uragan/günlük
bİr nevİ "anı deposu"

İnanç Ya da İnançsızlık-Yüzleşme / Umberto Eco-Kardinal Martini / 1001 Kitap / 2005

Cumartesi, Aralık 29, 2012

Bence kimsenin, farklı itikatların kendi yandaşlarına yüklediği zorunlulukları yargılama hakkı yoktur. İslam dininin alkol tüketimini yasaklamasına itiraz edemem; eğer bu görüşe katılmıyorsam, Müslüman olmam. Bu nedenle, Katolik Kilisesinin boşanma hakkındaki görüşlerinin neden laikleri korkuttuğunu anlayamıyorum. Eğer Katolik olmak istiyorsanız, boşanmayın. Eğer boşanmak istiyorsanız Protestan olun. Eğer bir katolik değilseniz ve Kilise sizin boşanmanıza izin vermiyorsa, işte o zaman şikayet hakkınız var demektir. Kilise tarafından tanınmak isteyen homoseksüellerin ve evlenme talebinde bulunan rahiplerin beni kızdırdığını itiraf etmeliyim. Bir camiye girmeden önce, ayakkabılarımı çıkarırım. sf:62



Bir insanın, Tanrı'nın varlığının ispatlanmasının imkansız olduğunu düşünüp Tanrı'nın var olmadığının ispatlanabileceğini savunarak Tanrı'ya inanmaması bana garip geliyor. sf:100




Read On 0 yorum

Anne-Kız Diyaloğu

Cuma, Aralık 28, 2012


Kulağı çınlayan Elif, konuyu annesine aktarır.

Elif: Anneee, kulağımda arıza oldu galiba, garip bir ses geliyor.

Anne: Kulağın çınlıyordur, bugün kimi kızdırdın bi düşün bakalım.

Elif: Ses geliyor bi dakka bi dakka, evet diyor ki HATA KODU 1-0-0-1
Read On 0 yorum

Kitapyurdu'nu ailecek seviyoruz,

Perşembe, Aralık 27, 2012
sanırım onlar da bizi seviyordur :) Geçen hafta gelen son siparişler.




Read On 0 yorum

Anne-Kız Diyaloğu

Çarşamba, Aralık 26, 2012

Okuldan dönen Elif bir yandan üstünü değiştirip bir yandan da konuşmaktadır, üstünde atleti olduğu halde gelir ve der ki;


-Anne kollarıma bak, kas yapmışım. Annesi;

-Eee şınav çekiyorsun ya arada, kol kasların güçleniyor, ondandır.

-Evet ama annecim bir de sınav çekiyorum, o da kol kaslarını güçlendiriyor.  
Read On 1 yorum

Ümit Ahmet; Bab-ı Esrar; Doğan Kitap; 2008 / sf:33

Çarşamba, Aralık 26, 2012

"Tanrı merhametten de şefkatten de daha büyüktür. Tabii, şiddet ve cezadan da. O'nda hepsi vardır, O'nda hepsi birdir. Bir olmak demek, çok olanı bir görünümde toplamak demektir, ama farklılıklarını silmeden, aynılaştırmadan, birbirine benzetmeden. Çünkü her varoluşun bir anlamı, bir gereği vardır. Çoğu zaman mesele Tanrı'nın ne olduğu değil, bizim onda ne gördüğümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti görür, zalim olanlar şiddeti. Zeki olanlar aklı görür, aptal olanlar kör inancı; alimler bilimi görür, cahiller mucizeyi"


Ümit Ahmet; Bab-ı Esrar; Doğan Kitap; 2008 / sf:33


Read On 0 yorum

Ankara'da eylem yapmak zor iki gözüm ! / Viva arabesk* !!!

Salı, Aralık 11, 2012

10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününde Eğitim-bir Sen'in 81 ilde düzenlediği ve sanırım en sönüğü de Ankara'da olan "Kamusal Alanda Başörtüye Özgürlük" toplaşmasına katıldım. "Hava yağmurlu katılım az olur" diyerek izin günümde dışarı çıkmayı sevmeme rağmen kalktım gittim, ... Ben artık kimseyle YKM'nin önünde buluşamam, aklıma geldikçe üzülüyorum.



  • Sınavlardan üçü açıklandı, not bulamadığım İ.B: 60 almışım.  Enf: 70, İng: 50. Geriye kaldı 6  altı ders, göreceğiz bakalım sonuçları.
  • Bu Muharrem'i aşuresiz geçirmedim elhamdülillah, pişirmesi benden süslemesi Elif'ten.
  • Geçen yazıda görüşme sürelerinden şikayet ettikten hemen sonra, görüşme süresi olmayan bir birime geçtik Meh. Grup olarak. Dua niyetine mi geçti bilemiyorum.Sanki daha rahatım burada, evet evet öyleyim. Yine de ben sorun çözmeyi seviyorum sanırım 
  • Benim dizinin senaristi bu haftaki bölümün senaryosunu yazarken uçmuş belli ki yine; seyirlik bir bölümdü. Bu sezon başındaki  "biz ne versek izler bizim sadık kitle" mantığı yerini eski günlerdeki çalışılmış senaryo ve dekorlara bırakmaya başladı tekrar, memnunum.*VİVA ARABESK
Geçtiğimiz hafta INCEPTION'ı izledim, ilk fırsatta tekrar izleyeceğim.
Muhteşem bir senaryo,  süreklilikle ilgili bir-iki takıldığım nokta var gibiyse de, özünde müthiş bir fikir, hem ben de kaçırmış olabilirim bazı "an"ları. O nedenle tekrar izleyeceğim, son 25 yılın en iyi filmleri arasına girmiş film, 2010 yapımı olmasına rağmen.
İzlemediyseniz en kısa zamanda, ama mutlaka sessiz bir ortamda.
INCEPTION FRAGMAN


Read On 0 yorum

Hayatta paylaşmaya değer, bildiğin bir sır varsa eğer...*

Perşembe, Kasım 29, 2012

  • Vizeler bitti, 9 dersten sınava girdim, sonuçları bekliyorum.
  • Kikirik uyumadan önce kitap okuma alışkanlığı edindi gibi, onun adına seviniyorum.
  • Pamuk gevezelikte sınır tanımıyor.
  • İş yine iş, yine iş... Gerçekten sorun çözersen karşına görüşme süresi engeli çıkıyor.
  • "Kedi buradaysa ciğer nerede, ciğer buradaysa kedi nerede?" diyorum kendime.
  • 20 kasımda Cemil Özeren öldü, ayna dağılmadan evvel ne çok dinlerdim. 
  • Elif ufaktan bir soğuk algınlığı atlatıyor, benim de bu gece boğazımda yanma başladı, ballı ıhlamurumu yudumluyorum, "Anlatmalıymış Meğer" i  dinlerken.
  • Evde elimde Kevir, yolda Mesnevi-1 ; dilimde ciddi arabesk...
  • 22 kasım; "benim kararım, neden böyle karar verdiğimi açıklamak istemiyorum" dedi bücür. "Ben de bundan sonra kararlarımın nedenlerini açıklamayacağım hadi bakalım, dedim.
  • 28 kasım yeniden çaba, daha gayretliyim, hadi bakalım.

* AYNA Grubu "Anlatmalıymış Meğer"'in sözlerinden...
Read On 0 yorum

Biz hayatı öğretiyoruz bayım!

Cumartesi, Kasım 17, 2012


Biz Filistinliler,
her sabah dünyanın geri kalanına hayatı öğretmek için uyanıyoruz, bayım!!!

Biz Hayatı Öğretiyoruz Bayım!


Read On 0 yorum

Ey Rabbim onların bayrağını yeryüzünde dalgalandırma!!! *

Cumartesi, Kasım 17, 2012
...........

Allah'ım bizim kaderimiz senin elindedir
Ve bizim işlerimizin tümü, Sana döner
Ve bizim durumumuzdan habersiz değilsin
Iztırabımızı sana bildiririz

Üzüntü ve şikayetimizi de sana bildiririz
Zalimlerin adaletsizliğini yalnız Sana şikayet ediyoruz,
ve facirlerin zulmünü,
ve ihanet eden suçluların cezasını,
Allah'ım zalimler karanlığı gerçekten uzattılar.
dinsizlerin kinleri derine uzanmış,
ve yöneticiler suçlular...

Allah'ım onların üzerine doğruluk eli gönder
kötülüğü onunla kaldır
Ve bizim izzetimizi geri döndür
..................

amin...

*Kabe imamı Şeyh Muhammed el Muhsini'nin duasından bir bölüm / Tamamı / Videosu
Read On 0 yorum

...

Pazartesi, Ekim 29, 2012
  İstatistikler konusunda eskisi kadar takipçi olmasam da, loglamalardan anlaşılan yazmanın vakti gelmiş de geçiyor. Tabi yine bir toparlama yazısı olacak elbet, aradan geçen onca zamana karşın.

   Malum 29 Ekim bugün ve kutlama çabaları tam da iş yerimin dibinde gerçekleşti, tabi işi bırakıp gözlemleme imkanı olmadı ama akşam haberlerini izleyince Ankara'daki durumdan rahatsız olduğumu dile getirmeliyim önce. Neden hiç bir yerde müdahale olmadığı halde Ankara'da bu sert müdahaleye gerek duyuldu anlamak zor, normalleşmeyi baltalamamanın gerektiği kanaatindeyim. İstanbul boğazındaki görüntüler de muhteşemdi ayrıca.
Read On 0 yorum

"Mesnevi Okumaları" yeniden ve kaldığım yerden

Perşembe, Ekim 18, 2012

6 nisan - 7 temmuz 2008 arasında Mesnevi'den etiketli alıntıları yayınlamışım, Rumi'den.
Ne çok şey kattı bana Mesnevi, ruhuma dokundu ve onu bazen baharlardan bir taze bahar,
bazense yangın yerine çevirdi.
Read On 0 yorum

gittiler...doldurulamaz boşluklar bırakarak hem de...

Salı, Eylül 25, 2012

Zahidem'i, dinlemeyi severdi babam en çok, annem de takılırdı hatta biraz kıskanarak.
Ben Zülüf'ü  O'nun gibi söylemeye çalışırdım ilk gençliğimde.
Sadece dertlenmezdim ama ben neşelenirdim de bağlamasıyla, "bağa gel bostana gel" diye bir başlardı en yüksekten...

Çok çok gidiyorlar, yerlerine parmakla gösterilecek bir kaç aşık bırakarak..
Allah gönlü güzel bu adamların mekanlarını da güzel eylesin ...


2012 Neşet Ertaş / Gönül Dağı 

2012 Abdürrahim Karakoç / Mihriban
2004 Kazancı Bedih /  Tükendi Nakt-i Ömrüm
2002 Mahzun-i Şerif / İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım



















Read On 0 yorum

Yalnızlık Ömür Boyu

Çarşamba, Eylül 12, 2012
Tam da bu cümleyi kabul ettikten sonra başlar gerçek hayat.

Dünya üzerindeki hiç bir şeyin seninle sonsuza kadar kalamayacağını idrak ettiğinde  -zira aslında bu bilgiye sahipsin bir ölümlü olarak, önemli olan bilmen değil hakikati sezmen-  yol ayrımı karşına çıkıverir.
Read On 1 yorum
Cuma, Eylül 07, 2012
Haftalardır gece vardiyasında çalışıyorum, bir ay oldu galiba ya da bana öyle geliyor.
Yakında kanatlarım çıkacak, yarasa olarak gezeceğim, düzen müzen kalmadı.

Ama her mevzuda olabileceği gibi bunda da bir hayır var elbet.
Kalkmakta zorlandığım sabah namazları yok artık, namazı kılıp yattığımdan :)

"Seher Vaktinde edilen duanın makbul olduğu" bilgisine de sahip olduğumuza göre,
amin diyorum.

Müslümanların aleyhinde yazan bir adamcağız için hidayet, hasta bir dost için şifa, kendim ve ailem için de namazı devamlı kılanlardan olmamız, evladımın hayırlı bir kul ve evlat olmasını diliyorum, genelde. Haaa tüm sevdiklerime sağlık sıhhat afiyet dilemeyi unutmuyorum, kabul eder inş. Mevla.

Ama bir müddet gündüz çalışıp, akşam yatıp, seherde tekrar kalksam da fena olmaz yani :)
Allah'ım dua niyetine kabul eyle, amin.

Kaybedenler Klubünü izledikten sonra kağıda dökülenleri de not etmek istiyorum buraya yakında, bir de Kitle ve İktidar... Söyleyecek söz bulamıyorum.

Tabi sezon açıldı, Leyla ve Mecnun'da, o nedenle.

 
Read On 2 yorum
Read On 0 yorum
Perşembe, Ağustos 23, 2012
Geçen bayram, ramazan, son dönemdeki ruh halim, aklımda kalsın diye not edeceklerim, depoya atılmak için bekleseler de uygun vakti ve hali bulamadığımdan yazamıyorum onları.
Yazmalıyım unutmadan önce, bir an önce.

I Love your smile ' daki gibi bir akşamüstüne, ışığın tam da öyle yeryüzüne inişine ve uzun uzun yürümeye ihtiyacım var sanki, bisiklette olabilir.  :)
Batan güneşe doğru yürümeli ya da belki, yağmur altı da olabilir. Allah'ım yarattığın tüm güzellikler için, (akşamüstü, gün batımı, yağmur altı, dolunay, seher vakti, ...vs) teşekkürler, bunları fark edecek gözler ve kalp verdiğin için de.

Şu balık tutan amcanın yerinde de olabilirdim fena olmazdı hani

Read On 0 yorum

Estağfirullah

Salı, Ağustos 14, 2012
“Müminin işlediği her günah kalbinde siyah bir nokta meydana getirir. Tevbe edip kötülükten sıyrılarak af dileyince o siyah nokta kalbinden silinir. Eğer günaha günah eklerse siyah noktalar çoğalıp kalbini kaplar.” Hadis-i Şerif
Buhari
Read On 0 yorum
Read On 0 yorum

Artık yol zamanı...

Pazar, Temmuz 08, 2012
"Yol, zamanın bir fonksiyonu değildir.
Hız, yolun zamana bölünmüş halidir.
İvme ve sürtünme katsayısı bizi ilgilendirmez.
Yolda olmak bir hıza sahip olmayı gerektirir,
aksi durum yolda durmaktır.
Durmak, sıkıcıdır.
Yolda durmak, yolda olmak anlamına gelmez,
yolda durmak, yolda durmak anlamına gelir.
Yolun bittiği yerde durulmaz.
Ya önce durulur, ya durulmaz.
Bazen yolun kenarından renksiz duru sular akar.
O sularda balık da vardır.
Yolun yardığı tepelerin biri yeşil toprak diğeri bej olabilir.
Su aktığı yerin rengine bürünmez.
Ama sana öyle gelebilir.
Ayrıca yol bitmez.
O labirentin duvarıdır..."*

*:kaybedenler kulübü


Read On 1 yorum
Çarşamba, Temmuz 04, 2012

Hafta sonundan itibaren yıllık iznim başlıyor, Ramazan önünden bedenen ve zihnen biraz dinlenme, tazelenme zamanı. Üzerine de Ramazan'la ruhen tazelendikten sonra daha güzel devam etmeyi umuyorum bayram sonrası günlere, darısı tüm dileyenlere..

Cümle Alem-i Müslim'in Berat Kandili kutluyorum.
Read On 1 yorum

Çok şey oluyor ama;

Çarşamba, Haziran 27, 2012

bu sabah iş öncesi Ümitköy tayfasıyla simit sarayında kahvaltı yaparken, vardiya farkları nedeniyle uzun zamandır görüşemediğimiz Ayşe'nin de dediği gibi yorgunum, sanırım.

Yine de bir kaç satır kalsın aklımda diye;

*Elif geçtiğimiz hafta Mevlana Camiinde Kur-an Kursuna başladı.

*Kurs dışında da örtünme gayretleri var, örtülerime el kondu.

*Tembelliğimden hoşlanmıyorum ama mücadele de edemiyorum onunla. İş ve servis arkadaşlarım her ne kadar bu kadar çok şeye nasıl yetiştiğime inanamadıklarını söyleseler de benim aslında özellikle evle ilgili yetişemediğim çok şey var, bir düzen kuramıyorum. Bir iki gün kendimi kasıp adam ediyorum evi ama o sürekli temkinli olma ve her gördüğünü toplama, anında müdahale edip iş biriktirmeme olayına bir türlü adapte olamadığımdan hemen her şey eski haline geliyor. Allah'tan Ali bazı işlerde hiç çaktırmadan yardımcı oluyor da biraz yüküm hafifliyor.

*Allah'ım yeniden ipin ucunu gösterdiğin için teşekkür ederim, ben zıplayıp dururken birden ortadan kaldırmamanı diliyorum. seni seviyorum.
Read On 0 yorum

geçtim, bitti :)

Salı, Haziran 12, 2012
Yaz okulu yok, sanayiye gitmekten de kurtuldum :) 9 Temmuzu iple çekiyorum.


Read On 4 yorum

3 hazirandı ve hava sıcaktı.

Cuma, Haziran 08, 2012
Kayıplar,
Kazançlar,
Karşıyaka'da toprağa verilirken tek bir yüksek ses çıkmadan, birinin  bıraktığı yerden diğerinin kur'an'a devam edişi,
Dün tekrar yanlarındaydım, anne, kardeşler ve çocuk toparlanmış görünse de biraz; eş, o eş ...
Takdir-i ilahidir ölüm, ağlamam bu nedenle pek, belki dolar gözlerim o kadar.
Bu sefer kendime ağladım ben, tutamadım içimde.
Tutmak için ne kadar çabaladıysam da içimden çıkışına engel olamadım iç çekişli ağlamaların.
Hazırlıksızlığıma, geride bırakacaklarıma değil, boşlukta sallanan ipin ucundaki kalbime ağladım.
okudum, okudum, okudum,ağladım okudum, ağladım okudum.
kabrin geniş, sorgun hafif inşaallah, hala oğlu.




Read On 2 yorum
Cuma, Haziran 01, 2012
sınavlar bitti ama ben de bittim, ellerim filan titriyordu sınava girerken, 2 saat uyuyabildim sadece.
kahvaltı edecek bile zaman bulamadığımdan taze sıkılmış bir portakal suyu aldım, belediyenin arabalarından.
üst üste 3 kahve molalarda, okulda da çay ardından sınav..

şekerim düştü kesin, çıkışta kantine zor attım kendimi, bir şeyler yedim, ardından çay-sigara.
evdeyim ve uykuya teslim olmadan önce depoya boşaltayım zihnimi dedim ve tabi sevdiğim bir şarkı eşliğinde.


Bu dersin vizesi 60, sınıf ortalaması 0-30 arası değişiyor, finalden yine vizedeki gibi bir not gelir, ben inşaallah bu dersi de geçmiş kabul ediyorum kendimi.


yorgun ama acayip rahatlamış vaziyetteyim :)

Read On 4 yorum

mısırdan önce kafayı yemezsem :)

Perşembe, Mayıs 31, 2012

içli şarkılar, kırık ezgiler....*

Sınav çıkışı işe geri dönmeden eve geldim.
Dün bir saat fazla çalışıp bugün doğacak eksiği tamamlamıştım.

Sınavdan ya 64 ya 68 alacağım, test yaptı ve cevap anahtarını astı çıkışta. Vizesi 78
Eğer devamsızlığı sorun etmezse bu dersten geçtim hayırlısıyla.

Darısı diğerlerinin başına.,

Bu düeti dinledim dün sabah rastgele, yıllardır Livaneli'den dinlemeye alıştığım bu şarkıyı Gripin yorumundan ilk dinlediğimde sevmekle sevmemek arasında gittim geldim, Livanelinin en sevdiğim ve güzel yorumladığı şarkılardan biri olduğu için belki de, şimdi bir daha dinledim, bir daha...

Sanırım bu düzenlemeyi de sevebilirim, hala sevdim diyemiyorum bak. Güzel olmuş ama.

Neyse, yarım saat kestirip yarın ki finale çalışmam lazım, son artık.

Cumartesi mesaim akşam.
Akşama kadar iki haftalık leyla-mecnun tekrarlarımı izleyip, çay içip, mısır patlağı yiycem, ooooh.





Yarın en son sınav
Read On 2 yorum

bitti, bitiyor / kadınlar susarak gider...*

Perşembe, Mayıs 31, 2012
Son iki sınav, şükür.
Gecenin 3'ünde bir yanda yağmurun sesi, bir yanda Nazan'ın;

veri tabanı oluşturma programı olan acces,veri tabanıyla direk bağlantı kuran, özel tasarıma uygun ya da  ve her türlü değişiklik yapılabilecek info path designer ve formların kaydedilip dosyalandığı info path filler  üçlüsünün içinde gezinti halindeyim.Yandaki fotoğraftaki manzara diğer monitörün koruyucusu cancağızım, info path ile alakası yok,  print screen öncesi mönitörü devre dışı bırakmakla uğraşamadım.

Bir de Nazanım Öncel var tabi, yatmadan önce bir doz.

*cemal süreya

kadınlar susarak gider...

çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.
kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. genellikle ne cevap alır? abuk sabuk konuşma! gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.
bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

kadın susarak gider!

en önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. o gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.
Read On 0 yorum

sessizlik!!!

Cuma, Mayıs 25, 2012
Güzel bir öğle uykusunun yerini tutabilecek bir şey var mı?
Belki iyi demlenmiş sıcak çay, belki ...

Bugün evdeyim.
Hiç bir yere koşmak zorunda olmamanın sükuneti
ve ona eşlik eden tatlı bir tembellik duygusu sarıyor benliğimi.
Müthiş,
Mutfaktan gelen kahve kokusu da öyle...
Read On 2 yorum

final trafiği

Cuma, Mayıs 25, 2012
22 mayıs - 12:00-13:00 Halkla İlişkiler ve Reklamcılık
Vize sonucunu final günü açıkladı, 55 almışım, bırakmayı planladığım derslerden biriydi, beklemiyordum 55'i. Derse bir kere bile giremedim. Finalde 1. dönemden 1 soru sordu, nörobiyolojik pazarlama diye bi şey o soru gitti, ödevden bir soru sordu, ödev yapmadığımdan o soru da gitti. Diğer iki sorudan geçersem geçerim.

24 mayıs- 12:00-13:00 Bilimsel Araştırma Yöntemleri
Vizesi hala açıklanmadı, finalde ödev teslim ettim, bu ders için hiç bi fikrim yok, not bulamadığım için konu başlıklarını nette araştırıp, birilerinin yüksek lisans tezlerinden, vikipediden hatta ekşi'den bile okumalar yapıp girdim sınava, 3 soru sordu biri ödevle ilgili yaptım, diğeri bir konu belirleyip hocanın araştırma teknikleri olarak verdiği yönteme göre test aşamasına kadar getirmekti, varsayım üretip, ölçüm tekniklerine kadar getirmek 35 dk mı aldı. Diğer soruyu hiç cevaplamadım o da kitap rapor ödevi ile ilgiliydi zira ödevi yapmadığımdan cevaplayamadım ama yapmış da olsam yazacak zaman kalmamıştı.

24 mayıs- 13:15-14:15 Örgüt Sosyolojisi
Vizesinden 40 almıştım, Finali için sabahladım, 90'ın altında bir not almamalıyım, bilemedin 85, beş sorunun hepsini yaptım, bir tanesi eksik, birinden de bir maddeyi unutmuşum, geçeceğim bu dersi inşaallah.

Haftaya 4 sınav kaldı.

28 mayıs- 13:15-14:15 Türkiye'nn Yönetim Yapısı
30 mayıs- 10:50-11:50 Metin ve Yorumları
31 mayıs- 14:30-15:30 Enformatik
1 haziran- 14:30-15:30 Halkla İlişkiler Tarihi

Yaşasın haziran, yaşa sen haziran

Read On 0 yorum

iyim mi serim ? / durma göğe bakalım*

Salı, Mayıs 15, 2012
7 ayrı ders ve hoca ile ilgili 25'er sorudan anket doldurdum, neden? Şu üç sınavın sonucu açıklandıysa... diye. Ama fiyasko, finaller 21 mayısta başlıyor, ne zaman açıklanacak meraktayım, benim stratejik planlarım suya düştü.

Evet finaller geliyor ama ben daha hiiiç bi şeycikler yapmadım, aslında vizelerde de aynı usül takıldım ama bu sefer zorlanacağım sanki... Bahar mahmurluğundan ruhumu kurtarabilirsem bu haftadan başlamak niyetindeyim, inşaallah. belki...sanırsam, ay dont kınov...

Bu arada facebook'da elifonya olarak bizim hatunun başladığı castville son dönem favorim. Tabi sokak oyunlarına da devam. Bugün iş çıkışı Elif'i de alıp, anneme uğradım, hediyesini vermek için. Çıkışta Elif dışarıda oynamak ve bisiklete binmek istedi. Eh kırmadım ben de. Dönüşlerde de ustalaştık artık, öyle ki atraksiyon aşamalarına geçmeye başladık; elleri bırakıp sürmeler, ayakta pedal çevirmeler... kask lazım kask kask..

Bisiklet turu sonrası hatunun adaşı ve arkadaşı Elif ve babanın da inmesiyle beraber, çocukları ortaya atıp topla bir güzel yaktık, kikir kikir gülen bebeler ne keyifli yaaa. Fakat alan eğimliyse aşağı tarafta durmayacan, her topa koşmak lazım geliyor, yakan top o vakıt seni terletiyor :)

Çıkışta hadi bir Gordion'a gidelim, yemekle uğraşmayalım dedik,dedim, ardından birer kahve derken, ben bu akşam da eve 10'da girdim. Haftanın başlangıcı pek üst seviyeden oldu, ilerleyen günlerde 8'e düşürmek lazım ki, biraz okuma yapılabilsin şahsımca, kanaatim budur.

Velhasıl;

Sistem yoğun,dolayısıyla iş yoğun, kafa dolu, yapılacaklar listesi kabarık, yapılanlar listesi mahzun; olsun çilekler güzel kokuyor ve ansızın yağmur, dolu, fırtına da gelse, güneş en azından bir bakıp kaçıyor. Havası sürprizli günlerde ne sürprizler bekliyor daha bizi bakalım.

Geçen hafta uzuun süredir devam eden az uyurluğumu giderip en az 8 en fazla 11 saat uyuyarak enerji toplamış olduğumdan iyimser miyim acaba, iyim mi serim, evet iyimserim :)

Ve tabi ki kapanış; durma göğe bakalım :)

* Turgut Uyar

Read On 0 yorum

zaman, ne hızlı geçip gidiyorsun öyle.

Salı, Mayıs 08, 2012
Akşamcıyım bu hafta.

00:40 sıraları servisten indiğimde muhteşem bir hava ve yukarıdan beni selamlayan ay iyi hissettirdi bana kendimi ama kısa bir süre içinde ense ağrıma geri döndüm.

Düşünüyorum da bazen; ...

Hep düşünmek gerekirken bazen düşünüyorum.

"Tutunamayanlar"ı okumak istiyorum ve belki "Dönüşüm"ü de, tekrar zamanı gelmiş gibi.
Ve  tabi "Gazaba  uğramış şiirler"i, Cemal Süreya'yı bi de.
Read On 2 yorum

son üç

Pazar, Mayıs 06, 2012
Adamla kendi içimde o kadar takıştım, hepi-topu bir kere dersine girdim, telefonla ulaşmaya çalıştım vs.. 3 haftalık 15 ayrı başlıktan ödevi toplu olarak, hem de içimden mail adresi ile ilgili kaba bir yorum yaparak gönderdim. Publisher sorun olacak bir şey değildi, ama access için derse gireydim iyiydi. Sınavı test yapması seçenekler hakkında mantık yürütme şansı tanıdı, iyi oldu. Böyle bir dersin sınavının klasik olması olası değil, bence test bile ölçme aracı olamaz. Sınavın pc başında uygulamalı yapılması gerekirdi, ama nerdeee.

Neyse mühim olan bir 78 de enformatikten kapmış olmam. Şimdi üç ders kaldı, bunların 2 sinden ödev yapılacak, derslerin birineyse hiç girmedim. Bir an önce şu üç dersin sonuçları da bir açıklansa ona göre strateji belirleyeceğim, zira her şeyi aynı anda yetişmek hiç kolay değil.

Sınıfta bir kız var, sonradan okula dönmüş tiplerle ilgili sürekli laf sokmaya çalışıyor. Yalnız ifade şu: "oooh, ekmek elden su gölden, evde otur otur ezberle, gel sınavdan 100 al"  "Arkadaş senin işin ne, bir tek ders" diyesim geliyor bazen ama tıfıl daha. 30'una gelip; eşti, çocuktu, evdi, yetişilecek programlardı derken, ekmeğin hangi elden, suyun hangi gölden geldiğini görecek zaten. Şimdiden yormaya gerek yok :)
Read On 2 yorum

İnsanın Anavatanı Çocukluğudur / Doğan Cüceloğlu

Cumartesi, Mayıs 05, 2012




İnsanın Anavatanı Çocukluğudur

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

- Ne oldu, nasıl oldu?

- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.”

Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:

- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?

- Hayır, neden?

- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. “Oğlum bugün ödevini yaptın mı?” Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, “cık” sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, “Niye yapmıyorsun ödevini!” diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.

Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:

- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. “Ben ne biçim babayım,” diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul’dan çalışma yerim olan Kayseri’ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.

- Radikal bir karar!

- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.

- Eşiniz ne dedi?

- Hocam biliyor musun ne oldu?

- Ne oldu?

- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, “Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz.”

- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!

- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.

- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?

- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve “Hayır!” anlamına gelen “cıkk” dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.

- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!

- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, “Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın,” demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.

- Eşiniz gelmek istemedi!

- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. “Çok mu kötü hocam?” diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. “Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?”

- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?

- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. “O kadar mı kötü?” diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.

“Gel seni yeniden kucaklayayım!” dedim. Kucaklaştık.

“Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!

Doğan CÜCELOĞLU


Read On 0 yorum

Demek kendini mecnun sanıyorsun? / hiç mi koşmamışım ben ya!!!

Cuma, Mayıs 04, 2012


:)

 2 haftayı aşmış, yazmayalı. Günler hep bir telaşla geçip gidiyor.

  Sabah 7 kalkış, 7:45 çıkış, 9:00 işbaşı, 14:30 iş çıkışı arkadaşlarla muhabbet dolu yemek faslı, 15:00 metro-ankaray transferi sonrası 15:35 okula ulaşma ve ders öncesi dumanı, 15:45 ders, 17:45 okul çıkışı ve ders sonrası dumanı, 18:30 hatun dersini bitirmiş, üstüne de yrd. kitaptan türkçe-mat. 2 şer sayfa tamamlamışsa eve hiiiç çıkmadan (zira günün üstüne o 5 katı çıktıktan sonra tekrar inme isteği sıfırlanıyor) sitede bisiklet turları ve akşam ezanıyla eve giriş...

Havalar ısındığından beri özellikle salı-çarş-perş durum bu yani. Şikayetçi miyim, değilim. Sağlık olsun da,  koşturalım inşaallah.

  Kısa kısa ;
  • Elif Nisan ayı içinde bisikletin yan tekerlerinden kurtuldu.
  • Vizelerin üçü açıklandı;  ÖS:40, MY:70, TYY:70 Diğerleri bir an önce açıklansa derslerin bazılarını vermeye çalışmayacağım, ödevlerine vakit ayıramayacağım iki ders var, vizesi de düşükse, kafadan bırakıcam yaz okuluna.
  • Bütün kış üstte yazdığıma benzer tempoya ve aslında çok da yememe rağmen iyi kilo almışım. Hani kış uykusuna yatsam anlayacağım da, o da yok :)  İki ihtimal var; çayımın şekeri ya da tiroidler. Vakit olursa bir endokrinoloji turu yapacağım finallerden sonra.
  • Aslında bir de geniz eti operasyonu geçirmek gerekiyor sanırım, ama sooona:)
  • Geçtiğimiz hafta sonu Kızılcahamamdaydık,  ben seviyorum ya orayı hakkaten. 4 saati aşan yemek öncesi ve yemek sonrası iki tur yürüyüş yaptık. Elif'e okulumu, evimi, öğretmenimin evini.. gösterdim. Babamla milli eğitim müdürü zeki amcanın çay içtiği yer hala aile çay bahçesi olarak duruyordu. Her zaman oturdukları yerde çay içtik, çay berbattı ama olsun, çaysız evrenden iyidir.
  • Gel-gitler oldu içimde, uzun sürmesine izin vermedim, yolları özledim, yolda olmayı özledim. İçimde dönem dönem birden aniden beliren her şeyi bırakıp kaybolma isteği oluşması hali küçüklüğümden beri öyle bir sinmiş ki ruhuma, turgut'u belki sadece ve sadece bunu yapabildiği için seviyorum. Hatta belki bu nedenle anlayış yerine büfeyi gösteriyorum. Tutunamayanlar zamanım gelmiş; ah serap, ah sırası mıydı şimdi?
  • Elif'e bir çilek bir de domates fidesi aldım, ha bir de bodrum papatyası aldı kendine iki gün önce. Sığmıyor evladımın ruhu bu çekmecelere; hayvanlı, bitkili, topraklı yerlerde nasıl da nefes alıyor, nasıl da gülüyor gözleri.   ...Amin 
  • Haa, müzik kıtlığı çekiyorum bir de bu ara. Çok karıştırdım, midem bulandı galiba. Orhan Baba dinleyesim var.
  • Bugün iş çıkışı-okul öncesi arada Yaseminle görüştük Kızılay'da, gidişata dur diyememenin derdiymiş gibi görünse de aslında esas sorun üretememenin yarattığı boşluk hissi sanki bizi bu denli yoran. 
  • Yazasım var fark ettim bak ama uykum da var. Akrep ve yelkovan aleyhimde devr-i daime devam ediyorlar, bu yazıyı yazarken; şunuşunu, şunu ve tabi şunu dinledim. 
  • Ben aslında fotoğraf da ekleyecektim bak; fideleri, çiçeği, odabaşı apartmanını, soğuksuyu.. O da sonraya kalsın. ertele-ötele / mE
  • Kapanış, ilk izlediğimden beri paylaşmak istediğim bir leyla-mecnun bölümünden. 

Demek kendini mecnun sanıyorsun?



kendime not: 23-24-25 hariç diğerlerinde sabah-öğlen ya da öğlen-akşam 2 kez
Read On 0 yorum

huysuz bacak sendromu

Salı, Nisan 17, 2012
Bu sabah uyandığımdan beri sürekli karıncalanıyormuş hissi veren bacaklarımın, gün içinde benimle uyum sağlamasını beklesem de mümkün olmadı. Son raddeye kadar ilaç kullanmayan ben en son bir ümit bu tuhaf psikolojiden kurtulma umuduyla bir ağrı kesici aldım ama tabi ki işe yaramadı, çünkü ağrım yoktu.

Neticede bacaklarım şu saat itibariyle huysuzluğa, ben de onların benimle inatlaştığı kuşkusuna kapılmaya devam ediyorum.

Eski bir pc'ye ram ilave edecekmişsin de parçalar birbirine uymamış sanki, an itibariyle hissiyatım budur.



Read On 2 yorum

Doğadan çalma, doğa için çal !!!

Perşembe, Nisan 12, 2012




Emeği geçen herkesin eline, koluna, diline sağlık.












Çok duygulandım ben izlerken, farklılıklardan doğan tek ses muhteşemdi,
istenirse bulanacak ne çok ortak payda var , insan olmanın altında.
ve en son Aşık Veysel'in sözleri ...
Bu türkü her zaman ölüme çok yakın hissettirmiştir beni.

:
Read On 0 yorum

Yazmak ya da yazmamak...

Çarşamba, Nisan 11, 2012
Yazmak ciddi iş, vesselam...

"Kendine Ait Bir Oda" yı okuduktan ve cinsimin edebiyat dünyasında 1600'lerden bu yana hangi koşullarda neleri yazabildiğini; neyi, niye yazamadığını ucundan kıyısından hissedince, daha ciddi görünüyor şimdi...

Ankara Kalesine karşı memleketimin ayazını yiyerek zehirimi çekmeyi özlediğimi fark ettim, bu haftaki akşam vardiyası iyi geldi.

Bir de ay...
Çok etkileyiciydi bu gece, aralık bırakılmış bir kapı gibi, itip girsen neler saklı içeride kim bilir...



 
Read On 0 yorum

bildiğim tek vadi kurtlar vadisi :) mi acaba?

Salı, Nisan 03, 2012


  • Şükür vizeler bitti. Bir şeyler okumak için sabahlamayalı ne kadar uzun olmuş meğer. Zorlandım mı, hayır  beklediğim kadar değil. Açıklanan bir sınav sonucu yok hala. Beklemedeyim.
  • Sınav döneminde çok güldüğüm ama yoğunluktan fırsat bulup yazamadığım bir olay oldu. 50 yaşının üzerinde bi Bey var afla dönmüş. Sınavda arkamda kızlı erkekli bir grup kendi arasında şakalaşıyor, "dedem nerede ya göremedim, kopya çekecektik"  diye. Durdum durdum, baktım geyik devam ediyor, tutamadım çeneyi. Dedim ki "dede bu dersi almıyor, yerine nine verelim"  Çocuklar gülseler mi yoksa durumu toparlamaya çalışsalar bilemediler ama ben sadece gülmelerini tercih ederdim, art niyet yok yani..
  • Trt haber ikna odaları ile ilgili bir haber dizisi yapıyor bir kaç gündür. Bir kaç cümle de biz ettik. Ama okula döndük ya sanki daha mı az acıyor ne? Serap arkada İstanbul manzarası, keşke bel plan olaydı da arkayı biraz daha göreydim. Yalnız şunu anladım kameramanların planlardan pek haberi yok. Dün birini izledim, kız sol aşağıda omuz plan, kamera sağ üstten çekiyor. Sanırsın kızın karşısında kameraman değil Hidayet Türkoğlu var :)
  • Evdeki pc animasyon için kullanıldığından bayağı sağlam bi makine ama fırsat bulursan,sıra gelirse kullanabilirsin. Çoğunlukla Ali iş başında, geriye kalan zamanlarda, ödevini bitirip animasyon film izleme telaşında bizim hatun. Epeydir aklımda ama üzerine düşecek zaman olmamıştı. Sanırım ben de artık elektronik hastalığına tutuldum. Şu var ya fiyatına göre büyüleyici. 9 serisi aslında tabi ki daha iyi ama yeni çıktı ve bizim bütçeye fazla. Bu güzellik çok hafif ablası (1,39 kg), havalandırma üstte, kullanımı acayip rahat, boyuna bakmadan çıkardığı sesi duy bi de. 15 GB SSD olmak üzere 500 GB kapasite, İşlemci İntel İ5. 13.3" ekran ama bana sorsan 17" konforunda. Bir tek ekran kartı paylaşımlı ama paylaştığı da intel yani boru değil :)  Yüklü bir oyun oynamadığın sürece kasmaz dedi bizim usta. Hafta sonu 1650 tl'ye kadar inmişti, kaptık. Ağzım kulaklarımda :))
  • Bu satırları da yakında bütünleşik hayata geçeceğimizi tahmin etiğim bu güzellikten yazıyorum. Taşınabilir pc isteyen arkadaşım, tabletten özellikli, (neticede sağlam bi işlemcisi var) fakat bi o kadar taşıması rahat bir şeyler istiyorsan bu alet süper :)
  • Bu geceki silikon vadisi'nin de sonuna geldik sevgili izleyiciler, bir daha ki haftaya görüşmek üzere...
                                                                      her duruma nane olmadan duramayan blogcu uro



Soldaki     apple,     sağdaki samsung,
         alttaki                                                                                             can gox :)

Read On 0 yorum

neyzen adayı

Perşembe, Mart 22, 2012

Bir aydır devam ediyor, ney kursuna. Ben ses çıkarabilmek için çaba harcarken, O notalara geçti bile. Yolun açık olsun güneşim :)


Read On 0 yorum

run run run - sun

Perşembe, Mart 22, 2012

  • Vizeler önümüzdeki pazartesi başlıyor,  "kolay kolay" diyor çalışmıyorum, yarın başlayacağım inşallah çalışmaya; tembelsem biraz. Pazartesi ve çarşamba notları topladım. 
  • Dün inanılmaz yorucu ve gergin geçti. Lafta "bilimsel araştırma yöntemleri" dersi için sunum yapacaktım, ders 13:30'da başlıyor, mesai 14:30'da bitiyor. Bir kaç ün önce uzmanımla konuşmuştum, hem vize günlerinde yıllık izin hem de çarşamba erken çıkmak için. Fakat fiyat artışları nedeniyle çağrı patlaması olunca, izin de tehlikeye girdi. Ben zaten 13'de çıkıp, 13:30'a okula yetişebilir miyim, gerginliğindeyken, uzmanım gelip C.K. yoğunluğun nedenini anlamak için çağrı dinleyecekmiş, senin çağrılarını dinlesin, dedi. Yapma etme desem de dinletemedim, sonunda pes ettim. Yanında, anında işine müdahale edebilecek statüde biri kulaklığı takıp seni dinlerken çağrı almak inanılmaz yorucu. Saat 12:30 oldu, erken çıkmam gerekiyor ama sıkar biraz, bu yoğunlukta izin verdiği için uzmanımın başı derde girer diye endişeleniyorum. Tam o sırada çalıştığım sistem yavaşlamaya başladı ve çağrıya devam etmek için pc'yi kapayıp açmam gerekti. O sırada C.K. 'da bir kaç saat sonra dönmek üzere ayrıldı. 
  • Ve benim koşu maratonum başladı. Anafartalar'dan metroya 3 dk'da koşmuşum, Mirkelam görseydi gözleri yaşarır, klibinde beni koştururdu :) Metro hemen geldi, oradan ankaray'a geçtim, toplam 40 dakikada okuldaydım ve derse yeni başlarlarken yetiştim. Peki ne oldu? Ne olacak hoca sunumları sınavdan sonraki haftaya erteledi :(  
  • Bana kalan sıkı bir kaval kemiği ağrısı. 
  • Güzelim gülümsemeyle günaydın dediğinde günüm aydınlandı, güneşim oldun  kızım..  :) 

26 mart p.tesi / Halkla İlişkiler Tarihi
27 mart salı    / Halkla İlişkiler ve Reklamcılık / Metin yorumları
28 mart çarş  / Türkiye'nin Yönetimsel  Yapısı / Enformatik / Araştırma Yöntemleri
29 mart perş / Örgüt Sosyolojisi 
Read On 0 yorum

Ne güzeldir Yollarda Olmak Şimdi !!!

Çarşamba, Mart 14, 2012

Ben Mamak Türküsü olarak biliyordum.
Ve Fırat Tanış'ın Yeni Türküyle birlikte yorumunu dinledim.
Çok iyi olmuş, zaten bestesi de çok güzel bu şarkının.

Fakat Mamak Türküsü olarak bildiğimiz bu şarkı,
aslında Kemal Burkay'ın Sonbahar'dan Çizgiler isimli şiirinin
Yeni Türkü tarafından bestelenmiş haliymiş.

"Geldiğimizde otlar yemyeşildi
Ve kuzeydeydi güneş
Kömür deposu boşaldı işte
Mamağa sonbahar geldi

Güneş altında tutsaklar
Geçen sonbahara bakıyorlar
Şirin mi şirin gecekondu evleri
Samsun asfaltında otomobiller
Ne güzeldir yollarda olmak şimdi"

Read On 0 yorum

Bu hafta / Cengiz Hanım

Çarşamba, Mart 14, 2012

10  mRt cumartesi kahvaltı sonrası kapı çaldı, sipariş ettiğimiz kitaplar beklediğimizden önce gelince, çok mutlu olduk kuzumla... Kapıya yarıştık. Ambalajı aceleyle açıp hazinelerimize kavuştuk. Ben ders ve senaryo kitaplarına kuzu da avatar'ına kavuştu. Daha çay faslı devam etmekteydi ki, mutfak masasına yayıldık. Elif hem çayını içip hem Avatar'ı bitirdi. Ali demişti, almışken ilk 3'ü alalım diye, dinlemediğime pişman oldum.
*
Ders ile ilgili son durum; 9 mRt cuma günü okula gittim, 14:55'de biten dersten birilerini bulup ödevi teslim etmek için. Ne yaparsam yapayım 15:05den önce okulda olamıyorum. Kantine attım ben de kendimi belki birilerini bulurum diye ve buldum. Hoca ödevleri mail olarak alacağını söylemiş, çocuklar çıktı maliyetlerinden şikayet edince. Ben de 2 haftalık ödevi mail attım cumartesi günü. Bugün mailime baktığım daysa şok oldum, hoca bana tebrik mesajı göndermiş. Buzlar eriyor mu kine?
*
12 mRt Pazartesi sabah 08:45; Ass.... asansöründe gülmekten yıkıldık. Her sabah olduğu gibi yine servisteki bayıcı müziği dinlememek için yol boyunca sağ kulağım radyoda Özgür'de sol kulağım arkadaş muhabbetlerine açık şekilde Ulus'a kadar geldim. Asansöre binerken sevdiğim müziklerden biri kısık kısık çalıyordu. Tam 3. katı geçiyorduk ki; enerjik sesiyle Özgür yüksek tondan anons girdi. Bir baktım asansördeki herkes bana bakıyor. "Hep birlikte dinlemesek mi acep radyoyu?"  cümleleri dökülünce dudaklarımdan, herkes bıraktı kahkahayı. Beynime düşen şeyin dudaklarıma bu kadar hızlı inmesi şaşırtıcı, fren lazım frennn :)
*
Leyla-Mecnun dili çok yerleşti ağzıma, konuşurken eğleniyorum. Geçen haftanın ilk sahnesinde yer alan klip favorim şu sıralar. Çiçekler açsın, böcekler ötsün............ :)
Zeynep Çamcı'yı çok beğeniyorum. Sedef'i yani. Dizi'ye ilk girdiğinde tutmuştum, bırakmadım :)
Bahar mı gelse artık, özlemişsek güneşi...



*Cuma günü not toplamaya gitcem okula, 24 martta vizeler başlıyor. Metin okumaları ödevini de NisaN'ın ilk haftası teslim etcem. Sabah işe, oradan okula, oradan eve şeklinde geçiyor günler.

Son dönemde telefonda en çok kullandığımız diyalog, aşağıdaki ve kombinasyonları şeklinde..

dış ses: İşte misin, evde misin B... ?
uragan: okuldayım yine tutturamadın :)

Kapanışı yine geçen hafta ki bölümün tarihi karakterleriyle yapmayalım mı, yatmadan önce biraz gülmesek mi Cengiz Hanım :))


Read On 0 yorum

Gönlüm Dağlarda / Dağlarına bahar gelsin memleketimin

Perşembe, Mart 08, 2012


Ödevleri teslim etmek için izin almama ve speedy gonzales kadar hızlı davranmama rağmen 10 dk yüzünden yetiştiremedim. Dersliğin yeri değişmiş,     bir 4'e bir zemine derken kan ter içinde Dekanlık Sekreterinin yanında buldum kendimi. Kadıncağız sağ olsun Hoca'yı telefonla arayıp okulda olup olmadığını sordu. Hoca okulda olmadığını ve ders dışında ödev kabul etmediğini bir de sekretere vurguladı.
Bir şans daha verdim bu derse ve haftaya salının ödevlerini dün sınıftakilerden aldım. Ve bu gece; ekstre, iade, fiyat teklifi ve satın alma siparişi hazırladım çok lazımmış gibi.
Bu defa ki planım, ödevi yarın derste bu dersi alanlardan birine verip, hocaya vereceğine inanmak. O da olmazsa benim daha bu derse bu dönem ayıracak enerjim kalmadı. nasip...

İş yerinde durumlar netleşmeye başlıyor, sis kalkıyor. Dün farklı bir birimin eğitimine çağrıldım, itiraz ettim. Üst'üm yardımcı oldu. Şu an en son istediğim şey iş yerinde de eğitilmek, bilmediğim sulara yelken açmanın hiç zamanı değil.
*
Ben  bu yazıyı yazarken; Özlem Özdil , eşlik etti bana, yaşıyo mu bu kadın ya, hiç sesi-soluğu çıkmıyo.
*
Yorgunum!!!
Read On 0 yorum

pıfff / pamuktan yapılmayan pamuk şeker

Salı, Mart 06, 2012
Saat: 00:16

Hediye Sertifikası, Gider Raporu, Faks kapak sayfası, Envanter Listesi, Fatura

Ödevleri hazırladım, 9'dan sonra oturunca başına ancak bitti.
Publisher formatında çıktısını alamazsam kırtasiyeden diye pdf olarak da kaydettim,
ve anladım ki pdf tabloları bozmuyor :)

Üzerine bir de pamuk şeker ekledim.

Umarım yarın teslim etmek için işten yarım saat erken çıkabilirim..

Read On 0 yorum

Burası hakkaten depo oldu ya,lazım olursa bulurum diye zihnimdekileri atıp gidiyorum.

Cuma, Mart 02, 2012
* 2 günlük kar tatilinin salonumuza maliyeti solda göründüğü gibi. Şimdi fotoğrafları görüp, -be kadın madem evin bu halde oturup ne demeye blog yazıyorsun, git de evini topla- diye geçirebilirsiniz belki içinizden ama, iş öyle değil. Bu toparlamayı yarın Elif Hanımla birlikte yapacağız..

* Şimdi Elif'in okulundan geldim. Aslında 13:30'da biten bir dersim vardı bugün ama derse girseydim Elif'in okuluna gidemeyecektim. Ben de tercihimi Nevin Hoca'yla konuşmaktan yana kullandım. Geçtiğimiz günlerde bahsetmiştim ya hani, konudan. Elif'in sınıftaki yerini
değiştirmişti Nevin öğretmen. Yeni yerinden sonra kuzumun davranışlarında değişiklik farkedip farketmediğini sormak istedim. Bir de Elif'in benimle paylaşmadığı ama öğretmeniyle paylaştığı başka bir şey var mı, sorunu büyümeden nasıl
çözeriz, diye konuştum kendisiyle. Yararlı bir görüşme oldu.

* Dün fakülteden iki hocayla daha konuştum, Türkiye'nin Yönetimsel Yapısı ve Halkla İlişkiler Tarihi dersleri için. Onlarda da sorun olmayacak inşaallah. Sınıftan bir iki kişi ile de tanıştım. Sınav öncesi fotokopiler nereden bulunur, vize-final haftası ne zaman filan.. Pazartesi günkü dersi ikinci öğretimlerden alacağım için günü boşaltmış oldum. Eğer Cuma günkü dersi de salı-çarşamba-perşembe günleri arasına sıkıştırma imkanım olursa, p.tesi ve cuma boşalmış olacak okul yönünden.


* Tek sıkıntı enformatik'de çıktı şimdiye kadar. Üstelik de ders fasa fiso. Hoca haftada bir buçuk saat ders veriyor, microsoft office'in içinde  publisher programı var, hazır şablonlar vs.. Kurum içi yazışmalarda kullanılabilecek hazır belgeler. Yarım saat kullansan çözersin o kadar. Bunlardan her hafta ödev istiyor, Ödevi derse gelebildikçe getirmeyi önerdim, kabul etmedi. Her haftanın ödevini o hafta içinde alıyormuş. Sınav da yapmayabilirmiş, ödevlerden değerlendirme alabilirmiş, miş,miş.

* İş yerindeki durumlarda bir değişiklik yok, Elif'in durumunu bir süre takip edeceğim ve bir düzelme olmazsa çalışma saatimi 4,5 saate indireceğim. Elif hafta içi etüte kaldığı için eve gelişi beşi buluyor genelde. Sabah 9-13:30 arası çalışıp, okula geçmeyi, gerekirse dersten erken çıkıp onun geleceği saatte ya da en fazla bir saati aşmayacak şekilde evde olmayı planlıyorum.

* Aslında bu süreçte sanırım ben de gerginim biraz. Oraya buraya parçalarımı dağıttım ve toplamakta zorlanıyorum. Bu da sabrımı azaltıyor ve kuzuma yeterince sakin ve anlayışlı davranamıyorum herhalde. Ama farkındalık iyidir her zaman. Sorunu çözmek için ilk adım tespittir ne de olsa.

* 28 şubatla ilgili medyada yayınlanan programları da takip etmek istiyorum, acaba o zaman ağızlarını açamayanlar bugün ne yumurtlayacaklar, diye. Bugün bile olsa bunların konuşulabilmesine seviniyorum, bunları konuşabilecek bir alan oluşmasından da çok memnunum. Sivilleş-Me!!!'den Sivilleşme'ye geçebiliriz umarım.

* Geçtiğimiz hafta 1453'ü izledik gordion'da. Filme ilgili eleştiri yapmak kolay, malzeme bol yani. Yine de yapmayacağım böyle bir denemeyi önemsiyorum çünkü.

* Dün akşam dolgum düştü bir de. Araya dişçi sıkıştırmak gerekecek zira unutup da ani bir şey içince yerinde zıplatıyor adamı.

* Elhamdülillah, durum budur.





Read On 0 yorum
Perşembe, Mart 01, 2012
Dün 6 kere vesait değiştirdim ya.
İstanbul'da olsa, hele ki iki ayrı yaka da oturuluyorsa çok anormal bir durum sayılmaz.
Ama 6 vesait Ankara için çok yüksek bir rakam !!!

ümitköy-sıhhiye
sıhhiye-yenimahalle
yenimahalle-sıhhiye
sıhhiye-emek
emek-ulus
ulus-ümitköy
pıfff...

Metin ve okumaları dersinde; "şiir" üzerine durdu Gürsel Hoca. Dersi çok sevdim, kendi sınıfımın dersini kaçırsam da ikinci öğretimlerin sınıfında dersi almam için  yönlendirmişti beni pazartesi günü. İyi ki de öyle yapmış. Arayıp da bulamadığım bir edebiyatın içinde buldum kendimi. Fuzuli'den Sezai Karakoç'a Baudelaire'den Ahmet Haşim'e kadar..


Nefisti.

Bugün akşam mesaisine kadar yarı ense yaptım, o da nefisti. Yarına Allah kerim.
Read On 0 yorum

Ben bu hafta ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit

Pazartesi, Şubat 27, 2012

Bir gün çıkıp biri bana akşam vardiyası geldiği için bu kadar sevineceğimi, hatta sabah vardiyası öneren birine hayır diyeceğimi söylese inanmazdım, ama oldu.
Bu hafta öncelik okulda, tabi her daim Elif'den sonra.
Yalnız çok yorucu olacak gibi görünüyor. İlk günün planı; 

Pazartesi
07:00; Kalkış ve kahvaltı hazırlıkları. Elif'in okul kıyafetlerinin ütüsü.Uyanmak için bir bardak çay. Ahaliyi uyandırma çabası ve çıkış. +
08:30; Ders-Metin ve yorumları, ODTÜ trafiğini hesaba katmayan uragan'ın 50 dk.'da yani saat 9'da okula varışı. Yarım saat gecikme nedeniyle dersin ikinci yarısını beklerken çay-s. Sınıfın olduğu kata çıkıp arayı bekleme. Bir buçuk saat Senaryo ve Yapım okumaları. İkinci bir "derse geç gelenleri almıyoruz"  vakıası atlatmamak için bekleme, bekleme.... +
11:00; Gürsel Hoca'yı ders çıkışında yakalama. Genel durum izahı. Bir ödevle odadan çıkış. Virginia Woolf-Kendine ait bir oda
11:40; Eve varış. Odaları havalandırıp yatakları ve ortalığı toparlama.  +
11:50; Bir yandan kahvaltı için tost hazırlayıp bir yandan bulaşık makinesini boşaltma, sabah bulaşıklarını yerleştirme. +
12:10; Hem tost-çay, hem bloga iç döküş.  +
13:00; Uyku / uyku biraz uyku, bütün istediğim buydu. :)
14:00; Kalkış ve akşam yemeğini ocağa verme. Dünkü temizlikte yetişmeyen salonun temizliği. Vakit kalırsa biraz ütü.
16:30; Okuldan gelen Elif'in ödevlerine göz atma, arada muhabbet ve sınıfın son dedikoduları, etütte tamamlayamadığı ödevi varsa onların tamamlanması ve hatunun anneanneye bırakılması.
18:30; Mesai başlangıcı, konuşma konuşma ve yine konuşma. Eskaza çağrı aralarında boşluk varsa Ali'nin projesi için yazmaya başladığım senaryoya bir bölüm daha yazabilme.
00:00; Vardiya bitişi, ooooooooohh!!!
00:45; Eve varış..

Salı günü de pek farklı olmayacak, her ne kadar ilk ders 13:30'da başlasa da, sabah 9'da ahaliyle beraber çıkıp Yenimahalle Kaymakamlığına gitmem gerekiyor, sigorta işleri için. 
13:30-14:55; Enformatik 2
15:45-17:55; Metin ve Yorumları (Dün kaçırdığım dersi alabileceğimi söyledi Gürsel Hoca)
18:30: Mesai
24:00: Çıkış
24:45: Home sweet home :) Kuzucuğumla koniş koniş*

*: koniş koniş: Leyla ile Mecnundan dilime yapıştı bu ikileme, koyun koyuna yatmak anlamında kullanıyor Mecnun, yakınlıklarını anlatmak için Dede'yle konuşurken.. 


Bu haftayı sağ çıkarır mıyım acaba? "Ben bu hafta ölmezsem ölmem ölmem hiç bir vakit" diye mırıldanmaya başladım bile. Hafta iki günden ibaret değil tabi ama çarşamba- perşembe- cuma'yı yazacak takatim yoksa belki. :)

Şu anda iki ders devam zorunluluğu istemiyor. Bu hafta sonunda hangi derslerin hocalarının devm istediği belli olacak. Umarım devamsızlıktan bırakan yoktur. Ama acayip disiplinli hocalar. İ.Ü'de hocalar mı gevşekti yoksa biz mi gençliğin lakaytlığı ile farkında değildik bilmiyorum ama, burada derse geç kalmak ciddi sorun yani. Kapıyı tıklatıp giremeyen gençler bekleşip duruyorlardı, kapı önünde..

Hadi eyvallah,
uykuuu biraz uykuuu-uuu / bütün isteğim buydu. hımm hım hımm hımmm



Read On 0 yorum

olaylaaar, olaylar.../ her seferinde yenideeen *

Cuma, Şubat 24, 2012
*Çok yaşa İsmail abi :)

  • Okul bu vardiya düzeninde Örgüt Sosyolojisi'nden ibaret bir şeymiş gibi görünüyor. Hocalarla görüşüp devam konusunu konuşacaktım güya, ama iki haftada üç defa okula gittim.  Ve hala kimseyi bulabilmiş değilim, eğer bu hafta da sabah çalışacak olursam, şöyle içli :) bir mail  döşemeyi planlıyorum.                                                       
  • Elifde ikinci dönemden itibaren genel bir davranış değişikliği söz konusu. Okulda; övünmeyi seven ve maalesef yalan söylemekten hiç çekinmeyen iki arkadaşından kuzucuğumun da etkilendiğini fark ediyorum. Bugün "elif olmak ve eğik olmak" üzerine konuştuk biraz, daha iyi olacağına inanıyorum. Öğretmenimiz de durumun farkında ve üzülüyor. Veli toplantısında da ayrıca konuşmuştuk bir ara ama olayın nedenini tespit edememiştik. Son bir haftadır Elif'im ile yaptığım konuşmalardan anlıyorum ki, bi özenme durumu var. Ama bugünkü konuşmadan sonra en büyük zenginliğin "inanç, sağlık ve aile birliği"  olduğunu anladığını sanıyorum.
  • İş hayatı; şirketin yeni yapılanması ve pek çok kriter değişikliği nedeniyle son derece sancılı geçiyor. "Köle miyiz abi bu da iş mi yani" diyesim geliyor ama şimdilik yutuyorum, okul için harçlığa ihtiyacım var ne de olsa :)                  
  • İş yerindeki kafadarım ve aynı zamanda yol arkadaşım N ile, vardiyaları tutturamıyoruz bir de o yıllık izne çıkınca üç haftadır görüşemiyoruz. Sohbetine epey ihtiyaç duyuyorum çay-sigara molalarında. Hele ki şu dönemde.
  • Ezgiyle konuştuk U'ya gittikten sonra bir kaç kez. Önceleri yer konusunun belirsizliği üzmüştü beni ama kafa dengi arkadaşlar bulmuş şükür:) En son konuştuğumuzda sesi iyi gelmiyor gibi geldi bana ama yüksek sesle konuşmaktanmış, ööle dedi. Allah yardımını esirgemesin. 
  • Ona da sorunlardan bahsedince "ablacım evde durumlar nasıl, o iyiyse  gerisini boşver" dedi, şaşırdım bu cümleyi onun ağzından duymaya, ama memnun da oldum itiraf etmeliyim. Gerektiğinde boş verebilmek iyi bir meziyettir kanaatimce, hayatı kolaylaştırır..
  • Evde durumlar iyi. Ali'nin takılmaları artık hep "öğrenci" kimliği üzerinden yol buluyor;  "Evde iki hatun var, ikisi de öğrenci, bu evde artık yaşanmaz",  dominos'la bi konuşayım, belki kombineye indirim yaparlar" esprileri en tuttuğum espriler.                                                           
  • Aslında genel bir tatsızlık var üzerimde, eve gelince Leyla-Mecnun tekrarlarına takılıp biraz kafa dağıtıyorum. Bazen kendimi -İsmail Abi'nin pamuk şekerin pamuktan yapılmadığını anladığı andaki gibi-    yıkılmış hissetsem de, bir şekilde toparlıyorum -Yavuzun da söylediği gibi.


* Performans Sanatçısı Yavuz Hırsız

Read On 0 yorum

haftalık yayın akışı

Salı, Şubat 14, 2012

Atak yok, panik hiç yok.
İki gün sürdü geçti, şükür.



Kendime not:
- 14 şubat salı - 15:00 - veli toplantısı (bitti, ooh)
- 15 şubat çarş - 14.30-15:05 - 35 dk, tamamlama
- 15 şubat çarş - 15:40 - Örgüt sosyolojisi - muharrem çetin ( devamsızlık konusu)
- 16 şubat perş - Allah Kerim.

Read On 0 yorum

Beklenti atakları / Tek başına-Yaşar Kurt

Cumartesi, Şubat 11, 2012

Yapılması gereken çok şey ve yapacak tek kişi olunca beklenti atakları yaşıyorum zaman zaman.

Aslında kendimi "insanların normal beklenti eşiği"nden epeyce geride tutmayı başarsam da çoğu zaman, bazen ataklar geliyor işte. Birilerinin de ben anlatmadan beni anlamasını, yağmasa da gürlemesini, her gün en az 60defa kullandığım "nasıl yardımcı olabilirim"in bana da sorulmasını, istediğim anlar oluyor. Bu cümleyi duymak içi çm arayacak haldeyim.

Ama bu konuda hiç de şanslı sayılmam; hayatımın tezatı.
Yakın mesafeler-uzak ilişkiler / Uzak mesafeler-yakın ilişkiler..

Moralmanım düşük anacım, düzeltmek için kendime en oynak şarkıları bile dinlettim, anlık tesir ediyor, olmadı..
E o zaman bakmışken kuyunun başından bi inelim aşağı, epey oldu uğramayalı.

Dün dedim ki; ne derdimi, ne neşemi, ne heyecanımı paylaşmayacağım.
Kararlıyım, ama nasıl yapacağımı bilmiyorum, ketumluk ruhumda yok, bakcaz.

Read On 0 yorum

!!!

Çarşamba, Şubat 08, 2012
-Hayat her zaman mı bu kadar zor, yoksa sadece çocukken mi?
-Bu hep böyle.

*Leon

Ayrıca Leyla ile Mecnun'u geriden takip ediyorum, son dönemdeki koşturmacadan.
Kükreme sahnesinde ağladım, yani bendeniz de vaziyet ağır.
Kükreyen bi İsmail abim olmasa mıydı acaba...!!!

Read On 1 yorum

Küresel Isınmaya ne oldu?

Salı, Şubat 07, 2012
Abi yıllardır herkes, küresel ısınma senaryolarıyla başımızın etini yiyor, yok eridi buz kalmadı. En son kutuplardaki buzlar bile eriyor, bu hızla erimeye devam ederse dünyanın bilmem hangi bölgeleri sular altında kalacak vs...
Bu kadar korkuttunuz milleti, anasından emdiği sütü burnundan getirdiniz.
"Şşş yapma bak küresel ısınma hızlanır", diye diye !!

Şimdi çıkmış Buzul çağı geliyor diyorsunuz, yaa bir şey söylerken neye dayanıyorsunuz arkadaş. Milletin kafasını karıştırıp duruyorsunuz. Hürriyet buzul çağı haberi yapıyor, Milliyet yalanlıyor..

Evet sevimli kahramanlar, Sid, Menfred, Diego ve Eli için problem değil Buzul Çağı, hatta eğlenceli bile olabilir, ne de olsa onların kürkleri var, ama ben üşüyorum. Ben bu satırları yazarken 3 haftadır tam olarak kalkmayan karın üzerine yenisi yağıyor, kesin KÜRESEL BUZUL ÇAĞI
 :)
Read On 0 yorum

Kaldığım yerden / Nazanım, canım.

Pazartesi, Şubat 06, 2012
Daha çok heyecanlanırım, daha mutlu olurum sanıyordum...
Dün gece netten ders kayıtlarını yaptım, yarın da danışman onaylarını yapıcam. Eski tadını vermiyor.
Okulu değiştirmemin etkisi belki.. Eminim Serap'la devam ediyor olsaydık daha farklı hissederdim, O mekanda kaldığımız yerden... Burayla bir geçmişim, bir tanışlığım yok ki...
*
Yine de aradan geçen 14 seneden sonra, şu an ki tüm şartlara rağmen okul için uğraşıyor olmamı da takdir ediyorum doğrusu. Bu vazgeçmediğimin bi göstergesi bence.
*
Efferin oolum Aamet, bağa da prafo :)
*
O günlerde en çok dinlediğim adamlardan birinin şarkısı üstte çalıyor zaten, dinlediğim diğer isimlerden biri de Nazan. O dönem hem "Göç" hem "Sokak Kızı" en çok sevdiğim albümlerden..
*
İlk şarkı"Sokak Kızı" albümünden, "A bu Hayat", (1996)
Diğerleri "Göç" albümünden, (1995) seçemedim hepsini çok seviyorum, ezberden eşlik ediyorum Nazanıma...





Geceler Kara Tren , Göç , Ağlama Gönlüm , Gidelim Buralardan  yeter aaa :)

Read On 2 yorum

6 şubat, tekrar...

Cumartesi, Şubat 04, 2012

Zorunlu Dersler 2/4


Metin ve Yorumları        / Gürsel Sağlamöz   / P.tesi   / 08:30-14:30  /  6.derslik

Enformatik - 2                / Serdar Ulukan     / Salı      / 13:30-14:55  /  LAB3

Türkiye'nin Topl.Yapısı   / Betül Yarar         / Çarş    / 13:30-15:40  / 102

Örgüt Sosyolojisi            / Muharrem Çetin  / Çarş.   / 15:45-17:55  / 5. derslik

Türkiye'nin Yönt.Yapısı  / Sirel Gölönü        / Perş     / 10:45-12:55  / 9.derslik

Halkla İlişkiler Tarihi       / Esra İşler            / Perş     / 13:30-15:40  / 3. derslik

Halkla İlişk. ve Reklam-2 / Hanife Güz       / Cuma   / 10:45-12:55 / 9. derslik


Pazartesi görüşüp netleştireceğim ama kuvvetle muhtemel aynı kalacak. Belki 2/3'ün derslerinden de ekleme yapılabilir.  İ.Ü. İlefde benim 2. sınıfta aldığım derslerin muadilleri G.Ü.İlefde 3. sınıfta okutuluyor. 2. sınıfa intibakım yapıldı bu nedenle, sanırım 3. sınıfta yatarım :)

Ne kadarına devam ederim, işimle ders programını nereye kadar uydurabilirim bilmiyorum.
Gazinin değişik linklerinden gezinerek edinebildiğim bilgileri elimde toplu halde bulunsunlar diye buraya kaydediyorum, vardiyalarda oynayabilirsem devam düşünüyorum, baktım zorlanıyorum, çalışma saatimi 4,5 saate indirmek de iyi bir çözüm olabilir..

6 şubatı bi görelim önce...

Read On 0 yorum

Şubat'ın ilk günleri

Çarşamba, Şubat 01, 2012


  • 1 şubat çarş : isteğe bağlı sigorta işlemleri için rüzgarlı sgk
  • 2 şubat perş : g.ü öğrenci işl.
  • 3 şubat cuma : ahretlik ve lise ark. buluşma


  • 4 şubat c.tesi : YATIŞŞŞŞ

Bu hafta işten çıkıp direk eve gelmek nasip olmayacak sanırım, cumartesiye dinleneceğim artık  :)
Read On 2 yorum
Salı, Ocak 31, 2012

  • Hastayım hala, bugün 1 haftayı devirince kurum doktoruna gittim, Ek ilaçlar...
  • Öksürmekten yoruldum. Elhamdülillah.
  • Kar da kalkmıyor, her an düşme tehlikesi ile karşı karşıya gidip geliyoruz bakalım.
  • Ankara'nın en soğuk sabahları, akşamları ve geceleri...(bi öğlen kaldı geriye, farkındayım) 
  • Beyaz, beyaz, beyaz....
  • Adele'in  "yağmurları ateşe vermesi"* gibi; karları da ateşe verecek biri çıksa :)
* :  set fire to the rain  Adele - 21
Read On 0 yorum

Şimdi Hayat*

Cuma, Ocak 27, 2012
Anne'nin kikircik hastalandığında uyguladığı tüm tedavi ritüelleri; annecik hastalığında kikirik tarafından özenle uygulandı. Özenle hasta yatağı hazırlandı, sık sık silinen burun daha az zedelensin diye en yumuşağından tuvalet kağıdı rulosu ve kullanılan mendillerin atılacağı çöp torbası yatağın yanına özenle yerleştirildi. Hasta yatağının yanına koyulan sehpa hastanın sevdiği şeyler ve ona faydası olacak gıda ürünleri ile dolduruldu. Anneye taze portakal suyu sıkıldı. Zencefilli bal hazırlandı ve ufacık ellerle anneye yedirildi, anne öksürük nöbetlerine tutulduğunda, -iyi misin annecim?- diye koşularak annenin sırtına vurularak öksürük nöbetinin rahat atlatılması için çabalandı. Ihlamurlar kaynatıldı, anne terlemiş mi diye kontrol edilerek terleyen anneye üstünü değiştirmesi hatırlatıldı.
Yani anlayacağınız Kikircik artık büyüdü de, anacığını iyileştirmek için elinden gelebileceğin fazlasını yaptı.

Bugün kuzucuğum babaannesine kalmaya gitti, Aslında üstteki paragrafı iki gündür yazacaktım ama hastalıktan başımı kaldıramadığımdan ve üşendiğimden erteliyordum. Ama şimdi kuzum yanımda olmadığından mıdır nedir, hasret çöktü sanırsam içime, dökülüverdi kelimeler.

Ve tabi yarıyıl tatiline girdi okullar, Elif'im karnesiyle de memnun etti beni sağolsun. Sınıfın üç birincisinden biri oldu :) Havasını bile attı kerata. Karne günü çalan telefonu her açtığında   -Buyrun, sınıf birincisi Elif Şevval ile görüşüyorsunuz, cümlesi döküldü dudaklarından, ukala kova ne olcek :)


Ankara'ya ikinci dalga kar yağışı 14 ocak'da gelmişti, o günden bu yana Ümitköyde kar hiç kalkmadı, bugün 13. gün ve yine kar yağıyor. Bu beyaz örtü hiç kalkmayacakmış gibi gelmeye başladı bana. Fotoğrafların caddeye bakanları salonun penceresinden, diğerleri odanın...







Bu karlı havada dilime takılan şarkı grup 84'den ;
*: "Şimdi Hayat ister çiçeklerle gelsin, isterse vursun geçsin" 



Bendeniz kaçar; nar çiçekli-zencefilli-ballı ıhlamuru içip yatacağım tekrar, 
ne de olsa hasta ve yaşlı bir kadınım :)
Allah tüm hastalara şifa versin, beni de aralarında unutmasın, amin.
Read On 2 yorum

15 Ocak'ta Ankara'da ...

Salı, Ocak 17, 2012




Read On 0 yorum

Dede Korkut Hikayeleri yayına girdi.

Pazartesi, Ocak 16, 2012
Ali'nin de canlandırma ekibinde yer aldığı Dede Korkut hikayeleri, yayınlanmaya başladı.
15:10 'da ve 20:00 'de TRT çocukda...

Read On 0 yorum
Cumartesi, Ocak 14, 2012


Hafta sonu performans ödevi yapmak sanırım Elif de alışkanlık haline geldi, geçtiğimiz hafta sonu da duramadı yerinde kikircik. (8.1.12.p) Evdeki malzemelerden el feneri yaptı kendine.

Malzemeler:  
  • 1 kalem pil
  • elektrik kablosu
  • ampul
  • elektrik bandı
  • tuvalet kağıdı rulosu
Ve sonuç .








Not:  Notalar cumartesi gittiğimiz temel müzik eğitimi kursundan, devam edecek miyiz şimdilik bilmiyorum ama güzel bir akşamdı  (7.1.12.c)


Read On 2 yorum

İletişim

uragan3@gmail.com

Blog Arşivi

Translate