uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

Gökhan Özcan hatırlamaya devam

Cuma, Şubat 26, 2010
Hiçbir şey ve Ruh Yordamını okudum seneler evvel, gazetenin tv sayfasındaki yazılarını okudum. Sonra köşe yazdı, onu okudum. Ne yazarsa severek okurdum; yazdıkları kadar, belki daha fazla üslubunu severdim çünkü. Hele başlıkları... Bugün hangi başlığı atmış diye beklerdim. Sonra kaybettim onu... Nasılsa unuttum üstelik. Oğuz Atay'ın tavan arasında unutturduğu sevgili karakteri gibi oldu, öyle severken, "ha evet... özcan bu... tamam bizim gökhan özcan" oldum, şimdi yine okudum.

"Dünya Bültenine bakmasam, Akif Emre'nin yazısının devamını okumak için tıklamasam, yenişafak sayfasına geçmişken, epeydir bakmadım acep kimler yazıyor, demesem.. aaah sebepler olmasa, birbirine değen ...

Örümcek ağlarını temizleyip yazılarının üstünden bi bakayım, neleri kaçırmışım... Kitaplarını da çıkarayım kuytulardan... Ben hatırlıyorum dokunuyordu kelimeleri ve onları sıralayışı sek sek oynamak gibiydi...

Benim kaçırdıklarım burada ve en son yazısı inanana gurbet dünya

*Yazının başlığı "canımızın sıkıntısı" ama sanki eskiden olsa "inanana gurbet dünya" diye atabilebilirdi....


Read On 2 yorum
Perşembe, Şubat 25, 2010
İçerde meyve soyuyor evin babası, elif ve iremsuya...
Bense epeydir yüzüne bakmadığım internetin altını üstüne getirmekle meşgulüm. "Annene elma götür" sesi geliyor, ses elma diyor, ama kikirdeyen çocukların getirdiği elmanın kabuğu, "kabuk istemiyorum" diye sesleniyorum. Çocuklar kikirdeyerek yine geliyorlar avuçları kapalı. Sesleniyorum yine. "kabuk istemiyoruuum" ses "kabuk göndermedim zaten" diyor. çocuklar kikirdemeye devam ediyor. avuçlarını açıyorlar, elmanın özenle çıkarılmış çekirdekleri... çocuklar yerde...devam ediyorlar hiç üşenmiyorlar, armudun sapını, portakalın içindeki beyaz bölümü meyvelere dair çer-çöpü taşıyıp taşıyıp gülüyorlar.
Sonunda bana da elma, armut ve portakal geliyor, üstüne bir de kikircik öpücüğü...
*
Başlangıcım bu değildi ama olayın oluş biçimi çok hoşuma gitti aklımda kalsın, dedim.
*
Kandilinizi kutluyorum, kutlu doğum günü hepimiz için "onu tanımaya, anlamaya ve örnek almaya" vesile olur, dilerim.
*
Epeydir yazamıyorum, bir ayı aşmış. Genel bi toparlama yaparsam;

  • Kikirciğim 6 yılını doldurdu 28 ocakta. Perşembe akşam çalışıyor olduğum için ıslak kek yapıp, iremsu ile birlikte evde kutladık. Pazar günüyse büyükleri davet edip toplandık, yedik içtik. Yiye - içe ne vakıt büyüttük, ne vakıt...
  • Hafif hastalıklar atlattık, geçti gitti sağlığımıza şükrettik.
  • Bu ay okuma yönünden son derece kısır geçti benim için. Armağan'ın son kitabında takılıp kaldım, süründü resmen elimde. Kitaba haksızlık etmek istemiyorum, son derece ilginç ve belgeli tarih bilgileri içeriyor çünkü. Ama ben bittim, son 40' ı bitirince tarih okumaya ara vereceğim bi süre. Kitaplardan açılmışken bahis, beklediğim kitaba kavuştum nihayet. Sağolsun siparişleri verdi Ali baba, bana kalsa bi altı ay daha bekler dururdum. Kitaplar geldi ama tarihten sosyolojiye geçmeden biraz hafiflemek istiyorum. Akyürek'in "Öğlen namazına nasıl kalkılır" ı ya da Şafak'ın "Aşk"ı arayı açmak için elimde diğer iki seçenek...
  • Altı saat boyunca zorunlu olarak bilgisayar başında olduğumdan sanırım, bilgisayarın başına geçesim gelmiyor, düne kadar da geçemedim zaten. Dün takip listelerimi yenileyip, bir-iki arkadaşa uğrayabildim ancak..Bugünse uzun zamandır uğramadığım dünya bülteninde gezindim ve bu yazı yıllardır hissettiklerime tercüman oldu, biz böyle olmayacaktık ama biçildik ey halkım unutma bizi!!!
  • devamı sonra, bilo geldi ...


Read On 1 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate