Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gökhan Özcan hatırlamaya devam

Resim
Hiçbir şey ve Ruh Yordamını okudum seneler evvel, gazetenin tv sayfasındaki yazılarını okudum. Sonra köşe yazdı, onu okudum. Ne yazarsa severek okurdum; yazdıkları kadar, belki daha fazla üslubunu severdim çünkü. Hele başlıkları... Bugün hangi başlığı atmış diye beklerdim. Sonra kaybettim onu... Nasılsa unuttum üstelik. Oğuz Atay'ın tavan arasında unutturduğu sevgili karakteri gibi oldu, öyle severken, "ha evet... özcan bu... tamam bizim gökhan özcan" oldum, şimdi yine okudum.
"Dünya Bültenine bakmasam, Akif Emre'nin yazısının devamını okumak için tıklamasam, yenişafak sayfasına geçmişken, epeydir bakmadım acep kimler yazıyor, demesem.. aaah sebepler olmasa, birbirine değen ...
Örümcek ağlarını temizleyip yazılarının üstünden bi bakayım, neleri kaçırmışım... Kitaplarını da çıkarayım kuytulardan... Ben hatırlıyorum dokunuyordu kelimeleri ve onları sıralayışı sek sek oynamak gibiydi...
Benim kaçırdıklarım burada ve en son yazısı inanana gurbet dünya
*Yazının başlığı…
İçerde meyve soyuyor evin babası, elif ve iremsuya... Bense epeydir yüzüne bakmadığım internetin altını üstüne getirmekle meşgulüm. "Annene elma götür" sesi geliyor, ses elma diyor, ama kikirdeyen çocukların getirdiği elmanın kabuğu, "kabuk istemiyorum" diye sesleniyorum. Çocuklar kikirdeyerek yine geliyorlar avuçları kapalı. Sesleniyorum yine. "kabuk istemiyoruuum" ses "kabuk göndermedim zaten" diyor. çocuklar kikirdemeye devam ediyor. avuçlarını açıyorlar, elmanın özenle çıkarılmış çekirdekleri... çocuklar yerde...devam ediyorlar hiç üşenmiyorlar, armudun sapını, portakalın içindeki beyaz bölümü meyvelere dair çer-çöpü taşıyıp taşıyıp gülüyorlar. Sonunda bana da elma, armut ve portakal geliyor, üstüne bir de kikircik öpücüğü... * Başlangıcım bu değildi ama olayın oluş biçimi çok hoşuma gitti aklımda kalsın, dedim. * Kandilinizi kutluyorum, kutlu doğum günü hepimiz için "onu tanımaya, anlamaya ve örnek almaya" vesile olur, dilerim. * Epey…