Kayıtlar

Mart, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

beş başlık sildim, bu kalsın :)

Resim
Gecenin 12'sinde ev yapımı pizzam-ınan, turka yapımı kolamı yudumlarkene iki bakayım, nete diye oturmuşudum....
Bir de baktım ki bu saatte 5 online ziyaretçi...Neden bilmem içimden "bu saatte benim blogumda ne bulmuş da okuyor şuncağızlar, akıllarını peynir ekmekle mi yediler, yoksa çok mu yalnızlar" diye düşündüm. Sonra farkettim ki ben de başka bir bloga yorum bırakıyorum, çok mu yalnızım yoksa aklımı peynir ekmekle mi yedim, ?

Soruyu kendime yöneltince verdiğim cevap:
1.Yalnız değilim, Allah'ım var... 2.Penir ekmek değil, pizza-kola olabilir...
buuuut; ben sadece, ama yaaa, gerçekten...!!!
not: bu sessiz iç diyalog sonunda ulaştığım önerme, "kendine sorduğun soru çuvaldızdır" bence yanı...
**************************************************************************************
Dün çağrı alırken yaşadığım bir diyalogu da aktarmak istiyorum...
İyi günler hoş geldiniz ben ... Nasıl yardımcı olabilirim? (bu soruyu her soruşumda içimden bir ses yükseliyor, "olamaz…

Şafak'ın Aşkı

Resim
'ŞERİAT DER Kİ; "Seninki senin, benimki benim"
TARİKAT DER Kİ; "Seninki senin, benimki de senin"
MARİFET DER Kİ; "Ne benimki var, ne seninki"
HAKİKAT DER Kİ; "Ne sen varsın, ne ben"'


***

Güzel üslubu ve zengin bir kelime dağarcığı olmasına rağmen, zaman zaman "tasavvuf" ile "bugünkü secret düşüncesini" birbirine karıştırmış gibi geldi bana kitabın bazı bölümlerinde... Kendince bir harmana gitmiş gibi. Yine de resmin tümüne bakmaya çalışan ve ayrıntılarda kaybolmayan bi kitap... Şems'in ağzından verilen kırk kuralın ve yaşam biçiminin ne kadarı araştırmaya dayalı onu da merak ediyorum doğrusu. Bir "roman" olarak değerlendirince, türünün hakkını verdiği kesin... Fakat beni en çok şaşırtan Elif Şafak gibi bir yazarın "abdest" kelimesini kitabında "aptes" olarak yazması... Ol-ma-mış yani...

Zamanlama bu kadar iyi olamazdı;

Ali Bulaç yazmış, benim karşıma tam zamanında çıktı bu yazı... Merak edenler için;
Sekülerleşmeyi aşma biçimi olarak tasavvuf

hastayım uleeyn :)

Resim
Küçükken bademciklerim şiştiğinde, "fındıklarım çıktı" derdim hep. Şimdikiler fındık ölçüsünü epey geçti. Kikiriği iyi edeyim derken, kendimi boşlamış olmalıyım ki, yakayı fena kaptırdım. Sıcak içerek rahatlamaya çalışıyorum, kahvemi içiyorum bu satırları yazarken, ardından içmek için ıhlamurumu demlenmeye bıraktım.... Konuşmasam idare edebilirim belki ama konuşmak zorunda olmak ve mecburen sık sık yutkunmak canımı yakıyor. Bu akşam her çağrı arasında bir yudum aldım yarım litrelik termosumdaki sıcak kahvemden, yarına Allah Kerim...
Şikayetçi değilim, hamdolsun... Ama içinizden de olsa bi "Allah şifa versin" i esirgemezsiniz diye düşündüğümden yazıyorum hasta olduğumu, sırtımı da yaslayarak şu hadise...
“Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’diye dua eder.” (Müslim, Zikir 87, 88; İbni Mâce, Menâsik 5…