünya hayatının "oyun ve eğlenceden ibaret" olduğunu bildiğimden, böylesi daha da doğru geliyor ruhuma, sahiplenmeden sürdürmek yani; ama zor, çok zor..

Hisseder gibi oluyorum sanki, Karakoç'un "uzatma dünya sürgünümü benim" derken ne hissettiğini...


Biliyorum, tek liman SEN'sin...
Tek parça halinde kalabilmenin tek yolu SEN de...

Ama günahlarımın koca dalgalarında, zerre-i miktar iyiliğimden inşa ettiğim derme çatma salımla sana ulaşmaya çalıştıkça, daha geriye atıyor beni dalgalarım...

Yine de sal dağılmadan gayretten vazgeçmemek için direniyorum...

Umut etmeye çalışıyorum;
gün doğacak
dalgalar sakinleyecek
liman daha görünür ve daha ulaşılır olacak...

Her şey güzel olacak..

O güne kadar ruhumu tek parça halinde muhafaza et Yarab!!!


Read On 1 yorum

Dikkat:Kalabalık Başlık Var:İsyan Bayrağı/Ruh-Beden Ayrışması/Uydurmayın Huleyn/Akşamcılık Benden Geçti/Uyurgezer Ahmet Bozkuş

Çarşamba, Aralık 22, 2010


  • Kikircik artık "cik" ekine itiraz edecek değişimler geçiriyor sanki; itirazları var, "hayır" ları var. Kabul, asi bir evlattım ama "sen beni anlamıyorsun" cümlesini anneme söylemek için en azından 13 yaşına kadar beklemiştim ben..
  • Yine de güzel, Allah'ın insana dünyada verdiği en güzel hediye evlat, yeri gelip asi de olsa.. Allah'ım hediyelerini bol tut, dileyenlere..
  • Ciddi baş ağrıları ile boğuşuyorum bir kaç gündür; ilacı atıp, kafayı çatkılayıp hareketsiz yatacak kadar..
  • Bu yıl vücudum benim hızıma yetişmekte zorlandı, farkındayım...
  • Bu ülkede kimse tiyatroya gitmiyor diyen uyduruyor, kardeşim. Pazar günü çocuk oyununa gidelim kuzuyla dedik, bak gör.. Güccük yeşil noktalar boş koltukları gösteriyo; göremezsen üzülme, zati sade iki tane var..

  • Taşındığımdan beri bulunduğum bölgeye servisin az olmasından sebep, daha çok gündüz çalışıyorum, kuzumla daha çok zaman geçirebiliyoruz, O okuldan geliyor, bi saat sonra ben geliyorum , bazen aynı saatte buluşuyoruz..Aman Allah bozmasın..
  • Sabahları yeni tiryakiliğim; "Uyurgezer". İsmen ve cismen kendime yakın hissettiğim program..Sayesinde dolmuşta, otobüste; trafik kabusunu bir kenara bıraktığım gibi, kendi kendime gülümseme faslından PUUH HAH HAAAA.. faslına geçiş yapıvereceğim, diye aklım çıkıyor ama olsun... Buyursun deli desin dileyen...
  • "Çetin Akdeniz"'i bir Ankara havasını ararken rastlantı eseri dinledim bugün ilk defa, gitarla ritm atarmış gibi rahat, döktürüyor bağlamayla, buyur..
  • Tiz vakitte görüşmek dileğiyle...

Read On 0 yorum

Allah Biliyor ya;

Cuma, Kasım 26, 2010
savaşıp duruyor içimde zıtlıklar...

Şükür ile isyan, direnç ile vazgeçme, sükunet ile kargaşa...

Ama şükür ki hala; iyiler önde kötüler arkada.
Yine de en çok dilimde bu ara, saldım çayıra..

Yaşıyorum hala;

Kikirciğin okumanın güzelliğini keşfetmiş olmasını keyifle izliyorum.
Milleti internete bağlamaya devam ediyorum.
Yemek pişiriyorum, ev işi yapıyorum, ütüye hala direniyorum.
Okuyorum, iyi ki gözlerim görüyor.

ve kulaklarım duyuyor hala iyi ki...






Read On 2 yorum

"Üç çeşit yalan vardır;

Salı, Ekim 19, 2010

  • Yalan
  • Kuyruklu yalan
  • İstatistik

Demiş, Darell Huff

Ben nereden mi öğrendim, Gökhan Özcan'dan..
Ruh Yordamına başladım bugün, pek özlemişim...

Bu arada Ankara günlerdir yağmura teslim, nasıl güzel görüntüler izletiyor, yağmur insana...
Bi özlediğim de Şebnem'im bu havada...





Şebnem Ferah - Yağmurlar

Read On 2 yorum

Bilmiyorum ne zaman geri gelcem, alcam o yerlerden sana mor yazmaaaaaaaa

Salı, Ekim 12, 2010
Bugün eşyayı Ümitköy'e getireli tam bir hafta oldu, hala tam bir yerleşik düzen söz konusu değil, fakat yaklaştık..
En azından evde tencere kaynıyor üç-dört gündür bu da bir şey..
Tencerenin kaynamadığı günlerde karnımızı doyuran anneciğime teşekkürü borç bilirim.. :)

Yazmak istiyorum detaylı, fotoğraflar eklemek istiyorum çeşit çeşit ama ne mümkün :(
Biraz daha beklemek gerek, olsun bu kadarına da şükür.
Yapılacak çook iş, kaldırılacak çook bohça var...
Adım adım az kaldı...

Beklerken, dinleyelim.
Son günlerimin favorisi, MOR YAZMA



Umut Kaya Mor Yazma

Read On 0 yorum

iç dökesim var / çok yorgunum

Salı, Eylül 28, 2010
İki aya yaklaşmış yazmayalı..Yazasım çok, vakit yok..


Küçüğüm; okula Ümitköy'de babamın öğretmenlik yaptığı okulda başladı. Özel okulu bütçemizin kaldırmayacağı anlaşılınca en azından eğitim seviyesi daha iyi bir devlet okuluna gitsin diye bütün düzeni değiştirmeye kalktık. Fena halde yordu işin psikolojisi. Gece kiralık daire ilanlarını internetten çıkarıp, sabah elif'i okula bıraktıktan sonra başlıyorduk aramaya. Verildi, cevabı bu süreçte en çok duyduğumuz kelime oldu. Ve yorulduk...

Nihayet doğum günümde oturacağımız ev ile ilgili kontrat yapıldı ve bana en güzel doğum günü hediyesi oldu bu..Eşim ve kızımın hazırladığı sürpriz partiden sonra tabi :)

Ne heyecanlı günler geçirdim de tek kelime yazamadım vakitsizlikten, şimdi de detaya inemeyeceğim, çünkü kolilenecek yığınla kitap ve ve bardak-çanak beni bekliyor. Hafta sonu taşınabilirsek eğer, her şey daha kolay olacak.. 4 ekim haftasına senelik iznimi de aldım, evi yerleştirmeye çalışacağız bu süreçte...

Son iki aydır en çok özlediğim üç şey;

  • 8 saatlik deliksiz uyku
  • Tv karşısında kanepede uyuklamak
  • Düzenli ve yerleşik bir ev



Read On 3 yorum

hamdolsun

Salı, Ağustos 10, 2010
Bu yılda ramazana eriştik şükür,
Allah hakkıyla eda etmeyi nasip etsin cümle müslümana...
AMİN.
gidip ilk gün klasiği haline gelen peynirli yufka böreğimi yapayım.
en güzel sahurlar ve de iftarlar sizlerin olsun efenim, selametle :)
Read On 1 yorum

Yanarım, yanarııım...

Cuma, Ağustos 06, 2010
-Ankara alev alev, yanmayıp ne yapayım.
-Burkulmanın 13. gününde topal kargalıktan aksak ayaklığa terfi ettim gibi, hele bu burkulma vakasında uçup uçup yere bir tuhaf inişimin, oyunun ilk dakikasında gerçekleşmesi de her yönden yakıcı :)
-O kadar vakit, baba.anne.çoçuk üçlüsü olarak yaptığımız bisiklet yarışından sağlam çık, yakantop'un ilk dakikasında yan, yakantop cidden yakıcı bir oyunmuş, hele ki 32'lik bedende 18'lik bir ruhun varken
Read On 1 yorum

aceleye mahal yok!

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

KOŞ URAGAN KOŞ,
URAGAN DURMA KOŞ...!
Read On 0 yorum

cc

Çarşamba, Haziran 16, 2010
5 gündür çağrı almıyorum, 4 gün joker eğitimi, 1 günde off'um denk gelince böyle oldu...
Kulaklıksız bir gün, güzel bir günmüş, kulaklıksız 5 gün'ü var sen düşün :)



Eğitim bitti, teknik destek çağrısıyla birlikte tarife-kampanya çağrısı da alacağız artık, bakalım daha CC etiketine ne malzemeler çıkacak :)

CC demişken bir vakıa daha anlatıp, uçayım.


  • İyi akşamlar, ben... nasıl yardımcı olabilirim?
  • Ben internete kablolu bağlanıyorum, kablosuz bağlanamıyorum?
  • Yardımcı olmaya çalışayım hemen, modeminizin markası nedir, ...'den mi aldınız modemi?
  • Zyxel, evet evet sizden aldım.
  • Modemde wlan ışığı yanıyor mu?
  • Yanıyor.
  • Ekranın sağ alt köşesinde ağ bağlantıları simgesi var mı?
  • Evet
  • Kablosuz ağınıza bağlı görünüyor musunuz?
  • Yok, aslında sorun orda sanırım, (madem biliyon sorunu, niye söylemiyon, illa tonla soru sorarak bana buldurmaya çalışıyon) kablosuz ağları görüntüle dediğimde hiç bir ağ çıkmıyor karşıma?

ağ bağlantılarını kontrol ettiriyorum, bilgisayarındaki ağ ayarlarında sorunu yok... yazması 10 dakka, yaptırması 5 :) ; kısa geçelim

  • Problemsiz zamanlarda sizin ağınız dışında başka kablosuz ağlar görüntüleniyor muydu?
  • Evet evet, tabi..Komşuların ağları da çıkıyordu...
  • Kullandığınız dizüstü bilgisayarın kablosuz özelliği kapalı olduğunda hiç bir ağı göremezsiniz, bilgisayarınızın kablosuz özelliğini açıp, kendi ağınızı bularak ağınıza bağlanmanız yeterli, hattınızla ilgili bir sorun yaşamıyorsunuz...
  • Nasıl açcam? (eveeeeet, geldi malum soru)
  • Her cihaz için standart bir kablosuz tuşu yok, klavyede f2 ya da f8' de olabilir; ya da farklı bir tuş eklenmiş olabilir, bu tuşları deneyin dilerseniz...
  • İkisi de olmuyor, başka ne olabilir?
  • İlettiğim gibi net bilgi veremiyorum bu konuda, ama tuş üzerinde ses dalgaları şeklinde bir simge olabilir...
  • Bulamıyorum....
  • ... Bey, tekrar iletiyorum, yaşadığınız sorun hattınızdan kaynaklanmıyor, kablosuz bağlanabilmek için bilgisayarınızın kablosuz özelliğini aktif hale getirmeniz yeterli, bu şekilde tuşu bulamıyorsanız, cihazın kitapçığından ya da varsa müşteri hizmetlerinden bilgi alabilirsiniz... Ağınızı görüntülediğinizde sorun devam ederse yardımcı olmaya çalışalım tekrar.(zurnanın zırt dediği yer)
  • Hattımı iptal ettirebilir miyim? (yuhhh; örtülü tehditle, ben hattayken deneye yanıla bulmayı umuyor, kablosuz tuşunu)
  • ... Bey sorununuz hattınızdan kaynaklanmıyor, kullandığınız dizüstü bilgisayarın kablosuz özelliğini a-ça-ma-dı-ğı-nız için hattınızı iptal ettirmek istiyorsanız, bağlı bulunduğunuz .... 'a başvurabilirsiniz, biz iptal işlemi yapamıyoruz.
  • ...!!!


Not: Biz fotoğraftakiler gibi döpyes neyim giymiyoruz, rengarenkiz :)
Read On 1 yorum

Filistin Bayrağındaki Ay Yıldız, güvertede kurulan devlet/Yaşar Taşkın Koç

Salı, Haziran 08, 2010
Yaşar Taşkın KOÇ
07 Haziran 2010 06:534




Olup bitenlerle ilgili tartışmaları unutun gitsin… En başta olan, Mavi Marmara’nın güvertesinde bir devletin; Filistin Devleti’nin kurulmuş olduğudur. Başka şey değil…

Her gün gazete okumak ne kadar tehlikeli; televizyon izlemek ne kadar zehirleyici…

İspatı Türkiye’nin kendisi; Türk medyası…

Olan biten bir devletin kuruluşudur; hepsi bu…

Ölen Furkan’dır başında 5 kurşunla.

Necdet’tir… Cevdet, Ali Haydar, İbrahim, üç Cengiz’dir… Fahri’dir…

Kurulmakta olan Filistin Devleti’nin şehitliğinde müstesna yeri hazır 9 Türk evladı.

Çanakkale Şehitliği’ndeki gibi memleket harmanıdırlar: İstanbul’dan Hatay’a, İzmir’den Diyarbakır’a, Kayseri’den Osmaniye’ye…

İHH nedir? Geçiş prosedürleri tamam mıydı geminin? Mavi Marmara neyin nesiydi? Ama onlar neden pasif direniş göstermedi? Hükümet nasıl izin verdi? Eksenimiz mi kaydı? Akape referandum için yapmış olmasın?.. ve daha aklımda kalmayan birbirinden saçma ve gereksiz ve çoğu ahlaksız binlerce soru, yüzlerce tartışma… Feysbuk ve tivıttırdan boca edilen ek kampanyalar; bir okuyana beş bin bedava…

GÜVERTEDE KURULAN DEVLET…

Her doğum şaşkınlık verir.

Bir devlet doğuyorsa onca yılın, onca acının onca ölümün ardından daha da şaşkınlık vericidir.

Doğan Filistin Devleti’nin ta kendisidir.

Zorba, faşist, ahmak İsrail yönetimlerinin bile razı olmak zorunda kalacağı; pazarlığa başladığı; bu yönetimlere rağmen insan kalmayı başarmış milyonlarca İsrailli’nin de yürekten alkışladığı bir devletin doğuşu…

Türkiye’nin büyük katkısı olmuş; 9 şehit verip gerçekleri bütün dünyanın gözüne sokmuş… bundan duyulan rahatsızlık kafanızı karıştırmasın.

Filistin Devleti’nin bayrağına artık işlenmiş ay yıldız korkusuna kanmayın…

Yeni devletin Mavi Marmara’nın güvertesinde kurulmuş olmasından duyulan paniğe kapılmayın…

Paradigmaların hiç olmazsa bir kısmı yıkılıyor, değişiyor. Yıkılacak, değişecek…

Olup bitenleri sadece iç siyasi çıkarların gözlüğünden ya da ABD/İsrail ekseninden görebilenlerin anlayacağı şey değil.

Öyle anlayışsızlar ki, o devletin kurulması için bundan sonra en çok çalışacak olanın da Vaşington’un bizzat kendisi olduğunu dahi göremiyorlar.

Filistin’in çocuğu Mahmut Derviş merhumun yazdıklarına bırakalım gerisini….

"… Nasıl, nasıl, yemyeşil bir portakal ağacı
kapanır bir hücreye ya da bir limana,
nasıl saklanır gurbet elde
ve yemyeşil kalır?
Yazıyorum not defterime:
Limanda durakaldım...
En dondurucu kış kadar soğuk gözler gibiydi dünya,
doluydu portakal kabuklarıyla ellerimiz.
Ve hep çöl, ve hep çöl, ve hep çöldü ardım…

… Ve ant içerim ki,
bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
gözlerine sunduğum şiirlerle süslü
ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı:
"Bir Filistin vardı,
bir Filistin gene var!”

Yaşar Taşkın KOÇ - Haber 7
taskinkoc@gmail.com

***************
URO'nun NOTU: Pazar günü onca yağmura rağmen, meydanı dolduran tüm Ankaralılardan Allah razı olsun, inşaallah....
Read On 2 yorum

Herkesin bir hesabı olabilir;

Salı, Haziran 01, 2010

"O" nun hesabı her hesabın üstündedir. Ve sefillerin küçücük hesaplarının bile ceremesini çekeceği bir güne"hesap günü"ne iman ediyorum...


"Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz." Enbiyâ 47


Hatırla!!! "İsrail Gazze'ye uygulanan ambargoyu kırmak bir araya gelen sivillere saldırdı"
Read On 1 yorum

Alıştım Susmaya

Cuma, Mayıs 28, 2010
Solar paylaşmış, ne iyi etmiş...

Çok güzel olmuş ve özel...

Read On 1 yorum

"Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır" / Nefse; mizahın keskin diliyle dokunduran adamın kitabından...

Salı, Mayıs 18, 2010
"Sürdürülebilir ahlaka erdem denir" s:33

"Bir kötüyle savaşırsan onu kötü yapan şeyler senin düşünce sistemin veya menfaatlerinden kaynaklanır. Ortada adı olan bir kötü belirir. Kötüyü belirlediğin an bir düşman sahibi olursun ama kötüyle değil kötülükle savaşırsan kötülüğün kaynağı olan şeytanı hedef alırsın, böylece cihadın cephesi önce kendi nefsinde açılır" s:36

"Namaz huzura çıkmak demektir. Namazda huzur bulmak onu dosdoğru kılmakla birlikte gündelik yaşamını da Kur'an ve sünnete uydurmanla mümkündür.

Nefsini ve dünyayı seccadenin bir adım yanına park edip namaz bittikten sonra hemen onları terlik gibi takacaksan ya da baş tacı edeceksen namazında huzur bekleme!" s:38

"Cuma namazları karnavala dönüşüyor...Turistler, Türklerin Cuma günleri "Oluklu Mukavva ve Strafor Bayramı" yaptığını sanıyorlar. "Yav onlar bizim işgüzarlar, beş vakit namazı kılmayıp haftada bir camiye koşan beynamazlar" diyemiyoruz.
İçim yanıyor, dimağım kuruyor, bu satırları yazan birinin otuz beş yıl inançsız yaşamış olması ayrı bir komedi ama namazlarımızı aksatmadan kılacağız, başka yolu yok. Namazlar kılınacak..." s :44

"Kapitalistler insanlar çok çalışıp az uyusunlar diye kafein li içecekleri pazarlıyorlar, daha sonra çok çalışıp az uyumaktan çıldıranlara da uyku ilaçları pazarlıyorlar" s:50

" 'Ben namazı spor olsun diye kılmak istemiyorum...' " Uy yesinler seni! Sen, beni değil kendini kandırıyorsun. Bir kere namaz kılıp, onu tüm iliklerine kadar hissedeceğini mi sandın, haşa sen hz.Ali misin, Peygamber misin?
Namaz arap dilinde kavuşma boyun eğmedir. Bize düşen ezanı duyunca namaz kılmak...
İdeal bir namazın peşine düşersek daha çok bekleriz, o nasip meselesidir. Biz, şimdilik kütük vücudumuzu Rabbin önünde eğip bükerek beden eğitiminden geçelim yeter.
Gerisi Allah Kerim!" s:62

"Namaz manifestodur. Namaz kime saygı duyduğumuzu, hangi yöne döndüğümüzü ifade eder." s:71

"Sinirlenice otuz saniye bekleyemeyen, hemen oracıkta iki cinayet işleyen, zengin olmak için yirmi dört yaşı geç sayan insanımız namazı altmış beş yaşına ertelemekte ustadır..." s:75
Read On 1 yorum

Anne olmak güzel şey;

Pazartesi, Mayıs 10, 2010
bu küçük hanım tarafından;


özenle hazırlanmış gramofon kağıdından çiçeğim ve anneler günü kartım...


pullarla ve boncuklarla süsleyerek yaptığı mumluğum...


baba-kız ortak yapımı, şekli biraz bozuk ama tadı leziz pastam...

Daha ne olsun, budan iyisi Şamda kayısı :))

Anneler gününü kutluyorum tüm annelerin ve anne adaylarının.
Allah dileyen herkese nasip etsin bu güzelliği...


Kikirciğim okulda hazırladığı hediyeleriyle kutlamasını sabah erkenden yaptı ama iş babacığa gelince "anneler günü" kapsamındaki etkinliklere katılmadığı için, ona fırça yemek kaldı :))

Kendisine ilgisizlik, aymazlık, vurdumduymazlık vs.. tonunda bilerek ve isteyerek biraz yüklendikten sonra :), gece 1 'de eve döndüğümde el yapımı pastayla karşılaştım. Doğrusu şaşırdım çok, biraz da utandım. Tamamen baba üretimi ve kız desteği... Kikirik pudingi karıştırmış. Babacık etimekleri ve pudingleri kat kat dizerek pastayı hazırlamış, Çukulatalı dondurma ve çilekle süslemiş.. Gelir gelmez ilk iş götürdüm bir dilim yüzsüz yüzsüz :)

Ali'nin yemek yemeyi ve yapmayı sevmesi, üstelik baharat açılımı ve farklı mecralara el atışıyla birlikte hem leziz tatlar çıkıyor ortaya, hem de mutfak yükü hafifliyor benim için. Ne yalan söyleyeyim, et-tavuk-balık, sebzeli et yemekleri konusunda hakikaten iyi. Evin aşçısı ünvanı el değiştirmek üzere, sanırım Elif babasının yemeklerini benimkilere tercih ediyor. Izgara, kızartma ve sote türü "aşçı baba" kontrolünde olunca bana da sağlıklı beslenme adına tencerede sebze yemekleri ve çorba pişirmek kalıyor......
Şimdilik memnunum halimden, ama Kikiriğin ağzından, "babam daha güzel yemek yapıyor" cümlesini duyduğumda yıkılacağımı sanıyorum:))
Read On 0 yorum

E.D.D* / yüzleşme ve son

Perşembe, Mayıs 06, 2010
"Sosyolojik durumun konuşmasına izin vermeyen bir zihniyetin siyaset yapması ya da sosyoloji yapması inanılmaz bir tahakküm demek. Bu tahakkümü kırmak için entellektüelin kendini sorunsallaştırması, kendisinin sahip olduğu dilin bizzat sorun olduğunu düşünmesi gerekiyor. yani demokratlaşması, mütevazılaşması, etrafında olup bitenleri dinlemesi ve ötekileri sadece anlaşılmayı bekleyen pasif yaratıklar değil, kendisininkilerle eşit değerlerde bilgiye sahip insanlar olarak görüp, onlarla konuşmayı becermesi gerekiyor.

Ve sadece entellektüelleri değil, stratejinin hüküm sürdüğü topraklarda daha insanca bir yaşamın kurulması yani gene var olan strateji içinden daha insanca bir strateji çıkması için gündelik hayatın taktiklerini, pratiklerini kıymetlendirmek gerekiyor. Bu çok yönlü bir mücadele... Eskinin keşfedilmesi mesela.. Bu mutlak bir keşif ve mutlak bir geriye dönüş olmayacak ama bugünü yeniden düşünmemizi için bugünü sorunsallaştırmak için o eskiye, eskiyle konuşmaya ihtiyacımız var. Ama aynı zamanda üstü örtülmüş belleklerimizle konuşmaya; kendimizle, devletle ve toplumla yüzleşmeye ihtiyacımız var. Çocuklarla, çocukluk hallerimizle, kadınlarla, Ermenilerle, Kürtlerle, dindarlarla, adam yerine konmamış toplumsal kesimlerle, velhasıl bu topraklarda modernlik adına otoriter zihniyetin ezip sindirdiği insanlarla konuşmaya ihtiyacımız var. Bu konuşmayı becerebilirsek, hem insanların kafasını esir alıp iğdiş eden milliyetçiliğin hem de kimlikçi kategorilerin parçalama riskinden kurtulmak ve bir bütünlük ve tekillik olarak insanın kıymet kazanması mümkün olacak..."


Read On 0 yorum
Read On 2 yorum

İnsanat Bahçeleri* / E.D.D

Salı, Mayıs 04, 2010

"20.yüzyılın başında "Batı Medeniyeti" nin kendi temsilini kurmak için başvurduğu inanılmaz bir yöntem olarak insanat bahçeleri"... Sömürgelerden toplanan, topraklarından koparılan "henüz modern olmamış yerli" insanların sergilendiği ve hayvanat bahçesi mantığıyla kurulan bahçeler... Bu bahçeler Paris'in, Brüksel'in burjuvaları, siyah smokinli erkekler ve fırfırlı beyaz elbiseli , şapkalı ve güneş şemsiyeli kadınlar tarafından büyük bir heyecanla ziyaret edildi. Bahçe ziyaretçileri fiziksel olarak uzak diyarlardan getirilen insanlara bakıp, zaman içindeki uzaklığı da deneyimlediler; onlara bakıp "bir zamanlar hallerinin nasıl kötü ve geri" olduğunu gördüler, "artık medeniyiz" dediler, o yerlilere bakarak..."

sayfa 165
Read On 0 yorum

kikirik'in "bahar" şiiri

Cuma, Nisan 30, 2010
Bir hafta on gün önce bir ödevi vardı kikirciğin, "bahar" ile ilgili şiir de yazması gerekliydi ödev kapsamında...

Ve kikircik söyledi, baba kaleme aldı, anne unutulmasın diye buraya kaydetti.



BAHAR

Merhaba kelebekler
Merhaba güneş
Kuşlar cik cik cik
Arıların güzel balıyla tatlanır dünya
Heyecan güzellik burada
Bal tadında elmalar kıtır kıtır...


Read On 1 yorum

gidelim göksu'ya bir alem-i ab eyleyelim*

Pazar, Nisan 25, 2010
*: gidelim göksu'ya, güfte de Yahya Kemal yalnız tikkat!!!







"sabırla beklersen kahven köpürür, tadına da doyum olmaz"
...

"papatya kıymetlidir, onu getirenin kıymeti papatyanın kıymetini katlar"
...

"yazın da 'kardan adam' yapılabilir ama çamurdan"
...

"çay, çay, çay, ille de çay, yine de çay, her dem çay"
...







BİTTİ
Read On 0 yorum

"Gül'üm benim"

Çarşamba, Nisan 21, 2010
Dün akşam okulumuzda düzenlenen "Kutlu Doğum" gecesi*nden güller... Ben akşam saatlerinde iş başında olduğumdan programa katılamadım. Gece eve gelince ilk iş çekimleri izledim, özellikle ana sınıfı öğrencilerinin okuduğu ilahi kısmını ve tabi özellikle kızımı :))
İlk defa Elif için önem arz eden bir konuda yanında olamadım, tuhaf ve üzücü geldi, aklım orada kaldı...Bir daha şükrediyorum; ilk dişi çıktığında, ilk aşısında, ilk gülüşünde, ilk kelimesinde, ilk adımında,ilk hastalığında ...ihtiyacı olduğu her anda yanında olabildiğim için...

Bu özel günleri hayırla yad etmenin, kutlamanın en güzel yolu "O" na yakınlaşmak için çabalamak, "O" nu tanımaya çalışmak bence...
"O"nun sözlerini okumak, anlamını idrak etmek belki de en iyi yakınlaştırıcı. Bu güllerin dallarına iliştirilmiş hadis kartları da bu yüzden güzel...
Her birimiz için bir gül ve iki hadis;

Bana düşen hadisler;

"Çok secde etmeye bak! Zira Allah için yaptığın her secde karşılığında Allah seni bir derece yükseltir ve bir hatanı siler" Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez" Buhari,Edeb 18/Müslim Fedail 65

Bu hadis de benden size kutlu doğum hediyesi;

"Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır."

Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 208



*Ferda Özel Eğitim Kurumları /Kutlu Doğum Programı / 20.04.2010 / 18:00
Okulun ana sınıfı, ilköğretim ve lise öğrencileri, öğretmenlerinin yardımıyla Peygamber Efendimizin doğumunu kutlamak için bu programı düzenledi.
Read On 0 yorum

Gece yarısı elimde bir kitapla "şunu dinlemelisin mutlaka,okuyorum" demeyeli uzun olmuştu / Taleben olmak isterdim sayın Kentel / E.D.D

Perşembe, Nisan 15, 2010
"...Öyle bir şey ki, mesela yazıyı değiştirdik diyorsunuz. Bu, o andan itibaren benim eski hayatımı, belleğimi biriktirdiğim dil yok demek. Ben artık eskiden yazılmış kitapları okuyamayacağım.Geçmişten kopmak yara açan ve travma yaratan bir süreç.

...yüzyıllardır yaşanan bir birikim vardı ve bu birikimin içinde, dışarıdan gelen bir modele ancak şu veya bu şekilde adapte olunabilirdi. Kendilerini dışlanmış hisseden kesimler moderniteye, Kemalizme çok önemli tepkilerle karşılık verdiler.

...dışarıdan kendini bu sertlikte dayatan kurmaca anlam dünyası karşısında bazı gruplar kendilerini sabitleme yoluna gittiler. Şalvarı mı kaldırıyorlar, o zaman şalvar giyiyorum; çarşaf mı yasak, o zaman çarşaf giyerim gibi kendini gösteren, kavga veren bir "gelenekselcilik" çıktı ortaya.

...Hakim olan eğilim daha çok adaptasyon oldu. ; insanlar olabildiğince adapte oldular moderniteye. Ama bunu yaparken tabii ki Fransa'daki gibi yapmadılar. Çünkü ortada ordusuyla birlikte eli silahlı ve çok güçlü bir rejim var. İsyan ederseniz kafanız kesilebilir. Kafa kestirmemek üzere başka direniş yolları kalıyor geriye. "Çarpıtmak" en önemli yollardan biri. Kıyafetimi mi değiştirmek istiyorsun, peki onu değiştiririm ama kafamın içindekini silmem.

...Kafalar mutlak olarak eski cemaatlerdeki gibi kalmasa da, bir şekilde biraz gelenekten biraz da yeni modernlikten beslenerek, çok geniş İslami ve geleneksel kesimler modernleşmenin içine girdi. Bu adaptasyonun birinci dalgası Demokrat Partiydi.

...20. yüzyılın ilk yarısında modernlik yanlısı/kurucusu olmayan kesimler de modernliğin içine girdiler ve bu insanların dili, modernitenin en başta koymuş olduğu homojen dile çok ters, homojenlik dilini tehlikeye atan bir dil olarak algılandı. Rejimin içine, rejimin kurmuş olduğu kuralları, kodları ve görüntüleri çarpıtabilecek unsurlar girmeye başladı. Bu yüzden birinci darbe gerçekleşti.

...27 Mayıs darbesi, kontrolden çıkan, kendine özgü bir modernlik kuran ve "stratejik olarak başka şekilde tanımlanmış modernlik okumasını" tehlikeye sokan harekete karşılık yapıldı. Buradaki en önemli unsur muhalefete karşı kullanılan şiddetin meşrulaştırılması oldu. Kendi başbakanını dahi asabileceğini göstererek devlet, toplumsal düzeyde şiddeti meşrulaştırdı. Kendi varlığına karşı olarak yorumladığı her harekete karşı şiddeti ve öldürmeyi meşru bir yol olarak tanımlamış oldu. Sıradan vatandaşa da tehlike olarak öngördüğünü yok etme kapasitesi vermiş oldu böylece.

...Kendi ayağına kuşun sıkan bir modernlik arzusu söz konusu oldu böylece.Devlet, modern olmak adına, toplumun kendini modern yapmak yolunda yaptığı okumaya müdahale ederek ve toplumun kendi özgün yorumunun ölümle sonuçlanabileceğini de göstererek, modernleşme anlamında ciddi bir engel yaratmış oldu..."

sayfa: 24,25,26,27




Kimdir diyorsan; ekşi sözlükte talebeleri yazmış da yazmış; işte burada
Burada da makalelerini okumak mümkün.


Sosyoloji'yi seviyorum; özellikle geniş bakan ve süreçleri iyi gözlemleyen sosyologların dilinden...
Read On 0 yorum

iyi ki varsın :)

Çarşamba, Nisan 14, 2010
Bugün Elif'in "sultan günü"* için okuldaydık, hep beraber. Çıkışa bir saat kala; pastamız, küçük hediyelerimiz ve tabi İremsu ile birlikte daldık sınıftan içeri :) Önce çocuklarla tanıştık, sonra onların sorularını cevapladık. Ben çocuklara masal okurken Ali de teknik altyapıyı sağladı, elif'in fotoğraflarından hazırladığı klibi izleyebilmemiz için...

bilgisayarda çok yer kapladığı için cd'lere depoladığımız yüzlerce fotoğraf arasından klibe atacağımız fotoğrafları seçme işine ben talip olmuştum, epey zamanımı aldı seçim yapmak ama geçmişe bir yolculuk yaptım adeta...Ne çok şey paylaşmışım kızımla, ne çok şey...Fotoğraflardan sonra özellikle iki nedenden çok şükrettim Allah'a;
birincsi, sağlıklı, akıllı ve etrafında olan bitene duyarlı bir çocuğa annelik etmekte olduğum için
ikincisi, 5 yılı onunla sürekli birlikte ve her anı paylaşarak geçirdiğimiz için...

Hamdolsun...


*"sultan günü":"sultan" olan kişi için arkadaşları tarafından taç hazırlanıyor, ailesi tarafından fotoğraflarıyla klip hazırlanıyor, pasta ve küçük hediyelerle bebeler sevindiriliyor, onlarlarla kaynaşılıyor ...vs

13.04.2010 salı 15:00


Read On 2 yorum

sükut

Cuma, Nisan 09, 2010
Şimdi yazsam; yazılacak çok şey oluyor, içimde ve dışımda...
Ama yine söylüyorum, yazmıyorsam sebebi var...

...zihinde vazgeçmek kolay candan, canandan, her-bi-şey-cik 'ten.
İş hayatın pratiğine geldiğindeyse basit alışkanlıklar bile pranga adama...


Yine de; yaşıyorsak, sebebi var...


Okuyup çok sevdiğim iki satır var, "Alvarlı Lütfü Efendi'den;
"herkes yahşi men yaman / herkes buğday ben saman"


bunu dinliyorum bir de, nefis..

(linki tıklamasan da olur, bu yazıyı okuyorsan sen de dinliyorsun.
link benim için video gittiğinde müzik yine de ulaşılır olsun diye)





vesselam
Read On 2 yorum

"burhan sorardım aslıma, aslım bana burhan imiş"

Cuma, Nisan 02, 2010
"hastayım uleyn" diye başlık atışımın üzerinden 28 gün geçmiş. Ki o yazıyı yazdığımda da 2-3 gündür hastaydım. Bir ayı aşmış yani öksürüğüm. Bugün solarım sistırımla konuşunca farkettim..
Bronşiti zor da olsa geride bırakmışsam da, dumanını sevdiğim sigaradan vazgeçemeyişim -hastayken 3-5 arası sınırlı tutarak, dudak tiryakisi modunda takılsam da- iyileşmemi geciktirdi.
Hamdolsun az öksürüyorum artık.

*
Dikkat!!! bu yazının mesaj kaygısı yoktur!!!

Bu aralar ölümün beni sık sık yokladığını düşünüyorum nedensiz. Nedensiz de değil tam.. Nasıl anlatmalı, sanki göremediklerim daha görünür olmaya başladı, zaviyeyi değiştirince...
Son üç aydır özellikle; dünyaya nasıl bir pamuk ipliğiyle tutunduğumuzu kalben anlayacak tevafuklar oldu, çok.
Nasıl mucize eseri hayattayız aslında... Mucizelerin üzerinde yaşanıyor her bir hayat..
Ne hayatı her bir nefes mucize...
alıp verememek; verip bi daha alamamak var, her an...


Bu ilahiyi çok seviyorum, irtibatlı olduğundan iliştirdim...



burada ise bambaşka bir versiyonu var, çok güzel...Hem sözlerini de eklemişler, okumak isteyene...
özlü söz:armut piş!!! ağzıma düş!!!
Read On 1 yorum

SEÇKİ; Gripin/Grup 84/Manga/Pinhani ve her daim MFÖ

Perşembe, Nisan 01, 2010
"Yazmıyorsam sebebi var"
:)

***



GRİPİN
***

GRUP84
***

MANGA
***

VE TABİ GRUPLARIN ŞAHI MFÖ;

Hangi videosunu atsam bilemedim, her şarksını severim, yüzde doksanına eşlik de edebilirim ama şu an psikopat gene ele geçirdi sahneyi...
dinleyelim, coşalım, hoppaaa



"Nisan 2010 tarihi itibariyle dönemin sevdiğim gruplarının sevdiğim şarkılarından(mfö hariç) seçkidir. Olur da uzun yaşarsam ve hatırlamak istersem, kayıt olsun diye atılmıştır anı deposuna"

Read On 1 yorum

beş başlık sildim, bu kalsın :)

Cumartesi, Mart 27, 2010
Gecenin 12'sinde ev yapımı pizzam-ınan, turka yapımı kolamı yudumlarkene iki bakayım, nete diye oturmuşudum.
...

Bir de baktım ki bu saatte 5 online ziyaretçi...Neden bilmem içimden "bu saatte benim blogumda ne bulmuş da okuyor şuncağızlar, akıllarını peynir ekmekle mi yediler, yoksa çok mu yalnızlar" diye düşündüm. Sonra farkettim ki ben de başka bir bloga yorum bırakıyorum, çok mu yalnızım yoksa aklımı peynir ekmekle mi yedim, ?


Soruyu kendime yöneltince verdiğim cevap:

1.Yalnız değilim, Allah'ım var...
2.Penir ekmek değil, pizza-kola olabilir...

buuuut; ben sadece, ama yaaa, gerçekten...!!!

not: bu sessiz iç diyalog sonunda ulaştığım önerme, "kendine sorduğun soru çuvaldızdır" bence yanı...

**************************************************************************************

Dün çağrı alırken yaşadığım bir diyalogu da aktarmak istiyorum...

  • İyi günler hoş geldiniz ben ... Nasıl yardımcı olabilirim?
(bu soruyu her soruşumda içimden bir ses yükseliyor, "olamazsın ulen" diyor, genellikle çıkmıyor ama anons kaydederken bir kaç kez çıkmışlığı var ağzımdan, aboneye ulaşmıyor tabi ama yanımdaki mhy'lerin bakışları değişiyor...)
  • Düğün cd'sini taktım izleyemiyom...
  • ...???
  • eee, tam olarak anlayamadım...
  • Düğün diyom, düğüün. CD'yi koyuyom bilgisayara ama açamıyom, siz bi tarif etseniz yapcam ben...
(Vatandaş teknik destek hattını; 1. pc donanımı için bakım-onarım hattı,
2. pc, network, işletim sistemi, tarayıcı... vs eğitim hattı olarak görüyor)
  • Hanımefendi internet bağlantınızda sorun var mı?
  • Yooo, bağlanıyom ben, anlatamıyom mu, düğünü izleyemiyom. niye çalışmıyo bu cd bozuk mu ki acaba?
(Kahinim tabi ben, telefon hattının diğer ucundaki evde ne bozuk, ne çalışıyor bilirim)

  • İnternet bağlantınızda bir sorun yoksa, probleminizle ilgili bir bilgisayarcıdan destek alabilirsiniz. Cd'yi izleyememenizin pek çok nedeni olabilir; cd'nin formatı açmaya çalıştığınız programla uyumlu olmayabilir, cd de, cd sürücünüzde sorun olabilir, başka nedenler de olabilir. Sorunu bu şekilde, anlamam mümkün değil...
  • hımmm
  • İnternetinizle ilgili yardımcı olabileceğim bir konu var mı?
  • Yok, ben ne yapayım yani o zaman?









*************************************************************************************

Yine de eve dönerken Bob Marley'i dinleyip, hiç bir şey olmamış gibi keyifli olabiliyorum :)
Bob Marley - One love

Read On 2 yorum

Şafak'ın Aşkı

Salı, Mart 16, 2010

'ŞERİAT DER Kİ; "Seninki senin, benimki benim"

TARİKAT DER Kİ; "Seninki senin, benimki de senin"

MARİFET DER Kİ; "Ne benimki var, ne seninki"

HAKİKAT DER Kİ; "Ne sen varsın, ne ben"'



***


Güzel üslubu ve zengin bir kelime dağarcığı olmasına rağmen, zaman zaman "tasavvuf" ile "bugünkü secret düşüncesini" birbirine karıştırmış gibi geldi bana kitabın bazı bölümlerinde... Kendince bir harmana gitmiş gibi. Yine de resmin tümüne bakmaya çalışan ve ayrıntılarda kaybolmayan bi kitap... Şems'in ağzından verilen kırk kuralın ve yaşam biçiminin ne kadarı araştırmaya dayalı onu da merak ediyorum doğrusu.
Bir "roman" olarak değerlendirince, türünün hakkını verdiği kesin...
Fakat beni en çok şaşırtan Elif Şafak gibi bir yazarın "abdest" kelimesini kitabında "aptes" olarak yazması... Ol-ma-mış yani...

Read On 0 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate